|
HİPERTANSİYON (YÜKSEK ARTERYEL KAN BASINCI)
|
|
4) Beyin
Hipertansif hastaların yaklaşık %15’inin ölüm sebebi serebro
vasküler hastalıklardır.
- Serebral iskemi ve infarktüs: Çoğunlukla intrakraniyal veya
ekstrakraniyal arteryoskleroz sonucu gelişir. Hipertansif kalp
hastalığına veya beraberindeki koroner arter hastalığına bağlı
olarak gelişen aritmilerde intrakardiyak trombus fo rmasyonu gelişebilir.
Buradan da tekrarlayıcı serebral tromboemboli komplikasyonu izlenebilir.
- Serebral kanamalar: Hipertansif hastaların %85’inde tıkayıcı
tipte, %15’inde ise kanayıcı tipte inme (strok) gelişir.
- Hipertansif ensefalopati: Beyin kan dolaşımının
otoregü-lasyonunda bozulma ve beyin ödeminin gelişmesine bağlı
olarak çok şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma, görme
bozukluğu,
tremor, şuur kaybı, konvulsyonlar izlenir. Derhal kan basıncı düzeltilmezse
solunum bozulması, ağır aritmiler ve ölüm gelişir.
|
Lakunar infarktüslerle ilgili nörolojik
sendromlar |
|
1- Saf motor h emiparezi
(Fasiyal, kol, bacak güçsüzlüğü) |
|
2- Saf sensöryel inme |
|
3- Ataksik hemipareziler (Ataksiyle uyumsuz kol ve bacakta
güç kaybı) |
|
4- Disartri-beceriksiz el sendromu (Disartri+santral
fasiyal güç kaybı+sakar el ile ipsilateral kolda hafif
güçsüzl ük) |
|
5- Sensorimotor inme |
|
6- (Kol veya bacak)
Hemichorea-hemiballismus |
Lakunar infarktüslerin kanama mı, yoksa obstruksiyon
ka ynaklı mı, olduğunun anlaşılmasında MRI tetkiki tavsiye
edilmektedir. Küçük lakunar infarktüslerin CT ile atlanabileceği
bildirilmektedir.
5) Böbrek
Hipertansiyonda en sık görülen renal komplikasyon, hem efferent
ve afferent arteriyollerde, hem de glomeruller yumakta
arteriyoloskleroz gelişmesi sonucu glomerüler filtrasyonda azalma ve
tübüler fonksiyonlarda bozulma gelişmesidir. Glomeruler lezyonlardan
dolayı mikroskopik hematüri ve proteinüri meydana gelir. Hastaların
yaklaşık %10-17’si hipertansif böbrek ye tmezliği nedeniyle ölür.
6) Hipertansiyonlu hastalarda kan kaybı
Hematüri, epistaksis, hemoptizi ve çok nadiren metroraji
nedeniyle olabilmektedir.
7) Abdominal aort anevrizması
65 yaş üzerindeki hipertansif erkek hastaların yaklaşık %10’unda,
%90 ifrarenal ve yaklaşık üçte birinde illiak arterleri de
iç eren
abdominal aort anevrizması (çap > 3 cm) mevcuttur. Tanısı
ultrasonografi, tomografi veya anjiyografiyle konur. 5 cm’den geniş
anevrizmalarda rüptür tehlikesi arttığından cerrahi tedavi
uygundur.
8) Aort Disseksiyonu
Bütün aort disseksiyonlarının yaklaşık %80’i hipertansiyona bağlı
olarak ortaya çıkar. Son derece nadir görülen ve ortaya
çıktığı nda
son derece ölümcül olan aort disseksiyonunda aortanın intima
tabakası yırtılarak media tabakasından ayrılır ve aort içinde
ikinci bir (yalancı) lümen ortaya çıkar.
Stanford (Shumway) sınıflamasına göre aort disseksiyonları
ikiye
ayrılır:
Tip A’da (proksimal tip) disseksiyon çıkan aortanın (Aorta
ascendens) başlangıcından itibaren vardır . Olguların yarıdan
fazl asında tip A disseksiyon mevcuttur.
Tip B’de (Distal tip) ise disseksiyon sol subclavian arterin
ay rılma
yerinin distalindedir.
Klinikte hastaların çok şiddetli ve yayılma eğilimi gösteren
g öğüs
ağrıları olur. TipA’da daha çok retrosternal yayılımlı bir ağrı
varken, tip B’de ağrı sırta ve karına doğru yayılım gösterir.
Muayenede tip A’da iki kol arasında kan basıncı ve
nabı z
basıncı
farkı saptanır. Belirgin aort kapak yetmezliği gelişen olgularda
diastolik aort yetmezliği üfürümü duyulabilir. Tip B’de de pulsatil
bir kitle saptanabilir. Alt ekstremite nabızları palpe
edilemeyebilir.
Tanı klinik, ekokardiyografi, röntgen (ao rtada çift kontur) ve
tomografiyle konur. Tanı için akla gelmesi
şarttır.
En önemli komplikasyonlar
Tip A’da; tamponat, aort yetmezliği, koroner arterlerin
disseksiyona katılması sonucu gelişen miyokart infarktüsü ve
apopleksi,
Tip B’de ise; hemotoraks, abdominal veya mediastinal
kana malar,
renal arterlerin olaya katılması sonucu renal yetmezlik ve
mezenterik arterlerin olaya katılması sonucu mezenterik
infarkttır.
Tedavide öncelikle kan basıncı düşürülmeli (sistolik 100-110 mmHg
olacak şekilde) ve yeterli analjezi uygulanmalı, daha sonra
operasyon planlanarak, operasyon için en hızlı şekilde gerekli
tetkik ve değerlendirmeler tamamlanmalıdır.
Opere edilmeyen olgularda 15 günlük mortalite %80 iken, tip A’da
disseksiyon brakiyosefalik artere yayılmamışsa %1,5 olan cerrahi
mortalite, arcus aortayı içine alıp ilerlemekteyse, bugün için %15
civ arına inebilmiştir. Tip B’de ise %12 civarındadır. Bu nedenle
yapılacak operasyon ve prognoz değerlendirmesi yönünden Debakey
sınıflamasının yapılması, daha yararlıdır (Debakey’e göre aort
disseksiyonunun sınıflaması; Tip 1:Aort kökünden başlayıp, arkusun
tamamını içine alıp, distal aortaya kadar yayılan disseksiyon, Tip
2: Aort kökünden başlayıp brakiyoservikal artere kadar yayılabilen
ama brakiyosefalik arteri içine almayan disseksiyon, Tip 3:
Sol subclavian arterin distalinden başlayan
disseksiyon).
Hipertansiyon Tanısının konmasında önerilebilecek temel yaklaşım
programı:
Anamnezde
Baş ağrısı, yorulma, efor kapasitesi, bulantı-kusma, görme
bozukluğu, göğüs ağrısı, bel ağrısı, kalp yetmezliği semptomları,
cinsel fonksiyon bozuklukları, endokrin sistem bozukluklarına ait
semptomlar, eski hastalıkları (koroner kalp hastalıkları, böbrek
hastalıkları, peptik ülser, gebeliklerin öyküsü, serebrovasküler
olay ve hastalıklar, D. mellitus, asthma, gut,
kollagen doku hastalıkları, hepatit, tiroit hastalıkları, gibi),
hamilelik, ishal gibi şikayetler, aile öyküsü (kalp hastalığı,
hipertansiyon, felç, böbrek hastalığı, endokrin bozukluklar vs),
sorgulanmalıdır. Ayrıca aldığı ilaç ve tedaviler
(kortikosteroidler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, oral
kontraseptifler, Carbenexolon, dekonjestan ve soğuk algınlığı
ilaçları), ilaç veya madde yoksunluğu araştırılmalıdır.
Alışkanlıkları (sigara, psikotrop ilaçlar veya narkotik maddeler
gibi)
öğrenilmelidir.
Fizik incelemede
Özellikle tansiyon ölçümü her iki koldan yapılmalı, bütün
n abızlar özellikle üst ve alt ekstremite nabızları incelenmeli,
abdominal oskültasyon ile böbrek palpasyonu ve gözdibi muayenesi
yapılmalıdır. Ödem, kalp yetmezliği bulguları ve nörolojik bulgular
dikkatle araştırılmalıdır.
Amaç sekonder hipertansiyon ile primer hipertansiyonun ayırıcı
tanısına yönelik bulguların ve hedef organ hasarlarına ait
bulguların dikkatle araştırılmasıdır.
Kan basıncının ölçülmesi
A- Hastayla ilgili önemli özellikler:
- Hastaların arkalarına dayanarak 5 dakika kadar oturur vaziyette
dinlenmesini takiben, kalp seviyesine kaldırılan koldan yapılan
ölçümler, rutin takiplerde yeterli olabi lmektedir.
Antihipertansif tedavi alanlarda, diabetik olanlarda veya 65 yaşın
üzerinde olanlarda postural tansiyon değişikliklerinin
değerlendirilebilmesi için oturur pozisyonda kan basıncı
ölçüldükten sonra, hasta hemen ayağa kaldırılarak ve ayakta 2 dakika
bekledikten sonra tekrar tansiyon ölçümleri yapılmalıdır.
- Hasta son bir saat içinde kafeinli bir şey içmemiş olmalı, son
15 dakika içinde tütün içmemiş olmalı, ortam sessiz ve ılık olmalı,
dekonjestanlar veya pupilla dilatörleri gibi ilaçlar kullanılmamış
olmalıdır.
- Hastaların değerlendirilmesinde ve progn oz tayininde
evlerinde
farklı zamanlarda ve durumlarda yapılmış bir çok ölçümün veya 24
saat ambulatuar kan basıncı kaydıyla elde edilmiş verilerin değeri,
muayene odasında elde edilen verilerden daha
fazladır.
B- Aletlerle ilgili özellikler:
- Kaf (manşon) boyutu: Balon genişliği 12-13 cm x 35 cm kadar
olmalı ve kolu tamamen sarabilmelidir. Eğer bal onun uzunluğu kısa
geliyorsa, ortası tam brakiyal arterin üzerine gelecek şekilde
yerleştirilmelidir. (Dar balonlarla yapılan tansiyon ölçümleri
olduğundan daha yüksek çıkar.)
- Manometre: Aneroid manometreler her 6 ayda bir cıvalı
manometrelerle kalibre edilmelidir.
- Çocuklar için uygun kafların kullanımı şarttır. Ancak,
ultrasonik cihazlar da kullanılabilir. (Doppler metodu gibi metodlar
kullanılabilir.)
C- Teknik:
- Her hasta muayenesinde 5 dakika arayla en az 2 ölçüm yapılması
ve anlamlı bir fark (5 mmHg’dan fazla fark) elde edilirse ölçümlerin
devamı tavsiye edilmektedir.
Tanı için en az bir hafta arayla yapılan en az 3 ölçüm
g erekli
görülmektedir. İlk muayenelerde tansiyon daima her iki koldan alınmalıdır.
Kollardan birinde daha yüksek ölçüm değerleri elde ediliyorsa, bu koldan yapılan
ölçümlere göre hasta takip ve tedavi edilmelidir.
30 yaşın altındaki hipertansif hastalarda en az bir kez ve
mu tlaka alt
ekstremite
basıncı ölçülmelidir.
- Kan basıncının ölçülmesi: Manşon alt kenarı antekubital
fossanın 2,5 cm kadar yukarısına ve brakiyal arter nabzının üzerine
gelecek şekilde yerleştirilir. Hasta hangi p ozisyonda olursa olsun
brakiyal arter yüksekliği kalple aynı seviyede olmalıdır.
Radiyal nabız palpe edilirken manşon şişirilmelidir. Radiyal
nabız kaybolduktan sonra en az 20 mmHg daha şişirilen balon yavaş
yavaş (saniyede 3 mmHg’yı aşm ayacak şekilde)
söndürülmeye başlanmalıdır. Bu arada brakiyal arter üzerinden
oskültasyon yapılmalıdır. Korot-kof seslerinin duyulmaya başladığı
nokta (faz 1) sistolik kan basıncı değerini verir. Korotkof
seslerinin kaybolduğu nokta da (faz 5, bazen hafiflediği nokta-faz
4) diastolik kan basıncı değerini verir.
Korotkof sesleri 5 fazdan oluşur.
Faz
1;
manşon basıncı sistolik kan basıncı düzeyine inince beliren gayet
net seslerdir. Faz 2; manşon basıncının azalmasıyla sesler üfürüm veya hışırtı
gibi bir hal alır. Faz 3; sesler yeniden
netleşir ve belirginlik kazanır. Bazen sadece oskul-tasyonla ölçüm
yapılırsa faz 1 duyulamayıp faz 3 duyularak yanlış değerler elde
edilebilir. Hem radiyal nabız palpasyonu hemde oskültasyon yapılması
bu hatayı önleyebilir. Faz 4; sesler örtülü ve
hafiflemiştir. Küçük çocuklarda bu seslerin
hafifleme
fazının diastolik kan basıncı olarak kabülünün daha güvenilir olduğu
görüşünde olanlar
vardır. Faz 5: Manşon baskısının tamamen kaybolduğu ve seslerin yok
olduğu evredir. Erişkinlerde diastolik kan basıncı değeri olarak
kabul edilmektedir.
24 saat devaml ı ambulatuar kan basıncı kayıtlarında normotansif bir
olguda;
- Gündüz ortalama tansiyon değeri 135/85 mmHg’nın altında,
- 24 saatlik ortalama değer 130/80 mmHg’nın altında,
- Ortalama gece değerlerinin 120/70 mmHg’nın altında ve
g ece
izleminde, gündüze göre hem sistolik hemde diastolik değerlerde 10 mmHg’dan
fazla bir azalma olması,
- Okunan 140/90 mmHg’dan yüksek değerlerin sayısının tüm okuma
sayısının %20’sinden az olması gerekir.
Gece tansiyon düşmesi olmayan olgularda (Non-dipper olgularda)
sekonder
hipertansiyonun ekarte edilmesi (özellikle renovasküler) tavsiye
edilmektedir.
Laboratuar testlerinden; hemoglobin, hematokrit, lökosit
sa yımı ,
üre, kreatinin, idrar stiği ile şeker ve protein veya pH gibi
parametrelerin incelenmesi, idrar sedimentinin mikroskopisi, kalsiyum,
total kolesterol (hipertansiyon dışı kardiyovasküler risk faktörleri
olanlarda açlık trigliserid, HDL ve LDL de belirlenmesi), potasyum
(hipertansiyon + hipopotasemi varsa Conn Sendromu veya renovasküler
hipertansiyon
olasığı fazladır), ürik asit, açlık kan şekeri, göğüs röntgeni, EKG,
ekokardiyogram (ekokardiyografi sol ventrikül hipertrofisinin ve
fonksiyonlarının araştırılmasında en güvenilir, hasas, noninvazif
ve ucuz yöntemdir), abdominal ultrasonografi (renal-perirenal
patolojilerin ve intra abdominal vasküler yapıların ve polikistik
over gibi hastalıkların tanı ve takibi veya ekarte edilmesinde basit
ve güvenilir bir yöntem) tetkiklerinin yapılması tavsiye
edilmektedir.
Ayrıca mikroalbuminuri, 24 saatlik idrarda kreatinin klerensi,
şüphelenilen olgularda feokromositomayı ekarte etmek için 24 saatlik
idrarda katekolamin düzeyi, Cushing sendromu düşünülen olgularda
Dexamethasone supresyon testi, renal arter stenozu şüphesi için
renkli Doppler ultrasonografi ve Kaptopril’li renin stimülasyonu testi
(Postcaptopril plasma renin aktivitesi) veya Kaptopril’li renal
perfüzyon sintigrafisi, MRI-anjiyo ve gereğinde renal anjiografi
gibi tetkikler akılcı bir biçimde yapılmalıdır.
Aşağıdaki tabloda sekonder hipertansiyon araştırılması
ger eken
olguların özellikleri görülmektedir.
|
Sekonder hipertansiyon araştırılması gereken
olgular |
|
1- 30 yaşından genç veya 50 yaş üstü hipertansiyon gelişen
olgular |
|
2-İlaç tedavisine dirençli olgular |
|
3-Daha önceden kontrol altındayken aniden bozulma
gör ülen olgular |
|
4-Akselere veya malign hipertansiyon |
|
5-Laterale yayılım gösteren abdominal
üfürüm |
|
6-Non-dipper (AMBP)* hipertansiyonlu
olgular |
|
7-Açıklığa kavuşturulamayan tekrarlayıcı pulmoner ödemi
olan olgular |
|
8-Obez olmayan
olgular |
*AMBP: Ambulatuar kan basıncı
kayıtları
Hipertansiyonlu hastaların takip ve tedavisi
Amaç
Genç, orta yaşlı ve D.mellituslu hastalarda optimal veya normal
kan basıncı değerlerini, yaşlı hastalarda ise arteryel kan
basıncının en azından yüksek normal kan basıncı değerlerine (140/90
mmHg’nın altına) indirilmesini sağlama ktır.
A- Sekonder hipertansiyonu olan olgularda (toplam olguların
%9’undan daha azı) kan basıncının kontrolüyle birlikte etiyolojiye
yönelik tedavi yapılmalıdır (Örneğin; aort koartasyonunun
operasyonu, endokrin bozukluğun tedavisi gibi). Esas nedenin
tedavisi ile hastalar tekrar normotansif
olabilirler.
B- Primer hipertansiyonluların tedavisinde, şu genel
önlemler alınmalıdır:
- Kilonun normalleştirilmesi
- Tuz alımının günlük en fazla 6 gram olacak şekilde
aya rlanması (Sodyum < 3 gram olmalı)
- Tütün kullanımının kesilmesi
- Sebze ve meyveden zengin, orta derecede protein içeren,
kalsiyumdan zengin, en fazla 6 gram tuz içeren bir diyet (DASH
diyeti)
- Kan basıncını yükseltebilecek ilaç ve maddelerin
kesilm esi
(Örneğin:
Kahvenin kesilmesi gibi.)
- Düzenli ve yeterli fizik egzersiz
- Alkol kullanımının kısıtlanması (Günde 30 gramın altına
ind irilmesi)
- Emosyonel streslerin eliminasyonu veya azaltılması
JNC-VI (1997) toplantısından sonra, insanların hipertansiyon
yönünden takiplerinde ve değerlendirilmelerinde, kardiyovasküler
risk faktörlerine ve durumlarına göre 3 gruba ayrılmaları tavsiye
edilmiştir. Bu kardiyovasküler risk faktörleri ve durumları
aşağıdaki tabloda özet olarak görebilirsiniz.
Hipertansiflerin takip ve tedavisinde stratejik
önemi olan etkenler tablosu
|
Kardiyovasküler riskler |
Durumlar |
|
Tütün kullanımı |
Sol ventrikül hipertrofisi |
|
Yüksek kolesterol |
Angina veya geçirilmiş eski kalp krizi ö yküsü |
|
Diabetes mellitus |
Koroner revaskülarizasyon geçirilm iş olması |
|
60 yaşın üzerinde olmak |
Kalp yetmezliği |
|
Erkek olmak |
Felç veya transient iskemik olay |
|
Postmenopozal kadın olmak |
Nefropati |
|
Ailede kalp hastalığı öyküsü |
Periferik arteryel hastalık
Retinopati |
Bu etkenler tablosundaki verilere göre hipertansiyon
yö nünden 3
hasta risk grubu belirlenmiştir.
|
Grup A : Herhangi bir risk faktörü veya durumu
olmayanlardan oluşan hasta
grubudur.
Grup B : Diabeti ve kardiyovasküler bir durumu olmayan ama
diabet dışında en az bir kardiyovasküler risk faktörü
olanlardan oluşan hasta grubudur.
Grup C: Tablodaki
durumlardan en az bir tanesine sahip ve/veya diabeti olan
hastalardan oluşan hasta
grubu |
Bu 3 gruptaki hastaların takip ve tedavilerinde de aşağıdaki
tabloya uygun yaklaşım ve girişimler önerilmektedir.
|
Kan basıncın a göre
hipertansiyonun evresi |
A Grubu |
B Grubu |
C Grubu |
|
Yüksek normal
(130-139 mmHg sistolik, 85-89 mmHg
diastolik) |
Yaşam tarzının değiştiri lmesi (Bkz. Genel
önlemler) + 1 yıl içinde kontrol |
Yaşam tarzının değiştiri lmesi + 2 ay ara
ile en az 3 kontrol ve düzeltilebilir risk faktörüne yönelik
tedavi |
İLAÇ TEDAVİSİ (kalp yetmezliği, böbrek
yetmezliği, diabet gibi durumlarda) + Yaşam tarzının
değiştirilmesi |
|
Evre 1
(140-159 mmHg sistolik, 90-99 mmHg
diastolik) |
Yaşam tarzının değiştiri lmesi + 1yıl içinde
kan basıncı normalleşmezse İLAÇ TEDAVİSİ |
6 ay içinde kontrol altına alınamayan tüm
hastalara İLAÇ TEDAVİSİ başla nmalıdır. (Birden
fazla risk faktörü olanlarda ilaç tedavisinde daha agresif
olmak gerekir.) |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzının değiştirilmesi
(+1ay iç inde kontrol) |
|
Evre 2
(160-179 mmHg sistolik, 100-109 mmHg
diastolik) |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzı değişikliği+1 ay
içinde kon trol |
İLAÇ TEDAVİSİ+ Yaşam tarzı değişikliği+1 ay
içinde kon trol |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzı değişikliği+1 ay
içinde kon trol |
|
Evre 3
(Sistolik180 mmHg ve yukarısı, diastolik 110
mmHg ve yukarısı) |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzı değişikliği+1
hafta içinde kontrol + (TA ³
210
/³ 120 mmHg olanlar
acilen yatırılarak tedavi edilmeli) |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzı değişikliği+1
hafta içinde kontro l + (TA ³ 210 / ³
120
mmHg olanlar acilen yatırılarak tedavi edilmeli) |
İLAÇ TEDAVİSİ + Yaşam tarzı değişikliği+1
hafta içinde kontrol + (TA ³
210 /
³ 120 mmHg olanlar
acilen yatırılarak tedavi
edilmeli) |
İlaç tedavisi
A ve B risk gruplarındaki evre 1 hastaların yaklaşık %40-50 sinde
genel önlemler kısmında anlatılan diyet+egzersiz+ tütün ve alkol
kullanımının kesilmesi gibi tavsiyelerle ilaç tedavisine gerek
kalmadan sistolik ve diastolik kan basıncında hedeflenen değerlere
ulaşılabi lmektedir. Yukarıdaki tabloda yaşam değişikliği terimi de bu
genel önlemlerin uygulatılabilmesinin yerine kullanılmıştır. Ancak bu
hastaların hedef organ hasarı yönünden yine de yakın takibi ve hedef
organ hasarı gelişiminin gözlenmesi halinde C grubu gibi daha agresif
bir şekilde
tedavi edilmeleri gereklidir. Bu hastalarda, tedavi etkinliğinin
ABPM (Ambulatuar kan basıncı kayıtları) veya eforlu stress testleri
gibi yöntemlerle değerlendirilmesi de tavsiye edilmektedir. Genel
önlemlerin
uygulanmasına yani yaşam biçimi değişikliğine rağmen kan basıncı
regüle edilemeyen hastaların tamamına yukarıda önerilen tablodaki
kriterlere uyularak ilaç tedavisi başlanmalıdır.
İlaç tedavisindeki amaç hastanın kan
basıncının optimal düzeye
getirilmesi, hayat kalitesinin iyileştirilmesi, şikayetlerinin ortadan
kaldırılması ve hipertansiyonun komplikasyonlarının
önlenmesidir. İlaç tedavisi sadece hipertansiyona yönelik değil
aynı zamanda hastanın
diğer mevcut veya olabilecek sorunlarına da yönelik
olmalıdır.
Ek Sağlık Sorunlarına Göre Antihipertansif
Ajan Tercihi Kılavuz Tablosu
|
Ek Sağlık Sorunu |
Uygun (+) / Zararlı (-) |
Açıklama |
|
Sistolik kalp yetmezliği |
(+)ACE inhibitörleri (+)Diüretikler (+)AII
antagonistleri
(-)Betablokerler (-)Antiaritmik
etkili kalsiyum antagonistleri |
Afterload ve preload dü şürücüler
Negatif inotropi |
|
Bradikardi |
(-)Betabloker (-)Antiaritmik etkili kalsiyum
antagonistleri (-)Clonidin |
Negatif kronotropi |
|
Koroner arter hastalığı |
(+)Betabloker (+)Kalsiyum antagonistleri |
Antianginal etki |
|
Miyokart infarktüsü son rası |
(+)Betabloker (+)ACE inhibitörleri |
İnfarktüs sonrası prognoz iyileş mesi |
|
Periferik arter hastalığı |
(-)Betabloker |
Periferik dolaşımın kötüleş mesi
|
|
D.mellitus
Metabolik sendrom X |
(+)ACE inhibitörleri (+)Alfa-1 postsnaptik reseptör
blokerleri (+)A II antagonistleri (+)Kalsiyum
antagonistleri (-)Diüretikler |
Nefroprotektif ve metabolik olumlu etkiler
Metabolik
yönden nötral olumsuz metabolik etkiler |
|
Gut |
(-)Diüretikler (Thiazide) (+)ACE İnhibitörleri (+)A
II antagonistleri |
Ürik asit yükselmesi Anjiotensin II’ nin ürik
asi t
reabsorpsiyonun artırıcı etkisini azaltırlar |
|
Asthma bronchiale |
(-)Betabloker |
Bronkospazm |
|
Osteoporoz |
(+)Diüretikler (Thiazide) |
Kalsiyum atılımının azaltılm ası |
|
Böbrek Yetmezliği |
(+)Loop diüretikleri (-)Potasyum tutucu
diüretikler |
Kreatinin>2 iken de etkililer potasyum tutucularda
hiperkalemi tehlikesi (K. E.) |
|
Benign prostat hiperplazisi |
(+)Alfa-1 postsnaptik blokerler |
Mesane boynu dilatasyonu |
|
Atriyal taşikardi ve fibrilasyon |
(+)Betablokerler (+)Kalsiyum antagonistleri (sadece
Verapamil ve Diltiazem) |
V entrikül hızının
kontrolü |
İlaç tedavisinde birinci basamakta hastaların ırk, cinsiyet
ekonomik durumu gibi özellikleri ve ek sağlık sorunları göz
önüne alındıktan sonra; diüretik, ACE inhibitörü, kalsiyum antagonisti,
betabloker, alfa-1 bloker, anjiyotensin reseptör blokeri,
santral etkili ajanlar veya düşük dozlu
kombinasyonlarla başlanabilir. Yeterli cevap alınamazsa farklı gruplardan
ilaçlarla kombinasyonlar ve/veya doz artışı yapılarak ilaç tedavisinde
yeterli etkinlik sağlanır.
WHO/ISH-1999 tavsiyelerinde birinci basamak ilaç
tedavisin de
düşük doz kombinasyonlarının daha fazla etkinlik, daha az yan etki,
daha iyi hekim hasta uyumu ve bu nedenle daha az vizit gereksinimine
yol açması nedeniyle uygun olduğu bildirilmiştir. Ülkemizde yapılan
1999 Avrupa Diabet ve Hipertansiyon Satellit Sempozyumu’nda ve 1999
WHO/ISH tavsiyelerinde betablokerlerin de diabetik hastalarda
dikkatli bir şekilde kullanılmasının mümkün olduğu bildirilmiştir.
İlaç seçiminde; yaş, ırk, cinsiyet, fiyat, tecrübe ve
sosyokültürel faktörler gibi faktörler de önemlidir. Hipertansiyonda
erektil dokunun gereği gibi kanlanması, hem fonksiyonel olarak hem
de damar yat ağında zamanla oluşan morfolojik değişikliklere bağlı olarak
bozulabilmektedir. Ayrıca, antihipertansif tedavinin yan etkisi olarak
da erektil disfonksiyon oluşabilmektedir. Bu nedenle cinsel yaşamla
ilgili yan etkileri olan antihipertansiflerin bilinmesi ve hastaya
uygun olanların tedavide tercih edilmesi daha
yararlıdır.
Cinsel yaşamı etkilediği bildirilen antihipertansif
il açlar
|
İlaç |
Erektil disfonksiyon |
Libido azalması |
Ejekülasyon bo zukluğu |
Jinekomasti |
Priapizm |
|
Diüretikler
Thiazide’ler
Spironolactone |
+
+ |
+
+ |
+
- |
-
+ |
-
- |
|
Betablokerler |
+ |
+ |
- |
+ |
- |
|
Santral etkili sempatolitikler |
+ |
+ |
+ |
+ |
- |
|
Periferik etkili antiadrenerjik
ilaçlar |
+ |
- |
+ |
- |
+ |
|
Arteryel vasodilatörler |
+ |
- |
- |
- |
+ |
|
ACE inhibitörleri |
- |
- |
- |
- |
- |
|
Kalsiyum antagonistleri |
- |
- |
- |
+ |
- |
İlaç tedavisine başlandıktan sonra kan basıncının
düzenlenmesi ve izlem (WHO/ISH-1999)
|
Hedef kan basıncına ul aşılmışsa
- Orta ve düşük riskli
olgularda 6 ayda bir kontrol+Kan basıncı ve risk faktörleri
takibi+Yaşam tarzı değişikliklerinin
vurgulanması
-Yüksek ve çok yüksek riskli olgularda 3 ayda bir
kont rol+Kan basıncı ve risk faktörleri takibi + Yaşam tarzı
değişikliklerinin vurgulanması |
3 ay sonra hedef kan bası ncına
ulaşılamamışsa
- İlaca yanıt alınamamışsa ilacı değiştirin yada başka
ilaç sınıflarından düşük dozlu bir kombinasyon
uygulayın
-Kısmi bir yanıt alınmışsa, dozu arttırın yada düşük dozlu
bir kombinasyona geçin
-Yaşam tarzı değişikliklerini yoğunlaştırın |
Önemli yan etkiler
-İlacı değiştirin yada farklı ilaç gruplarından düşük dozlu
bir kombinasyon uygulayın yada
-Dozu azaltın ve başka sınıftan ilaç
ekleyin |
|
|
|
Tedavisi zor hipertansiyon (Uzman/ileri
tetkik) |
KAN BA SINCI SİSTOLİK ³ 210 mmHg VE/VEYA
DİASTOLİK ³ 120 mmHg OLAN HASTALAR DERHAL
HASTANEYE YATIRILMALI ve ACİLEN TEDAVİ VE TETKİKLERİNE
BAŞLANMALIDIR. |
| |