|
Albumleri
Ardindan yazilanlar
Yıldızlar ve
Yakamoz - Yakamoz
Yağmur yağar ıslanırsın vay aman
Güneş doğar kaybolursun vay aman
Ay ışığı der durursun vay aman
Yakamozsun sen
Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman
Zaman geldi gideceksin vay aman
Umudumsun sen |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Gayrı Gider Oldum
Hepten suya verdik
Çünki suyu yoktu
Toprağı, gazı, tuzu, ışığı yoktu
Bu köyleri suya verdik
Eli ayağı tekerleği kanısı yoktu
Ve atı, arabası yoktu
Birkaç kıl keçi bir torba çökelik
Ve tulum peynirine hasrettiler
Ve de gavur içinde yesirdiler
Sanki çarıklarını yemiştiler
Gün olmuş ve dut kurusu süpürge tohumu
Haybedendi yaşamları
Ümmiydiler, gurbetciydiler gülmemişti hiç biri
Ve soğuk, asman, pulur, hıdır öz
Ve huni, su payniği, zalbar
Ve pul ve güci, kırani, haskini
Hesinik, hulmin, kara, pınar, ecüzlü
Vahşin, venk ve payamlı ve süderek
Haritadan silindiler bir sabah
Gayri gider oldum gardaşlar
Ve de kız kardaşlar
Gayri haram bu can bana
Bu toprak damlar bu yollar bana
Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
Oğul uşak birde karım
Kurt bana hastir çeker
Yılan bana çiyan bana
Hastir ceker yılan bana
Lan kardaş bu nasıl yara
Lan kardaş bu nasıl yara
Kanar her yerimden
Dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben
Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim... |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Kadınlar
Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara doğru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi. |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Acılara Tutunmak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalı kuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Baş kaldıran dizelere
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup, bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı cekmek özgütlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Öyle Bir Yerdeyim Ki
Öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum
Güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil, kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda
Bir yanım mavi yosun çalkalanır sularda
Dostum, dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah, Allah kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah,Allah dölüm düşmüş sokağa |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Ağlama Bebeğim
Ağlama bebek ağlama sende
Umut sende her şey sende
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu kırgınlık bu dargınlık sıkıntın niye
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye hazır
Bir hayat var
Ağlama bebek ağlama sende
Yarın sende her şey sende
Dalıp, dalıp derinlere düşünmen niye
Bu suskunluk bu durgunluk kırgınlık niye |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Turuncu Gemi
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Akşam oldu bugün yine
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Hava bozdu birden bire
Turuncu gemide yoldaşlar gidiyor
Tüfekleri ellerinde
Kalk gidelim evimize karlar yağacak
Bu günde böyle geçti sanma
Yarın neler olacak.
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Hava bozdu birden yine
Gülüm, gülüm, gülüm, gülüm
Gözündeki bu yaş niye
Turuncu gemi dönmeyecek geri
Gözündeki bu yaş niye
Deniz kenarı soğuk
Hem de karanlık basıyor
Havada tam kar havası ha
Gidilmesi zor yerler var gidilmesi gereken
Hadi gülüm toparlan gidiyoruz
Yaşamak için ölmek sırası bizde
Gitmeden yetişelim gemiye
Çabuk!..... |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Karanlıkta
Akşam olur karanlıklar çökende
Devriyeler adım, adım gezen de
Kar kaplamış solmuş güller gören de
Sarılıp dallarına öpesim gelir
San ki gökten kar yerine kan yağıyor
Kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor
Yaşlı gözler ile bana bakıyor
Akan gözyaşını içesim gelir
İşte böyle karanlıklar çökende
Devriyeler adım, adım gezen de
Yar uykuda ben yine pencerem de
Doğacak güneşi göresim gelir |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Kara Yazı
Geçmedi yare sözümüz
Yolar da kaldı gözümüz
Yere sürüldü yüzümüz
Böyle imiş kara yazımız hey
Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yar bize gülmez oldu
Böyle imiş kara yazımız hey
He gönül gene bu gece
Kaderim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyle imiş kara yazımız hey |
Yıldızlar ve
Yakamoz - Şafak Türküsü Beni
burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama
Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah.... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan
Her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeye armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultanı düşün anne,Şeyh Bedrettin’i
Börklüce’yi Torlak Kemal’i insanları düşün
anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşin ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusuf’cuk havalansın
Yani benim güzel annem
Alaşafağın da ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet
Giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt
kalem
Bagışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye
Kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp kokluyacaktın belki bir ömür taşıyacaktın
koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim
Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp
bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların eline
Sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor
Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek ümit etmek özlemek
Yada mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne
Uçurumlar ki sende büyür
Dağdır ki sende göçer
Ben bayrak derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yine de oğlunu yitirmek
Ne garip şey anne
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan her kadın
Toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim, kavga benim, aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıka gelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçeller içinde bir ülke getirirler... |
|