|
HİPERTANSİYON (YÜKSEK ARTERYEL KAN BASINCI)
|
|
Tanımı
İnsan sağlığını, yaşam kalitesini ve süresini kötü yönde
etk ileyebilecek kadar yüksek olan arteryel kan basıncı değerlerine
hipertansiyon (HT) veya yüksek kan basıncı denir.
Bugün için, arteryel kan basıncının 130/85 mmHg’dan düşük olması
normal olarak kabul edilmektedir.
1997-JNC-VI’da (ABD Birleşik Ulusal Komite 6. toplantı
k ararları) ve 1999-WHO/ISH (Dünya Sağlık Örgütü/Uluslararası
Hipertansiyon Cemiyeti) kararlarında;18 yaş ve yukarısındaki insanlarda
ideal (optimal) kan basıncının 120/80 mmHg’nin altında olması
gerektiği bildirilmiştir.
Ancak her insanın kan basıncı gün içinde değişiklikler
göst erebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısının konması için en
çok 2 ay içinde en az 3 kez kan basıncının 140/90 mmHg ve
yukarısında olması veya muayenede hipertansiyona bağlı hedef organ hasarı
ve/veya D.mellitus ile birlikte 130/85 mmHg ve yukarısında olması
gereklidir.
Hipertansiyon tanısında hem sistolik kan basıncı değeri, hem de
diastolik kan basıncı değeri önemlidir. Kombine hipertansiyonun yanı
sıra, izole sistolik hipertansiyon veya izole diastolik
hipertansiyon olabilir.
Hipertansiyonun kan basıncı değerlerine göre
sınıflanm ası
A.B.D.’de 1993 yılında toplanan JNC-V’in
kararlarına
göre; kan basıncı değerlerine göre hipertansiyon, şu şekilde
sınıflanmıştır:
|
YÜKSEK NORMAL |
130-139 / 85-89 mmHg |
|
EVRE I HİPERTANSİYON |
140-159 / 90-99 mmHg |
|
EVRE II HİPERTANSİYON |
160-179 / 100-109 mmHg |
|
EVRE III HİPERTANSİYON |
180-209 / 110-119 mmHg |
|
EVRE IV HİPERTANSİYON |
³ 210 / ³ 120
mmHg |
JNC-VI 1997 ve WHO/ISH 1999 sınıflamalarında evre IV
ka ldırılarak evre III’den yukarısı ağır hipertansiyon olarak
sınıflandırılmıştır.
Aşağıdaki tabloda en son yayınlanan 1999 WHO/ISH’ya ait
t anım
ve sınıflamalar görülmektedir.
WHO/ISH 1999-Kan basıncının tanımlanması ve sınıflanması (mmHg)
| |
Sistolik (mmHg) |
Diastolik (mmHg) |
|
Optimal |
< 120 |
< 80 |
|
Normal |
< 130 |
< 85 |
|
Yüksek-normal |
130-139 |
85-89 |
|
1.derece hipertansiyon (hafif)
Alt grup: Sınırda HT |
140-159
140-149 |
90-99
90-94 |
|
2.derece hipertansiyon (orta) |
160-179 |
100-109 |
|
3.derece hipertansiyon (ağır) |
³ 180 |
³
110 |
|
İzole sistolik hipertans iyon
Alt grup: Sınırda sistolik HT |
> 140
140-149 |
< 90
<90 |
* (WHO/ISH : Dünya
sağlık örgütü/Uluslararası Hipertansiyon cemiyeti
Hipertansiyonun hedef organ hasarına göre sınıflanması: Dünya
sağlık örgütü 1993’te yayınlanan kılavuzunda, hedef organ hasarına
göre hipertansiyonu şu şekilde sınıflamayı önermiştir:
|
Evre 1: |
Hedef organ hasarı olmayan hipertansiyon |
|
Evre 2:
|
Hafif h edef organ
hasarı olan hipertansiyon
Sol ventrikül hipertrofisi, 1.-2. derece hipertansif
retinopati ve proteinüri gibi bul guların olması |
|
Evre 3:
|
Ağır hedef organ hasarı olan hipertansiyon
Sol ventrikül yetmezliği, 3.-4. derece hipertansif
retinopati, serebral komplikasyonlar, böbrek yetmezliği, ve
özel bir şekil olan malign hipertans iyon gibi bulguların olması
(Malign hipertansiyon: Diastolik kan basıncı > 120
mmHg, diürnal varyasyon bozukluğu,
gözdibinde evre 3-4 retinopati, böbrek yetmezliği gelişimi)
(gece-gündüz değişimi=diürnal varyasyon)
(Malign hipertansiyon, herhangi bir etiyolojiye bağlı
olarak gelişebilir.
(Son yıllarda malign hipertansiyon terimi giderek daha az
kullanılmaya başlanmıştır.)
|
Bugün ise JNC-VI ve 1999-WHO/ISH’nın hiperta nsiyonun takip ve tedavisine
yönelik sınıflamaları ön plana geçmiştir. Bu sınıflamalar takip ve tedavi
kısmında açıklanmaktadır. (Bkz. Hipertansiyonun takip ve tedavisi)
Epidemiyoloji
Gelişmiş batı ülkelerinde erişkin nüfusda %20-25
hipertans iyon prevalansı olduğu
bildirilmektedir. Yine gelişmiş ülkelerde bu hastaların yaklaşık
yarısında tanı konabildiği sanılmaktadır. Tanı konanların ABD’de %27.4’ünde,
Almanya’da %22,5’inde yeterli etkinlikte tedavi yapılabildiği
bildirilmektedir. Öte yandan yeterli etkinlikte tedavi
görebilenlerin, tanı konmuş toplam hastalara oranı Zaire’de
%2,5’a düşmektedir.
Hipertansiyon en sık kuzey Japonya’da, en az ise
Hindi stan’da görülmektedir.
Etiyoloji
a) Hipertansif hastaların %90’ından fazlasında hastalık
primer-dir (Bkz.Pri mer HT).
b) Sekonder hipertansiyon (Olguların %10’undan azını
oluşt urur).
- Renal Hipertansiyon (%6-8)
Parankimatöz renal hastalıklara bağlı (%4-5)
Akut glomerulonefrit
Kronik glomerulonefrit
Kronik pyelonefrit
Polikistik böbrek
Diabetik nefropati
Hidronefroz
Amiloidoz
Üreter obstrüksiyonu
Böbrek tümörlerine bağlı
Wilms tümörü
Renin üreten renal tümör
Renovasküler hipertansiyon (%1-2)
Renal arter fibröz displazisi
Aterosklerotik renal arter hastalığı
Renal arter embolisi
Renal arter ekstra vasalbasıları (T ümör, fibrozis,
kanama)
Perinefritik kese
- Endokrin hipertansiyon (<%1)
Surrenal hastalıkları
Feokromasitoma
Cushing Sendromu veya hastalığı,
Adrenal enzim eksiklikleri
Conn Sendromu
Akromegali
Tiroid hastalıkları
Hipertiroidi
Hipotiroidi
Karsinoid
Eksojen hormon etkisi
- Nörolojik Hastalıklar
Kafa içi basınç artışına bağlı
Tümörler
Ensefalit
Respiratuar alkaloz
Serebrovasküler olaylar (Dolaşım b ozuklukları)
Uyku apne sendromu
Akut porfirya
Ailevi Disotonomi
Poliyomiyelit
Gullian-Barre sendromu
Quadripleji
- Akut stress atakları (travmatik, metabolik, cerrahi,
psik olojik,
yoksunluk krizleri, vs)
- İyatrojenik
Antidepresan ilaçlar (Trisiklik antidepresanlar gibi)
Steroid tedavisi
Soğuk algınlığı ilaçları (Fenilpropanolamin gibi)
D hipervitaminozu
Siklosporin
Betamimetik tedavi
Radyasyon nefriti, arteriti
- Aort koartasyonu (<%1)
- Gebeliğe bağlı hipertansiyon
Sistolik hipertansiyon ya yaşlılıkta aortun
esnekliğinin azalmasına veya her yaşta kalp debisinin artışına bağlı olarak
ortaya çıkar (Aort yetmezliği, AV fistül, hipertiroidi, Paget
hastalığı, Beriberi, hiperkinetik dolaşım gibi nedenlerle
oluşur).
Tanımı
İnsan sağlığını, yaşam kalitesini ve süresini kötü yönde
etk ileyebilecek kadar yüksek olan arteryel kan basıncı değerlerine
hipertansiyon (HT) veya yüksek kan basıncı denir.
Bugün için, arteryel kan basıncının 130/85 mmHg’dan düşük olması
normal olarak kabul edilmektedir.
1997-JNC-VI’da (ABD Birleşik Ulusal Komite 6. toplantı
k ararları) ve 1999-WHO/ISH (Dünya Sağlık Örgütü/Uluslararası
Hipertansiyon Cemiyeti) kararlarında;18 yaş ve yukarısındaki insanlarda
ideal (optimal) kan basıncının 120/80 mmHg’nin altında olması
gerektiği bildirilmiştir.
Ancak her insanın kan basıncı gün içinde değişiklikler
göst erebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısının konması için en
çok 2 ay içinde en az 3 kez kan basıncının 140/90 mmHg ve
yukarısında olması veya muayenede hipertansiyona bağlı hedef organ hasarı
ve/veya D.mellitus ile birlikte 130/85 mmHg ve yukarısında olması
gereklidir.
Hipertansiyon tanısında hem sistolik kan basıncı değeri, hem de
diastolik kan basıncı değeri önemlidir. Kombine hipertansiyonun yanı
sıra, izole sistolik hipertansiyon veya izole diastolik
hipertansiyon olabilir.
Hipertansiyonun kan basıncı değerlerine göre
sınıflanm ası
A.B.D.’de 1993 yılında toplanan JNC-V’in
kararlarına
göre; kan basıncı değerlerine göre hipertansiyon, şu şekilde
sınıflanmıştır:
|
YÜKSEK NORMAL |
130-139 / 85-89 mmHg |
|
EVRE I HİPERTANSİYON |
140-159 / 90-99 mmHg |
|
EVRE II HİPERTANSİYON |
160-179 / 100-109 mmHg |
|
EVRE III HİPERTANSİYON |
180-209 / 110-119 mmHg |
|
EVRE IV HİPERTANSİYON |
³ 210 / ³ 120
mmHg |
JNC-VI 1997 ve WHO/ISH 1999 sınıflamalarında evre IV
ka ldırılarak evre III’den yukarısı ağır hipertansiyon olarak
sınıflandırılmıştır.
Aşağıdaki tabloda en son yayınlanan 1999 WHO/ISH’ya ait
t anım
ve sınıflamalar görülmektedir.
WHO/ISH 1999-Kan basıncının tanımlanması ve sınıflanması (mmHg)
| |
Sistolik (mmHg) |
Diastolik (mmHg) |
|
Optimal |
< 120 |
< 80 |
|
Normal |
< 130 |
< 85 |
|
Yüksek-normal |
130-139 |
85-89 |
|
1.derece hipertansiyon (hafif)
Alt grup: Sınırda HT |
140-159
140-149 |
90-99
90-94 |
|
2.derece hipertansiyon (orta) |
160-179 |
100-109 |
|
3.derece hipertansiyon (ağır) |
³ 180 |
³
110 |
|
İzole sistolik hipertans iyon
Alt grup: Sınırda sistolik HT |
> 140
140-149 |
< 90
<90 |
* (WHO/ISH : Dünya
sağlık örgütü/Uluslararası Hipertansiyon cemiyeti
Hipertansiyonun hedef organ hasarına göre sınıflanması: Dünya
sağlık örgütü 1993’te yayınlanan kılavuzunda, hedef organ hasarına
göre hipertansiyonu şu şekilde sınıflamayı önermiştir:
|
Evre 1: |
Hedef organ hasarı olmayan hipertansiyon |
|
Evre 2:
|
Hafif h edef organ
hasarı olan hipertansiyon
Sol ventrikül hipertrofisi, 1.-2. derece hipertansif
retinopati ve proteinüri gibi bul guların olması |
|
Evre 3:
|
Ağır hedef organ hasarı olan hipertansiyon
Sol ventrikül yetmezliği, 3.-4. derece hipertansif
retinopati, serebral komplikasyonlar, böbrek yetmezliği, ve
özel bir şekil olan malign hipertans iyon gibi bulguların olması
(Malign hipertansiyon: Diastolik kan basıncı > 120
mmHg, diürnal varyasyon bozukluğu,
gözdibinde evre 3-4 retinopati, böbrek yetmezliği gelişimi)
(gece-gündüz değişimi=diürnal varyasyon)
(Malign hipertansiyon, herhangi bir etiyolojiye bağlı
olarak gelişebilir.
(Son yıllarda malign hipertansiyon terimi giderek daha az
kullanılmaya başlanmıştır.)
|
Bugün ise JNC-VI ve 1999-WHO/ISH’nın hiperta nsiyonun takip ve tedavisine
yönelik sınıflamaları ön plana geçmiştir. Bu sınıflamalar takip ve tedavi
kısmında açıklanmaktadır. (Bkz. Hipertansiyonun takip ve tedavisi)
Epidemiyoloji
Gelişmiş batı ülkelerinde erişkin nüfusda %20-25
hipertans iyon prevalansı olduğu
bildirilmektedir. Yine gelişmiş ülkelerde bu hastaların yaklaşık
yarısında tanı konabildiği sanılmaktadır. Tanı konanların ABD’de %27.4’ünde,
Almanya’da %22,5’inde yeterli etkinlikte tedavi yapılabildiği
bildirilmektedir. Öte yandan yeterli etkinlikte tedavi
görebilenlerin, tanı konmuş toplam hastalara oranı Zaire’de
%2,5’a düşmektedir.
Hipertansiyon en sık kuzey Japonya’da, en az ise
Hindi stan’da görülmektedir.
Etiyoloji
a) Hipertansif hastaların %90’ından fazlasında hastalık
primer-dir (Bkz.Pri mer HT).
b) Sekonder hipertansiyon (Olguların %10’undan azını
oluşt urur).
- Renal Hipertansiyon (%6-8)
Parankimatöz renal hastalıklara bağlı (%4-5)
Akut glomerulonefrit
Kronik glomerulonefrit
Kronik pyelonefrit
Polikistik böbrek
Diabetik nefropati
Hidronefroz
Amiloidoz
Üreter obstrüksiyonu
Böbrek tümörlerine bağlı
Wilms tümörü
Renin üreten renal tümör
Renovasküler hipertansiyon (%1-2)
Renal arter fibröz displazisi
Aterosklerotik renal arter hastalığı
Renal arter embolisi
Renal arter ekstra vasalbasıları (T ümör, fibrozis,
kanama)
Perinefritik kese
- Endokrin hipertansiyon (<%1)
Surrenal hastalıkları
Feokromasitoma
Cushing Sendromu veya hastalığı,
Adrenal enzim eksiklikleri
Conn Sendromu
Akromegali
Tiroid hastalıkları
Hipertiroidi
Hipotiroidi
Karsinoid
Eksojen hormon etkisi
- Nörolojik Hastalıklar
Kafa içi basınç artışına bağlı
Tümörler
Ensefalit
Respiratuar alkaloz
Serebrovasküler olaylar (Dolaşım b ozuklukları)
Uyku apne sendromu
Akut porfirya
Ailevi Disotonomi
Poliyomiyelit
Gullian-Barre sendromu
Quadripleji
- Akut stress atakları (travmatik, metabolik, cerrahi,
psik olojik,
yoksunluk krizleri, vs)
- İyatrojenik
Antidepresan ilaçlar (Trisiklik antidepresanlar gibi)
Steroid tedavisi
Soğuk algınlığı ilaçları (Fenilpropanolamin gibi)
D hipervitaminozu
Siklosporin
Betamimetik tedavi
Radyasyon nefriti, arteriti
- Aort koartasyonu (<%1)
- Gebeliğe bağlı hipertansiyon
Sistolik hipertansiyon ya yaşlılıkta aortun
esnekliğinin azalmasına veya her yaşta kalp debisinin artışına bağlı olarak
ortaya çıkar (Aort yetmezliği, AV fistül, hipertiroidi, Paget
hastalığı, Beriberi, hiperkinetik dolaşım gibi nedenlerle
oluşur).
PRİMER HİPERTANSİYON
Hipertansiyonlu olguların %90’ından fazlasında, kan basıncı
yüksekliğinin altında belirgin bir hastalık yoktur. Bu hastalarda
esansiyel veya primer hipertansiyon söz konusudur. Aslında burada
kan basıncı kontrolünü bozan multifaktöryel bir bozukluk
sözkonusudur. Hastaların %50’sinden fazlasında aile öyküsü mevcut
olup, yapılan araştırmalarda çoğunda ACE geninde defekt olduğu (17.
kromozomda )
gösterilmiştir. Ayrıca şişmanlık, beslenme bozukluğu (aşırı tuz ve
aşırı kilo), metabolik ve endokrin faktörlerle (kadınlarda
klimakteryum, hiperinsulinemi, hiperürisemi vs) de istatistiksel bir
ilişkisinin olduğu gösterilmiştir. Primer hipertansiyonun
kesin tanısı, sekonder hipertansiyon tanısının ekarte edilmesiyle
konur.
Klinik
Hastalar en çok sabah baş ağrıları olduğu için (özellikle
ens eden
başa yayılan ağrı) doktora başvururlar. Çabuk yorulma, baş
dönmeleri, kulak uğultusu, sinirlilik, çarpıntılar, burun
kanamaları, prekordiyal ağrılar gibi yakınmalar da sık görülür.
Diğer sık görülen semptomlarsa; nefes darlığı, claudicatio,
uykusuzluk, depresyon, halsizlik, flushing, adele
krampları, noktüri, seksüel disfonksiyon, güçsüzlük gibi
semptomlardır. Ayrıca hastalar inme, akciğer ödemi veya anginal atak
veya aort diseksiyonu gibi acil bir komplikasyon sonucu da doktora
baş vurmuş olabilir.
Komplikasyonlar
1) Hipertansif atak
Aniden tansiyonun yükselmesi sonucu ortaya çıkar. Hastanın hayati
organlarının tehlikeye girebilir. Bu esnada ortaya çıkabilecek
risklerin başında şu durumlar yer alır:
- Hipertansif ensefalopati: Hipertansiyon nedeniyle beyin
dola şımının
otoregülasyonu bozulur ve sırasıyla durum ağırlaştıkça baş ağrısı,
bulantı, kusma, şuur bozukluğu, papil ödemi, görme bozukluğu,
kramplar ve nörolojik bulgular gibi belirti ve bulgular ortaya
çıkar. İnme tehlikesi son derece yüksektir.
- Sol ventrikül yetmezliği ve akut akc iğer
ödemi
- Angina pectoris
- Nadir de olsa aort disseksiyonu
2) Arteryoskleroz
H ipertansif hastaların %50-60’ında erken arteryoskleroz
saptanmaktadır.
Hipertansiyonun damar sistemine etkilerinin saptanmasında en
basit ve değerli metod göz dibi değerlendirmesidir. Burada ilk
e vrede sadece fonsiyonel damar değişiklikleri (arteryoller
vazospazm)
varken, 2.
evrede yapısal vaskuler değişiklikler (Salus-gunn arazı, bakır tel
bulgusu vb), 3. evrede retina harabiyetine ait bulgular (retinal
kanamalar,
eksudatlar vb), 4. evrede ise bunlara ek olarak bilateral papil
ödemi izlenir.
Hipertansif ve ateryosklerotik retinopatinin evrelere göre
sınıflaması
| |
Arüeriyoller |
Arteriolosklerozis |
|
Derece |
A/V* çap oranı |
Fokal spazm |
Hemoraji |
Eksudat |
Papil ödemi |
Arteryoler ışık reflesi |
AV çaprazlaşma defektleri |
|
Normal |
3:4 |
1:1 |
- |
- |
- |
İnce sarı kenar reflesi olan
kırmızı |
- |
|
Evre 1 |
1:2 |
1:1 |
- |
- |
- |
Kalın sarı kenar reflesi olan
kırmızı |
Hafif ven basısı |
|
Evre 2 |
1:3 |
2:3 |
- |
- |
- |
Kalın sarı kenarlı, bakır tel, kanın
kırmızılığı yok |
Venlerde bası veya arter üzerinde köprüleşen
venler (humping) |
|
Evre 3 |
1:4 |
1:3 |
+ |
+
Atılmış pamuk manzar ası |
- |
Geniş beyaz kenar, gümüş tel, kanın
kırmızılığı yok |
Çaprazlaşma yerinde venlerde dik açılı
defleksiyon, ar-teryol altından geçen venin yok olması, distal
venöz dilatasyon |
|
Evre 4 |
İnce, fibröz kord alar |
Dis tal akımda
obliterasyon
|
+ |
+
Atılmış pamuk manzar ası |
+ |
Fibröz korda görünümü, kan rengi
yok |
Evre 3
gibi |
*A/V:Arter/ven
3) Kalp
Hipertansif hastaların %65’inden fazlası sol kalp yetmezliği
v eya
koroner kalp hastalığı nedeniyle. %80’inden fazlası da
kardiyo-vasküler koplikasyonlara bağlı olarak hayatını
kaybeder.
Hipertansiyona bağlı olarak kalp basınç yüklenmesi altında kalır.
Başlangıçta, basınç yüklenmesi nedeniyle sol ventrikülde konsantrik
hipertrofi meydana gelir. Daha sonra zaman içinde kalpte dilatasyon
gelişerek, sol ventrikül sistolik yetmezliği ortaya çıkar (Kalp
yetmezliği gelişen hastalarda kalp atım hacminin azalması nedeniyle
tansiyon yüksekliğinde azalma ortaya çıkabilir. Bu durum hasta için
iyi bir bulgu değildir).
Sol ventrikül hipertrof isi artmış mortalite ve
kardiyovasküler morbitide riskinin objektif bir göstergesidir.
Ekokardiyografi sol ventrikül hipertrofisinin doğrudan
değerlendirilmesini sağlar. Amerikan Ekokardiyografi Cemiyeti ASE’ye
göre septumun diastolik kalınlığı 12 mm ve üzerindeyse hipertrofi
mevcuttur.
EKG’de sol ventrikül hipertrofisi gelişmiş olgularda sol
ventrikül hipertrofisi kriterleri (Bkz: EKG değerlendirme kılavuzu
bölümü) ve daha ileri olgularda intraventriküler ileti bozuklukları
ve repolarizasyon bozuklukları g örülebilir.
Röntgende hafif hipertrofilerde herhangi bir bulgu yokken,
kardiyomegali gelişen olgularda apekste sola aşağı yer değiştirme,
ve aortada elongasyon izlenebilir.
Koroner kalp hastalığı gelişen olgularda angina pectoris,
miyokart infarktüsü, sol kalp yetmezliği ve ani ölüm gibi koroner
arter hastalığının ana manifestasyonları ortaya çıkabilir.
|
| |