|
NİHAT ABACI -
BURHAN KARADUMAN
MALATYA -
Çeçenistan'ın Sercan-Yurt Köyü yakınlarında öldürülen 5 Çeçen direnişçiden
biri olan Malatya 1980 doğumlu Hasan Umaç'ın Malatya'da oturan ailesi,
çocuklarının Çeçenistan'da öldürüldüğü haberini, televizyonlardaki
haberlerden duyduklarını belirttiler. Hasan Umaç'ın babası Halis Umaç,
kendisinin inşaatlarda çalıştığını belirterek, Hasan'ın, 5 çocuğundan
birisi olduğunu belirtti. Baba Umaç, ''Oğlum Gazi Üniversitesi Kastamonu
Fen-Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Hatta burayı 4 yılda değil, 5 yılda
bitirdi. 25 gün önce buradaydı. Düğüne gidiyorum dedi. Bizi aradığında
Kastamonu'da olduğunu söyledi'' diye konuştu.
Televizyondaki haberlerde Hasan Umaç'ın öldürüldüğünü duyduğunu ve
televizyonda gösterilen fotoğrafı görünce oğlunu tanıdığını ifade eden
Halis Umaç, ''Karakola gittim. Çeçenistan'da öldürülen Hasan Umaç'ın oğlum
olduğunu söyledim. Bana yardımcı olmalarını istedim. Onlar da bana olay
ile ilgili olarak kendilerine bilgi ulaşmadığını söylediler. Oğlumun
cenazesini istiyoruz. Olur mu olmaz mı bilmiyoruz, ama biz cenazeyi
istiyoruz. Pasaportu nasıl aldığını bilmiyorum. Oğlumun örgütlerle hiçbir
irtibatı yoktu. Ne yapacağımızı biz de şaşırdık'' diye konuştu.
Bu arada,
Hasan Umaç'ın Malatya'daki baba evi, yakınlarının akınına uğruyor.
Başa
Atatürk=“Allah nasip eder, ömrüm vefa
ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım" - Haber Vitrini - 28 Eylül
2004
İŞTE ATATÜRK'ÜN
MUSUL VASİYETİ...
Mustafa Kemal
Atatürk, 1933 yılında Amerikalı General Mc Arthur'a, “Allah nasip
eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım" der.
Ancak Atatürk'ün emri içteki mihraklar tarafından engellenir.
28 Eylül 2004 Salı 13:10
|
|
TARİH
boyunca, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Musul ve Kerkük,
stratejik konumu nedeniyle günümüzde de önemini koruyor. Bu
toprakların önemini, Mustafa Kemal de birçok yerde vurgulamıştı.
Misak-ı Milli sınırları içinde yer alan ancak İngiltere’nin
müdahalesi nedeniyle Türkiye topraklarından ayrılan Musul ve Kerkük,
Atatürk’ün tekrar geri almak istediği yerler arasında
bulunuyordu.
Yusuf ve Ali Koç tarafından hazırlanan ‘Tarihi
Gerçekler Işığında Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk’ adlı kitapta,
gizli kalmış belge ve bilgilerle, Atatürk’ün Musul ve Kerkük’e karşı
gösterdiği hassasiyet anlatılıyor.
Kürtler aleyhte
kullanılabilir
Kitapta yer alan bilgilere göre, Lozan
Antlaşması’nda karara bağlanamayan Musul sorunu, 19 Mayıs 1924
tarihinde İstanbul’da yapılan Haliç Konferansı’nda da sonuca
ulaşamadı. İngilizler, Süleymaniye, Kerkük ve
Musul
kentlerinin yanı sıra,
Nasturi Hristiyanları’nın yaşadığı
gerekçesiyle Hakkari’yi de Türkler’e bırakmak istemedi. Bunun
üzerine sorun Milletler Cemiyeti’ne taşındı. Ancak Cemiyet’ten,
Musul’un Irak’ta Kürtler’e ve manda yönetimine bırakılması kararı
çıktı. Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin bu kararını tanımadığını
açıkladı. Ayrıca, Cemiyet’te konuşan Dışişleri
Bakanı Tevfik
Rüştü Aras, tarihe not düşülecek olan, “İngilizler, Musul’daki
Kürtler’i ileride Türkiye aleyhine kullanabilir” uyarısını yaptı.
Kısa bir süre sonra da İngiliz destekli Şeyh Sait İsyanı patlak
verdi.
‘Diplomasi ile olmadı, sıra askerde’
Kitapta,
Musul’un Irak’a bağlanmasına karşı diplomatik yolları deneyen
Atatürk’ün, gerekirse askeri yöntemlerin kullanılabileceğini dile
getirdiği vurgulanıyor. Atatürk’ün, Fethi Bey ve Kâzım Karabekir’e
söylediği “Musul hakkında Haliç Konferansı’nda Fethi Bey siyaset
yolu ile muvaffak olamadı. Sıra Karabekir’e geldi. O meseleyi asker
kuvvetiyle başaracaktır” ifadesine yer veriliyor.
Kurtarmaya
azmettik kurtaracağız
30 Ağustos 1922 tarihli Fransız Le
Figaro gazetesinde ise Atatürk’ün şu ifadelerine vurgu yapılıyor:
“Avrupa’da, İstanbul ve Meriç’e kadar Batı Trakya, Asya’da
Anadolu, Musul arazisi ve Irak’ın kuzeyi. Arkada kalan ve sırf Türk
olan her yeri isteriz. Bunları kurtarmaya azmettik ve
kurtaracağız.”
Kitapta anlatıldığına göre olaylar şöyle
gelişiyor: Kâzım Karabekir, Atatürk’ün talimatının ardından, Musul
hareketine ilişkin endişelerini dile getirir. Bunun üzerine Atatürk,
‘Söz milletindir’ diyerek, kararı Meclis’in vermesini ister. Ali
Fuat Paşa ve Rauf Bey ile bir araya gelen Kâzım Karabekir, parti
kurmaya karar verir. Bu girişimini ise, “Harp felaketinin önüne
ancak Büyük Millet Meclisi’nde bir blok olarak görünebilirsek
durabiliriz. Esasen Cumhuriyet’in kökleşmesi için icabında bir parti
halinde çıkmaya karar vermiş bulunuyorduk” sözleri ile açıklar.
Musul ve Kerkük için İngilizler’le savaşmayı göze alan
Atatürk, ordu komutanlarının görevlerinden istifa etmesi nedeniyle,
durdurulur. Ancak Atatürk, “Savaşa hazır bulundurmaya zorunlu
oldukları ordularını başsız bırakıp, daha önce sevmediklerini
söyledikleri siyasal alanına koştular” sözleri ile bu girişime
tepkisini gösterir.
Efendiler, Kıbrıs’a çok dikkat
ediniz
Atatürk, 1925 yılında engellenen Musul ve Kerkük’ü
geri alma idealinden ömrünün sonuna kadar vazgeçmez. 1933 yılında
Amerikalı General Mc Arthur ile yaptığı görüşmede de bu düşüncesini
dile getirerek, “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük
ve adaları geri alacağım. Selanik de dahil, Batı Trakya’yı Türkiye
hudutları içine katacağım” ifadelerini kullanıyor.
Kıbrıs’a
da hassasiyetle yaklaşan Atatürk, “Efendiler! Kıbrıs düşmanın elinde
bulunduğu sürece bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a
dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir” demişti.
İki
kardeşin kitabı
‘Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle
Mustafa Kemal Atatürk’ adlı kitabı hazırlayan Yusuf (sağda) ve Ali
Koç (solda) kardeşler, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile
objektife poz verdiler. Kamu Birlik Hareketi Derneği Başkanlığı’nı
da yapan Yusuf Koç, Şubat 2005’te de kitabın ikinci bölümünü
yayınlayacaklarını açıkladı. İkinci kitapta, Atatürk’ün özellikle
Orta Asya Türkleri ile ilgili çabaları ve Sovyet Rusya ile ilişkiler
anlatılacak.
(H.O. TERCÜMAN)
| |