Menu
ANASAYFA
 
 

Albumleri
Ardindan yazilanlar

Şarkılarım Dağlara - Kum Gibi
Martılar ağlardı çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bukadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Sonbahar damlardı damlalarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık


Acımasız olma şimdi bukadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik

Acımasız olma şimdi bukadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme

Sonbahar damlardı damlalarımıza
Biz seninle sararırdık
Aydınlansın diye şu kirli yüzler
Biz durmadan şavaşırdık;

Acımasız olma şimdi bukadar
Dün gibi dün gibi çekip gitme
Bırakta sarılayım ayaklarına
Kum gibi kum gibi ezip geçme
 

Şarkılarım Dağlara - Cinayet Saati
Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki ahçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orada yoktunuz

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşı saydım
Alllahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoşdum kasımpaşa’daydım
Hiç biriniz orada yoktunuz

Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoşdum kasımpaşa’daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
 

Şarkılarım Dağlara - Gururla Bakıyorum Dünyaya
Birer birer, biner biner ölürüz
Yana yana, döne döne geliriz
Biz dostu’da düşmanıda bilriz
Vurulup düşenler darda kalmasın

Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
Ve kederin
Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
Miting afişleri cesur pankartlar
Ve binlerce militan
Derin denizlerin aydınlığı
Zorlu sabahlar
Gökyüzü ve lale
Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata

Çünkü ben sevdigim kızı
Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
Zincire vurulan
Şavaşlara yollanan
Vergilere bağlanan halkım gibi
Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
Devrim türkülerini
Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
Bir kere olsun öpmeden
Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
Hatta boynunu ve ayak bileklerini
Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
Yiğitsen uslandır beni
Ey yasakların, kahpeliğin
Ve soygunların koruyucusu
Türkü çağıran kızlarımı sustur
Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
Tohum serpe serpe hünerli
Ve sömürüle sömürüle bomboş
Ve açlığın ve zulmün izlerini
Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
Mavzerlere sarılan ellerimi
Zincirlere vur gücün yeterse
Ama adına yaşamak dersen
Re-zil-ce

Çatlayan tomurcuğun
Doğan çocugunü çığlığını duymadan
Gül benizli sevgilinin
Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
Korka korka, yana yana
Hergün biraz daha derinden
Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
Aç ve arkasız
Köpekleşerek yaşamak dersen
Bu yürek
Çat diye çatlasın be

Kirsiz passız
Arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
Durana yürüyene bin selam olsun.

Gel gelelim parlayan güneşi
Emekçi kalkların
Kahraman halkların güneşini
Şehvetle içine dolduran toprak
Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
Şimdi olgun meyvalarla dolu
Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
Bıçak kemiğe dayandıgı
Ok yaydan fırladığı için degil
Bu bezirgan saltanatı
Bu zulüm bitsin diye
Ağaran günler için
Yeni bir dünya uğruna
Yüzlerinde cesaretin onuru
Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
Ve ölüme
Gülerek koşan genç savaşçıların
Albayrakları dalgalansın
Dalgalansın, dalgalansın
Kinle boğuşan yorgun yüregi
Aydınlansın diye anamın
Dişleri sökülmüş kederli ağzı
Ağlamaya hazır gözleri
Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
Merhameti
Yani bir bütün halinde insanlığımız
Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
Alınterinin namusu kurtulsun diye
Kurtulsun diye sıcak somun
Acı soğan ve çiçekli basmalar
Ahdettik, vefaettik
Kelle koyduk
Ölen ölür dostlar
Düşmanlar heyy
Kalan sağlar.......
 

Şarkılarım Dağlara - Ağladıkça
Dağlarda öfkeli başım
Serhat’ta hep akşam oluyor
Nasipsiz kıştan mı, yamurdan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça, Ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Geceği tutacağız göreceksin

İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz kırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça, Ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin
Ağladıkça, Ağladıkça
Güneşi tutacağız göreceksin
 

Şarkılarım Dağlara - Ölüm Dörtlüğü
Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın
 

Şarkılarım Dağlara - Özgür Çağrı
Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Ağabeyin bir gün dağdan döner
Giden gelmez, geri dönmez
Bilmiyormusun yavrucağım
Sen üzülme, sıra bende
Gideceğim yavrucağım

Elverir ki çoşku
Haylaz çocuklarını boğazlamasın
Avunmak elbette kolaydır
Şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak
Dağlara destanlar, düşünmek kolaydır
Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek
Kızların diri gögüslerinde
Matbaalarda
Ve kongre zabıtlarında dünyayı tazelemek
Yeryüzüne depremler düşürmek
Çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası
Bir kurşun bile değildir namusun mavzerine
Gönlün kahpeliğine tutsaksın açıkçası
Asıl savaş alanı suskundur arkadaş
Sahipsizdir
Asıl savaşcılar afyonlu,mütevekkil
Öyleyse
Şehrin girdabında çalkalanan zulüm
Halkın şanlı isyanına işaret değil
Bodrum duvarlarına öfkeli yazıları
Tırnaklarınla kazıyorsan da

Sana yalan söyleyemem
Darılırsın yavrucağım
Ağabeyin bir gün dağdan döner
Giden gelmez, geri dönmez
Bilmiyormusun yavrucağım
Sen üzülme, sıra bende
Gideceğim yavrucağım

Bulvara dökülen bildiriler
Harcanan bunca emek,bunca değer
Fokurdayan metal potası
İşleyen rotatifler
Cesetleri iğnelemek gibi birseydir
Ve zaman usulca göz kırpıp telaşına
Homurdanarak çekip gitmiştir
Yani bu
Aşağılık bir dramdır artık
Çünkü jarjuruna
Boş kovanları dolduran adam
En azından kendinden utanmalıdır
Yani yetsin diyorum
Şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
Uzatın ellerinizi diyorum
Uzatın tanışalım
HELALLAŞALIM....
 

Şarkılarım Dağlara - Sabır Kalmadı
Her şarkının içinde
Ben seni görürüm
Sevda nefes gibi
Çekmessem ölürüm

Sabır kalmadı içimde
Dertler yaş oldu gözümde
Bu yoksulluk denizinde
Boğulmadan gel

Sensiz isyan ettim her an
Dünyam kahır, dünyam zindan
Yine başım duman duman
Olmadan gel

Yıllardır ne bir haber
Ne bir selamını aldım
Bu koskocaman dünyada
Sensiz yapayalnız kaldım
 

Şarkılarım Dağlara - Yalan da Olsa
Sokak ortasında bir kadın bas bas bağırıyordu
Kendini arıyor, kendini soruyor bağırıyor
Sesi kulaklarımda bir kurşun gibi patlıyor
Yalan da olsa haklılar diyoruz ama,
Bu da yetmiyor

Gece yarısı vardiyalarında işçiler tedirgin üşümekte
İş’ten değil güç’ten degil içten üşümekte
Zaman geçmekte, zaman gecikmekte, zaman üşümekte
Yalan da olsa birleşiyorlar ama
Bu bize yetmiyor

Gece yarısı bir müzisyen evine yine geç dönüyor
Taksi parası bile yok cebinde ama evine dönüyor
İki damla yaş geliyor gözlerinden cigarası sönüyor
Yalan da olsa zenginiz, ya
Bu bize yetmiyor

Yalnızım yalnızlığım beni dinlemekte
Yalan da olsa nevar ki bu şarkıyı söylemekte
Yalan da olsa içimden bir bulut akıp gidiyor
Yalan da olsa mutluyum ya,
Bu bana yetmiyor
 

Şarkılarım Dağlara - Yeter
Bilmedigim bir şey söyle bana
Mutluluğu anlat mesela
Bilmedigim bir şey söyle
O çok duyduğum yalanlar olmasın
Bilmedigim bir şarkı söyle bana
Sözlerinde ayrılık olmasın

Yeter bu dünya’nın cefası derdi
Yeter boş yere kaç bahar tükendi
Yıllarca kendimi kahrettiğim yeti
Gel bana Bilmedigim bir şeyler söyle
Yıllarca dinlediğim aynı masallar yetti
Gel bana Bilmedigim bir şeyler söyle

Bilmedigim bir şey söyle bana
Gülmeyi anlat mesela
Bilmedigim bir şey söyle
Ezbere bildiğim dertler olmasın
Bilmedigim bir şarkı söyle
Gözlerimde hüzün bırakmasın
 

Şarkılarım Dağlara - Bize Ne Oldu
Gece düştüm sokaklara
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım
Yine nekadar iyiydin
Yine nekadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık, diye bilmem imkansız

Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu

Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım
Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece
 

Şarkılarım Dağlara - Saza Niye Gelmedin
Saza niye gelmedin
Söze niye gelmedin
Gündüz belli işin var
Gece niye gelmedin

Üç gün dedin, beş gün dedin
Aylar oldu gelmedin
Geçen Cuma gelecektin
Haftalardır gelmedin

Çaldığım saza mı yanam
Ettiğin naza mı yanam
Alam yari koynuma
Kış yatam, yaz uyanam

Üç gün dedin, beş gün dedin
Aylar oldu gelmedin
Geçen Cuma gelecektin
Haftalardır gelmedin
 





<< Geri dön Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Ozgur yasam © 2002 sitenin hicbir kurum kurulus yada orgutle bagi yoktur 
Hosted by www.Geocities.ws

1