KARIŞIK FIKRALARnew.gif (2034 bytes)

HOROZ Ciftci, kumesine genc bir horoz almis. Fakat kumesteki yasli horoz kumesteki tavuklardan Fatma-yi cok sevdigi icin genc horozdan Fatma-yikendisine birakmasini rica etmis. Genc horoz da: -Olmaz kumesteki butun tavuklar benim demis.Bunun uzerine yasli horoz - Bak, seninle bir yaris yapacaz, su karsidaki agaca kadar kosucaz, egerben kazanirsam Fatma-yi alirim, yok eger sen kazanirsan Fatma-yla birlikte butun tavuklar seninolur. demis ve genc horoz da bu teklifi kabul etmis. Tam kosmaya baslayacaklari sirada yasli horoz durarak - Bak, ben cok yasliyim bana biraz avans verir misin demis ve genc horoz da kabuledince yasli horoz baslamis kosmaya. Yasli horozbiraz uzaklastiktan sonra genc horoz da pesinden ona yetismek icin hizli bir sekilde kosmayabaslamis ve birkac adim attiktan sonra ciftci genc horozu vurmus ve: - Ulan 1 ay icinde aldigim 3.horoz bu da ibne cikti.

PREZERVATIF Gunlerden bir gun Genler ayaklanirlar.-Bu prezervatif cikali hicbir ise yaramiyoruz- derler.Bir gun aralarindan biri one cikar ve -Arkadaslar biz bu prezervatifi patlatip amacimiza ulasmaliyiz- der.Savas naralari atarak saldiriya gecerler fakat hepsi carpip olur.Bu olay gelenek haline gelir ve nesiller boyu surer ve hic bir basari elde edemezler.Gunlerden bir gun aralarindan biri yine one cikar ve -Arkadaslar atalarimizdan kalsan bu gelenegi yerine getirmeliyiz ve bu sefer cok guclendik artik amacimiza ulasacagiz- der. Savas naralariyla yine saldiriya gecerler ve en sonunda prezervatifi patlatirlar.Ondeki liderlerinden bagirarak bir ses gelir -Imdat boka battik geri donun !!!

KATEMANJERO Temel ispanyada lokantanin birine giderek,menüyü istemis. Günün menüsünü yedikten sonra garsonu yanina cagirmis. - Bu yemegin ismi nedir, çok hosuma gitti. - Katemanjero - neyden yapilir bu yemek? demis bizim temel. - Boga güresinde kaybeden boganin tassaklarindan yapilir - himm güzel. Aradan birkaç gün sonra temel yine ayni lokantaya gider ve garsonu çagirir... - heyy garson bana bir katemanjero Temel yemegi yer bitirir ve garsonu tekrar yanina çagirir.garson der,yemek güzeldi ama bu seferki katemanjerolar biraz ufakti galiba demis.. - Beyfendi malumunuz, her zaman bogalar kaybetmiyor

IP ATLAMA Çocuklar bir gün kapilarinin önünde otururlarken Ayse Ahmet e ip atlayalim demis. Ahmetse atlarim ama bir sartla, su agaca tirmanirsa. Ayse güç bela agaca tirmanmis. Aksama eve gittiginde Ayse annesine olayi anlatmis. Annesi kizim sen ne yaptin o senin donunu görmek için öyle yapmistir demis. Ayse ise: - anne ben o kadar aptal miyim? Agaca çikmadan önce donu çikarmistim demis...

KADININ BIRI Kadinin biri bir gun otostop yapip bir arabaya binmis. Adam cok hizli kullaniyormus, kadin bu durumdan korkup adami uyarmis: - lutfen biraz daha yavas korkuyorum adam da: - eger buluzunu cikarirsan olur yavaslarim demis Derken adam yavaslamis ama sonra tekrar hizlanmis kadindan yine uyari gelmis adam etegini cikarmasini istemis kadin mecburen cikarmis sonra adam yavaslamis ...kadin her seferinde bir seyini cikardigi icin en sonunda ciplak kalmis soforde kadina bakmak icin arkasini donunce birden kontrolu kaybedip yoldan cikmis ve agaclara bindirmis adam arabada sikisip kalmis kadin arkada oturdugu icin ona bir sey olmamis adam kadina arabadan cikip yardim getirmesini istemis kadin bu halde nasil giderim deyince bagajda benim spor ayakkabilarim var onlardan birini onune koy digerini arkana bu sekilde git demis. Kadin mecbur kabul etmis ve biri onunde digeri arkasinda arabadan cikip yakindaki koylulerin yanina gitmis ve lutfen yardim edin arkadasim icerde sikisti deyince koylulerden biri garip garip bakarak kadina yaklasmis ve vah vah vah bacim senin isin zor demis ...

 

ELI BÜYÜMÜS Adamin biri karisiyla birlikte doktora gitmisler. Doktor neyiniz var deyince adamdan önce karisi atlamis "Doktor bey bizim herifin eli büyümeye basladi !" demis. Doktor da: "Yok canim öyle sey olur mu? Insanin eli belli yastan sonra büyür mü ?" deyince adam tutamamis kendini ve yemin billah anlatmis. Doktor bir anlam verememis ve yine de bir kaç ilaç verip savmis. Aradan bir süre geçmis ve yine adamla karisi gelmisler doktora, yine ayni sikayet , Doktor bakmis kurtulus yok "nereden anladiniz elinizin büyüdügünü " diye sorunca kadin hemen atlamis " doktor bey bu herif önceleri aletini eline alinca aletin bir kismi elinin disinda kaliyordu, simdi ise eline alinca elinin içinde kayboluyor !!!" demis

TEMEL ILE DURSUN Temel ile Dursun haftasonu tatilinde baliga gitmeye karar verirler. Cuma aksami yola çikarlar. Sabahin ilk isiklari ile oltalari atarlar. Bir iki saat geçer balik yok, öglen olur balik yok aksama kadar bir tek balik tutamazlar. Pazar sabah yine gün agirirken oltalari atarlar. Öglen olur yine balik yok iyice sikilirlar ama inatla beklerler en sonunda aksama dogru dönmeye karar verirler. Tam toparlanicakken ikisinin de oltasi hareketlenir. Sevinç ve heyecanla makaralari sarmaya baslarlar fakat ikiside ayni baligi yakalamistir. Temel çeker gelmez Dursun çeker gelmez balik ikisinin oltasi arasinda kalmistir. Temel baligi ben tuttum der Dursun ben tuttum der. Anlasamazlar en sonunda Temel in aklina bir fikir gelir. Dursun a der ki biz birbirimizi mikelim kim daha çok bagirtirsa balik onun olsun. Dursun kabul eder. Temel önce ben mikecem der. Temel geçer dursunun arkasina sokar Dursun da ses yok Temel iyice zorlar Dursun gikini bile çikarmaz. Temel son bir hamleyle köküne kadar sokar Dursun yine hiç ses çikarmaz. Dursun sira bende der Temel e dön arkani. Temel: -Al ulan paluk senin olsun istemeyrum.

TEMEL ILE IDRIS Temel ve idris kacak olarak bir gemiye atlarlar ve amerikaya giderler. Tam özgürlük heykelinin önünde hayran hayran etrafi incelerken temel idrise "ula idrus gel ha purda ayrulalum pir ay sonra bulusup kimin ne yaptigina bakaruz" der aradan bir ay gecer ve tam gününde temel ve idris bulusurlar ama idris korumalar ve limuzinle gelir temel dilenci gibi pis ve actir temel dayanamaz idrise sorar "ha usak sana ne oldi ne yaptin der ve idris anlatir önce bi kac gün dilendim sonra bi tuvalet aldim 2 dolar veriyosun isetiyo sictiriyo ve götü yikiyo der. temel uyanir ve idrise bir ay sonra tekrar bulusmalarini teklif eder bir aysonra idris gene korumalar ve limuzinle gelir temelde meydana helikopteri ile iner hasret giderdikten sonra bu sefer idris merakla sorar usak sana ne oldi naptin der temelde "bi kac günsenin gibi dilendim ve tuvalet actim" der Sasiran dursun sorar: "E benim de tuvaletim var, sen nasil bu kadar cok para kazandin?" Temel: -Bizim tuvalette 2 dolar veriyosun önce isetiyo sonra sictiriyo 10 dolar vermeden de tassaklari birakmiyo !!

SEKS Yeni bulug çagina girmis bir delikanli gece sokaga çikabilmek için babasindan izin istemis ve bu istegi babasi tarafindan kabul edilmis ancak gece geç vakit oldugu halde oglu hala eve gelmeyince baba telaslanmis ve tam telefona sarilip karakollara haber verecegi anda kapi çalinmis ve oglu içeri girmis. Baba çok sert bir sekilde " nerede kaldin çabuk bana hesap ver deyince oglan, kusura bakma baba, ben bu aksam sex yaptim onun için geç kaldim demis. Baba bu durumdan çok keyiflenmis "hanim hanim çabuk bir raki bardagi daha getir, benim oglum büyümüs artik beraber raki içebiliriz" dedikten sonra ogluna dönerek: " oglum bundan sonra sen de benimle raki içebilirsin" deyince oglan "OTURAMIYORUM BABA ÇOK ACIYOR"

LORD Bir ingiliz lordu karisini yatakta bir genc adamla basmis...onlari oyle gorunce kadina : -"sayin leydim bu yaptiginiz genel ahlaka sigmaz ben size guvenmistim, guvenimin sonsuza kadar surecegini tahmin ediyordum... bana bunu yapamamliydiniz....", diye yarim saat nutuk ceker. Ama sonunda dayanamaz ve yataktaki gence doner: - "Ve siz sevgili genc, en azindan ben konusurken durmak nezaketini gosterebilirdiniz

 

DISCI Orta yasli yakisikli, barda yalniz basina oturan fevkalade seksi sarisinin yanina oturmus.. Laf lafi, laf kapiyi acmis tahmin edersiniz. Hangi kapiyi.. Yatak odasinin kapisini tabii. Soyunmuslar.. Bembeyaz carsaflarin uzerine uzanirlarken seksi sarisin sormus: "Siz discisiniz galiba.." "Evet" demis adam, biraz saskin.. "Nerden anladiniz?.." "Yataga girmeden once ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladiniz, ona dikkat ettim de.." Yarim saat sonra, seksi sarisin bir daha mirildanmis: "Siz sadece disci degil, cok buyuk, cok usta bir disci olmalisiniz!.." Adam hafiften kasilmis.. Yatagin basucundaki sigara paketine uzanirken magrur magrur sormus: "Peki bunu nerden anladiniz?.." "Hicbir sey hissetmedim de.."

BUZDOLABI Temel ile dursun 15 sene sonra ilk kez görüsmüsler.Dursun Temel i evine davet etmis. Dursun un iki karisi varmis(biri imam nikahli digeri ise resmi).Dursun Temel i yedirmis içirmis.Aksam Temel Dursunlar da kalmis.Gece Dursun un imam nikahli karisi Dursun un yanina gelmis ve söyle demis: "Dursun çok azdim beni zik!" Dursun: "olmaz evde misafir var" Karisi israr etmis. Dursun karisina "git buzdolabinin kapagini aç isigindan bak Temel uyuyorsa gel"demis.Kadin bakmis, Temel uyuyor numarasi yapmis.Dursun ile karisi isi bitirmisler.Derken öbür karisi gelmis.Aralarinda ayni konusmalar geçmis.Dursun bu karisiyla da isi bitirmis.Sabah olmus.Dursun Temel e sormus: "rahat uyudun mu?".Temel: "evet ama gece çok susadim" demis. Dursun sormus: "peki niye içmedin?".Temel yanitlamis: "nasil içerim buzdolabinin kapaginiher açani zikiyorsun!"

AVCI Bir geyik avcisi avlanmak için ormana gider. bütün gün geyik arar ama bir türlü bulamaz. tam evine dönecekken bir ayi görür. ulan bari bunu vurayim der. ayiya nisan alir ve ates eder ama kursun ayinin sag kulagini yalayip gider. ayi arkasini döner ve yavas yavas adamin yanina gelir. ulan der ya bana verirsin ya da seni öldürürüm. adam düsünür hayat güzel,veriyim bari der. ayi adama kayar, dogrulur ve yoluna devam eder. adam namusunu temizlemek için tekrar tüfegini alir ve ates eder. bu kezde kursun ayinin sol kulagini yalayip gider. ayi gene gelir ve ya verirsin ya ölürsün der. adam düsünür ve batti balik yan gider diye gene verir. ayi isini bitirir ve zevk içinde yola koyulur. avci bu kez bayaaa zorlanarak gene dogrulur ve bi daha ates eder. bu kez de kursun ayinin kafasinin üstünden geçer. ayi gene döner, bu kez çok sinirlidir. avcininyanina gelir ve söyle der. "Allah allah, avci midir ibne midir nedir anlamadim ki..."

SOBA FACIASI Temel Istanbul a ilk geldigi gün bütün parasini caldirmis. Gecegi nerede gecirecegini kara kara düsünürken penceresi acik bir ev görmüs ve hemen içeri dalmis .Odadaki yatagin altina saklanmis. Gecelegin odaya bir cift gelmis. Hemen yataga gecmisler tam seviseceklerken kadin kocasina : Kocacim her sevismemizde sobaya bi odun attim de demis. Kocasida tamam demis. Adam baslamis 1 odun attim 2 odun attim diye. Sabah olmus kadin kocasina sormus: Kocacim sobaya kac odun attin diye. Kocasi 4 hayatim demis Kadin saskinlikla ama ben 7 saydim demis .Temel yatagin altindan cikmis ve : "SOBA SÖNDI 3 ODUN DA BEN ATTUM."

ESCINSELLER Adamin biri bara gidip barmenden votka istemis -cabuk bana 8 tane votka getir: - hepsini bir kerede getir barmen getirmis ve adam hepsini bir kerede icince barmen sormus - hayirdir birader... -sorma yaa ... erkek kardesim bir homoseksüelmis -yaaa vah vah ...ertesi aksam adam yine gelmis ayni sinirle -cabuk bana 8 tane votka getir -hepsini bir kerede getir barmen getirmis ve yine sormus -bu sefer ne oldu -sorma birader meger abim de homoymus -yapma bee ...ve ücüncü aksam adam yine gelmis ve ayni diyalog baslamis -cabuk bana 8 tane votka getir -hepsini bir kerede getir barmen getirmis -ya birader sizin ailede de hic mi kadin seven yok yaa ... -evet var, karim...

 

ASKERLIK ANILARI Birgün temel askerdeyken (kayseri hava indirme tugayi ) uzun bir egitim sürecinden sonra sira artik aldiklari egitim geregi atlayislara gelmistir ve komutanlarinin emriyle bir sonraki gün yapacaklari atlayisa hazirlanirlar atlayis gününden önceki aksam kimse heyecandan uyuyamaz fakat temel herkese nispet derin bir uykuya dalar ve bir rüya görür rüyasinda rahmetli annesini görmüstür annesi temele aynen söyle der "oglum yarin parasütle atlayis yapma çünkü parasütün açilmayacak " temel sabah bu korkuyla uyanir fakat asker oldugu için bu atlayislari yapmak zorundadir ve atlayis zamani gelir askerler uçaga binerler ve uçak havalanir komutanin emriyle askerler tektek atlamaya baslarlar ve en son uçakta temel ile komutani kalir komutan temele atlamasini söyler fakat temel halen daha gördügü rüyanin tesirindedir ve komutanina atlamiyacagini söyler komutanida nedenini sorar ve temelde gördügü rüyayi komutanina anlatir ve komutani gülerek temele - rüyaya inanilir mi? der bunun üzerine temelin komutani parasütünü çikararak temele verir ve komutanda temelin parasütünü giyer bunun üzerine temel rahatlamis bir sekilde uçaktan atlar ve kisa bir süre sonra parasütü açilir temel derin bir oh çeker ve annesine seslenir - hani anne parasütüm açilmayacakti demeye kalmadan yanindan hizla biri geçer dönüp baktiginda düsen komutanidir ve komutanina bagirarak sorar - "komutanim nereye" komutanida yanit verir - anani ....

BISIKLET ISTIYORUM ilk okula giden bir çocuk varmis. annesi her aksam yanina gelip oglum uyudun mu diye sorarmis. çocuk hayir uyumadim deyince annesi dövermis. Yine bir gün olmus annesi soruyu sordugunda çocuk gene ayni cevabi verince annesinden gene dayak yemis. okula gidip ögretmenine anlatmis. ögretmeni ona ne olursa olsun ses çikarmamasini söylemis. o günün aksami annesi çocuga gene sormus, oglum uyudun mu diye. bir sormus iki sormus çocuk dayanamayip anne birazdan uyuyacagim demis. annesi gene dövmüs bunu. Ertesi gün ögretmenine demis ögretmeni asla ses çikarmamasini söylemis. o aksam annesi gelip sormus oglum uyudunmu diye ses yok çocuktan annesi gene sormus ses yok babasi gelmis ses yok. anne ile baba çocugun uyudugun kanaat getirince içeri gitmisler. çocukta içerden gelen seslere merak edince bir gidip bakmis. babasi annesinin arkasina geçmis çocuk istiyorum erkek istiyorum diye yaylaniyomus. Bizim afacan çocukta pratik zekasini kullanip babasinin arkasina geçer: - bisiklet istiyorum, vitesli olsun..

KANO Temel, Fransiz vede italyan bir gezi sirasinda afrikada bir kabileye esir duserler. Yamyamlarin sefi, herbirine bir teklif goturur. - Benden oyle birsey isteyinki ben ve kabilem bunu yerine getiremesin. O zaman kurtulursunuz. - Yoksa derinizi yuzup kano yapacagiz. Once Fransiz`a sormuslar. Fransiz sadece kendi memleketine ozgu bir yemek istemis. Kabileden bir kac kisi hemen Fransa`ya gidip yemegi alip gelmisler ve Fransizin derisini yuzup kano yapmislar. Sonra italyan`a sira gelmis. O da bir italyan arabasi yapmalarini istemis. Hemen bir iki kisi italya` ya gidip bir araba satin alip geri donmusler ve tabi italyani da yuzup kano yapmislar. Sira Temel`e gelmis. Temel kendi memleketinden bir catal istemis. Hemen bir kisi gidip Trabzon` a bir catal almis gelmis. Ama hepsi merak icinde. Sef sormus: - Digerleri daha zor seyler soylediler. Sen niye sadece catal istedin? Temel catali kapmis ve baslamis orasina burasina batirmaya ve soylenmis: - Sikerim kanonuzu! Alin size kano hadi bakiim nasil yapacaksaniz..

TUVALET Birgün bizim Temel Istanbul´a arkadasi Dursun´u ziyarete gitmis. Aksam gec vakitlere kadar oturup sohbet etmisler. Aksam yemeginden sonra Dursun Temel´e demiski. Bak dostum hacen bir ihtiyacun varsa sindi gör. Tuvalete bizim yatak odasindan gidiliyor, yoksa sonra gidemezsin. Temel ise gayet rahat bir sekilde : Ben eyuyum hec bi ihtiyacim yok.....sonra yatmislar. Gecenin bir yarisi bizim Temel sancilar icerisinde uyanmis. Yedigi agir yemekler sIkIstirmaya baslamis. Garibim tavuk gibi ziplamaya baslamis. Bir türlü gidecek gibi degil sancilar. Tuvaletede gidemiyor. Son kerteye gelmis. Cikti cikacak. Temel bi bakmis camin kenarinda bir cicek saksisi. Kaptigiynan cicegi kaldirmis ve saksinin icine ihtiyacini gidermis. Geride cicegi topragi ile birlikte saksinin icerisine güzel bir sekilde yerlestirerek yatmis. Sabah erkendende oradan tüymüs memlekete. 6 ay kadar gectikten sonra bizim Temel Dursun´a bir mektup yazmis: Nasilsin iyimisin falan filan. Dursun mektuba hemen cevap yazmis: Hal hatir sormadan hemen meseleye gecmis : Ula Temel nereye sicdiysan cabuk söyle. Üc ev degistirdim hala kokuyu cikaramadim.

ESEK ILE ARSLAN Bir esekle birde aslan arkadaslarmis.Bunlar birgün ormanda gezerken canlari sikilmis.Ne yapalim ne yapalim derken aslanin aklina bir fikir gelmis."Sex yapalim" demis essege, esek sasirmis "iyide esek nerde aslan nerde kiminle sex yapicaz" demis.Aslan "ikimiz sirayla birbirimizi sikeriz. Esek önce sasirmis sonra kabul etmis.Sira gelmis kim kimi önce sikecek. Kura çekmislerönce esek sikecek. Aslan domalmis esek arkasina geçmis, aslani sikmeye baslamis.Bir sokmus aslanin azina kadar, taa bogazindan çikmis.Esek aslana yeter mi demis, aslan cevap vermis "sen çikar, ben senin anani sikecem.

 

ESSEK Kayseri"nin bir koyunde imece yontemiyle yol yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna donusturuluyor.... Koye gelmis olan Amerikali Baris Gonullusu ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar: - Ne yapiyorsunuz boyle? - Yol yapiyoruz. - Bu esek ne icin? - O, yolun muhendizi. Yola uygun gecenegi o gosterir. Baris Gonullusu katila katila guler: - Ya esek bulamasaydiniz? - Iste o zaman Amerika"dan muhendiz getirirdik!

MELEZ Bir gun bir tavsan ormanda neseyle yuruyormus. Derken karsisina tanimadigi bir mahlukat cikmis. - Nesin sen diye sormus - Ben katirim. Annem essek, babam ise bir attir demis. Tavsan "hmm... hayli enteresan" diyerek yoluna devam etmis. Derken yine tanimadigi bir hayvana rastlamis. - Peki sen nesin? - Ben bir kurt kopegiyim. Annem kopek, babam ise kurttur. Tavsan yine enteresan diyerek ilerlemis. Ancak bu sefer karsisina ne idugu belirsiz bir hayvan daha cikmis. - Sen de kimsin? - Ben bir devekusuyum - ?!

MUHTAR Cin"in guzide bir koyunde, muhtarin kara gozlu, kara sacli bir oglu olur. Adet oldugu uzre cocugu koyun en yasli bilge kisisine gotururler. Yasli bilge cocuga Cince"de kara-sacli-kara-gozlu anlamina gelen "CAN CING CONG" adini verir. 2 yil sonra muhtarin bir cocugu daha olur ve yine yasli bilgeye gotururler. Yasli bilge bu kez "Bu cocuga Agzi guzel, burnu guzel anlamina gelen TAI TING TONG adini verdim" der ve kulagina ezan okur (???). Bundan 12 ay sonra muhtarin bir veledi daha peydahlanir. Fakat bu cocuk sarisin ve mavi gozludur. Buna bir anlam veremezler fakat yine de bilgeye gotururler. Bilge ise bebegin adini hemen koyar: - SAM TING RONG

HEYKEL Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, ta ki bir gun bir melek cennetten gelene kadar. "Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz." demis. Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis. Birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis. "Onbes dakikaniz daha var," demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak. Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donup "Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben de kafasina yapayim" demis..

SUT Temel hastalanmis, doktora gitmis. Doktor Temel'i muayine ettikten sonra yeni dogum yapmis bir kadinin memesinden sut emerse hastaliginin iyi olacagini soylemis. Temel kara kara dusunerek doktorun yanindan cikmis. Nerden bulacagini kimden isteyecegini dusunurken aklina arkadasi Dursun'un karisi Fadime gelmis. "O yeni dogum yapmisti, rica eder sutunden icerim" diye dusunerek kapiya dayanmis. Kapiyi Fadime acmis, Temel "Dursun evde mi?" diye sormus Fadime "yok" demis. Temel utana sikila derdini acmis. Fadime de "N'olacak ula alti ustu bir kac damla sut, hem sevaptir gir iceri demis" Fadime memesini acmis Temel'in agzina vermis. Temel memeyi emmeye baslamis. Temel emdikce Fadime tahrik olmus. Dayanamaz duruma gelmis. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel "Ayip olmaz mi?" diye yanitlamis. Fadime ihtirasli bir sekilde "Niye ayip olsun?" diye cevap vermis. Temel "Iyi oyleyse, ayip olmazsa bir iki tane biskuit ver, katiksiz sut icilmiyor" dem

 

23 NISAN Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da çocuk ögretmenine sorar: Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen: Evet diyerek soruyu cevaplar. Çocuk : Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini ziyaret ederler degil mi. Ögretmen : Evet yavrum. Çocuk : Anlamadigim bir sey var? "NIYE 23 NISAN DA EN ÇOK YORULAN BIZ OLUYORUZ".

EGITIM UCAGI Dört kisilik br egitim uçagi bilinmeyen bir nedenden ötürü düserek mezarliga çakilmis. Aksam haberlerde kurtarma ekibinin basi olan temel açiklama yapiyormus: -Simdiye kadar 33 ölü çikardik. Ölü sayisinin artmasindan endise ediyoruz

ILAN iki laz yilan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris e dönüp : - ula Idris biz zehirlimiydik yoksa zehirsiz mu diye sormus. Idris sasirmis - ula ne oldu gene demis. Temel de : - ula biraz önce dilimi isirdim da demis.

ALI VE OGRETMENI Bir gün ali sinif da arkadaslariyla konusuyormus ögretmenleri görmüs. Ve bunlari tahtaya kaldirmis ve demis 4 kelime yazip yarin getirceksiniz. Ali eve gelir: - baba bana bi kelime söyler misin - git len basimdan. Ali yazar.Annesine gider annesinin yagi bitmistir annesi de: - sana sana der Ali yazar. Abisine gider abisi de tarzan kitabi okudugu icin sorusuna cevap olarak - tarzan tarzan der Ali gene yazar ve telefonla sevgilisiyle konusan ablasina gider - Abla bana bi kelime soyler misin der ablasi da telefonla konusurken: - Gelemem sekerim randuvum var. Sabah okulda ogretmen Ali yi kaldirir. Ali de okumaya baslar: "git len basimdan" ogretmen "banami?" "sana sana" "sen kendini ne saniyorsun" "tarzan tarzan" "yuru bakalim dogru mudure" "gelemem sekerim randevum var".

 

KAMP Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye, karyolada yatmaya baslarlar. Temel üstte, Dursun alttadir. Ilk gün ve ikinci gün kizilderililer gelip Temel i döverler. Fakat Dursun a hiç bir sey olmamistir. Temel, Dursun la yerini degisir. Üçüncü gün de, kizilderililer gelir ve sef: -"Yahu,biz üstteki adami çok dövdük, bugün de alttakini dövelim" der, ve yine Temel i dövüp giderler.

KUCUK TEMEL Küçük Temel birgün sokakta oynarken yoldan geçen bir hamile bayani durdurur. Kadinin karnini isaret ederek Teyze o ne? der. Kadin da O benim çocugum der. Temel Çocugunu seviyor musun teyze sen? der. Kadin da: Tabii ki evladim" diye cevap verir. Temel de O zaman onu niye yedin? der.

SEKER Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus: - anne ben nasil dunyaya geldim? annesi - bir aksam babam bi seker aldi ve yastigin altina koydu sabah bi baktik ki sen varsin. Bunu duyan Onur durur mu, hemen ayni aksam gitmis bi seker almis ve yastigin altina yerlestirmis... Sabah kalkmis ki bir de ne gorsun sekerin kokusunu alan karincalar temel yastigin altina ususmus. Bunun uzerine Onur: - ahhh ahh hepinizi oldururdum ama baba yuregi dayanmiyor.

TEMEL Birgün ögretmeni Temel e 2 kere 2 kaç eder diye sormus Temel 5 demis. Ögretmeni Temel i sinifta birakacakmis. Temel in babasi devreye girmis ve Temel e bir firsat daha verilmis. Ama sinavin ailesi onunde yapilmasini istenmis. Temel i babasi iyice çalistirmis. Sinav günü gelmis ve ögretmen Temel e sormus.2 kere 2 kaç eder. Temel 4 demis. Temel in 4 demesiyle ailesi: "BIR SANS DAHA"

Soyunun lütfen..

                     Kadın göğsünden rahatsızmış ve doktora gitmiş. Doktor kadının şikayetini dinledikten sonra
                     -Buyrun, şurada soyunun, hanımefendi.
                     -Doktor bey, ben utanırım. Işıkları kapatabilir misiniz acaba?
                     Doktor Işıkları kapatmış. Beş dakika sonra kadın sormuş:
                     -Elbiselerimi nereye koyayım, doktor bey?
                     -Benimkilerin üzerine.. 

Araba Hırsızları

                    Dursun koştura koştura kahvehaneye girer ve büyük bir telaş içinde Temel'e bağırır:
                    Ula Temel, koş!!! Senin arabayı çalıyorlar! Yetiş!!!
                    Temel de bunu duyar duymaz yerinden fırlar ve arabasını kurtarmaya gider. Aradan üç-beş dakika geçmeden de
                    çIkar gelir. Gayet rahattır Kahvehanedekiler sorarlar:
                     -N'oldu, Temel? KurtardIn mI arabanI?
                     -Yok yahu, yakalayamadım. Hızlıydılar. Ama merak etmeyin, plakayı aldım.

 

Atletizm 
                    Temel'le İdris'in canlarI sıkılmış ve stadyuma gitmişler. Atletler koşarken
                    aralarında şu konuşma geçmiş:
                     -Ula, bu uşaklar niye koşayı?
                     -Biri birinci gelecek, madalya alacak.
                     -Peki öbürleri niye koşayi? 
Barmen 
                     Temel otelde kalıyormuş. Bara inip birşeyler içmek istiyormuş ama içkiyi
                     ısmarlarken laz olduğunun anlaşılmasından çekiniyormuş. Geçmiş aynanın
                     karşısına başlamış prova yapmaya:
                     -Bana bir fisku...Yok böyle anlarlar..
                     -Bana bir raki...Yok böyle de anlarlar..
                     -Bana bir cin...Hah, tamam.
                      Böyle anlamazlar demiş ve bara inmiş. Barmene seslenmiş:
                     -Barmen, bana bir bira.
                     Barmen Temeli biraz süzdükten sonra sormuş:
                     -Sen laz mısın?
                     Temel büyük bir şaşkınlıkla:
                     -Uyyy nasıl anladun, daa?
                     Barmen:
                     -Burası resepsiyon. Bar karşIda. 
Fadime 

                    Temel ve Fadime yüksekçe bir tepede başbaşa oturmuş şehri seyrediyorlarmış. Bir an Fadime Temel'e dönüp
                     -Ula Temel, sana fıtık ameliyatı olduğum yeri göstereyim mi? demiş
                     Temel de pis pis sIrItIp
                     -Gösteeeer!
                     demiş ve yavaş yavaş Fadime'ye sokulmuş. Fadime de
                     -Aha, şu karşIda gördüğün okulun tam arkasındaki beyaz binadur!

Karadeniz Futbolu 
                      İki Karadeniz futbol takımı, RizeFişekspor ve SinopZıpkınSpor, maç yapIyorlarmIş. Sinoplular o an stadın
                    yakınlarından geçen trenin düdüğünü hakemin bitiş düdüğü sanmışlar ve sahayı terketmişler. Kalan 85
                    dakikada da RizeFişekspor gol atamayInca maç 0-0 berabere bitmiş.
 
Kızılderililer

                    Temel ile Dursun parasız kalmışlar. İş ilanlarına bakıp yapabilecekleri bir iş aramaya başlamışlar. Bir ilanda
                    Bir kIzIlderili kafaderisi getirene 100$ yazdIGInI görür görmez Amerika'ya gidip kızılderili aramaya
                    başlamışlar. Günler boyunca çölleri, dağlarI aramışlar ama nafile, hiçbir kızılderiliye rastlayamamışlar.
                    Sonunda yorgunluktan baygIn düşüp bir yerde uyuya kalmışlar. Temel sabaha karşı uyandığında çevrelerinde
                    savaş boyaları sürünmüş yüzlerce kızılderiliyi görünce Dursun'u dürtüp:
                     -Lan, Dursun! Kalk, kalk! Paraya para demeyeceğiz artık

Köpek

                    Temel birgün köpeğiyle tavla oynarken yoldan geçen  turistlerden biri bunları görür. Şaşıran turist hemen
                    yanlarına yanaşIr:
                     -Aaa, ne müthiş bir köpek?
                     Temel hiç oralı bile olmadan:
                     -O kadar da değil canım, son üç eldir mars oluyor.. 

Papağan

                    Temel dolaşIrken evlerden birinin penceresinde bir papağan görmüş. Pencereye yanaşmış ve mırıldanmış:
                    Allah Allah, ne ilginç kuş! Temel'in kendisine hayretle baktığını gören papağan da Ne bakIyorsun, hemşerim?
                    diye  seslenmiş. Temel o şaşkınlıkla karşılık vermiş:
                     -Afedersun, hemşerum. Ben seni kuş sandıydum 

Temel The Kamyon Şöförü 
                    Temel kamyonu ile dik bir yokuştan süratle inerken birden kamyonun freni  patlamış. Telaşla kamyonu nereye
                    süreceğini düşünürken sağında kalabalık bir pazar yeri görmüş. Kamyonu o tarafa sürersem yüzlerce kişi
                    ölür. diye düşünürken sol tarafInda da boş bir arsada oynayan küçük bir çocuk farketmiş. Bir çocuğun kaybı,
                    yüzlerce kişiyi öldürmekten daha iyidir.  Tanrım, beni affet. diyerek kamyonu o tarafa çevirmiş.
                    Ertesi gün, gazetelerde manşet:
                    Pazara dalan kamyon 120 kişiyi biçti!
                    Hastanede yatan Temel'e olayI araştIran komiser sorar
                    Anlat bakalım nasıl oldu?
                    Temel de hala şaşkın:
                    Amirim, herşey o ufak çocuğun pazar yerine doğru koşmasıyla başladı.

Milat

Küçük Temel'e sormuşlar:
- 1881'de ne oldi?
- Atatürk toğdi.
- Peci, 1884'te ne oldi?
- Atatürk üç yaşina bastı, demiş bizim Küçük Temel.

Hesaplaşma

Temel tutmuş Yahudi'ye tokat atmış.
- Neden vurdun?
- Siz Isa peygamberi carmiha cermişsiniz.
- İki bin yıl önce olmuş bir şey bu.
- Valla pen yeni tuydum.

Akillanma

Temel on sekizlik oğlunu evlendiriyor. Çok erken değil mi diye soranlara,
- Simdi evlensin, sonra akli paşina celir, o zaman da evlentiremem, diyor.

 

Müdür

Temel sinemanın birinde müdür olmuş. Bir seyirci gelmiş,
- Sigara içebilir miyim?
- Hayır, demiş Temel.
- Ama herkes içiyor.
- Onlar sormatiler ci.

Piyango bileti

Cemal iki tane piyango bileti almış. Temel karşı çıkmış,
- Manyak Cemal, Niye ici tane altun? Puyuk ikramiye pi tane.

Maç

İki Karadeniz takımı: Ordu sporla Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin düdüğünü hakemin biti düdüğü zannetmişler. Ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Ordu spor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.

Mezarlık

Dört kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş...... Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve olu sayısının artmasından korkuyorlarmış

Deve kuşları

Temel Avustralya'ya deve kuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu. Hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafaları-ını kuma gömüyorlar. yani kendi akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor. ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
- Ulan nereye gitti bu hayvanlar?

Paraşüt

Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....

Niçinmiş?

Karadenizlilere niçin Perşembe günü fıkra anlatılmaz?
Cevap: cuma namazında gülmesinler diye ..

Limon kalmadı

Karadenizlinin birisi bara girmiş 'barmen bey' demiş,'limonsuz tekila'
Barmen:
- Beyefendi limonumuz kalmadı kusura bakmayın. portakalsız versek olur mu?

Resepsiyon

Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.' ulan' diyor
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mi acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
- Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar'
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve
aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
-Barmen bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz misin?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
- Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda.

Ormanın güzelliği

Temelle Dursun ormanda uyuyorlar bir ara Temel Dursun'a sesleniyor.
- Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun:
- Ağaçlardan göremiyorum ki.

Hamile kalırsa kalsın

İki Karadenizli Karadeniz de cay bahçesinde çalışırlarken nataşalardan birisi kendilerine doğru yaklaşıyor. Bir miktar para karşılığı kendileriyle birlikte olabileceklerini ancak hamile kalmaması için prezervatif kullanmalarının gerektiğini belirtiyorlar. Mesele halloluyor. Olaydan üç gün sonra Temel büyük bir sıkıntı içinde Dursun'a sesleniyor:
- Ulan, Dursun! Hamile kalırsa kalsın. Ben artık prezervatifi çıkaracağım.

Müebbet

Zamanın en büyük Mayfa babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler:
- Temel ne yap et Babanın idam kaparini müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüry üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüry geri gelir ve kaparini okur:
- Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip:
-Af ferim sana Temel simdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu isi nasıl basardın diye sorarlar. Temel:
- Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der.

Sünnet

Temelin çocuğu 20 yaşına basmış halan sünnet olmamış komşuları sormuş:
- Temel hayırdır çocuğun 20 yaşına bastı neden halan sünnet ettirmedin diye. Temel de:
- Banane yahu demiş evlenince karusu istediği kadar kestursun demiş.

Dört tane

Tursun sormuş Temel'e:
- Ula Temel Sen kaç dua biliyorsun;
Temel:
- Dört adet dua pileyrum demiş.
Tursun:
- Hangilerini pileysun demiş.
Temel:
- Üç ihlas bir Elham'i pileyrum daaa

 

Kesilmek

Temel'e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış temel dulsuna demiş ki gel beraber Amerika'ya yüzelim iki kafadar karadenizden başlamışlar yüzmeye fıkra ya Amerika yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel:
Dursun ben kesildum geri doneyrum demiş.

Korsan Temel

Temel'in her konuda yarıştığı bir arkadaşı varmış ve bu arkadaşı bir gün uçak kaçırmış. Temel, arkadaşının bu hamlesinin altında kalmamak için gitmiş Karaköy-Galatasaray arasında çalışan nostaljik tramvayı kaçırmış.
Not: Bu fıkrayı anlayabilmek için söz konusu tramvaya binmek gerekir. istanbul dışındaysanız ve bu tramvayı bilmiyorsanız ve de anlamak istiyorsanız istanbul'a gelmeniz gerekiyor.

Zehirli baklava

Bir keresinde, Hoca koy okulunda ogretmen dururken, ogrencilerinin birinin ailesi tarafindan kendisine bir buyuk tepsi baklava gonderilir. Agzi sulanir, fakat daha sonra yemek uzere masasinin cekmecesine koyar. Kisa bir sure sonra acil bir is icin disari cagirilir.
Ogrencilerine yapilacak bir suru is verir "Ve herseyi anladiginizi kabul ediyorum" der "yoksa kotu olur" sertce "Cok kotu"
Kapiya vardiginda,
"Bir sey daha" der. "Benim dusmanlarim var. Pek cok dusman. Bana surekli zehirli et, zehirli tatli gonderilir. Hatta," sertce ekler "zehirli baklava. Yemeden once test etmem gerekir. Bu sekilde uyarildiniz. Daha uzun bir omur isterseniz, bana gonderilen hicbir seye dokunmayin. Ozellikle baklavaya." Hoca gider gitmez, yegeni, ogrencilerinden biriydi, masaya gider ve baklavayi alir.
"Yapma!" diye bagirir arkadaslari. "Onlar zehirli olabilir!"
Cocuk onlara siritir.
"Tabii ki degiller," der. "O sadece kendisine saklamak istiyor." Ve baslar tepsiye. "Gercekten cok iyi" der ve bir baskasini yer.
Yere dusup kivranmadigini goren arkadaslari, Hoca'nin masasinin etrafina toplanirlar ve baklavayi paylasirlar.
"Fakat hepsinin gittigini gorunce biz ona ne diyecegiz?" der iclerinden biri, agzindaki kirintiyi silerken.
Hoca'nin yegeni sadece gulumser.
Hoca dondugunde dogruca masasina gider ve cekmecesine bakar. Ogrencilerine hisimla bakar.
"Biri," der "Biri masamdaymis."
Sessizlik vardir.
"Biri cekmecemdeymis."
Sessizlik.
"Ve biri baklavayi yemis."
"Bendim" der yegeni.
"Sendin! Size anlattigim seyden sonra?"
"Evet."
"Belki aciklaman vardir. Eger oyleyse, olmeden once duymak isterim."
"Sey," der yegeni "Bana verdigin is cok zordu. Hic birini yapamadim. Yaptigim hersey yanlis. Senin cok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini biliyordum. Oyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim. Boylece senin zehirli baklavani yedim. O an dusunebilecegim tek yol o idi. Fakat eglenceli olan sey, henuz hicbir sey olmadigidir. Nedenini merak ediyorum." Hoca yegeninin masum aciklamasini kisa bir sure inceler.
"Belki," der, "yapmis oldugun ise bir bakmam icin sadece ertelenmis bir cezadir."

On akcelik pestemal

Timur bir gun yanina Hoca'yi da alarak Aksehir'in Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hoca'ya sorar.
-Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?...
Hoca;
-On akce der.
Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur'u kuplere bindirir.
-Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince
Nasreddin Hoca boynunu bukerek;
-Pestemali hesapa kattim zaten! der.

Dusunur

Nasreddin Hoca Aksehir pazarinda bir adamin basina toplanmis olan kalabaliga yaklasir.Satici elindeki kusu satmaya calismakta ve fiyati ise cok yuksek 50 Akce, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akce. Hoca bir turlu fiyattaki asiri farki anlayamaz ve sorar
-Hemserim bu nasil kus 50 Akce istersin?
-Hoca efendi bu bildigin kus degildir bunun ozelligi var.
-Neymis ozelligi?
-Hocam bu kusa papagan derler ve konusur.
Hoca aniden hemen eve kosar, kumesten hindisini kaptigi gibi pazara doner. Papagan satmakta olan adamin yanina durur ve yuksek sesle;
-Bu gordugunuz kus sadece 100 Akceye, gel, gelll!
Herkesten cok papagan satan sasar bu ise ve sorar.
-Hocam 100 Akce cok degil mi bir hindi icin?
-Sen 50 ye satiyorsun ama
-Dedim ya hocam benim kus konusur ama
-Oyleyse, benimki de dusunur!

Sunnet diyeyim de...

Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir. Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek icin:
-Aman ne guzel cocuk...Adi ne bunun? diye sormuslar.
Hoca:
-Adi Farzdir, demis.
Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
-Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle bir isim hic duymamistik.
Hoca hemen tasi gedigine koymus:
-Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz?

Bizde kibir yok

Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar.
-Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir?
Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar;
-Her halde oyle olmali.
-Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim!
Hoca;
-Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina;
-Ey ulu cinar cabuk yanima gel!...
Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler;
-Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce,
Hoca;
-Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der.

Bize de ugrardi

Arkadaslari Hoca'ya, kati bir koca olmadigina, takilirlar:
"Hoca, karin tum zamanini komsu arkadaslariyla geciriyor!"
"Hayir dogru degil. Eger dogru olsaydi, bize de bir ara ugrardi!" diye cevaplar Hoca.

Kim suclu?

Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli kitabi ver bakayim!"

O zaman gor feryadi

Hoca esegini kaybetmis ve ariyor, bu arada da neseli bir turku tutturmus.
Birisi kendini sormaktan alikoyamaz:
-Hoca Efendi, esegini kaybettigini herkes bilirken, turku soylemeni duymak eglenceli gorunuyor. Oysa kaybina feryat edip aglaman beklenirdi!
-Son bir umidim, aptal mahlukun su kucuk tepenin arkasinda olabilecegidir, arkadas. Eger degilse, bekle ve gor o zaman sen bendeki aglamayi feryadi!

Baklava

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!

Agzina ot tikamislar

Bir gun Hoca'nin bir koye gidecegi tutmus. Oyle sicak bir gunmus ki, kus bile kanadini kimildatmiyormus. Boylesi gunde yola cikmak delilik degil de nedir! Yorgunluk bir yandan, susuzluk bir yandan Hoca'nin imanini gevretmis, su yokusun basinda, su inisin dibinde derken, Allah onune bir cesme cikarmis.. Hemen, oluguna sokulan tikaci cikarip agzini dayamis ama, oyle bir akisi varmis ki, ustu basi islanmis; neye donduyse donmus. O zaman Hoca bir lahavle cekip:
-Tevekkeli degil, boyle deli deli aktigin icindir ki, agzina ot tikamislar ya senin! demis.

Ya deve ölur, ya ben ya da Timur

Bir gun Timur, Hoca'yla hosbes ederken, "Buradan attim kilici, varip Halep'de oynadi bir ucu!" kabilinden, sozu uzattikca uzatarak, buyuttukce buyuterek, pireyi deve yapar.. Hoca canindan bezer. O da tutar, Allahin devesini, dev yapili bir mahluk haline kor:
-Dogrusu elimden nice develer gelip gecti ama, boylesini gormedim. Uc desem, kanatlaniyor; yuru desem, ayaklaniyor. Ne care ki, benim comez misali okumasi var, yazmasi yok! kabilinden satar, savurur.
Timur buna, parmagini isirir:
-Aman su mahluku bir goreyim! der.
Hoca hic istifini bozmadan:
-Devletlim, der; bugunlerde, namaz baslarini ogretiyorum. Allah izin verirse, seneye yine geldigimde, onunuze diz coksun!" der
Timur seneyi iple ceker.
O gun gelince, Hoca:
-Sormayin efendim, Kurani okumaya baslayinca, oyle bir aska geldi ki, simdi de, "Hafiz olacagim!" diye tutturdu. Allah ecelden aman verirse, bir daha ki seneye getireyim de hifzini dinleteyim! deyip Timurun otagindan ayrilir.
Timur, gene seneyi iple cekmeye baslar, Hoca'nin esi dostu;
-Bre Hoca, sen kaninla mi oynuyorsun? Kacin kurdu Timur; boyle mavallari yutar mi? diye cekip cekistirince, Hoca;
-Yahu, ne telas ediyorsunuz, seneye kadar cok zaman var. O zamana kadar Ya deve olur, ya ben ya da Timur!

Essege ters binmis

Bir gun Hoca esege yuzu arkaya bakacak sekilde yanlis oturmus.
-Hoca, diye seslenir insanlar, esegine ters biniyorsun!
Hoca,
-Hayir, diye cevaplar, esege ters biniyor degilim. Esegin yonu ters!

Secdeye kapanirsa

Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.
Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"

Misir`a kadi oldu

Bir gun Hoca, gene esegini kaybeder. Eee, bu kacinci! Gayri canina 'tak' eder. "illalah bu tas kafalinin elinden! Aklini basina alsin da, biraz da o beni arayip bulsun!" diye soylenir. Suradan suraya adimini atmaz.
Aradan aylar, gunler gecer. Korolasi ne doner gelir, ne bir kuru selam gonderir. Gunlerden bir gun Hoca esekler basi Deli Omer'i gorur: "Bu herifin azicik kulagi deliktir. Sunun bir agzini ariyayim!" der, nasil ararsa arar. O da:
-Duymadin mi, der; senin esek Misir'a kadi oldu!
Bunu duyunca, Hoca basini sallar:
-Tevekkeli degil; ben bizim comeze ders verirken, o da kulaklarini dikip dinliyordu! der.

Bes kurus

Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle,
-Ne curetle vuruyorsun!
Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
-Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner.
Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
-Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
Gelirse soyle one, 5 kurusu senden alsin !.

Saz

Hoca'ya saz calmasini bilip bilmedigini sorarlar.
-Evet, diye cevaplar Hoca
Ve Hoca'ya ispatlamasi icin bir saz verirler.
Hoca baslar calmaya
DIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII...
Ayni nota, ayni tel, tekrar tekrar
DIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII...
Bir kac dakika sonra, Hoca'nin calmasini keserler.
-Hoca, bu dogru saz calma sekli degil, ayni nota caliyorsun. Saz calanlar, parmaklarini asagi yukari gezdirirler, farkli telleri calarlar!
-Ben biliyorum onlarin neden yukari asagi gezindiklerini ve farkli telleri denediklerini..
-Nedendir?
-Onlar benim halihazirda buldugum *bu* notayi ariyorlar...

Tarifesi bende

Hoca bir ciger almis evine gidiyormus. Yolda bir dostuyla karsilasmis. Adam:
-Bak sana guzel bir ciger yemegi tarifi yapayim da bunu agiz tadiyla ye, demis.
Hoca rica etmis:
-Benim aklimda kalmaz. Bir kagida yaziver.
Adam yazip vermis. Hoca biraz sonra lezzetli bir ciger yemegi yiyecegini dusunerek dalgin dalgin giderken, bir caylak elindeki cigeri kapip kacmis...
Hoca caylagin ardindan bir sure baktiktan sonra elindeki kagidi havaya kaldirmis:
-Agiz tadiyla yiyemeyeceksin. Tarifesi bende!...

Hakemler Bizde

Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış :
-Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
Şeytan şeytanca gülümsemiş :
-Ama bütün hakemler de bizde.

Senden Hızlı Koşsam Yeter

Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

Önce kaçanları

Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda
"Sunlara son bir test yapalim da gorelim akillari baslarina gelmis mi."demisler.
Bunun uzerine iki deliyi bir masa basina cagirmislar. Masanin uzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamambocegi dokmusler ve
"Buyrun beyler, yiyiniz." demisler.
Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis, otekisi araya girmis,
"Once kacanlari yiyelim, oburleri nasil olsa duruyor!"

Bir kedi daha

Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:
- Kim o?
ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:
- Kim var orada?
ıkinci deli cevap verdi:
- Bir kedi daha.

Masraf kapısı açtı bile

İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler.O sevinçle saatte 160’la uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzicinin önünde durdular. Arabayı süren;
- Yüz bin liralık dedi.Süper olsun.
Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra ;
- Gidin işinize be ! diye bağıdı.Sizin civatalarınız gevşek !
ıkincisi , araba kullana’a dödü
- Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!

Hepsi eriyor

Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğaydı.Boş bir masaya oturup ocağa seslendi;
- Bana bir çay !
çay geldi , şekerleri atıp karıştırdı.Garsonadan yine şeker istedi. Onları da atıp karıştırdı,yeniden istedi.Garson;
- Sekiz şeker koydun çaya ,dedi şaşkın şaşkın,
- Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor!

Alık tutuyorum

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
- Orada balık mı tutuyorsun sen?
- Hayır alık tutuyorum.
- Tutabildin mi bari ?
- çook ... Seninle 23 oldu !

Bu soruyu geç

Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş 1 gelirse A iki gelirse B... 5 gelirse E vs. 6 geldiği zaman tekrar zar atıyormuş. Bir atmış altı gelmiş, bir daha atmış yine altı gelmiş, bir kaç defa daha atmış yine altı gelince:
-Bu soru çok zor bu soruyu geçeyim, demiş.

Haksızlık

Öğretmen, iki öğrencisine kızar ve yüzer kez isimlerini yazmalarını söyler. Öğrencilerden biri itiraz eder:
-Ama haksızlık bu.
-Neden haksızlıkmış?
-Onun adı Ali, benimki ise Hasan Hüseyin

Düşünüş Biçimi

Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş :
-Ağaçta 5 kuş var.Birini vurdum kaç kaldı.
Ahmet hemen :
-Hiç kalmaz.Çünkü sesten hepsi uçar, demiş.
Öğretmeni bunun üzerine :
-Olmaz öyle şey, diye cevap vermiş.
Burası matematik dersi.5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır.Ama düşünüş biçimini beğendim.
Ahmet fena halde hırslanmış :
-Bende birşey sorabilirmiyim öğretmenim, demiş.
Sor bakalım.
-3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyiyor.Bunlardan hangisi evli.
Öğretmen kızarıp bozarmış.Sonunda :
-Bilemem, demiş.
-Emen mi?
Ahmet cevabı yapıştırmış :
-Yoo, parmağında alyansı olan.Ama düşünüş biçiminizi beğendim.

Harfin Adı


Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerden birine sordu :
-Bu harfin adı ne?
Üzülerek karşılık verdi çocuk :
-Harfi tanıyorum da adını çıkartamadım şimdi...

Kadın İçin

Kayserili Pire Memet, istasyonda cok sikisinca, gözü hicbir seyi görmez olup kadinlar tuvaletine dogrulmmus.
Bir hemsehrisi önüne gecmis:
- Ne yapiyorsun... Burasi kadinlar icin.
Uckurunu eline almis olan Pire Memet:
- Bu da kadinlar icin! deyip iceri dalmis.

Amerika'dan Mühendiz

Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna dönüstürülüyor.... Köye gelmis olan Amerikali Baris Gönüllüsü, ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar:
- Ne yapiyorsunuz böyle?
- Yol yapiyoruz.
- Bu esek ne icin?
- O, yolun mühendizi. Yola uygun gecenegi o gösterir.
Baris Gönüllüsü katila katila güler:
- Ya esek bulamasaydiniz?
- Iste o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik!

Kayserili Yüzü

Kayserili tras olacakti. Berber << buyurub >> deyip döner koltugu gösterince koltugu cevirdi, sirti aynaya gelecek sekilde oturdu. Berber sasirdi:
- Beyefendi, neden ters oturdunuz?
Kayserili, telassiz:
- Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de...

Bilmece

Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karsisinda oturan zatla tanisir. Dereden tepeden konusurlarken:
- Gel seninle birbirimize bilmece soralim, der. Önce ben sorayim; bilirsen ben sana bin lira veririm. Bilemezsen 10 bin lirani alirim. Sonra sen bana sorarsin; bilirsem 10 bin lirani alirim, bilemezsem bin lira veririm.
- Tamam, der Sor bakalim.
- Söyle öyleyse: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Öteki yolcu düsünür, bilemez:
- Al 10 bin lirayi. Simdi ben de sana ayni soruyu soruyorum: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Kayserili, hic düsünmeden, aldigi 10 bin liranin bin lirasini geri verir:
- Al su bin lirayi. Ben de bilmiyorum.

Ayak Uydurmaca

Kayserili zengin, ölüm dösegindeymis. << Vasiyetim var >> diyerek ogullarini kizlarini basina topladiktan sonra ögüt vermis:
- Evlatlarim, size son sözüm: Devlet calgi, siz cengi... Ayak uydurmaya bakin!

Aynı İlaçlar...

Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu ögrenen Kayserili, muayeneye ilk gidisinde:
- Iste yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasini söyledi. Muayene etti, ücretini aldi:
- Saliginiz düzeliyor. Ayni ilaclari kullanmaya devam edin!

 

Cehennem Satışı

Kayserili, Papa'nin cennetten yer sattigini isitince dogru Vatikan'a gitmis. Papa'ya:
- Bazi Müslümanlar cehennemlik oldugu icin, demis, cehennemin tapusuyla anahtarini simdiden almak istiyorum.
Uzun pazarliklardan sonra istedigi fermani ve anahtari elde etmis. Bunun üzerine zengin Hiristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasina girismis:
- Cehennemin tapusu ve anahtari bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarinin yari parasina...
Kayserilinin elindeki fermani gören Hiristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine iliskin belge satin almaya baslamislar...
Cennet müsterileri azalinca, Papa Kayseriliyi cagirtmis:
- Al su verdigin parayi, ver cehenemin tapusuyla anahtarini!
Kayserili:
- Ben cehennemi sattim, demis. Geri almak icin cok para gerekli.
- Ne kadar?
- Heybenin iki gözü dolusu altin.
Papa, caresizlik icinde ellerini iki yana actiktan sonra buyrugu vermis:
- Doldurun bu Kayserilinin heybesini altinla!

Coğrafya

Bölük komutani << Ali okulu >> nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.

Kayserili Askerde

Askerde komutan okuma bilenlerin öne cikmasini istemisti. Ortaya firlayan bir tanesinden süphelemis. Tekrar sorunca, asker,
- Okumam yazmam yok, ama Kayseriliyim, demis.

Eşek Boyamak

Kayseri'ye yeni gelen yabanci, ayakkabisini boyatirken boyaciya takilmis:
- Siz Kayserililer esegi boyayip babaniza satarmissiniz. Nasil yapilir bu is?
Boyaci, firca sallamayi sürdürerek:
- Iste, demis, esegi böyle boyariz!

Allah simdi ne yapiyor?

Bir gün yolda yaya giden bir bektasinin önüne bir atli cikti:
- Baba, dedi, bir müskülüm var. Beni aydinlatir misin?
Bektasi yanıt verdi:
- Elimden gelen bir seyse, hay hay, oglum.
- Sunu ögrenmek istiyorum: Su anda Allah ne yapiyor?
Sualin münasebetsizligine icerliyen dervis, hic belli etmemis:
- yanıt veririm ama, bir sartla, sen o attan in, ben bineyim.
- Neden?
- Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan!
Adam attan inmis, Bektasi binmis.
Adam:
- Hadi, demis söyle bakalim. Allah simdi ne yapiyor?

Bektasi:
- Ne yapacak, demis, ati senin gibi budalanin elinden alip, benim gibi akilliya veriyor. Ve calakamci uzaklasmis.

Allah'in kemali

Bir mecliste Kurani Kerim'den söz acilmisti. Kuran'in essizliginden ve olaganüstü bir eser oldugundan bahsedilirken, odanin bir kösesinde kendi halinde cubugunu icmekte olan bir Bektasi söze karisarak:
- Evet, Allahin kelami cidden essizdir. Amma, yazisi biraz karisiktir!.. der.
Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar:
- Karisik midir, nerden biliyorsun?
Bektasi acinacak bir tavirla cevap verir:
- Alnimin yazisindan!

Ne düsünüyormus?

Bir bektasi, merkebine odun yükleyip sehre gelirken karsidan tüccar kilikli iki adam peyda olarak:" Su zindikla alay edeli! " diye Bektasiye yanasip selam verince Bektasi de durur, merkebi de.
Tüccarlar isaretle:
- Bu esegin ne düsünüyor?
- Odun tasimaktan yorgun düstü de, artik kasabada ticaret etmeyi düsünüyor!

Vizir Vizir

Softalar, Bektasi'ye, Tanri'nin büyüklügünü ögretmeye calisip duruyorlar. Anlatip, anlatip, sonunda da diyorlar ki:
" Tanri isterse igne deliginden deve bile gecirir! "
Bektasi:
" Elbette,"
diyor.
"Nasil elbette?"
diyor softalar.
Bektasi cözüyor dügümü:

"Tabii ya! Onun yapamayacagi sey mi var? Cani ister, igne deligini büyütür veya cani ister, develeri kücültür, vizir vizir gecirir."

Üzüm suyu

Sultan Abdülmecid bir gün Bogazici'nde büyük bir bagin tam ortasindaki köskünde oturan bir Bektasi babasini ziyarete gitmis. Bektasi, o gün komsu bagdaki bir arkadasini ziyarete gitmis. O dönünceye kadar padisah bagin her tarafini dolasmis. Bektasi dönünce karsilikli konusmaya baslamislar.
"Erenler bagin masallah cok büyük. üzümünü ne yapiyorsun?"
"Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanim."
"Buradaki üzüm yemekle biter mi?"
"Yemedigimizi de sikip ficilara basar, suyunu iceriz!"
"Peki ama, sikilmis üzüm sarap olmaz mi?"
"Vallahi Sultanim, biz üzümü sikip ficilara basarriz. Allah ne isterse o olur. üst tarafina karismak haddimize mi?"

Ugursuzluk

Avci Sultan Mehmet bir gün adamlariyla beraber aksama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebinni de, sabahleyin gördügü bir dervisin ugursuzluguna baglar. Solaklara seslenir. Saraydan cikarken, su su tipte, sivri külahli, sirti kambur birinin önünden gectigini ve hemen bu adami bulmalari emrini verir. Tarife göre Bektasi babalarindan ayyas Hamza Babayi yaka paca huzura getirirler.
Sultan:
" Bre ugursuz, nabekar!.. Bugün sabahleyinkarsima ciktin. Bu yüzden aksama kadar bir ava rastlayamadim. Bu ne ugursuzluktur. Vurun kellesini... "
Bektasi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dilegini aciklamak icin söz alir:
" A devletlum siz beni gördünüz bir keklik vuramadiniz. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördügüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, ugursuzluk hangimizde!... "

Bektasi ve Sofu

Koyu sofu bir adamcagizla Bektasi, bir baska kenti gitmek üzere bir kervana katildilar. Sofu, ikindi üzeri namaz kilacagini söyledi.
Bektasi:
" Gec kalirsan kervani kacirrirsin; onun icin sünneti birak da yalniz farzi kiliver " diye ögüt verdi.
Bektasi'nin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladilar.
Ertesi sabah sofu, Bektasi'ye sitem etti.
" Dün bana sünneti kildirmadin, gece rüyama Peygammer Efendimiz girdi."
Bektasi adamin sözünü agzina tikadi:
" Daha ne istiyorsun! Farzi da birak rüyana bu kez Tanri girsin!"

Haram

Bektasinin birini ramazanda icki ictigi icin yakapaca kadiya götürürler. Cakirkeyif Bektasi'yi görür görmez kadi:
"Behey kafir! Bu yasta hala iciyorsun bu zikkimi. Utanmiyor musun? Bilmiyor musun haram oldugunu? .." der.
"Sirtinizdaki ipek kaftan da haramdir"
diye karsilik verir Bektasi.
Kadi:
"Bunun icine pamuk katarlar"
Bektasi:
"Dünyada dogru adam mi kaldi, Saraba da yari yariya su Katiyorlar..."

Seytanin isi yok

Irza tecavüz davasiyla bir capkin mahkemeye getirdiler. Yargic sordu:
"Bu sucu ne diye isledin?"
Delikanli:
"Seytana uydum. Bana yol gösterdi, bu isi yaptirdi"
Bektasi olan Yargic:
"Be hey capkin! Hz. Adem'e bile secde etmemekicin cennetten kovulmayi göze alan seytanin isi yok da sana pezevenklik mi yapacak."

Allah Kerim

Bektasi cok dalgali bir denizde yolculuk yapiyormus. Bir ara o kadar korkmus ki! "Aman Allah" diye yakinmis.
Bu hali gören yolcular:
"Baba ne korkuyorsun. Allah kerimdir!" demisler. Bektasi su cevabi vermis:
"Kerim oldugu icin, ya baliklari düsünürse!"

 

Olmayanı

Bektasi, camide namazdan sonra dua etmis:
"ey ulu Tanrim, bana bir raki parasi ver!"
Yaninda namazini bitiren softa da, ellerini kaldirmis:
"Rabbim, bana iman ver!"
Iki duayi da isiten hoca, Bektasiye:
"Bak, herkes ne isitiyor
Tanri'dan, sen raki parasi. Utanmiyor musun?" demis.
Bektasi usulca:
"Ne yapalim hoca efendi, herkes kendisinde olmayani ister," demis.

Onu tanrı sorar

Sözde, Bektasiyi topluluk icinde kücük düsüreceklerdi. Oldukca zengin birisi:
"Bektasi Efendi, borcunuz var mi?" diye sordu.
"Evet, bakkala biraz borcum var."
"Canim onu sormuyorum. Namaz borcun var mi?"
Bektasi kizdi:
"Namaz borcunu bana Tanri sorabilir. Size düsen bakkal borcunu sormaktir!"

Tadı

Bektasi kirlarda dolasirken yorulmus. Dinlemek icin bir agacin altina oturmus. Koyu, yesil gölgesine serilmis agacin. Yanina düsen meyvelerinden birkacini atmis agzina... Dislemis, agzi kavrulmus.
"Hay Allah kahretsin!" diye tükürmüs.
Biraz öteden durumu gören softa:
"Zindik, o zeytindir. Tanri, kitabinda över." demis.
"Hey Allah'im, kitabina almadan önce bir tadina bakaydin ya sunun." demis Bektasi.

İyi Rüyalar

Mevlevi, Bektasi ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi baklava icin rüyaya yatarlar. En hayirli düsü gören baklavayi alacak. öneri kabul edilir. Yatar, uyurlar.
Sabah olunca Sofu:
"Ne düs gördünüz anlatin bakalim?" der.
Mevlevi sikkesini basina gecirerek:
"Hayirdir insallah göklere ciktim" der.
Hoca da:
"Ben ise düsümde cennete gittim," der.
Bektasi:
"Erenler, ben de gece birinizin göklere uctugunu, digerinizin de cennette gezdigini görünce,
'Artik bunlar fani dünyaya dönmezler' diyerek kalkip baklavayi temizledim!" der.

 

 

| Ana Menü | Yabancı Mp3 | Türkçe Mp3 | Yabancı Full Albüm | Programarşivi | Scriptler | Melodiler | Fenerbahçe Tv | Oyun | Cem Yılmaz | Fıkra | Nostaji Mp3 |  | Komiksesler | Crack | Screensaver | Top Modeller Resimleri | Capitol Hot 40 | Medya | Iss | Chat | Gsm Mesaj | Resimler | A-Z Yabancı Mp3 Arşivi | Spor | İndex | E-Mail |
Hosted by www.Geocities.ws

1