|
a.
Filistin toprakları İslam’ın kutsal topraklarındandır.
| Yüce
Allah Kur'an-i Kerim'inde söyle buyurmaktadır:
"Kulunu, kendisine bir takım ayetlerimizi göstermek
için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız
Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir." (Isra,
17/1) Bu ayeti kerimede Mescidi Aksa'nın etrafını saran
topraklardan "mübarek kılınmış" topraklar
olarak söz edilmektedir ki, bu topraklar da Filistin
topraklarıdır. Bir başka ayeti kerimede şöyle
buyuruluyor: "Onu (İbrahim’i) da Lût'u da içinde
alemler için bereketler verdiğimiz yere (ulaştırıp)
kurtardık." (Enbiya, 21/71) Burada "bereketler
verdiğimiz yer" denirken kastedilen bölge müfessirlerin
büyük çoğunluğuna göre "Sam diyarı"
olarak adlandırılan ve Filistin ile civarını kapsayan
topraklardır. Yine bir ayeti kerimede şöyle
buyrulmaktadır: "Süleyman'a da şiddetle esen rüzgarı
(boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız
yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz." (Enbiya,
21/81) Burada "bereketli kıldığımız yer"
denirken kastedilen yer de aynı bölgedir. Bir başka
ayeti kerimede de şöyle buyrulmaktadır: "Onlarla içini
bereketli kıldığımız beldeler arasında (karşıdan
karşıya) görünen kasabalar var ettik ve oralarda yürümeyi
takdir ettik." (Sebe, 34/18) Burada "içini
bereketli kıldığımız beldeler" denirken
kastedilen beldelerin de Sam diyarı yani Filistin ve
civarı olduğu üzerinde birçok müfessir ittifak etmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de, Hz. Musa (a.s.)'nın Hz. Şu'ayb
(a.s.)'in yanındaki kalış süresini tamamladıktan
sonra Mısır’a dönmesi olayından söz edilirken söyle
buyrulmaktadır: |
 |
"Musa
süreyi tamamlayıp ailesiyle beraber yola çıkınca Tur
tarafında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Siz
bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Umarım oradan size ya
bir haber veya ısınmanız için bir ateş koru
getiririm." Oraya gelince kutlu bölgedeki vadinin sağ
yanındaki bir ağaçtan kendisine söyle seslenildi:
"Ey Musa! Şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah
benim." (Kasas, 28/29-30) Burada işaret edilen Tur
dağı, sözü edilen vadinin içinde bulunduğu
"kutlu bölge" Filistin'dedir. Filistin
topraklarının mübarek kılındığı, o beldenin,
Allah’ın bereketlendirdiği ve kutlu kıldığı bir
belde olduğu hakkında bunların dışında da çeşitli
nasslar bulunmaktadır. Filistin topraklarının mübarek
kılınmış olması bu toprakların davasının öncelikli
bir konumda olduğunu, buralara alelade bir yer olarak bakılmaması
gerektiğini ortaya koymaktadır.
|
| b.
Filistin İsra ve miraç toprağıdır.
Değerli
peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.) oradan göklere
yükseltilmiştir. Bu olay Filistin toprağına akidevi
bir üstünlük kazandırmış ve haremi şerif olarak
bildiğimiz Mekke ve Medine ile orası arasında bir bağlantı
kurmuştur. Bilindiği üzere miraç olayı Resulullah
(s.a.s.)'in Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük
mucizesidir. Miraç aynı zamanda Yüce Allah’ın son
peygamberi Hz. Muhammed (a.s.)'e özel bir lütfu ve ihsanıdır.
c.
Filistin Peygamberler diyarıdır |
 |
Filistin,
pek çok peygamberin yaşadığı ve asırlar boyunca
ilahi vahyin indiği kutsal bir beldedir. İslam dini de
vahye dayalı dinlerin sonuncusu dolayısıyla bütün
ilahi vahiylerin varisidir. Bu itibarla peygamberler toprağının
gerçek varisleri Müslümanlardır. Çünkü bütün
peygamberlerin görevi tevhid inancını insanlara kabul
ettirmek ve bu inanca dayanan ilahi hükümlere bağlanmalarını
sağlamaktı. Bu da gösteriyor ki bütün peygamberlerin
ortak dini İslam’dır. Nitekim Yüce Allah Hz. İbrahim
(a.s.)'le ilgili olarak: "İbrahim ne bir Yahudi ne
de bir Hıristiyan’dı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir
Müslüman’dı O,
müşriklerden de değildi. Şüphesiz insanların İbrahim’e
en yakın olanları ona uyanlar, bu peygamber ve iman
edenlerdir." (Ali İmran, 3/67-68) diye
buyuruyor. |
| Yahudilerin
atası olarak bilinen ve Kur'an-ı Kerimin bazı
yerlerinde kendisinden İsrail diye söz edilen (bkz. Ali
İmran, 3/93, Meryem, 19/58) Hz. Yakub (a.s.)'in dini de
Yahudilik değil İslam’dı. Yüce Allah bu konuda
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İbrahim, oğullarına
da bunu tavsiye etti. Ya'kub'a da ayni tavsiyede bulunarak
şöyle dedi: "Ey oğullarım! Allah sizin için bu
dini seçti. Artık ancak Müslüman kimseler olarak ölün."
(Bakara, 2/132) Bugün yeryüzünde tevhid inancını
temsil edenler ve hanif dini devam ettirenler Müslümanlardır.
Dolayısıyla peygamberler diyarı olan Filistin toprağının
gerçek sahipleri de onlardır. Yüce İslam dini de bu
topraklara bu yüzden ayrı bir yer vermiş ve bu
toprakların kutsal olduğunu bildirmiştir. |
|
d.
Müslümanların ilk kıblesi ve haram mescidlerin üçüncüsü
olan Mescidi Aksa oradadır.
Aslında
Filistin davasının özünü Kudüs ve Mescidi Aksa davası
teşkil etmektedir. Mescidi Aksa'nın İslam’daki yerine
ve önemine delalet eden pek çok nass (ayet ve hadis)
bulunmaktadır. Bunlardan biri yukarıda da vermiş olduğumuz,
İsra suresinin birinci ayeti kerimesidir. Yukarıda
verilen ayeti kerimede dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan adıyla
söz edilmektedir. Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde de
bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilir. Örneğin
Meryem suresinin 11. ayetinde Yüce Allah söyle
buyuruyor: "Bunun üzerine (Zekeriya a.s.) mescidden
kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve
aksam tesbih edin" diye işaret etti." Burada
kastedilen mescid, Mescidi Aksa’dır. Ali İmran
suresinin 37. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Rabbi
onu (Meryem'i) güzel bir kabulle kabul etti; güzel bir
şekilde yetiştirip büyüttü ve onun bakımını
Zekeriyya'nın yükümlülüğüne verdi. Zekeriyya ne
zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek
bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?"
derdi. O da: "Allah’ın katındandır. Şüphesiz
Allah dilediğine hesapsız rızk verir" derdi."
Burada sözü edilen ma'bed Mescidi Aksa’dır. Yine aynı
surenin 39. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Onun (Zekeriyya
(a.s.)'in) mihrabta namaz kılmakta olduğu sırada
melekler kendisine, "Allah sana, Allah katından olan
Kelimeyi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve
Salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı
müjdelemektedir" diye seslendiler." Bu ayeti
kerimede mihrab denirken kastedilen mekan da Mescidi
Aksa’dır.
|
 |
Mescidi
Aksa’nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok
hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi
şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu
üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescid-i
Haram'a ve Mescid-i Aksa'ya." (Müslim, Kitabu'l-Hacc,
15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kasdıyla
olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla
Mescidi Aksa haram mescidlerin üçüncüsü sayılmıştır.
Ahmed ibn-i Hanbel, Nesai ve Hakim'in Abdullah ibn-i Ömer
(r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre
de Resulullah (s.a.s.) şöyle
buyurmuştur: "Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa’yı
yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona
ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını
ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm
vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi.
|
| Kendisinden
sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat
vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim,
bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla
evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günahlarından
sıyrılsın istedi. Biz Allah’ın bu istediğini de ona
vermiş olmasını ümit ediyoruz." Bir hadisi şerifte
bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s)'in cariyesi
Meymune (r. anha): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa
hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi.
Resulullah (s.a.s.) da şöyle buyurdu: "Oraya
(Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kilin."
-Hadisin ravisi dedi ki: "O zaman burası (Mescidi
Aksa’nın bulunduğu topraklar) Daru'l-Harb'di (yani Müslüman
olmayanların hakimiyeti altındaydı)."- (Resulullah
(s.a.s) sözlerine daha sonra söyle devam etti): "Eğer
oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız
kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin."
(Ebu Davud, Kitabu's-Salat, 14) Resulullah (s.a.s.)'tan
bunun dışında da Mescidi Aksa’nın faziletiyle ilgili
birçok hadisi şerif rivayet edilmiştir. |
 |
Yeryüzünün
en faziletli mekanları camiler, camilerin de en
faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi
Aksa’dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer
camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı
olduğu hadisi şeriflerde
bildirilmiştir. Hatta Ibn-i Mace'nin nakletmiş olduğu
bir hadiste: "Bir adamın kendi evinde kıldığı
namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin
sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaza
yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı
camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir.
Mescidi Aksa'da kıldığı namaza elli bin kat sevap
verilir. Benim camimde kıldığı namaza da elli bin kat
sevap verilir. Mescidi Haram'da kıldığı namaza ise yüz
bin kat sevap verilir" denmektedir.
|
| (Ibn-i
Mace, İkametu's-Sala ve's-Sunne fiha, 5/198) Ancak ez-Zevaid'de
bu hadisin isnadının zayıf olduğu söylenmektedir.İbn-ı
Hibban da bu hadisin delil olarak alınabilmesi için bunu
te'yid eden bir rivayetin bulunması gerektiğini ifade
etmiştir. Buradaki rakamları te'yid eden başka herhangi
bir rivayet bilmiyorsak da, sayılan üç mescidde kılınan
namazların diğer mescidlerde kılınan namazlardan çok
daha fazla sevaplı olduğunu bildiren başka hadisler
mevcuttur.
Ayrıca
Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesi olması
itibariyle de ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Bu kutsal
mabedin İslam’daki önem ve üstünlüğünün bir
sebebi de Resulullah (s.a.s.)'in isra ve miraç olayına
şahid olmasıdır.
Buhari
ve İbn-i Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadisi şerifte
Ebu Zer (r.a.)'in şöyle dediği bildirilmiştir: "Resulullah
(a.s.)'a, yeryüzüne konulmuş olan ilk mescidin hangisi
olduğunu sordum. "Mescidi Haram" diye buyurdu.
"Sonra hangisi?" dedim. "Mescidi Aksa"
diye buyurdu. "İkisi arasındaki süre ne kadardır?"
diye sordum. Söyle buyurdu: "Kırk yıl. Sonra bütün
yeryüzü senin için mesciddir. Nerede namaz vaktine
girersen orada namaz kil." (Buhari, Kitabu Ehadisi'l-Enbiya,
60/40; İbn-i Mace, Kitabu'l-Mesacid ve'l-Cemaat,
4/7)
Günümüzde
bu kutsal mabed Siyonistlerin işgali altındadır.
Siyonistler bu mescidin Süleyman heykelinin diğer adıyla
Siyon mabedinin bulunduğu yere yapılmış olduğunu
ileri sürmekte ve mescidi yıkarak yerine daha önce var
olduğunu iddia ettikleri heykeli dikmek istemektedirler.
Hatta Ağlama Duvarı’nı takdis etmeleri de bu
yüzdendir. Çünkü Ağlama Duvarı’nın daha önce
Mescidi Aksa’nın yerinde bulunduğunu ileri
sürdükleri mabedden geriye kalan tek şey olduğunu
ileri sürüyorlar. Bu yüzden Ağlama Duvarı’nın
önünde sadece ağlamakla kalmıyor aynı zamanda intikam
yemini yapıyorlar. Siyonistler, Mescidi Aksa’yı yıkarak
yerine Siyon mabedini veya diğer adıyla Süleyman
heykelini dikebilmek için bu kutsal mescide birçok kez
saldırı ve sabotaj düzenlediler. Bu saldırı ve
sabotajlarda bazen Mescidi Aksa yakılmak istendi. Bazen
değişik yerlerine bol miktarda patlayıcı madde yerleştirilerek
havaya uçurulmasına teşebbüs edildi. Bazen de daha başka
girişimlerde bulunuldu.
|
|
devamı için
tıklayınız >> |
Geri
Ana Sayfa
|