II. 3. 8. Duktal
ark
Aortik
ark baston sapı gibi görünürken, duktal ark ‘hockey’ sopası gibi
görülür. Daha büyük bir kurvatura sahiptir. Transducer aortik ark
görüntülendikten sonra döndürülerek duktal ark görüntülenebilir.
Geniş olan kurvaturdan başa giden damarların çıkmaması aortik
ark’tan ayrılmasında önemlidir. Ancak trachea ve ösefagus serebral
damarları taklit edebilirler. Pulsasyon olmaması ve renkli
Doppler’de akım saptanmaması ayırımda yararlıdır. Pulmoner valv, ana
pulmoner arter, duktus insersiyonu, aorta kesiti, inen aorta
görülebilir (Resim 12).

Resim
12. Duktal ark.
1= Sağ ventrikülden pulmoner arter çıkışı, 2=
Aorta, 3= Sol atrium, 4= Pulmoner arter, 5= Duktus arteriozus, 6=
İnen aorta.
Pulmoner
valv atrezisi, stenozu, yetmezliği ve duktus’un erken kapanması
ekarte edilebilir (35,36).
II. 4. M mode
ekokardiografi
M
mode ekokardiografi, tek ses dalgasında zamana karşı meydana gelen
değişikliklerin ekrana yansıtılması ile elde edilen, bir
ultrasonografik inceleme türüdür. Bu teknik ile hareket eden yapılar
hem kalitatif hem de kantitatif olarak incelenebilirler. Başlangıçta
sadece fetal kalb aktivitesinin olup olmadığını belirlemek amacı ile
kullanılan M mode ekokardiografi günümüzde kardiyak odacıkların,
büyük damarların ve valv boyutlarının ölçülmesi, aritmilerin
değerlendirilmesi, ‘fractional’ kısalmanın hesaplanması ve
perikardial effüzyonun değerlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır
(8,36,37). Ventriküler odacıkların incelenmesi, M mode ses
dalgasının atrioventriküler valvler hizasında interventriküler
septumu 90 derece kesecek şekilde gönderilmesi ile yapılır.
Myokardium, dışta perikardiumu temsil eden parlak bir eko ile
kaplıdır. Ventriküler odacıkların içinde valv hareketlerini gözlemek
mümkündür. Ventrikül duvarlarının interventriküler duvara doğru
hareketleri sistol’ü gösterir (Resim 13).

Resim
13. Atrioventriküler valvler hizasında, M mode ekokardiografi
ile elde edilen görüntü. En dışta perikardiumu temsil eden parlak
çizgi oklar ile gösterilmekte.
1= Sol ventrikül duvar
hareketleri, 2= Mitral kapak hareketleri, 3= İnterventriküler septum
hareketleri.

Resim
14. M mode ekokardiogramda, atrioventriküler valvler hizasında,
tipik triküspid kapak hareketleri
Resim
14’ de tipik triküspid kapak hareketleri görülmektedir. Ventriküler
sistol esnasında mitral kapağın her iki yaprağı biribirine yaklaşır.
Ventriküler dolmanın başlaması ile valv açılır. Anterior kapakçık
interventriküler septuma doğru yaklaşmaya başlar (D noktası),
kapakçıkların maksimal açılması ‘E noktası’ olarak adlandırılır.
Daha sonra kapakçık F noktasına kadar intervetriküler septumdan
uzaklaşır. A noktası atrial sistol’ü, B noktası ventriküler
sistol’ün başlamasını ve C noktası da kapakçıkların biribirine temas
etmesini yansıtır. Mitral kapak hareketleri de benzer şekildedir.
Atrioventriküler birleşim hizasındaki bu M mode görünüm ile hem
ventriküler hemde atrial hareketleri aynı anda değerlendirmek
mümkündür. A dalgası atrial, ventrikül duvar ondülasyonu ise
ventrikül hareketlerini yansıtacaktır. Kontraksiyonların
biribirlerini izlemesi aritmilerin değerlendirilmesinde önemlidir
(36-38).
M
mode dalganın her iki atriumu kesecek şekilde gönderilmesi ile
atrial duvar hareketleri ve sol atrium içinde foramen ovale
hareketleri görülebilir. Atrial sistol sırasında kapak interatrial
septuma doğru hareket eder (Resim 15).

Resim
15. M mode ekokardiogramda, sol atriuma doğru foramen ovale
hareketleri.
Sol
ventrikül uzun aksis görünümde M mode kürsör aortik kökten
geçirilerek aortik valv değerlendirilebilir (Resim 16).

Resim
16. M mode ekokardiogramda, aort kapak hareketleri
Pulmoner
kapak hareketleri de büyük ölçüde aortik kapak hareketlerine benzer
(36-38).
M
mode ekokardiografi ile kardiyak odacıklarla ilgili çeşitli
nomogramlar bildirilmiştir (36,37). Ölçümler arasında belirgin
farklılıklar bulunduğundan, subjektif değerlendirmenin çoğu zaman
yeterli olabileceği belirtilmektedir. Fetal aritminin tipinin
belirlenmesinde M mode ekokardiografi çoğu zaman yeterli olmaktadır.
Burada atrioventriküler valvlerden geçen kesit kullanılabileceği
gibi, kürsör atrium ve ventrikülden aynı anda geçirilerek
kontraksiyon sıralanması değerlendirilebilir (39,40).
II. 5. Doppler
ekokardiografi
Fetal
kalb’in iki boyutlu ve M mode ultrasonografi ile ayrıntılı
değerlendirilmesini takiben, Doppler ultrasound fetal kardiovasküler
fizyoloji, başka bir deyişle kalb’in fonksiyonel olarak
değerlendirilmesi konusunda ayrıntılı bilgiler verebilir. Fetal
kardiyak dalga formlarının yorumlanması, fetal periferik damarlara
göre farklı olarak yapılır. A/B oranı, pulsatilite ve resistans
indeks değerleri yerine absolut değerler kullanılır. Bunlar;
maksimum velosite, ortalama velosite ve dakikadaki akım volümü gibi
açıya bağımlı ölçümlerdir. Akım yönü ile Doppler dalgaları
arasındaki açı 20 dereceden fazla olduğunda, elde edilen değerler
yanlıştır (41).
Ölçümlerde
kullanılan başlıca parametreler şunlardır: 1) Peak velosite:
Maksimum velosite de denen bu parametre; ilgilenilen anda Doppler
spektrumu üzerindeki en hızlı akım noktasıdır. 2) Akselerasyon
zamanı: Dalga formunun başladığı noktadan , peak velositeye kadar
geçen zamandır. 3) Ortalama (mean) velosite: Planimetrik olarak
çizilen Doppler spektrumu altındaki alan hesaplanarak bulunur (Resim
17).

Resim
17. Pulse Doppler ile elde edilen duktus arteriozus dalga
formunun, planimetrik çizim yapılarak, mean velositesinin
hesaplanması.
4)
E/A oranı: Atrioventriküler valvler iki diastolik pik ile
karekterize akım dalga formuna sahiptirler. Bunlardan erken
ventriküler dolum ile uyumlu olan ‘E’, atrial sistolle uyumlu olan
‘A’ olarak adlandırılır (Resim 18).

Resim
18. Atrioventriküler valv dalga formu.
E= Erken ventriküler
doluş, A= Atrial sistol.
Aynı
zamanda, her iki atrioventriküler valv ve ventrikül çıkış akım
volümü hesaplanarak gerçek kardiyak veri bulunabilir. Burada
‘ortalama velosite x valv alanı x fetal kalb hızı’ denklemi
kullanılır (42). Akım volümü hesaplanmasında yanlışlık yapma
olasılığı son derece fazladır. Bunun en önemli sebebi valv alanı
hesaplanırken yapılan yanlışlıktır (43).
Fetüs
kalb’inde akım dalga formu tüm kardiyak seviyelerden elde
edilebilir. Foramen ovale, atrioventriküler valvler, venöz dönüş,
ventrikül çıkış yolları ve duktus arteriozus bunların başlıcalarıdır
(44-48). Elde edilen dalga formlarının şekilleri çeşitli
faktörlerden etkilenir. Bunlar arasında; ön yük, ard yük, kardiyak
hız, myokard kontraktilitesi, ventriküler kompleans sayılabilir.
Çeşitli kardiyak seviyelerde ölçümler yaparak bu faktörleri
değerlendirmek mümkündür (49,50).
Transvajinal
renkli Doppler cihazlarındaki gelişmeler, 11 haftalık fetüs’de bile
kan akımı dalga formlarının elde edilmesini mümkün kılmıştır . Tüm
fetal kardiyak seviyelerde 20. gebelik haftasına kadar çok belirgin
değişiklikler olur. Vena kava inferiordaki reverse akım giderek
azalır . E/A oranı dramatik olarak artar . Aorta ve pulmoner arter
dalga formu peak velosite ve ortalama velosite değerleri giderek
artar (51,52). Yirminci gebelik haftasından sonra bu
parametrelerdeki değişiklikler artma yönünde ancak daha yavaştır
(44). Kantitatif olarak ölçüldüğünde sağ kardiyak veri soldan daha
fazladır. Bu 20. gebelik haftasından sonra 1.3 oranında sabit kalır
(47). Renkli Doppler; incelenmek istenen vasküler yapıların
lokalizasyonlarının saptanması, damarların ve kardiyak odacıkların
şekillerinin belirlenmesi, vasküler yapılar arasındaki bağlantıların
saptanması ve turbulent akımın gösterilmesi gibi avantajlar
sağlamıştır. Bu sayede önceden yapılamayan bazı incelemeler
yapılabildiği gibi fetal kalb daha ayrıntılı olarak
incelenebilmektedir (53,54).