|
Alo?.. Orasý Bizim Ev Deðil mi, Yoksa?..
oÝnterneto
Adam evine telefon açar. Karþýsýna yabancý
bir kadýn çýkar. Adam kadýnýn sesini
duyunca þaþýrýr ve sorar:
"Sen kimsin?"
"Evin hizmetçisiyim."
"4yi de bizim hizmetçimiz yok ki!"
"Evin hanýmý beni bu sabah iþe aldý."
"Ha, öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanýmý çaðýrýr
mýsýn?"
"Hanýmýnýz þu an yatak odasýnda,
kocasý olduðunu sandýðým bir adamla beraber."
Adam önce þaþýrýr, sonra sinirlenir:
"Elli bin dolar kazanmak ister misin?"
"Tabii isterim..."
"Ýyi o zaman çekmecedeki silahý al. Yukarý
çýkýp o cadý ile yanýndaki o sümsüðü
vur."
Hizmetçi "Baþ üstüne" dedikten sonra
telefonda önce ayak sesleri
duyulur ve sonra da iki el silah sesi gelir. Daha sonra hizmetçi
yine telefona gelir:
"Ýkisini de öldürdüm efendim" der. "Cesetleri
ne yapayým?"
"Cesetleri havuza at."
'Ama burada havuz yok ki!" Adam bir süre düþünür
ve kuþkuyla sorar:
"Pardon, pardon... Orasý 546-123-092 deðil mi?".
Beyaz saray'da Bir Japon Baþbakan...
oTina Kertiþ - Bütün Dünya-Bizbizeo
Japonlar'ýn, gülümsemeyle karþýlayacaðýnýz
aþaðýdaki "karþýlýklý
konuþmanýn gerçek bir olay olduðunu ileri sürmelerine
karþýn biz yine de bunun, bir fýkra olduðuna inanýyor
ve size de bir fýkra olarak sunuyoruz.
Ýngilizce tek sözcük bile bilmeyen Japon Baþkaný
Morý ye danýþmanlarý, Amerika'da Baþkan
Clinton'la karþýlaþtýðýnda ne yapmasý
gerektiði konusunda þu öneride bulundular:
'Baþkan Clinton'ý ziyaret ettiðinizde kendisi elinizi
sýkarken siz yalnýzca, Nasýlsýnýz?'
anlamýna gelen 'How are you?' sorusunu soracaksýnýz.
Baþkan bir yandan elinizi sýkarken, bir yandan sorunuza yanýt
olarak, '4yýyim, ya siz?' anlamýnda '1 am fine, and you?'
diyecektir. Baþkan bunu dedikten sonra ise siz Ben de' anlamýna
gelen Me too' dýyeceksiniz. Bundan sonra zaten çevirmenler
devreye girecekler ve görüþmenizi onlarýn aracýlýðýyla
sürdüreceksiniz..."
Baþbakan Mori, danýþmanlarýný dikkatle
dinledikten sonra Beyaz Saray'a gitti. Protokol uyarýnca Baþkan
Clinton kendisini karþýladý ve beklendiði biçimde
elini sýktý.
Baþbakan Mori o an küçük bir yanlýþlýk
yaptý ve Baþkan 'a "Nasýlsýnýz?"
'How are you?' dýyeceði yerde, "w" ile "h "nin
yerlerini karýþtýrýp, "Who are you?",
yani, 'Kimsiniz?" diye sordu.
Baþkan Clinton, konuðunun þaka yaptýðýný
sanarak bu soruyu kendi de þakayla yanýtladý:
'Doðruyu söylemek gerekirse ben, Hillary'nin eþiyim"
dedi ve yüksek sesle "Hah, hah, haaaa..." diye gülerek,
kendine özgü kahkahalarýndan birini attý.
Baþbakan Mori, Baþkan Clinton'a þu karþýlýðý
verdi.
'Me too..." 'Ben de...' dedi ve... Amerikan adeti sanýp, kendisi
de "Hah, hah, ....... "diyerek yüksek sesle gülmeye
baþladý.o
Doðum odasýnda garip bir tanýk
Çiçek Özgüder - Bütün Dünya-Bizbize
Hemþire, hastane koridorunda bekleyen adama yaklaþtý
ve gülümseyerek bilgi verdi:
'Doðum çok iyi gidiyor" dedi. 'Bu olayý izlemek
için içeriye girmek istemez misiniz?"
-Adam, içeri girmek istemediðini söyleyince hemþire,
doðum yapmakta olan kadýnýn yanýna geri döndü.
Aradan bir süre geçtikten sonra hemþire yeniden adamýn
yanýna geldi ve her þeyin çok iyi gittiðini söyleyip,
onu rahatlattýktan sonra, içeriye girmek isteyip istemediðini
bir kez daha sordu. Adam bunu istemediðini bir kez daha söyledi
ve terleyen elleri arasýndaki araba anahtarý ile oynamaya
baþladý. Bebek artýk görünmeye baþladýðýnda,
hemþire dayanamadý ve yeniden dýþarý
çýkarak adamýn yanýna geldi ve kolundan çekerek
onu zorla içeriye, doðum odasýna aldý.
Bebek doðduktan sonra hemþire, adama bunun kaçýrýlmayacak
bir an olduðunu söyledi ve "Zorla da olsa, sizi iyi ki içeri
aldým" dedi.
Adam daha fazla dayanamadý ve aðlamaya baþladý.
Hemþire çok duygulandý. Aðlayan adama sarýldý
ve bunun ne kadar özel bir an olduðunu belirtmeye çalýþtý:
'Bir çocuðun dünyaya geliþi çok önemli
bir olaydýr" dedi. "Her baba çocuðunun doðumunu
kesinlikle görmeli ve bu önemli olaya kesinlikle tanýk
olmalýdýr."
Adam aðlamasýný sürdürürken, hemþirenin
konuþmasýndan güçlükle fýrsat bulup,
derdini söyleyebildi:
'Bu çocuk da benim deðil, bu kadýn da benim eþim
deðil, hemþire haným" dedi. 'Ben burada, doktora
arabasýnýn anahtarýný vermek için bekliyordum!"
Pasta...
Fýrýna geldiðimde, ortalýkta ekmek görünmüyordu.
Eski bir dostum olan fýrýncý, 'Biraz bekleyeceksin
hocam" dedi. "Ýki-üç dakikaya dek çýkartýyorum."
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaþlýca
bir adamýn girdiðini gördüm. Eskimiþ ceketinin
sol yakasý altýnda bir madalya parýldýyor
ve yürürken hafifçe topallýyordu. Selam verdikten
sonra 'Ekmeklerimi alayým" dedi. "Benim ikizler acýkmýþtýr."
Pirinci, adamýn kendisine uzattýðý torbayý
alarak tezgahýn altýna eðildi ve bir gün öncesine
ait olduðu anlaþýlan ekmeklerden dört beþ
tane koydu. Ekmeklerden kimilerinin altý yanmýþ, kimileri
de her nedense biçimini kaybetmiþti.
Fýrýncýya doðru sokularak, "Neden taze ekmek
vermiyorsun?" diye sordum. 'Biraz sonra çýkacak ya!.."
Pirinci, 'Bozuk ekmekleri kendisi istiyor" dedi. "Çok
yoksul olduðundan ona yarý fiyatýna veriyorum."
'Kim bu adam?" diye sordum.
'Kore gazilerinden" dedi. "Oðluyla gelini bir trafik kazasýnda
vefat edince, ikiz torunlarýný yanýna almýþtý.
Yýllardýr onlara bakýyor, hem de çok az bir
maaþla."
Fýrýncýnýn anlattýklarý karþýsýnda
içimin yandýðýný hissediyor ve küçük
de olsa bir þeyler yapmak istiyordum. 'Aradaki farký ben
vereyim" dedim. "Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler."
Pirinci, önerimi kabul etti ve biraz sonra çýkan sýcak
ekmekleri büyük bir umursamazlýkla adamýn torbasýna
doldururken "Çok þanslýsýn hacý
amca" dedi. "Çocuklar için bugün sana pasta
gibi ekmek vereceðim." Yaþlý adam, bir evlat sevgisiyle
kucakladýðý torbayý göðsüne bastýrýrken,
"Tanrý senden razý olsun evladým" dedi.
"Bugün onlarýn doðum günleri olduðunu nereden
anladýn?"o
|