
Başlığa bakıp da, ‘ne yani, sen bakkalları daha
önce sevmiyor muydun?’ diye düşünenler hemen kuruntuya kapılmayın...Bakkalları
tabi ki seviyordum ama artık şimdilerde daha çok seviyorum.... (yanlış
anlaşılmaktan korkan Ruşen açıklaması)
Hani şu zengin - fakir ayrımı olmadan
oturulan eski mahalleler vardı ya...Çocukluğum öyle bir mahallede
geçti...Memurların, iş adamlarının, mühendislerin, terzilerin, seyyar
satıcıların, şoförlerin aileleriyle komşuluk yaptığımız mahallede... Bu
komşularımızdan başka mahalle kasabımız, fırınımız, bakkalımız, manavımız,
berberimiz ............ vardı....
Herkes bir birini tanır, hanımlar imece
usulü bir birlerine kışa erzak hazırlamada yardımcı olur, mahallenin okumuşları
okula giden öğrencilere derslerinde yardım eder...evdeki eksikler için en yakın
komşunun kapısı tıklatılırdı...
O yılları ayrıntılarıyla yazmaya kalksam,
neler neler gelir aklıma... Ama ben şimdi konuyu dağıtmadan ‘bakkallar’
konusuna döneyim en iyisi...
Mahallemizin bakkalının adı Zeynep bakkal
idi..., dükkanın üstünde öyle yazmazdı,
levhası filan da yoktu ama biz o mahallede yaşayanlar, bakkalımıza bu
ismi takmıştık....Zeynep abla, üniversitede okuyan gencecik bir kızdı...Asıl
bakkal babası idi, ağabeyi ve annesi de satış için dükkanda bulunurlardı ama
Zeynep abla okul dışındaki zamanının çoğunu dükkanda geçirdiği için, Onu orada
çok sık gördüğümüzden mi nedir, bakkalımızın ismini mahallece öyle koymuştuk...
Evin en küçük kızı Ruşen, Zeynep Bakkal’ın
sıkı bir müşterisiydi...O yıllarda bakkala giderken komşularımızın kapısını
çalar, ‘Ayşe teyze ya da Fatma teyze, bakkala gidiyorum istediğiniz bir şey var
mı’ diye sorardık... Annemiz sıkı sıkı tembihlerdi...
-Bak, şu üçüncü kattaki yeni bebeği olan
komşu var ya ona sık sık sor, bakkaldan, kasaptan istediği bir şey varsa al’...
Anlayacağınız ‘komşu komşunun halinden
anlar’ günleriydi, o günler...
Zeynep abla bazen beni evlerine çağırırdı,
kitaplarını kaplamasına yardım ederdim... Öğrenmek istediğim şeyler varsa
sorar, bilgi alırdım... (o zamanlar evlerimiz bitişikti)...
Daha sonra ortaokula gideceğim yıllarda
evimizden uzak başka bir yere taşındılar... Dükkanlarını da taşıdılar... Başka
bakkal amcalar geldi...Ama onlar kadar sıcak ve hesaplı değillerdi...Babam
çarşıdaki fiyatların bu yeni bakkaldakinden daha düşük olduğunu görünce çok şeyi
çarşıdan alıp getirmeye başladı...Mecbur kalmadıkça bakkala gitmez olduk...
Lise yıllarımda büyüdüm diye bakkala gitme olayı zaten hayatımdan yavaş yavaş
çıkmaya başladı...Benim yerimi mahallenin başka çocukları almıştı... Daha sonra
da o süper marketler girmeye başladı hayatımıza...
''Her şeyin fiyatı üstünde yazılı..... Ve
ihtiyaç duyduğun her malzemeyi değişik reyonlardan alıp oraya buraya
koşturmadan sepetine doldurup kasada ödemeni yaptıktan sonra, bir çırpıda evine
getirebiliyorsun''... Böylece bakkal devri kapandı ve marketten alışveriş devri
başladı...
Evliliğimin ilk birkaç yılından sonra
‘kredi kartı’ adında bir nesne girdi hayatımıza...Hiç para ödemeden istediğini
alıyorsun ve tam bir ay sonra ödüyorsun...
Farklı şehirlerde, farklı alışveriş
merkezlerinde çok kullandık o nesneyi... Ama bize yaptırmadığı muziplik de
yoktu desem yanlış olmaz...
Bir keresinde, evde karabiber
kalmamıştı...Evin yakınında bakkal da yoktu...Ama az ilerideki Migros’tan
alabilirdik... Eşimle hem yürüyüş olsun, hem de akşama pişireceğim dolma
karabibersiz olmasın diye evden çıktık...
Daha baharatların bulunduğu reyona gelmeden
gözümüze o çarptı, bu çarptı.Dayanamadık dışarı tekrar çıkıp o koca market
sepetlerinden birini aldık...Canımızın istediği şeyleri sepete doldurmaya
başladık...Fondaki hareketli parça eşliğinde...
Sonunda karabiberimizi de aldık ve kasanın
yolunu tuttuk...Paramız yetmese de kredi kartımız vardı...Bir karabiber için
gittiğimiz markete 120 milyon ödeyip, koca koca poşetlerle çıktık...
Biz bunu sadece bir kez yapmakla
kalmadık...Pek çok kez yaptık...Allah’tan kredi kartı borcunu ödeyememek gibi
bir sorunumuz olmadı ama basına yansıyan kredi kartı mağdurlarını duyunca
halimize de şükrettik....
Bu
market alışverişleri bana göre değil valla.... Keşke şu an oturduğum mahallede
de bir bakkal olsa da, ben de almam gereken zaruri ihtiyaç maddelerini sadece
ondan karşılasam...Evimi de fuzuli şeylerle doldurmasam...
Hiper marketlerin büyük kolaylığı var,
avantajları çok ama kim ne derse desin ben artık bakkalları daha çok
seviyorum...

Denemelerim Sayfasına Geri Dön