Lordunuz Araştırıyor: Internet'te Chat Olayı - 2

"Internet'te Chat Olayı" başlıklı yazı dizimize bu hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geçen hafta bu yazının ilkini okumayanları öncelikle buradan alalım.

Bekar kızlara müjde! Evlenmeyi kafasına koyan kızlar, bu site sayesinde evde kalmanız mümkün değil. Türk erkeklerinin (ben İngiliz erkeğiyim ya rahat yazıyorum o yüzden) azmi karşısında bir kez daha hayretler içinde kaldım.

Bu yazı dizisinin ilkinde bahis konusu siteye nasıl üye olunduğunu uzun uzun yazmıştım. O uzun proseslerden tekrar geçerek yeni bir kimlik ve yeni bir nick'le avlanılmaya hazır bir ceylan gibi sanal alemin ortasına çıktım. Chat olayına fazla dayanamadığım için giriş bölümlerini fazla uzatmamak açısından oldukça iddialı bir nick seçtim. Profilimde ise kilom, saç ve göz rengim haricinde bir değişiklik yapmadım. Aman efendim, aman efendim. Beş dakika geçmeden üç hayranım oluvermişti bile. Tabi çok da haksız sayılmazlardı. 1.76 boyunda, 53 kilo ağırlığında, kumral, yeşil gözlü bir dilber vardı karşılarında. Hayranlarımdan ilki Formula 1'e olan merakıma takıldı. Zavallının en büyük hatası bana Michael Schumacher'i tuttuğunu söylemesi olmuştu. 1980'lerin ortalarına kadar giderek Formula 1 tarihi hakkında küçük bir ders verdikten sonra pes etti ama. İkinci hayranım ud, org, her türlü üflemeli çalgıyı çaldığını iddia eden, hayatının kızını(beni!!!) bulduğunu söyleyen bir magandaydı. Profilimde piano çaldığım yazıyormuş, müzisyenliğime hayran kalmış. Bir tanesinin üst üste yazdığı "Slm", "Tanışalım mı" gibi mesajlara hiç cevap vermedim, birkaç saat sonra bağlandığımda hala oradaydı ve öğlen bana haber vermeden yemeğe gittiği için özür diliyordu. Ankara Cebeci'de oturan bir garibim de Cebeci'de oturan ve kendisiyle gezmeyi kabul edecek birini arıyordu.

Doğruyu söylemek gerekirse iyisiyle kötüsüyle, kırosuyla magandasıyla yine de kibar olmaya çalışıyordu Türk erkeği. Hiç seviyesizleşilmemişti. Taa ki bir tanesiyle aramızda şöyle bir diyalog geçene kadar:

(kız arayan er kişi) Selam, nasılsın?
(lordunuz) Açım.(O sırada gerçekten çok açtım ama. Hatta Lady Witchcraft'la onun aç olmaması ve benim aç olmam üzerine bir konuşma yapıyorduk.)

(kız arayan er kişi) Ekmek bulamıyorsan pasta ye :) (Pardon diyaloğu çok bölüyorum ama bunun her satırı ayrı bi yorum yazılası. Bu ":)" karşımızdaki saldırganın çok akıllı bir espri yaptığına inandığının göstergesi bence.)
(lordunuz) Marie Antonette yaklaşımı... Ama şu anda benim karbonhidrata değil proteine ihtiyacım var. (Aklımdan o sırada güzel bi dana şnitzel geçiyordu, yaptığım eşekliğin farkında değildim, tehlikenin yaklaştığından bihaberdim.)
(azmış er kişi) Ben de bolca var ama nasıl ulaştıracağımı bilmiyorum. (Ve gol, çok ağır bir yara almıştım.)
(lordunuz) Çok komik.

Daha sonra çeşitli insanlardan yüzlerce mesaj geldi. Nick'imin anlamı neymiş, çalışıyo muymuşum, erkek arkadaşım var mıymış vesaire vesaire... Hepsine çeşitli cevaplar yazdım ama farkettiğim tek bişey vardı. Doğa kanunları her yerde geçerliydi. Hiç belgesellerde seyrettiniz mi bilmiyorum ama ben bir keresinde spermlerin yumurtaya hücumunu görmüştüm. Hepsi hiperaktif hareketlerle yumurtaya yaklaşıyor, herhangi bir başarı kaygısı taşımadan duvarını didikleyerek içeri girmeye çalışıyorlardı, ya tutarsa mantığıyla. Hayatının kadını olduğumu iddia edenler, benimle yüzyüze tanışmak isteyenler, bana şiir yazanlar, bana kıl olanlar, inanması güç ama bunların hepsi bir gün içinde oldu. Ama birşey itiraf edeyim, önceki bölümde Türk kızları hakkında vardığım sonuçların hepsinde ne kadar haklıysam, bu sonuçların sebeplerini de Türk erkeğinde gördüm. Belki doğru cümleleri kuramadım, belki bu "Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?" paradoxuna benzer bir durum.

Sanırım ilk bölümdeki gibi bir sonuç yazamayacağım. Ama isterseniz siz bu konuda düşündüklerinizi buraya yazabilirsiniz, bende onları burada yayınlarım.

Lordunuz
[email protected]



Hosted by www.Geocities.ws

1