Menu
ANASAYFA
 
 

1.olume gazel
2.insanki hasreti kadar
3.yigit bebek duasi
4.surgun
5.anacan yigitlemeleri
6.siginak


ÖLÜME GAZEL
İnsandır en yüce değerleri yaratan.
Sevdayı sözgelimi,
erdemi, özlemi, özveriyi,
umudu, şefkati, düşü...
Yaşamı tanıdıkça kendini tanımlayan... İnsandır...
Ve fakat
yakalar yakalamaz uygun bir an
bulur bulmaz dengini
durmaz
tümünü
haraç mezat pazarlar...
Soylu mu soylu, huylu mu huylu;
hırsız mı hırsız, arsız mı arsız!

İnsandır...
Tanrılar yaratacak denli esinli, tinsel, engin...
Canı pahasına direnecek denli gözüpek,
atılgan, seçkin...
Ve fakat
kendi büyüsüne sığınacak denli bitkin,
güvensiz, sefil...
Sefasını sefaletten sağacak denli rezil...
Özlü mü özlü, sözlü mü sözlü mü;
bezgin mi bezgin, azgın mı azgın!

İnsandır...
Diş diş dudaklarında
özgürlüğün tutkusu kıvılcımlanır,
çığlığı gecenin ışıltısı olur şarkılarında.
Çağıran acılarsa eğer
koşar
üleşir her şeyini...
Ve fakat
ışıltının karşısında kuduran da odur...
Bilgine değil, haine tapan;
kendi türünü yok etmenin ustası;
doydukça bölüşmeyi unutan...
Masum mu masum, mazlum mu mazlum;
Katil mi katil, zalim mi zalim!

İnsandır...
Bir o'dur ölümlü doğuşunun bilgisiyle yaşayan...
Vurgunu olduğu göğe süssüz,
sürgünü olduğu cana güçsüz,
çılgını olduğu tene öksüz...
Narince açan... Soldukça üzgün...
Sevincini bile gözyaşıyla yoğuran...
bir yanı hep anılara sarmaşık...
Gönül boyu yaralı... Ömür boyu âşık...
Bağrında özlem, sırtında hançer
dağları delip, ağzında ışıkla gelebilir...
Coşkun, düşlü, dövüşken...
Ve fakat
çıkan için ufkunu yakan
dostunu satan da odur...
Doymak bilmezcesine çakalcana açgözlü;
uygarlığınca acımasız, evcilliğince vahşi...
Korkak, kaypak, sürüngen...
Ulaşsa
denizler gibi yıldızlar da kirlenir ellerinde...
Binlerce yılmış gibi ömrü, onlarca yıl susabilir;
suskunluğu çatal çatal, yılanca zehirlidir...
İçli mi içli, güçlü mü güçlü;
suçlu mu suçlu, hınçlı mı hınçlı!

İnsandır...
Sonunda solacak,
kurumuş bir yaprak gibi rüzgâra ilişerek
geldiği toprağa dönecektir.
Yücelerde soluduysa ömrünü
baharda sazı kalır
dallarda hızı kalır
kuşlarda açar sesi
dillerde sözü kalır...
Irmağın kıvrım kıvrım suyunda
köpürür, gümüşlenir...
döndükçe gümüşlenir...
Arının kekik tüten balıyla
leylaklar kınalanmış bakışlar kutsar onu,
köklere sürgünlere uğurlar...
Ardı sıra
ateşböcekleri uçuşur,
su tutuşur...
Dalgalar alkışlarıdır...

Kimi ölür izi kalır,
kimi ölür buzu kalır.

    Varlık, Aralık 1998



listeye don






İNSAN Kİ HASRETİ KADAR
Aşksa:
sağır da olsa dile döner seslenir..
Düşse:
eni sonu suya düşer ıslanır..

Aşktan öte başka hangi tohum yeşerir
hangi dal sürgün verir ezildiği yerinden?

        (... Dolunaydı ...Dağların buğulandığı,
         toprağın yoncalandığı aydı... Öpsem,
         yaralanır sandığım
         çiçekler kadar körpeydi bahar..
         Bir yanım sazınca külhan,
         yağız, civan, atmaca;
         bir yanım nazınca uslu,
         suskun, ıssız, utangaç,
         savrulup savrulup sokaklara
         söylediğim şarkılar
         süsüydü ömrümüzün,
         yitince bulunmaz zenginliğimiz..
         Ne güzel günlerdi ah
         ne güzeldin gençliğim;
         gönlümü tarih düşüp
         ömrümce yol gözledim,
         yazık ki sen beklemedin... )

İki derde yenik düştüm ne çare:
biri aşk
biri düşten düşe sızım sızım yüreğim...

Taşa çaldım derdimi,
taş çatladı kıvrım kıvrım kök verdim;
güle sardım kendimi,
gül kurudu derdim azdı yürüdü...

İnsan ki hasreti kadar:
belki bin sevda bin ayrılık
fakat
bir aşk bir intihar
bir ömre ancak sığar.

     Varlık, Haziran 1999



listeye don




YİĞİT BEBEK DUASI
Bebek seni ay korusun
Yeni doğmuş tay korusun
Rüzgâr olsun sana serçelerin sürüsü
Yüreğine sokulmasın acıların birisi

            Sevdaların kuyusunda ışıklanıp uyusun
            Uyusun da yalım yalım öpüşlenip büyüsün
            Büyüsün de sırım sırım yiğitlenip yürüsün.

Bebek seni kelebek
Seni sevinçlerin irisi
Seni merak hareket
Gonca veren bereket
Umutların büyüsü
Muştuların sayısı
Seni azıdişleri
Kuzuların düşleri
Seni kırlar seni nar
Ceren ceylan şarkılar
Seni özlemlerin iyisi
Çiçek çiçek kaysılar
Filiz filiz uyutsun
Çağıl çağıl büyütsün

Sana ırmakların köpüğü
Sana kucak kucak yeşillik
Asmaların sürgünü
Yuvadaki üveyik
Işık olsun yetişsin
Yetişsin de
Şu dünyanın karaları
Yaşamanın yaraları
Yangınların çıraları
Köşe bucak kaçışsın

Bebek sana nişan olsun coşkuların gelini
Koklayasın dileğince yıldızların gülünü
Dar gününde dağlar senin sıkı tutsun elini
Bebek seni hayat
            seni hayat korusun...


      Varlık,  Aralık 1998




listeye don



SÜRGÜN
Uyandırın Anamı
Söyleyin gidiyorum
Yolumu gözlemesin
Dönemem belki geri
 
Arkadaşlarım duysun
Kardeşim bunu bilsin
Söyleyin gidiyorum
Dönemem belki geri
 
Babama haber salın
Çiçekler onda kalsın
Sulasın günaşırı
Dönemem belki geri
 
Korulara söyleyin
Dağlara asmalara
Baygın çocukluğumun
Çınladığı kırlara
 
Söyleyin Gidiyorum
Dönemem belki geri
Gelsinler anılarım
Uğurlasınlar beni
 
Sadece sevdiğime
Söylemeyin duymasın
O kadar körpe ki kalbi
Bilmiyor yitirmeyi
Söylemeyin bu akşam
Sevdiğim ağlamasın



listeye don



ANACAN YİĞİTLEMELERİ
I
Canımdan can yolundu
Uğuldar anacanım
Dalı diken bürüdü
Filizim darda benim
Oy çakıl da çakıl kuduz dişleri
Körpe canı parçalamak işleri
 
Canımdan can duruldu
Sızıldar anacanım
Baharı kan sürüdü
Çiçeğim harda benim
Oy sinsi de sinsi hain güçleri
Aydınlığa tuzak kurmak işleri
 
Canımdan can budandı
Çağıldar anacanım
Bir sevdaya adandı
Yiğidim sırda benim
Oy civan da civan umut kuşları
Anaların can can açan düşleri
 
II
Gün doğar günüm olur
Solurum dünüm olur
Birisi benim yavrum
Gerisi gülüm olur
Vay kanlı da kanlı cellat elleri
Cellat ellerinde halkın gülleri
 
İşığı gözde çağır
Sözünü özde çağır
Yüreğin dağ rüzgarı
Acını közde çağır
Vay çatal da çatal yılan dilleri
Yılan dillerinde halkın gülleri
 
III
Yavrum benim çağıl çağıl
Sularda ışıldanır
Zulüm ona ölüm değil
Bin canda yankılanır
Oy seni de seni yavru ceylanım
Öcünü hıncıma yemin ettiğim
 
Tomurcuğum güne durmuş
Dal üstünde hızlanır
Düşmanları pusu kurmuş
Kan içinde gizlenir
Oy seni de seni yavru ceylanım
Ölümlerde gülüşüne kurbanım
 
IV
Can zulüm bağlarında
En güzel çağlarında
Alevlenmiş kuşum benim
Özgürlük dağlarında
Oy seni de seni yavru kartalım
Rüzgarını doruklarda tutanım
 
Bir yanım uzaklarda
Bir yanım tuzaklarda
Öfkeyle bilendi acım
Dişlenmiş kucaklarda
Oy seni de seni kanlı bağlarım
Günü gelir hesabını sorarım
 
        Kültür ve Sanatta TAVIR



listeye don

Sığınak
		
		
Yedeğimde hep bir şiir olmalı 
Korusun diye beni, 
Sarsın 
Solusun diye... 

Yedeğimde hep bir şiir olmalı 
Dileğimce değiştirebildiğim 
Değiştikçe beni de değiştiren 
Yüreğimle sindiğim, 
Kimsenin bilmediği, 
Acısına başka acı 
Sevincine başka sevinç değmemiş, 
Canım gibi 
Yok etmek hakkını kendimde gizlediğim 
Ömrümce çılgın, gönlümce engin, 
Yeni doğmuş bebeklerin sesiyle 
Yankısı ufkuma dokunurcasına yakın 
Soluğumda kıvılcım, dudağında gül 
Yaşamaya düğümlü, 
Goncalar kadar körpe 
Dalgalar kadar hırçın 
Kavuşmamız olanaksız birine sakladığım, 
Mahrem, bağışıksız, 
Mazlum bir şiir 

Yedeğimde hep bir şiir olmalı; 
Çırpındığım geceler 
Yetişip yatıştıran 
Esinlenip dindiğim, 
Duygusu sağılmamış, 
Üşüse soluverecek, 
Pürüzsüz, bir başına incecik, 
Gülüşü gülüşüme denk, andıkça parıldayan 
Andıkça parıldadığım, 
Kanmayan, kandırmayan; 
Öfkesi kirlenmemiş, 
Zehri gibi kendi hayatımın 
Ayrılık yaralarını sarılır sanmış, 
Sürgün, ürkütülmüş, 
Üzgün bir şiir. 

Yedeğimde hep bir şiir olmalı 
Yuvasında ilk kez uçan serçe gibi telaşlı, 
Şafakta kuzulamış karaca gibi baygın, 
Ulaşınca çılgınlığa kırılan dallarda ömrün 
Yanarak uğuldayan 
Yanarak uğuldadığım... 

Yine daldım da kendi düşüme 
Hasretin kanayışı bitermiş sandım... 
Beni şiirler bağışlasın! 


listeye don




<< Geri dön Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Ozgur yasam © 2002 sitenin hicbir kurum kurulus yada orgutle bagi yoktur 
Hosted by www.Geocities.ws

1