1983 Temmuz’nun
son günlerinin birinde Ankara’da doğdu. Doğduğu yıllarda Türkiye’de
yeni doğmuş bir bebek gibiydi. Planlı dönem sona ermişti ve şimdi
Türkiye dışa açık bir ekonomi politikasıyla kalkınacaktı artık. Eskinin
artık çok daha eski olacağı günler başlıyordu..
Çocukluğu harika geçti.. O zaman internet, play station vs. olmadığından
sabahtan akşama kadar evlerinin önündeki
alanda top koştururdu arkadaşlarıyla..Eve maç aralarında su içmek
yada ekmek arası bir şeyler almak dışında uğramadığı günlerdi..Sabahtan
akşama kadar top oynardı bazen de arkadasların gazına gelip komsuların
depo camlarını kırardı..Dizlerinden yaraları, ayakkabılarında kum
ve başında bela pek eksik olmazdı.
Sonra çocuk büyüdü..Okul çağı geldi..Okulda asla uslu çocuk olmadı,
hep konuştu..Hocalarının sınıfta ilk adını öğrenmesi bundandı..İlkokulda
“ilk kez” ama “çok kez” aşık oldu..Kimseye söylemedi..Bu alışkanlığı
büyüyünceye kadar devam etti. İlkokuldan sonra bir yıl da Ankara’da
gitti okula..Sonra İstanbul yılları başladı..Ortaokul ve Lise yılları İstanbul’da sıkıntılarla geçti. Ama
sıkıntıları kimse görmedi, bazen kendi bile..Onun yüzünde hep bir
maske vardı, yaldızlı ve güleç yüzü insanlara dönük bir maske..Liseden
mezun olduktan sonra yine aşık oldu..Kaçıncısı olduğunu hatırlayamadığı
aşkını bu kez söyledi ama hata ettiğini yıllar sonra anladı.
Sonra üniversite yılları başladı..Üniversite yılları kah acılı, kah
mutlu, kah başarılı kah yalnız geçti..Hayatı orada tanıdı..Hayatı
ve insanları..Biriktirdiği anıların üstüne yeni anılar, kurduğu dostluklara
yeni dostluklar ekledi. Üniversiteyi bitirip geriye baktığında ise,
nice insan onunla bir sürü farklı yönünden övünürken o kendisiyle
övünülecek tek yön buldu: “temiz olmak” |