"Biz ne uzaylılar gördük, aslında yoktular"

 

YARATIK TİPLERİ -2-

 

 

2.REPTOİD VEYA REPTİLLER

REPTOİDLİ DAYI

Bu türün hangi yıldızdan ne amaçla geldiği belli değil. Bunlar hakkında çok fazla palavra yani, bilgi yok. Tipleri bozolara benziyor. Bunların da gözleri pörtlek ve sarı ama sürüngenlerinki gibi gözbebekleri dikine. Ağızları ve burunları ufak. Ayrıca bozolar gibi götten bacaklı değiller, boyları daha uzun, 2 metreden fazla. Elleri 3-4 parmaklı. Renkleri yeşil. Derileri pullu. Dinozor gibi bir hayvandan evrimleşmişler herhalde. Yani başka gezegenlerde de sürüngenler varmış. Bunlar sürüne sürüne, sürünmemeyi öğrenmişler. Allah süründürtmesin.

ATLETİK BİLBAO'LU REPTOİD

Bir teoriye göre Reptoidler, 1994 yılında dünyaya çarpacak olan Şumayer Levi isimli "kuyruğu kopasıca" bir kuyrukluyıldızı, Jüpitere toslatmışlar ve dünyayı kurtarmışlar. Allah onlardan razı olsun. İyi ki Reptoidli dayılarımız var. Yoksa bu koca uzayda yalnız başımıza ne yapacaktık birader.

 

DİKİNE REPTOİD

Bunlar da bozolar gibi insan kaçırıyorlar. Hayvanlara bir şeyler yapıyorlar. Yapmasalar şaşardım zaten.


3. ÇUBABALAR

ÇUBABA

İşte en tuhaf uzaylı yaratık. Bunlara ufocular, "Çupakabra" diyorlar. "Çupakabra" ispanyolca "keçi emici" manasına geliyor. İngilizcesi "Goat sucker", türkçesi ise "Göt emici". En çok görüldüğü yerler nedense hep Porto Riko, Meksika ve diğer latin ülkeleri. Bu yüzden isimleri ispanyolca. Bunlar evcil hayvanları öldürüp kanını içiyor, etlerinden kebap yapıyorlar. Yani bozolar gibi hayvanları mundar etmiyorlar. Demek ki daha akıllılar. Ayrıca ağızlarının tadını da biliyorlar.

Bunların da hangi yıldızdan ne amaçla geldikleri belli değil. Hem bozolara hem de reptoidli dayılara benziyorlar. Renkleri turuncu gibi, sırtlarında kıl gibi şeyler var. Elleri perdeli, Bir çeşit dinozordan evrimleşmişler sanki. İnsan falan kaçırmıyorlar. Demek ki insan etini sevmiyorlar. Bu da bizler için bir şans. Ya insan etini sevselerdi.

YAKALARSAM EMERİM

Dünyaya ne amaçla geldikleri belli değil demiştik, ama karıştırdıkları haltlardan ve tiplerinden,dünyaya geliş sebepleri az çok anlaşılıyor. Bizim teorimize göre, bunlar et ve et ürünlerini çok seven yaratıklar. Kendi gezegenlerinde hayvan kıtlığına kıran girdiğinden karınlarını doyurmak için dünyaya geliyorlar. Yani dünya onlar için bir yiyecek deposu, bir lokanta, bir kebapçı. Bizlerin bakkala, kasaba, lokantaya gittiği gibi onlar da dünyaya geliyorlar. Belki de birbirleriyle iddialara girip, kaybedene "gel lan sana dünyada bi keçi (çuba, goat, göt) ısmarlayım" diyorlar. Sürüler halinde Porto Rikoya gidip, keçi, koyun emme alemleri yapıyorlar. Acaba yemekten sonra tatlıyı hangi gezegende yiyorlar? Mesela Venüs olabilir mi? Dünyada hiçbir şekerpancarı veya şekerkamışı tarlasında görülmedikleri için demek ki dünyanın tatlılarını beğenmiyorlar. Paşa gönülleri bilir.

BU DİLİ BOŞUNA BÜYÜTMEDİK

4. NORDİKLER

NORDİK veya SARIŞINLAR

Bu yaratıklarında hangi yıldızdan geldiği belli değil. Bir ihtimal Plaides yıldızından geliyorlar. Bunlara Nordik yani kuzeyli denmesini sebebi kuzeyli İskandinav halklarına benzemeleri. Sarışın ve uzun boylular. İnsana çok benziyorlar. Daha çok bozoların ufolarında görülüyorlar. Bozoların efendileri mi, ameleleri mi yoksa ortakları mı oldukları bilinmiyor. Gene bir teoriye göre bunları bozolar insan genleriyle oynayarak yapmışlar.

Bunlar diğerleri gibi dal-taşşak meydanda, çıplak dolaşmıyorlar. Daha efendiler. Öyle keçi, at, eşşek kesmiyorlar. Daha çok insan kaçırıyorlar. Telepatik güçleri olduğu zannediliyor. Daha mistik tipler.

 

5. ZORTİXLER

En iyisini en sona sakladık. Ve İşte tek gerçek uzaylı yaratık. Bundan ufocuların hiçbirinin haberi dahi yok. Çünkü bunu ilk defa ben gördüm, isimlerini ben taktım. Bunlar hakkındaki bütün bilgiler dünyada sadece ve sadece bende var.

Bunların tek görüldüğü yer Türkiye ve tek gören şahıs da benim. İnanmıyorsan oku.

Mucizevi olay şöyle oldu:

Sıcak bir yaz gecesiydi. " Şu ufoları bi de ben görüyüm birader " diye bütün ufocuların yaptığı gibi aval aval gökyüzüne bakarken, birden kuzey-güney yününden, doğu-batı yönüne doğru giden, giderken de ışıklar saçan bir cisim gördüm. Önce uçaktır diye pek sallamadım ama bi müddet sonra cisim havada takla atmaya başladı. Önceleri bunu ağzında pilli fener taşıyan bir güvercin zannettim. Ama gecenin köründe güvercinin havada ne işi olabilirdi ki? Sonra cisim sağa sola yalpa yapmaya, zikzaklar çizmeye başlayınca onun dünyamıza ait bir şey olmadığına kara verdim. Ufoculardan öğrendiklerime göre bütün manyak şeyleri uzaylılar yapardı. Evet bu uzaylılara ait bir uzay gemisiydi ve ben bunu görmüştüm. Vay anasını sayın okuyucular. Ben bir uzay gemisi görmüştüm.

Cisim yalpalaya yalpalaya bizim mahalleye doğru gelmeye başladı. Çok heyecanlamıştım. Cisim en sonunda bizim sokağın üstünde durdu. Bu sefer daha da çok heyecanlandım. Cisim 100 metre boyunda 15 metre genişliğinde, muz veya hıyar şeklindeydi. Üstünde anlamadığım bir alfabeyle bir şeyler yazıyordu. Tam o sırada cisimden aşağı doğru bir ışık hüzmesi belirdi. Bu sefer heyecandan geberecektim, ama gebermedim. Neyse birader, ışık hüzmesinden aşağı yavaş yavaş inen bir şekil gördüm. Sonra ışık hüzmesi kesildi. Hüzmeden süzülen şeklin bir uzaylı yaratık olduğunu görünce neredeyse dilim tutuluyordu. Uzaylı yaratık da aynı ışıklı cisim gibi yalpalaya yalpalaya yürümeye başladı. Ben merak içinde "acaba şimdi nolacak" diye bakarken, uzaylı yaratık duvarın dibine geldi ve duvara işemeye başladı. Uzaylı şarıl şarıl duvara işiyordu ve arada da "zort, zort" diye yelleniyordu. Bu inanılmaz bir şeydi. Bunu muhakkak belgelemem lazımdı. Ama ne fotoğraf makinası ne de bir kameram vardı. Acaba ne yapmalıydım.

Sonunda bütün cesaretimi toplayıp, uzaylının yanına gitmeye karar verdim. Yanımada nolur nolmaz diye bir bıçak aldım.

Uzaylının yanına vardığımda, çişini bitirmiş, şeyini sallıyordu.. Ben de "ne kadar sallarsan salla, ufoya düşer son damla" diye bir espiri yaptım. Bu lafı duyunca gülmeye başladı. Ben de güldüm ve beraber gülmekten geberdik. En sonunda bir uzaylıyı bile güldürmüştüm. Neyse birader, Uzaylıyla gözlerden ırak bir yere oturup konuşmaya başladık. Uzaylı türkçe bilmiyordu, ben de uzayca bilimiyordum, ama onda bir çeviri aleti vardı. Benim dediklerimi uzaycaya, onun dediklerini de türkçeye çeviriyordu. İyi bir aletti yani.

Konuşurken bir yandan da onu inceliyordum. Onun da beni incelediğinden emindim. Dereden tepeden, havadan sudan, konuşurken, dünyaya nereden ve niye geldiğini sordum. O da anlattı.

ANDROMEDA GALAKSİSİ

Kendi yıldızı Andromeda galaksisinde bir yıldızmış. Yıllardır kendi gezegeninden ayrı, o yıldız senin, bu gezegen benim, bu galaksi babanın, bu karadelik ananın dolaşıp duruyormuş. Bu gurbet hayatı ve yabancı gezegenlerde gezmek onu alkolik yapmış. Kendini bira benzeri bir içkiye vermiş. Son olarak da uzay gemisinde kafayı biraz fazla çekince, kendini bizim galakside sonrada dünyada bulmuş. Aslında dünya onların keşif ve inceleme-kurcalama alanları dışındaymış. Yani dünyaya biraz da sidik zoruyla gelmiş. Uzay gemisinin yalpalaması falan hep sarhoşluk yüzündenmiş.

Ona diğer uzaylıları tanıyor musun diye sordum. O da öyle yaratıkları tanımadığını söyledi. Uzaylıyla biraz daha samimi olunca ondan hatıra fotoğrafı istedim. Nasıl olsa onların dünyayla bir bağlantısı yok, başka bir galaksiden. İnsanlar onları bilse nolur, bilmese nolur. Sağolsun beni kırmadı ve bir vesikalık fotoğrafını verdi. Ben de ona Orhan Gencebay'ın "Benim gibi sevenler" kasetini hediye ettim. Çok memnun oldu. Zaten biraz gariban, melankolik bir uzaylıydı. Sonra uzay gemisinden bir ışık hüzmesi süzüldü, içine girdi, yavaş yavaş yukarı çıkarken ben de ona elimi salladım.

Hoşçakal gariban uzaylı dostum.

İSTEDİM VERMEDİLER, SEN UZAYLISIN DEDİLER

On yıldır ayrıyım Zortixya'dan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Yıldızdan yıldıza atılmışım ben

Gönlüm, çekse de yarin şeyini

Aşmaya yetmez motorum ışıkhızını

Yolcuyum patlak frenli ufo misali

Manyetik fırtınaya kapılmışım ben

Garibim namıma Zortixyalı diyorlar

Yarimi el almış harem diyorlar

Hastayım derdime ishal diyorlar

Zortixyalı kel hastıronotum ben

 

UFO KONUSU BİTMEDİ, DAHA ÇOK VAR....

 

Hosted by www.Geocities.ws

1