|
3. max scheler'de insan .................................... 3.2 - savı kanıtsama 3.3 - dört problem (4) 3.4 - menşe/menba/maden - ukde/ asl /esas 3.5 - varlık ve yokluk 3.6 - yarısı koparılan ilim (5)
İnsanın hayati ihtiyaçların değerleri ve şuuri merakların kavramları ortaya çıkardığını ve bu değerlerin ve kavramların ortaya koyduğu konuların da iki ana kümeye bölündüğünü kabul ediyoruz. Birincisi maddi hacatın karşılanmasına ve harici levazatın sağlanmasına ilişkin sorunlar (mesail) , ikincisi manevi merakın gidirilmesine ve zihni endişenin izalesine ilişkin manevi sorular (sualler). Mesailin halline ve suallerin cevabını müteallik bu iki vaziyetin birincisini sorunlar olarak koordinatik DÜŞEY (X) eksenin ÜST kısmına ikincisini sorular olarak ALT kısmını konumlandırıyoruz. Diğer taraftan mesail ve suale ilişkin ve dert olan marazi tarafını YATAY (Y) eksenin SOL yanına, sorunlar ve soruları, dertler DAİ (araz ve maraz) olarak; hal ve cevaba ilişkin ve deva olan şifa tarafınıda eksenin SAĞ yanına, çözümler ve yanıtları, çareler DEVA (salah ve sıhah) olarak yerleştiriyoruz. Sonra çözülmesi TEDRİCİ adım adım yapılabilen DOĞUM SONRASI na ait dünyevi problemleri dertler ve çareleriyle (soru ve sorunlar; cevab ve çözümler ) ÖLÜM SONRASI na ilişkin çaresi çok zor görünen uhrevi problemlerin (bilgi ve değerlerin; kavram ve varlıklar ) TALİMİNİN ayrıcalığını da anlıyalım.Tedricen halledilen konular, DÜZEY (Z) ekseninin ÖN ucuna (fünun-u medeni alanı) konulur, ikincisi Talimen ulaşılan konuları ARD ucuna (ulum-u dini alanı) konulur. Böylece bu metodik kurgu ile ortaya; dini
bilgi ve değerleri yani ulum-u dini ile fenni bilgi ve değerleri yani funun-u
medeni olmak üzere oluşturcak iki gurup proplem kümesi çıkar:
(A) = ( [KAİNAT: Z-Z ] ÖTESİ) Kesimi yani Dini ve Şuuri: Z-Z = (Z) a m a n ve (Z) e m i n: FİZİK-ÖTESİ / MELEKUT VECHİ (AMAN-EMİN) alan) İtikad dairesi (İMAN: mana-yı harfi nazarı) Halledilmesi çok zor görünen, İlahi ve semavi"ilk ve son", uhrevi ve dini "kesin ve değişmez " KÖKLÜ VE KALICI soru ve sorunların cevab ve çözümleri yani (A) ya dair bilgi ve değerlerimiz kapalı ve karanlık göründüğünden, onlar; kanıt ve belge isteyen , delil ve hüccet gerektiren bir dava olarak karşımızdadır. İradî keyfiyet ve hürriyet ile
vicdanî bedeat ve muhtariyet ile kelamıyle
eriştiğimiz kitap ve hitabıyla ulaştığımız rasul vasıtasıyla beyan, değer
ve inanç dünyasını kurarız. Bu kesim girişi anlam ve amaç ile oluşan hukuk
ve din alanıdır. Edebiyat ve sanat bu mana ve gayeyi tamamlayan yardımcı
etkinliklerdir.
(B) =( :KAİNAT:zaman-zemin:İÇRESİ) Kesimi yani Dünyevi ve Hayati: ( BOYUT/ETKİ alan ) sebebler dairesi (İLİM: mana-yı ismi nazarı) Karşılanması adım adım gerçekleştirilen, beşeri “ara-orta” dünyevi "değişen ve gelişen", SATHİ ve GEÇİCİ soru ve sorunların yanıtları ve gerekleri yani (B) ye ilişkin Mantık ve tecrübe ile edinilen öğrendiklerimiz ve deneyimlerimizi açık ve aydınlık bildiğimizden onları kalkılacak kanıtlar ve dayanak yapılabilecek belgeler olarak görüyoruz. Aklî zaruret ve ihtimal ile tecrübi bedahet
ve imkanat bilgiler ve gücün dünyasının ilkeleridir. Zaman ve mekan kadrosunu
kuran bilim (fen) ve teknik (zanaat) ile bunları tamamlayan doğru ve gerçeği
arayan felsefenin alanı, ayırdına vardığımız bu ikinci kümedir.
ise, açık olan bir delildir. (B) kesimindeki FEN kuvvet ve dünya ile vesile ve delil olup (A) kesimindeki DİN yani hakk ve ukba ile gaye ve davanın görüngüsü ve göstergesidir. Öbür yanda (B) Fennin elindeki kanıttır fakat "tüm" dayanağı yoktur. (A) din, dava; fakat delil istiyor. (B) fen, delil; davası yok. Fen ve din, delil ve dava gibi birbirine
bağlı olduğu halde Resmi bilim (A) yı afaroz ediyor. Davasını ve devasına
sarılmıyor. Sorununu çaresini bularak değil sorunu yok sayarak çözüyor.
Sözde felsefe ise (A) davasının iki ucundan birine yani ya hayata; materialist
(empirik-realist) ya da şuura; spirütüalist (rasyonel-idealist) yana yaslanmak
suretiyle çözüyor. Ama bu sefer öbür
ucu hayatı ve maddeyi seçmişse şuuru, şuuru ve manayı seçmişse hayatı psöde
fenomen (ikincil gölge olay veya üst yapı) haline getiriyor. Onu sözde
sorun sayıyor. Bu çözüm tarzının dini şekli de işi ya sırf uhrevi mistizme
döküyor ya sırf dünyevi kalıba (Siyasal
İslam). Hepside Mesail ve suali tümüyle halledip cevaplayarak değil bölerek
çözüyor.
Bu hatalı çözümlerde yanlışlık, bütün alana yönelen fakat parçalı yöntem kullanan tek-yanlı yaklaşımdan kaynaklanmaktadır. Sorunlarımızı çözmede yardımcı olması gereken Epistemik Bilimi doğuran Fen ve Felsefenin (Hikmet) ya da Etik Hukukun kaynağı olan Din ve Sanatın sorun üreten etkinlikler olmasının sebeblerinin başında ve bu iki kesimin birbirinden ayrılığının farkına varılmamasıdır. Ancak bu ayırımı fark etmek yetmez, bu epistemik ve etik alanlar arasındaki ontik bağlantıyı da doğru bir şekilde kurmak suretiyle bu ayrılığı izale etmekte lazımdır. Bu elbette insan ve evren arasında sağlam bir ilişkinin kurulması ve sağlıklı bir ilginin bulunması anlamına da gelecektir. Bunun için yukarıda belirtilen tek-yanlı görüşlerden başka iki tarafı ayırdığı halde birbiriyle sağlam ve sağlıklı baglantısını kurmayan eklektik görüşler de sorunu çözmekten uzaktır. Bu uzlaşmacı görüşler iki ayrı alanın varlığını belirlemelerine ve bunları telif etmeye çalışmalarına rağmen bunlar arasındaki ontik ilgi ve organik ilişkiyi kuramadık larından işlevsel yapılar kuramamışlardır. Bu uzlaşmacı görüşlerin en meşhuru, en genel ve en yaygını olan "laik" güncel sistemler buna yerinde bir örnek teşkil eder. Bunların soyal yada liberal olanlarının "demokrat"lığını baz olarak alırsak hangisinin toplumsal eşitlik ile bireysel özgürlüğü hangi oranda dengeli uyguladıklarını, devlet düzeni ile insan haklarını hangi bağlamda uyumlu sağladıklarını belirleyecek ölçüt ve göstergeleri saptayacak verileri toplamayı, tartışmayı ve değerlendirmeyi, ayrıntılı bir çalışmaya bırakırsak genel kanaat; mevcut uzlatırmacı düzenlerin, bu söylem altında yetkin bir toplumsal özümlemeyi hala tam anlamıyla hala sağlayamadıkları ve bireyin katkıcı toplumun koruyucu rolünü ideal bir tarzda hala gerçekletiremedikleridir. Elbette ilkel bir kavmiyetcilikten ve ırkçı bir milliyetçilikten gelişmiş bir sosyal cemiyete ve popüler insaniyete doğru gidilmektedir. Fakat büyük bir insanlığı özleten çifte standartlık ve adaletsizliğin ve tümel bir insanbilimi aratan subjektiflik ve yarımlığın bulunmadığını kim iddia edebilir. Aslında değil sadece kuramsal bilim ve hukuk gibi ulusal sorunları çözen kurumların, kültür ve medeniyet gibi evrensel sorunlara ilişkin kuramların dahi ortak ihtiyacı; din, felsefe, din ve sanat etkinliklerini asıl ve fıtrı bünye ve vazifelerine kavuş turacak yöntembilimdir. Bu merkezi noktanın tam ve kesin yerinin belirlenmesi, "bütün"ünde yakalanmasının ön koşuludur. İdeolojiler ve dinler uyuşmazlığının silahlı kavgadan kültürel savaşa hatta yardımlaşmaya dönüşmesi ve barışın ve esenliğin gerçekleşmesi de buna bağlıdır. Özetlersek, resmi bilim ve sözde felsefenin (A) kesimine yani varlığın tümüne ve gerçeğin "bütününe" yönelen söylemlerinde, (B) kesiminde kullanılan, betimlemeci ve indirgemeci anlatımı yüzünden getirdiği veri ve kavramlarda "yanlı" ve "yarım" olarak kaldığını kanıtlamaya çalıştık. Yaptığımız çözümlemelerde yeni dinlerin ya insan ruhunu karanlıkta bıraktığını ve kainatın tabiatına kapalı kaldığını gördük. Başka bir ifadeyle Felsefi antropolojinin tabiatın bilgisine ve düşüncesine açıklama getiremediğini Scheler'in ruhun gücünün ve etkisinin izahını yapamadığını, böylece çelişkiye düşdüklerini gösterdik. Bunun sebebinin de; bir kesim için kullanılan dilin diğer kesim içinde kullanılması olduğunu söyledik. İşte bu hatanın sebebi; (A) kesiminin öne alınmaması yada bu kesimin "yoksayılması"dır. Ancak bu “hata”nin kökeninde basit mantık
yanılgısının ötesinde derin meşiet yanlışı yatmaktadır. Bu ise insanın
dini özgürlüğü ilişkin itikadi bir tutum ve insan haklarına ait bir yaklaşımdır.
Bu ateist tavır ve septik zihniyettir. Bu ise bir din konusu olarak onun
kendin özüne ait bir mesele ve çözümü
kendi ile Rabbi arasında kalan bir hususdur. Biz ancak bu çözüme ulaştıracak
birkaç ayrıntıyı ekde açıklıyarak konuya açıklık getirmek istiyoruz. (4)
|
|
|
|
|