--> 1024*768 & üzeri çözünürlük, güncel Google Chorme önelir. Copyright @ 2014
  • Should be Empty:
< Ders Modu
<Yazıcıya Gönder
<Tam Ekran Yap
<>Arama Yap
.... <>Kayıt Ol / Giriş


DERS ÇALIŞMA İLE İLGİLİ YAŞANAN SORUNLAR

Çok sayıda öğrenci ders çalışma ile ilgili yakınmalarını ve sorunlarını sık sık dile getirir. Bunlardan bir kısmı ders çalışmaya başlamakta güçlük çektiğinden, bir kısmı çalışmayı sürdüremediğinden, bir kısmı da çalıştığı halde başarılı olamadığından şikayetçidir. Yaptığımız araştırmalar ve öğrencilerle görüşmelerimiz sonucunda ders çalışma konusundaki sorunların başlıca şu nedenlerden kaynaklandığı ortaya çıkıyor;

a. Öğrencilerin küçük yaştan itibaren çalışma alışkanlığı edinememiş olması ,

b. Yanlış çalışma alışkanlıkları,

c. Temel bilgi eksikliğinden dolayı dersleri anlayamama ,

d. Kendine güvensizlik, olumsuz duygu ve düşünceler,

e. Ailevi sorunlar.

Burada en yaygın neden olan "Yanlış Çalışma Alışkanlıkları"nı ayrıntıları ile ele almaya çalışacağız.

Yanlış çalışma alışkanlıkları genellikle şunlardır:

• Amaçsız çalışma ,

• Plansız ve programsız çalışma ,

• Evin değişik yerlerinde çalışma,

• Yatarak,uzanarak çalışma ,

• TV karşısında yada müzikle çalışma ,

• Ezberleyerek öğrenmeye çalışma ,

• Kaynaklardan yararlanmama,

• Derslerden korkma, anlayamadığı dersi bırakma ,

• Derslerle ilgili ön yargılar,

Sevgili öğrenciler,ders çalışma konusunda sorunlarınız varsa öncelikle yukarıda sıraladığımız "yanlış çalışma alışkanlıkları” nı inceleyip hangisinin ya da hangilerinin sizde olup olmadığını düşünün. Eğer yanlış çalışma alışkanlıklarına sahipseniz, ders çalışma konusundaki sorunlarınız, büyük ölçüde bundan kaynaklanmaktadır. Bu durumda ilk yapmanız gereken aşağıda ele alacağımız doğru verimli, ders çalışma konusundaki önerilerimizi dikkatle okumak ve eksiksiz uygulamaya çalışmaktır. Önerilerimizi eksiksiz uygulamaya başladıktan bir süre sonra sorunların azalmaya başladığını da göreceğiz.

DOĞRU ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI

1.AMAÇ BELİRLEYİN

"Amacını açık seçik belirlememiş bir kişi, dümeni olmayan bir gemiye benzer. Gemi sürekli yol alır. İçindekiler çalıştıklarını zanneder. Ancak geminin akıbeti şansa ve kadere kalmıştır. Böyle bir gemi kayalara çarparak parçalanacağı gibi hiç ilgisiz bir limana da gidebilir." Başarı için öğrencinin hayattan ne beklediğini amacının ne olduğunu bilmesi gerekir. Başarılı olmanın tek ve mutlak ölçüsü iyi bir üniversiteye girmek, herkesin gıpta ettiği bir mesleğe sahip olmak değildir. İnsan, yetenekli olduğu çok değişik alanlarda severek yapabileceği çeşitli işlerde kendini ortaya koyabilmişse, yaşamdan zevk alan birisi ise başarılı olmuş demektir.

Hayatta en büyük amaç mutlu olmaktır. Her şey bunun uğrunda yapılmaktadır. Ancak herkesin mutlu olmak için kullandığı araçlar farklıdır. Sizler, üniversite sınavlarına hazırlanırken sizi mutlu edecek, severek yapabileceğiniz bir mesleği elde etmeye

çalışıyordunuz. Çalışmanızın yönünü belirlemek ve çalışma isteğinizi sürekli tutmak için yapmanız gereken en önemli şey sizi ilerde mutlu edecek yolu belirlemektir. Neye ulaşmak için çalıştığınızı bilmeniz gerekir.

2. PLANLI VE PROGRAMLI ÇALIŞIN

Amacımıza ulaşmak için hangi dersi ne kadar çalışacağınızı, ne zaman çalışabileceğinizi, ne kadar gayret göstermeniz gerektiğini bilmelisiniz.

Zamanı israf etmemek, en sağlıklı şekilde değerlendirmek için her etkinliği planlayarak yapmak gerekir. En kullanışlı çalışma planı haftalık olanıdır. Haftalık çalışma planı yaparken, her gün, hangi saatlerde hangi etkinliği yaptığınızı düşünerek her etkinlik için belli zamanlar ayırın. Dersi verimli çalışabilmeniz için yapmanız gereken şey dersinizi engelleyecek etkenlerin en az olduğu saatleri çalışmaya ayırmaktır. Bunu saptadıktan sonra çalışmanız gereken dersleri belirlediğiniz saatlere dengeli olarak dağıtmalısınız.

A ) Planlı Çalışmanın Yararları

a) Her İşe daha rahat zaman ayırmanızı ve yapmak istediklerinizi daha huzurlu yapmanızı sağlar.

b) Hangi dersi çalışacağınıza karar vermekten dolayı zaman kaybetmenizi, bir dersi bırakıp diğerine geçmenizi önler.

c) Her derse yeterince zaman ayırmanın ve çalışmanın verdiği bir güven sağlar.

d) Günü gününe çalışma nedeniyle sınav öncesi çalışma süresini kısaltır, sınav paniğini önler ve çalışma verimini yükseltir.

e) Öğrenilecek konunun kısa bir zamana sıkıştırılması yerine uzun zamana yayılarak daha kalıcı ve etkili olmasını sağlar.

f) Ana-babanız ile aranızda ders çalışma konusunda çıkabilecek anlaşmazlıkları önler.

g) Bilinçli plan yapmanız, derse kendinizi daha kolay vermenizi sağlar.

B ) Plan Yaparken Nelere Dikkat Etmeniz Gerekir?

a) Derslerin planını dengeli olarak yapın, belli derslere ağırlık vererek, çalışılması gereken diğer dersleri ihmal etmeniz, amacınıza ulaşmanızı engeller.

b) Günde kaç saat çalışılması gerektiği, öğrenciden öğrenciye değişmektedir. Günlük çalışma süresi, öğrencinin çalışma kapasitesine, temel bilgisine, derslerdeki eksiğine göre değişir. Bu güne kadar hiç çalışma alışkanlığı edinmemiş bir öğrenci, başlangıçta daha az bir çalışma ile başlayıp, gittikçe artırabilir. Günlük ortalama çalışma süresi olarak 4-5 saat verilebilir. Bu ihtiyaca göre azalır ya da artabilir.

c) Ara verilmeden yapılan uzun süreli çalışma da sık aralarla, uzun dinlenmeli olarak yapılan çalışma da verimsiz olur. En uygunu, 40-50 dakikalık çalışma sonunda 5-10 dakika bir ara vererek derse devam etmektir. Farklı özellikteki derslere geçerken verilen ara biraz daha uzun olabilir.

d) Planınızda derslere vereceğiniz çalışma sürelerini, öğreneceğiniz dersin özelliğine ve sizin o dersteki başarı durumunuza göre ayarlamanız gerekir.

e) Aynı tür çalışma gerektiren derslerin ard arda gelmesi yerine, değişik çalışma gerektiren derslerin ara arda getirmeye çalışın. Örneğin problem çözme gerektiren bir dersin arkasına okuma, anlatma, yazma gerektiren derslerin gelmesi uygun olur.

f) Zor dersleri en rahat anlayabileceğiniz saatlere yerleştirin. Verimli ders çakışma saatleri öğrenciden öğrenciye değişmektedir.

g) Tekrar için ayırdığınız saatler, genellikle dersin sınıfta öğrenildiği zaman yakın saatler olmalıdır. Çünkü dersin işlediği gün tekrar edilmesi unutma düzeyini azaltır. Öğrenmeyi pekiştirir.

h) Ayrıca derse gitmeden önce hazırlık yapılması da öğrenmeyi kolaylaştırır dersi daha iyi izlemeye yardımcı olur.

i) Çalışma planınızda derslerinizi mümkün olduğumca günün aynı saatlerine yerleştirmeniz yaralı olur. Böylece her gün o saatlerde derse kendinizi daha kolay verebilirsiniz.

j) Yemeklerden hemen sonra çalışmaya başlamayıp yemekten yaklaşık yarım saat sonra derse oturmanız daha yararlı olacaktır.

k) Planınızda, televizyon, müzik, arkadaşlık kitap okuma gibi etkinliklerde ders çalışma saatlerini birbirinden ayırarak bu etkinliklere de belli süreler vermeniz, çalışma saatlerinde aklınız diğer etkinliklere takılmasını önleyecektir.

Şunu da önemle belirtmek gerekir ki yeterince uykuya dinlenmeye rahatlatıcı keyif verici etkinliklere zaman ayırmadan çalışmaya gereğinden fazla zaman ayırmak bir süre sonra bıkkınlığa neden olabilir.

Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken şey çalışmaya çok fazla yer verip bunun bir bölümünü verimsiz geçirmek yerine, çalıma sürelerini en verimli bir şekilde kullanma yollarını bilmektir.Bu durumda,çalışma için daha az süre yeterli olur. Ders çalışmaya başlayabilme davranışı "karar vermeyi” gerektirir. Çalışmaya başlamak için karar verebilmemiz ise ders çalışmaya yönelik olarak bildiklerimiz ile inandıklarımız arasındaki uyuma bağlıdır. Programlı bir çalışmanın temelinde yatan en önemli unsur zaman denetimidir. Bizler zamanımızı

planlayarak geleceğimizi bugüne taşırız. Aslında her öğrenci için zaman aynıdır. Her öğrenci için bir gün yirmidört saat bir hafta yedi gündür. Önemli olan bu zamanı saptadığımız hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanmamızdır.

Hedeflerimizi belirleye bilmemiz için şöyler bir liste yapabiliriz.

Hayat Amaçları 1yıllık Amaçlar Bir Aylık Amaçlar

Uzun vadeli Orta vadeli amaçlar Kısa vadeli

On yıl sonra neleri başarmak isterdiniz?

Bir yıl sonra neleri başarmak isterdiniz?

Bir ay içinde neleri başarmayı isterdiniz?

Gemi İnşaatı Mühendisi olmak isterdim

Üniversiteden mezun olmak isterdim Sınavlarda başarılı olmak isterdim

Görüldüğü gibi bu hedeflerin hepsi birbirine tamamlayan ve biri olmazsa diğerinin de olmayacağı türdeki hedeflerdir.

Belirlediğiniz amaçlara ulaşabilmemiz için günlük faaliyetlerimizi “öncelik sırasına” almamız gerekir.

Bir gün içinde yapılabilecek faaliyetleri alt alta yazalım.

• TV seyretmek.

• Arkadaşlarla buluşmak.

• Ders çalışmak.

• Yemek.

• Uyku.

Şimdi de her faaliyetin önem derecesine belirleyelim.

A. En yüksek öncelik (önem) derecesine sahip (olmazsa olmaz grubu)

B. Orta derecede öneme sahip (olmalı grubu ).

C. Düşük önem (öncelik) derecesine sahip (olsa da olur olmasa da grubu )

• TV seyretmek B2

• Arkadaşlarla buluşmak C1

• Müzik dinlemek C2

• Yemek A2

• Uyku A1

• Ders çalışmak A3

Planlama yapabilmemiz için kuralımız, A grubu faaliyetleri bitmeden B;B grubun faaliyetleri bitmeden C grubu faaliyetlerine geçmemek. Bizler programlı çalışarak daha önce belirlediğiniz önceliklere göre hareket etmiş oluruz. Böylece ilk önce sosyal faaliyetlere evet derse hayır demek yerine ders çalışmaya evet demeye sosyal faaliyetleri de ödül olarak almayı başarabiliriz. Çalışma programı zamanımızı kontrol altına almamız konusunda bize yardım ederken aynı zamanda hangi dersin hangi konusunda çalışmaya başlayacağımızı tespit eder.

Planlamamızı yapıp hedeflerinizi belirledikten sonra, bizi hedefimize belirledikten sonra, bizi hedefimize ulaştıracak olan çalışma programı hazırlayabiliriz."Ders çalışacağım” düşüncesiyle giden bir öğrenci bu dersin hangi konusundan çalışmaya başlayacağını düşünerek zaman kaybedecektir. "Ben bu gün matematik dersinin vektörler konusunu çalışacağım”, derse daha sağlıklı bir yol izlemiş olacaktır.

Çalışma programı denilince aklımıza gelen şey “tekrar programı" olmalıdır. Sadece belirli saatlerde mola alınan bir çizelge akla gelmemelidir. Programımız günlük tekrarı mutlaka içermelidir. Unutmayın ki öğrendiklerimizin %40’ını ilk 20 dakikada, %55’ini 1 saatte, %65’ini 9 saatte, %80’ini 24 saatte unuturuz. Günlük yaşamda kontrol altına alamadığımız durumlarla karşılaşılabileceği dikkate alınmalıdır. Programımız günlük ya da haftalık düşünülmeli, her programın bir amacının olması sağlanmalıdır. Programı derslere verdiğimiz önemli bir randevu gibi düşünebilir çalışmaya daha kolay başlayabiliriz. Programımızı oluştururken dikkat edeceğimiz noktalar arasında konuları bilme oranımız ve amacımıza göre hangi konulara öncelik vereceğimizin belirlenmesi gerekir. Programlı çalışma size bir pusla görevi görecek ve hedefinize ulaşmada size yardım edecektir.

GÜNLÜK ÇALIŞMA PROGRAMI

• O gün öğrenilen konuların tekrarı,

• Ödevlerin tamamlanması,

• Bir gün sonra işlenecek konuların ön hazırlığı,

• Eski konuların düzenli tekrarını içermesidir.

Programlı Çalışmak Bize Ne Kazandırır?

• Zamanı etkin şekilde kullanmanızı,

• Neye, nereden başlayacağınıza karar vermenizi,

• Bilgilerinizi ne kadar özümsediğinizi görmenizi,

• Ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi,

• Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştıran çok önemli bir araçtır.

C ) Planınızı Uygulamakta Güçlük Çekiyorsanız

Tüm bu sıraladığımız önerilere dikkat ederek plan yaptığınız halde kendinizi derse vermiyorsanız temel bilgi eksikliği nedeni ile ya da dersi nasıl çalışacağınızı bilmediğiniz için dersi anlayamadığınızdan çalışmayı istemiyor olabilirsiniz bu durumda derslere çalışırken bölümlerini inceleyin ve yazılanları uygulamaya çalışın böyle bir durum söz konusu değil de güvensizlik kazanmama korkusu v.b. olumsuz duygu ve düşüncelerle kendinizi derse vermiyorsanız öncelikle bundan kurtulmaya çalışın. Ayrıca okulunuz rehberlik servislerine başvurarak sorunlarınızı çözümü konusunda yardım isteyin.

HAFTALIK ÇALIŞMA PLANI ÖRNEĞİ

Planlı programlı çalışmayı hedefleyen öğrenciler alanlarına göre yetişme düzeylerini, hedeflerini dikkate alarak örnekte gösterilen ders çeşitlerini ders saati sayılarını değiştirerek dinlendirici ve eğlendirici faaliyetlere de zaman ayırarak kendisine uygun olarak yeniden düzenleye bilir. Bu program sabit bir program değildir. Öğrenciler elde ettikleri sonuçlara göre her hafta ya da aylık olarak yeni programlar hazırlamalıdırlar.

“EN KÖTÜ PROĞRAM BİLE PROĞRAMSIZLIKTAN İYİDİR.”

3. BELLİ BİR ÇALIŞMA ODASI YA DA KÖŞESİ DÜZENLEYİN

Evin değişik yerlerini değil belli bir yerini çalışma yeri olarak hazırlayın. Hep aynı yerde çalışmak, çalışacağınız yere geldiğinizde kendiniz derse daha kolay vermenizi sağlar. Çalışma yeri, çalışma davranışı için uyarıcı bir rol oynar. En uygun çalışma ortamı şöyle olmalıdır:

a) Üzerinde çalışmak için tüm araç ve gereçlerin (kitap, defter, kalem, kağıt, silgi vb.) bulunduğu bir masa olmalıdır.

b) Oda ısısı ne çok soğuk ne çok sıcak olmalıdır.

c) Oda sık sık havalandırılmalıdır.

d) Çalışma ortamında radyo, teyp, televizyon gibi dikkat dağıtıcı araçlarla, yine dikkat dağıtabilecek nitelikte fazla resim, fotoğraf, afiş, poster gibi uyarıcılar olmamalıdır.

e) Çalışma masası ve odası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır.

4. MASA BAŞINDA OTURARAK ÇALIŞIN

Uzanarak ya da yatarak çalışmak yerine masa başına oturarak çalışmak, dikkatin daha uzun süreli derste kalmasını kolaylaştırır. Uzanarak, yatarak, masanın üzerine abanarak ya da sandalyede geriye yaslanarak çalışmak, çalışırken kısa sürede dikkatin dağılmasına, hemen gevşemeye ve uykuya neden olan davranışlardır. Çalışma masanızda, ders dışı faaliyetlerde (mektup yazmak, kitap okumak, hayal kurmak, günlük yazmak, şiir yazmak vb.)bulunmayın.

5. DERSİ EZBERELEMEDEN ÖĞRENMEYE ÇALIŞIN

Öğrenmeye çalıştığınız konuyu ezberlemekten kaçının. Ezberleyen öğrencide yorum yapma, bağlantı kurma, sebep sonuç ilişkisini görme, ana fikir bulma gibi yetenekler gelişmez. Ayrıca ezberlenen bilgi ile sınav soruları arasında bağlantı kurmak zor olur. Bu nedenle mutlaka çalışılan konularla ilgili bol ve değişik soru örnekleri çözmek gerekir. Çözülemeyen sorular mutlaka tekrar edilmelidir.

Derslere Çalışırken:

Dersler, okunduğu zaman kısa sürede sıkıcı hale gelir. Uyku getirir ve derse istek azalır. Bu nedenle çalışmanız gereken konuyu mutlaka hangi amaçla okuduğunuzu size gerekli bilgilerin neler olduğunu belirleyerek okuyunuz. Böylece hem amacınıza ulaşmak için daha yoğun dikkat harcadığınız için uyanık kalacaksınız, bu sıkılmanızı önleyecek, hem de okuduğunuz bölümlerde size gerekli bilgileri ararken gereksiz ayrıntıları ezberlemekten kaçınacaksınız.

Dersleri Çalışırken Şu Sırayı Takip Edebilirsiniz:

a) Önce konuyu geriye dönüşler yapmadan, duraklamadan süratle bir kez okuyun (Çok kısa bir zaman alır).

b) Tekrar başa dönerek ara başlıklardan, ana başlıklardan koyu yazılmış yerlerden yararlanarak konunun size ne kazandıracağını, hangi amaçla okuyacağınızı belirtmek üzere sorular çıkarın. Varsa başka kaynaklardan konu ile ilgili soruları da ekleyin. Böylece konunun size hangi soruların cevabını vereceğini belirlemiş olursunuz.

c) Sorularınız, konudaki bilgilerin, özelliğine göre;tanımlarla, benzerlik ve ayrılıklarla ilgili, ne, nasıl, nerede, ne zaman şeklinde, örneklerle ilgili sorular olabilir.

d) Çıkaracağınız soruların cevabını bulmaya çalışarak konuyu daha dikkatli olarak tekrar okuyun. Böylece ayrıntıları daha kolay atarsınız. Bir sorunun cevabını da aradığınız için daha dikkatli okur ve daha az sıkılırsınız.

e) Bulduğunuz cevapları, daha önce çıkardığınız soruların karşısına yazınız.

f) Çıkardığınız soru ve cevaplarla, varsa şemaya bakarak konuyu bir kez anlatın.

g) Son kez parçalar, sorular arsında bağlantı kurmaya çalışarak konuyu bütünleştirip, hafızanızda tekrarlayın.

h) Hatırlamadığınız bölümleri tekrar ele alın.

Bu şekilde çalışma, bir konuyu uzun süre çalışıp zaman kaybetmenizi, ezberlemenizi, gereksiz ayrıntıları yüklenmenizi önleyecek, aynı zamanda elinizde konu ile ilgili önemli notların da olması sınav öncesi tekrarlarda size zaman kazandıracaktır.

6. ÇALIŞMANIZI DEĞERLENDİRİN

Çalışmanızın sonunda kendinizi değişik sorularla, problemlerle değerlendirin. Cevaplayamadığınız soruların ait olduğu konuları tekrar ele alın. Özellikle ara sınavları sonunda, boş bıraktığınız, yanlış yaptığınız sorular üzerinde durarak bu konuları tekrar çalışın.

Çalışırken şunlara dikkat edin;

a) Soruların hangi konudan ve hangi bölümden çıkarıldığını belirleyin.

b) Tuttuğunuz notlardan, kaynak kitaplardan, ders kitaplarından o bölümü inceleyin.

c) Soruları çözmekte yine güçlük çekiyorsanız, önceki yıllarda konu ile ilgili temel bilgi eksiğiniz olup olmadığını inceleyin. Eksiğiniz varsa kitaplarından ilgili bölümleri tekrar gözden geçirin.

d) Anlama gücünüzü geliştirin. Öğrenme anlamaktır. Öğrenmekte olduğunuz konu ile ilgili bilgileri nerede ve nasıl uygulayabileceğinizi kendinize sorun.

e) Yine anlamakta güçlük çekiyorsanız, ilgili ders öğretmenine sorun.

7. KAYNAKLARDAN YARARLANMA

Çalıştığınız dersle ilgili, anlamakta güçlük çektiğiniz konu olduğunda, değişik kaynaklardan yararlanın. Bunun için kütüphaneye gitme alışkanlığı edinmelisiniz. Elinizin altında kitaplar, ders kitapları, sözlük, ansiklopedi gibi kaynaklar bulunsun.

8. ZORLANDIĞINIZ DERSİ BİR KENARA BIRAKMAYIN !..

Özellikle matematik ve bazı mühendislik derslerinden zorlanan öğrencilerin ,o dersleri tamamen bırakıp hiç çalışmadıklarını görüyoruz. Bu öğrenciler, bu derslerin içinde mutlaka kolay anlayabilecekleri konular olduğunu bilmelidirler.Çok zorlandığınız bir dersin, tüm konularını öğrenmeye çalışıp, güveninizi yitirerek dersten uzaklaşmak yerine anlayabileceğiniz konuları seçerek, özellikle bunlar üzerinde durun. Böylece o dersle ilgili hiç soru çözmemek yerine öğrendiğiniz konulardan çıkabilecek soruları çözerek dersi sevme şansınızı artırabilirsiniz.

9. KENDİNİZİ ÇALIŞMAYA ZORLAYIN

Yukarda açıklamaya çalıştığımız verimli ve etkili ders çalışma yöntemlerini uygulamak,tamamen bir irade ve iç disiplin olayıdır.Ders çalışmak için iyi bir nedeniniz varsa kendinizi biraz zorlayarak çalışma sırasındaki güçlükleri tek tek ortadan kaldırmanız zor olmaz. Yeter ki ne istediğinizi bilin çalışmak için kendinize iyi bir zemin hazırlayın ve öğrenmeyi isteyin. Gerisi kendinden gelecektir.

ETKİLİ ÖĞRENME SINIF İÇİNDE OLUR

Eğitim-öğretim bir bütün olarak ele alınır. Ayrı ayrı düşünülemez. Bilimsel olarak ileri gitmiş toplumlarda da eğitim-öğretim devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır. Fert ve toplum esas alınır. Bu nedenle de fert ve toplum için eğitim-öğretim çok önemlidir. Bilimsel olarak yapılır. Bilimsel olmayan eğitim-öğretim etkinlikleri fertlere de topluma da istenen yararı sağlamaz. Aksine zararlı olabilir. Eğitim-öğretimi ele alan bilimsel araştırmalar yapan eğitim biliminin bulguları sonunda en etkili öğrenmenin sınıf içinde karşılıklı tartışarak, öğrencilerin öğrenme olayının içine aktif olarak girmeleri ile yaparak ve yaşayarak oluştuğu ortaya çıkmıştır. Sınıfta öğretmenin gözetiminde konuların ele alınması, irdelenmesi, tartışılması, öğrencilerin konu ile ilgili düşüncelerini savunabilmeleri, eksik kalabilecek noktaların çok kişi tarafından daha kolay sezilebilmesi, sorularla bu eksiklerin de giderebileceği dikkate alındığında öğrenmenin sınıf içinde daha verimli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kısaca öğrenme iki kişinin karşılıklı direkt iletişimi ile değil, sınıf içinde doğrular yanlışlar tartışıldığında dolaylı olarak en iyi biçimde oluşmaktadır.

ETKİN DERS DİNLEME

Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25 ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır. Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir.

Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir. Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. Öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur.

Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi gösterir. Öğretmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır. Etkin bir dinleyici olmak için "İFİKAN" adlı

bir yöntemi uygulayabiliriz.

Bu yöntem;

İ - İleriye

F - Fikirler

İ - İşaretler

K - Katıl

A - Araştır

N - Not tut

olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır. Bu basamakları kısaca açıklayalım: Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğretmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınıfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.

İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.

Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla durur. Örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler.

Bir öğretmen hiçbir zaman bu bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple,özetle vb. ...Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları tahmin edebilir.

Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. Öğrenci derse her fırsatta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileceği bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek, kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir. Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu artırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin farkına varır. Oysa ki anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez.

Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin kalitesini yükseltmekte öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza "araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir soru varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılması istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra öğretmene ya da diğer öğrencilere sorulabilir veya kütüphanelerden araştırma yapabilir.

En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vardır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma geçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engellemesidir.

Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir. Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.

• Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk bırakılırsa buralara eksik kalan bigileri daha sonra yazabiliriz.

• Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok önemlidir.

• Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.

• Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli","Burada esas olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.

• Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdırn. Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:

1. ve &

2. gibi g.

3. örneğin ör

4. sonuç olarak son.ol.

5. kadar =

6. matematik mat

7. yüzyıl yy

8. birbirine 11

9. buna ek olarak +

10. açısından ?

• Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.

• Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alımamış olunur hem de anlayarak not alınır.

• Öğrenci hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve önemli gördüğü her şeyi not etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş olur.

• Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir. İyi dinlemek ve not tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır. Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğrenciye birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.

SINAVLARI NASIL ATLATIRIM?

Eğitim psikologlarından en iyi on öneri:

1. Yardım alın: Öğretmenlerinize sınava nasıl çalışılabileceğini sorun.

2. Çalışır ve tekrarlarken kısa aralar verin: Dikkati dağılmış zihin iyi hatırlayamaz.

3. Çalışma programı yapın: En iyi çalışabileceğinizi düşündüğünüz zamanlarda tekrarlar yapın.

4. Sağlıklı kalın: İyi uyuyun ve yeterli beslenin.

5. Egzersiz yapın: Yürüyün, koşun, herhangi bir sporla uğraşın.

6. Olumlu düşünün: Başarısızlığı veya geleceği olumsuz düşünmeyin.

7. Elinizden gelenin en iyisini yapın: Hiç kimse daha fazlasını yapamaz.

8. Tetikte olun: Hasta gibi hissederseniz, endişeleriniz hakkında birileriyle konuşun.

9. Çok rahat ta davranmayın: Sınav konusunda biraz endişe çok çalışmanızı sağlar.

10. Akıllı olun: Eğer sınavdan sonra bu konuyu konuşmak istemiyorsanız, konuşmayın. Aslında bu konuda hiç düşünmeyin bile. Yapılan yapılmıştır. Yazdıklarınızı değiştiremezsiniz

ÖĞRENME ZİHİNSEL YORGUNLUK YARATMAZ!..

İnsan vücudundaki hücrelerin önemli özelliği arka arkaya gelen uyarılara cevap verme sürelerindeki farklılıktır. Kas hücrelerinde bu süre, sinir hücresine oranla çok uzundur. Kas hücresi bir uyaranı aldıktan sonra hemen sonra ikinci bir uyarana cevap veremez ve bu süreye "cevapsızlık süresi"denir. Eğer kas hücresine uyarıcılar arka arkaya gelir ve kas hücresi buna cevap veremezse yorgunluk meydana gelir.

Buna karşılık sinir hücresinin cevapsızlık süresi, kas hücresine göre çok daha kısadır. Yani sinir hücresi arka arkaya gelen uyaranlara cevap verebilir ve kas hücresi gibi yorulmaz. Bu nedenle "çok öğrendim yoruldum" duygusu yanlıştır. Yorgunluk varsa kas yorgunluğudur, zihni yorgunluk değildir. Ancak gerekli protein zincirinin iyi kurulması için sürekli değil aralıklı ders çalışmak gerekir.

DERS ÇALIŞIRKEN YARARLANILABİLECEK KAYNAKLAR

• İzlenen ders kitapları,

• Ders dinlerken tutulan düzenli notlar,

• Başvuru kitapları,

• Derslerin içeriği ile ilgili yazılmış makaleler,

ÖLÇÜLÜ VE DÜZENLİ YAPILAN HER ÇALIŞMANIN SONU BAŞARILI OLUR!..

Bu bölümde, düzenli, bilinçli ve planlı bir çalışma için yapılması gerekenler üzerinde durulmuştur. Verimli çalışma gerçekleştirilmesi gereken aşamaları dikkatle inceleyeceğiz ve uygulamaya çalışacağız. Çalışma konusunda yaşanan problemler benzerdir, çözüm yolları da benzerdir. Önemli olan bu çözümleri Uygulamaktaki ustalıktır.

BAŞARMAK İÇİN... Kişiyi yaşam karşısında güçlü kılan yaşam hedefleri ve bunları gerçekleştirmek için sarf ettiği çabadır. Doğru hedef ve bilinçli çaba her öğrenciyi hedeflediği başarıya götürür.

Hedef Belirlemek Neden Önemlidir?

Geleceğe yönelik hedefler kişiye öncelik sırasına göre aşılacak engellerle ilgili bir yaşam programı sunar. Geleceğe yönelik hedeflerin aşamaları doğru oluşturulduğunda, kişi enerjisini hedefi doğrultusunda çok daha etkin bir biçimde kullanılabilir.

Kendinizi Tanıyın: Hangi alanlarda daha yetenekli olduğunuzu, nelere ilgi gösterdiğinizi, gelecekte nasıl bir yaşam istediğinizi tanıyın.

Hedefinizi Tanıyın: Ulaşmak istediğiniz mesleğin çalışma koşullarını, bu meslek için gereken nitelikleri araştırın.

Gücünüzü Tanıyın: Hedeflerinize ulaşmak için ne kadarlık bir net gücüne ihtiyacınız olduğunu ve şu anki birikiminizi belirleyin. Gerçekçi olmayacak kadar yüksek ya da ulaşabileceğinizin çok altında kalan yaşam hedeflerinin sizi hem başarısızlığa hem düş kırıklığına sürükleyeceğini unutmayın.

Gücünüzü Geliştirmek Elinizde

Hedefler, yapmamız gereken çalışmaların planlanmasında bize yol gösteren kılavuzdur. Hedefe ulaşmak, bilinçli ve disiplinli bir çabayı zorunlu kılar.

• Hedefinize yönelik olarak gelişebilme için; hedeflerinizi gerçekçi biçimde tanımlayın.

• Ne kadarlık bir gelişme hedefi belirleyeceğinizi saptayın.

• Çalışmalarınız engelleyen nedenleri belirleyin.

• Zamanı en iyi biçimde değerlendirmek için çalışma programı belirleyin.

• Çalışma zamanlarını verimli biçimde değerlendirmenizi sağlayacak öğrenme tekniklerini kullanın.

• Sınavda zamanı etkili biçimde değerlendirmek için sınav tekniğinizi geliştirin.

Hayatınız Kimin Denetiminde?

Çalışmaya başlamak ve bunu verimli biçimde sürdürmek konusunda temel faktörlerden biri, kişinin hayatıyla ilgili sorumluluk ve kararları almak konusundaki istekliliğidir. Bu ise çalışma için "iç disiplin" geliştirilmesini gerektirir. Hayatınızla ilgili sorumluluğu rastlantılara bırakırsanız çalışmanızı engelleyecek pek çok sebebiniz olacaktır. Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğun bütünüyle size ait olduğunu kabul ederseniz çalışmaya başlamanız ve sürdürmenizi engelleyen sebeplerden hiçbiri sizi çalışmalarınızı programlamaktan ve sistemli olarak yürütmekten alıkoyamaz.

Verimli Çalışma; Programlı Çalışmadır

Zamanı programlamak yaşamı programlamaktır. Başarıya ulaşmak isteyen gencin zamanı günlük olayların akışı içinde rastlantılara bırakmadan, amacı doğrultusunda, planlı olarak kullanması gerekir.

Çalışma Programınızı Hatırladınız Mı?

İyi bir program "ne zaman çalışmalıyım" , "neyi çalışmalıyım", "ne kadar çalışmalıyım", "nasıl çalışmalıyım" sorularına yanıt verebilmelidir.

Ne Zaman Çalışmalıyım?

Öğrenciler, çalışma zamanlarını ayarlama yönünden farklılık gösterirler. Bir yanda, zaman buldukça, istek duydukça, sınavlardan hemen önce çalışarak “ toplu öğrenme” yapan öğrenciler bulunur. Diğer tarafta çalışmaları zamana dağıtıp programlı olarak sürdürerek “ aralıklı öğrenme” yapan öğrenciler vardır. Uzun dönemli ve kalıcı bir öğrenme için çalışmayı en verimli olunan zamanlara düzenli aralıklarla dağıtarak programlamak gerekir.

Neyi Çalışmalıyım?

Belleğimize ulaşan herhangi bir bilgiyi kendimiz için anlamlı kılmaz ve düzenli aralıklarla tekrarlamazsak kısa sürede unuturuz. Bu nedenle haftalık ders çalışma programı düzenlenirken yeni işlenen konulara öncelikli olarak yer verilmelidir. Bu konularla ilgili çalışmalardan kalan zamanlara daha önce öğrenilmiş konulardan o haftanın planına alınacak olanlar dengeli biçimde yerleştirilmelidir.

Nasıl Çalışmalıyım?

Konularla ilgili çalışmalar planlanırken, o konudaki öğrenme miktarının doğru değerlendirilmesi ve çalışma tekniğinin buna göre değerlendirilmesi gerekir. Öğrenme amaçlı çalışmalar; yeni edinilen uygulama ve yorumlamakta güçlük çekilen bilgilerle ilgili çalışmalardır. Bilginin ana kavram ve kurallarının analizi, bol ve değişik soru çözümü yoluyla kullanma gücünün geliştirilmesi amaçlanır. Bu tür çalışmalarda eksiklerin belirlenmesi ve en kısa sürede giderilmesi öğrenme miktarının artması açısından zorunludur. Koruma ve süratlenme amaçlı çalışmalar; konu özelliklerinin iyi bilindiği, öğrenilmiş koşullarla ilgili süreli soru çözümü çalışmalardır. Amaç; bilgilerin düzenli tekrarlar yoluyla korunması ve hızlı kullanma becerisinin geliştirilmesidir.

Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?

Haftalık bir program hazırlanırken günlük etkinliklerin ayrı ayrı gözden geçirilmesi gerekir. Okula gidiş-geliş saatleri, çalışma ve tekrar yapmak için ayrılan süre (başlayış-bitiş saatleriyle), yemek için verilen aralar, dinlenme, gezme ve hobiler için ayrılabilecek zaman belirlenir. Uygulanabilir bir program hazırlayabilmeniz için her hafta ihtiyacınıza göre tüm bu etkinlikleri yeniden gerçekçi biçimde planlamanız gerekir.

• Haftalık çalışma programı düzenlenirken en verimli saatlerin çalışmaya ayrılmasına dikkat edilmelidir. En verimli çalışma ikişer saatlik dilimler halinde gerçekleştirilendir. Bu sürenin; kısa çalışma (40 dk.) tekrar (10 dk.) ve dinlenme (10 dk.) tekrar çalışma (40 dk.) biçiminde yürütülmesi önerilir.

• Planlanan çalışmalar, hafta içinde belirlenen çalışma gün ve saatleri dikkate alınarak zamana dağıtılmalıdır.

• Çalışma programı hazırlandıktan sonra çalışma odasında görülebilecek bir yere asılmalı ve günlük çalışmalar düzenli olarak kontrol edilmelidir.

Haftalık Çalışma Programı Hafta Sonu Gözden Geçirilerek:

• Zamanı kullanmada yeterlilik,

• Gerçekleştirilemeyen çalışmalar,

• Çalışılan konularda belirlenen eksiklikler, açısından değerlendirilmeli ve bir sonraki haftanın programında bu aksamalar giderilmelidir.

Verimli Öğrenme Nedir, Nasıl Sağlanır?

Verimli çalışma, düzenli bir çalışma ortamında, önceden hazırlanmış bir plana uygun ve dikkati çalışılacak konuya yoğunlaştırarak yürütülen çalışmadır. Bilginin alınması (anlama) işlenmesi (öğrenme) ve hızlı kullanma becerilerinin geliştirilmesi (süratlenme) aşamalarında doğru öğrenme tekniklerinin uygulanması yoluyla verimli bir öğrenmenin sağlanması mümkündür.

• Derse ön hazırlıkla gelerek, aktif dinleyerek, anlaşılmaya noktaları soruya dönüştürerek, düzenli notlar tutarak dersi daha iyi anlayabiliriz.

• Alınan bilgiler kullanılabilir ve korunabilir bilgilere dönüştürmek için evde zaman ve içerik açısından iyi düzenlenmiş bir çalışma programı hazırlayabiliriz.

• Öğrendiğiniz bilgileri zamana karşı hızlı kullanabilme becerisini geliştirebilmek için süratlenme amacıyla düzenli aralıklarla süreli soru çözümü yapabiliriz.

Başlamak için geç kalmış sayılmazsınız. Gücünüze güvenmeniz, gerçekçi ve uygulanabilir bir çalışma programı hazırlamanız ve başarabileceğinize inanmanız yeter. Her gün, amacınız doğrultusunda yapacağınız küçük bir adım, ilerdeki yıllarda büyük başarılar getirecektir.

Neden Düzenli Tekrar Yapmalısınız?

Bir öğrenme olayında sonra öğrenilenlerle ilgili bilgileri hatırlanma oranı önce biraz artar sonra hızla azalır. Bunun nedeni bize ulaşan tüm bilgilerin önce “kısa süreli belleğe” gelmesi, gerekli işlemlerin tamamlanmasından sonra daha uzun süreli korumanın olduğu “uzun süreli belleğe” transferidir. “Kısa süreli bellek” te az miktarda kısa sürede korunabilir. İlk öğrenme anından başlayarak yaptığınız tekrarların sayısı ve düzenliliği, bilgi kaybınızı en aza indirerek zaman kazanmanızı ve daha hızlı gelişmenizi sağlayacaktır.

Tekrar Programı Nasıl Uygulanır?

Düzenli tekrarlardan oluşan tekrar programının, hatırlanan miktarın düşünmeye başladığı noktadan itibaren uygulanması gerekir. Tekrar, öğrenme çalışmasının hemen sonunda yapılacak 10 dakikalık bir tekrar, hatırlanan miktarın bir gün korunmasını sağlar.

DENGELİ BESLENMENİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

A) Beslenmenin Tanımı:

Büyüme, gelişme, onarım, sağlıklı yaşam ve beden faaliyetlerini devam ettirmek için, tüm besinlerden sistemli bir şekilde ihtiyaç kadar vücuda alınmasına ve kullanılmasına BESLENME denir.

B) Beslenmenin Önemi:

Öğrenciler hızlı bir gelişim içindedirler. Bu sebepten dolayı hayatın her evresinde olduğu gibi beslenme, bu dönemde de önemlidir ancak gelişme evresinde olan bireyler olmalarından ötürü daha ayrıcalıklı bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Beslenme, birey ile aile sağlığı açısından önemli olduğu kadar toplumunda fiziksel ve ruhsal sağlığı açısından da büyük önem taşır. Çünkü toplum bireylerden oluşmaktadır. Beslenme, daha doğumdan öncesine uzanan bir dönmede dahil edilmesi gereken bir öneme sahiptir. Doğum öncesinde iyi beslenmeyen bebeklerde sürekli (kronik) beslenme bozuklukları oluşabilmektedir. Bu çocuklarda bulaşıcı hastalıklara yakalanma daha kolay olabilmektedir. İyi beslenmeyen bebeklerde büyüme yavaş olmakta; zeka geriliği ve davranış bozukluğu görülebilmektedir. Beslenmesine dikkat etmeyen çocukların geçirdikleri hastalıklar ağır seyretmekte, boy gelişmesi ve ağırlıkta gerileme görülebilmektedir. Hayatın belirli dönemlerinde beslenmeye dikkat etmek yeterli değildir. Önemli olan hayat boyu iyi beslenmektir. Çünkü hayatın ilk dönemlerinde yetersiz ve dengesiz beslenmeni zararlarını daha sonraki yıllarda düzeltmek mümkün değildir.

Beslenme konusunda daima dengeli olmak ruh ve beden sağlığı için çok önemlidir. Beslenmenin, daha doğrusu; dengeli beslenmenin insan hayatındaki önemine değindikten sonra isterseniz gelin beraberce dengeli beslenmenin ne olduğuna ve nasıl dengeli beslenebileceğimize bir bakalım.

C) Dengeli Beslenmenin Tanımı:

Büyüme, gelişme, sağlıklı ve verimli olarak uzun süre yaşamak için gerekli olan enerjiyi ve besin öğelerinin her birini yeterli miktarlarda sağlayacak olan besinlerin, besleyici değerlerini yitirmeden, sağlık bozucu duruma getirmeden en ekonomik şekilde almak ve vücutta kullanmaktır. Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumu dengeli beslenme deyimi ile açıklanır. Bu besin öğeleri vücudun gereksinmesi düzeyinde alınmazsa yeterli enerji oluşamadığı; vücut dokuları yapılamadığından yetersiz beslenme durumu meydana gelir. İnsan yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığı ya da yanlış pişirme yöntemi uyguladığı için bu besin öğelerinin bazılarını alamayabilir. Bu durumda o besin öğesinin vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilmediğinden yine sağlık bozulmuş olur. Bu durumda da dengesiz beslenme meydana gelmiş olur. Yetersiz ve dengesiz beslenme durumlarında vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar olacağından yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelidir demek hiçte yanlış bir söz olmaz. Dengeli beslenme besin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve alınan besinlerin sağlayacağı enerji göz önünde bulundurularak sağlanabilir. Dengeli beslenme söz konusu olduğunda kişinin yaşam biçimi, zevkleri, yeme alışkanlıklarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Nasıl dengeli beslenebileceğimize değinmeden önce besin gruplarına bir göz atmada, onları biraz tanımada fayda vardır.

Besinler üç ana gruba ayrılırlar: Proteinler, yağlar ve karbonhidratlar.

Proteinler (Yapıcı Besinler): Biyolojik denge için gerekli protein; demir ve kalsiyum bakımından zengin besinleri içerir. Bu tür besinler hücre yapımı ve yenilenmesinde büyük rol oynar. Proteinlerin ana görevi yeni doku yapma, dokuları tamir etmedir. Vücutta sayılamayacak kadar çok görevi vardır. Bunlarda en önemlileri; enerji sağlanmasına yardımcı olma, alınan besinlerin sindirilmesine yardımcı olma ve az önce yukarıda değindiklerimiz olarak sayabiliriz. Proteinler genel olarak; et, balık, sakatat, süt, peynir, yoğurt, yumurta, soya fasulyesi, kuru fasulye, fındık, fıstık, badem, ceviz, tahıl ve bazı sebzelerde bulunur.

Karbonhidratlar (Alet Besinler): Karbonhidratlar hemen enerji sağlayarak vücudun zihin ve fizik çalışmaları için gerekli enerjiyi verirler. Karbonhidratların eksikliği bitkinliğe, sağlığın bozulmasına, zihin konsantrasyonunda azalmaya yol açar.

Yağlar (Yakıt Besinler): Dengeli beslenmede bu üç grup besin vücudun ihtiyacı oranında sürekli ve dengeli bir biçimde tüketilmelidir. Şöyle ki: Normalde günlük besinin %20’si protein grubundan, %60’ı meyve sebzelerden, %10’u unlu maddelerden ve %5’i de yağlardan oluşmalıdır.

BOŞ ZAMANLARI EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRME YOLLARI

Boş zamanları en iyi şekilde nasıl değerlendirebileceğimiz konusuna geçmeden önce zaman ve boş zaman kavramalarına tanıma gerekliliği vardır. Zaman: İnsan yaşamının yerine göre uzun veya kısa süreli, tekrarı olanaksız, başlangıcı ve sonu belli, saatle ölçülebilen bir bölümüdür. Boş Zaman: Bireyin hem kendisi hem de başkaları için bütün zorunluluklardan veya bağlantılardan kurtulduğu ve kendi isteğiyle seçeceği bir faaliyetle uğraşacağı zamandır. Boş zaman değerlendirme esasında, her yaşta insanın önemli bir sorunudur demek mümkündür. Bunun nedeni kişilerin boş zamanlarında hem vücutlarını hem de zihinlerini dinlendirecek ve bireye doyum sağlayacak faaliyetleri tam olarak bilememelerinden kaynaklanmaktadır. Boş zaman değerlendirme bireyden bireye, toplumdan topluma değişmektedir. Her birey boş zaman değerlendirme biçiminin nasıl olacağına kendisi karar verir. Ancak verilen her kararda kişinin çevresinin etkili olduğu da bir gerçektir. Bireylerin boş zamanlarını değerlendirme yolları ailelerinden ve çevrelerinden öğrendikleri ile biçim alır diyebiliriz. Boş zamanların değerlendirilmesi gerekliliği ve gerçekliği günümüzde var olan bir durumdur. Ancak burada önemli olan boş zamanları değerlendirmek değil boş zamanları etkili ve verimli olarak değerlendirebilmenin yollarını bilmektir. Bugün herkes boş zamanlarını değerlendirebilir. Ancak her bireyin bunu etkili ve verimli bir biçimde yaptığını söylemek mümkün değildir.

Birey boş zamanını değerlendirirken yani; istediği bir uğraşı ile zevk ve doyum sağlamak amacı ile boş olan zamanını geçirirken herhangi bir faaliyetle bu maksatla uğraşırken; toplumsal ödevlerini yerine getirdikten sonra özgür iradesi ile giriştiği dinlenme, eğlenme, bilgi ve becerilerini geliştirme, toplum yaşamına gönüllü olarak katılma gibi bir dizi uğraşılardır diyebiliriz.

Boş Zamanların Değerlendirilmesinin Özellikleri:

Birey bu faaliyetlere kendisi arzuladığı için katılır. Bunu kendisi seçer, başkasının zorlaması değildir. Gönüllülük esastır.Bu eylemelere katılmak bireye ani ve direkt olarak doyum sağlar. Bireysel, grupla beraber, örgütlü veya örgütsüz bir biçimde olabilir. Esnektir. Sayısız biçimlerde bulunabilir. Evrensel olarak uygulanır ve aranır. Ciddi ve amaçlardır. Bireye göre bir anlamı, değeri vardır ve kendisi için bir amaçtır. Boş zamanı değerlendirme, genellikle bir çeşit faaliyeti gerektirir. Örneğin; fiziksel, zihinsel, toplumsal veya duygusal olabilir. Boş zaman değerlendirme ikincil ürünlere sahiptir. Yani birey hem boş zamanı değerlendirir hem de fiziksel,toplumsal gelişme, sağlıklılık vs. gibi kişiliklerine mâl olan özellikler kazanır.

Boş Zamanların Değerlendirilebileceği Bazı Faaliyetler:

1.Kitap okumak.

2.Gazete, dergi vb. güncel yayınları okumak.

3.Ev işleri ile uğraşmak, bazı tamiratlar, evin bakımı, ebeveynlere yardım vb. .

4.Radyo ve TV izlemek.

5.Spor faaliyetleri ile uğraşmak.

6.Tiyatro ve sinemaya gitmek.

7.Temiz havası olan yerlerde kır gezileri, yürüyüşler yapmak.

8.Sanatsal faaliyetlerle uğraşmak (resim yapmak vb.)

9.Zeka oyunları oynamak.

Bunların dışında bireyin tercihlerine, kişilik özelliklerine göre değişebilecek; bireyi geliştirecek ve rahatlamasını sağlayacak faaliyetlerde boş zamanları değerlendirmek için uygun faaliyetler olarak sayılabilir.

jQuery Slideshow
REKLAM ALANI -- 600*90

Bizimle paylasmak istedikleriniz, reklam talebiniz, elestiri veya telif hakkiyla ilgili söyleyecekleriniz varsa, bize ulasmak için tiklayin..

Reklam talebinizi iletisim formumuzu doldurarak ilettiginiz taktirde, en kisa sürede ilgili arkadaslar size geri dönecektir Talep gönder.

Google+ 'da Takip Edin. Subscribe

Sitemizin yayinladigi haber-ilan-video ve diger içeriklerden size uygun olani seçerek sitenizde ücretsiz yayinlamak için tiklayiniz.

Bizi Facebook'ta Takip Edin

Bizi Twitter'da Takip Edin

 

 

 

 

        ---REKLAM ALANI 400*120----

 

 

 

 

 

         ---REKLAM ALANI 400*120----