|
b) Doğum sonrası korunma: Genetik olarak allerjen olduğu düşünülen yenidoğanlarda, doğumdan itibaren risk faktörlerinin tanımlanması ve bebeğin allerjik yapısının saptanması esasına dayanır. c) Hastalık başladıktan sonra korunma: En iyi uygulanan korunma şekli olup, hastalığın şiddetini ve sıklığını azaltmayı amaçlar. Korunmanın ana hedefi, hastada atakları tetikleyen faktörlerin saptanarak hastanın bu etkenlerden uzaklaştırılmasıdır. Bu gruptaki başlıca etkenler şunlardır: 1. Solunumla alınan allerjenler: Astımı başlatan en sık etmenlerdendir. - Hayvan kökenli allerjenler: Bunlar özellikle evlerde beslenen kedi, köpek, kuş gibi hayvanların tüy, sekresyonları, dışkı ve idrarlarından oluşan antijenlerdir. Bunlardan korunmanın başlıca yolu hayvanları evde beslemenin önlenmesidir. Eğer bu engellenemiyorsa en az haftada bir defa hayvanların yıkanmaları sağlanmalıdır. Özellikle kedi tüyünün etkisi hayvan evden uzaklaştırılsa bile 1 yıl süre ile devam etmektedir. - Ev tozu akar duyarlılığı: Akarlar rutubetli ve sıcak ortamlarda rahat üreyebilen ufak parazitlerdir. Genellikle halılar, yatak, yastık ve koltuklarda yoğun olarak bulunur ve 6 hafta süre ile canlı kalırlar. Akar duyarlılığı olan çocukların mümkünse nemsiz ve yüksek rakımlı yerlerde yaşamaları gerekir. Bunun yanısıra akar barındırmayan sentetik yatak, yastık takımlarının kullanılması, evde duvardan duvara halı kullanılmaması ve evin temiz tutulması, havalandırılması gerekir. - Hamam böceği allerjenleri: Son yıllarda özellikle sosyo-ekonomik koşulları iyi olmayan ailelerde ortaya çıkmaktadır. Evlerin ilaçlanması ve böcekle mücadele edilmesi gerekir. - Ev içi küf mantarları: Genellikle iyi havalanmayan, nemli ve loş evlerde ortaya çıkmaktadır. Evlerin nemden arındırılması gerekir. - Ev dışı allerjenler: Ağaç, ot ve çiçek polenleri mevsimsel olarak etkili allerjenlerdir. Sabahın erken saatlerinde camların açılmaması ve duyarlı çocukların pikniklere götürülmemesi önerilmektedir. 2. Mesleksel etkenler: Çırak çocuklar ve ergenlerin çalışma ortamlarında maruz kaldıkları kimyasal toz ve gaz atıklarıdır. Hastaların bu ortamlardan uzaklaştırılmaları gerekir. 3. Solunumu olumsuz etkileyen etkenler (irritanlar): Bu grupta ev ortamında sigara içilmesi, soba gibi ev içindeki havayı kirletenler sayılabilir. Bu nedenle çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içmenin yasaklanması, sobaların tüttürülmemesi, bütangaz gibi bacasız soba kullanılmaması gerekir. 4. Besin maddeleri: İnek sütü, balık, besin katkı maddeleri nadir de olsa atakları başlatmaktadır. Şüphelenilen gıdaların kesilmesi önerilir. 5. Astımı ağırlaştıran diğer faktörler, allerjik rinit, sinüzit, aspirin gibi ilaçlar, solunum yolu infeksiyonları olarak sıralanabilir. Bunlar tedavi edilmelidir. TEDAVİ: Okul devamsızlıklarının yaklaşık %60'ı astıma bağlı nedenlerle meydana gelir. İyi kontrol edilmeyen astımın bedeli, kontrol edilmiş astıma göre çok daha fazladır. Astımın tedavisinin başlıca amaçları şunlardır: - Tedavi gelişme çağında olan çocuğun gelişimini engellememelidir. - Çocuğa sıkıntı veren tüm belirtiler azaltılmalı ve çocuk her türlü günlük etkinliğini yapabilmelidir. - Akciğer fonksiyonları normal sınırlar içinde tutulabilmelidir. Böylece ilerki yaşlarda gelişmesi muhtemel KOAH denilen kronik nefes darlığı engellenmelidir. - Tedavide yan etkisi en az, ya da hiç olmayan ilaçlar seçilmelidir. Astımı iyi tedavi edilen çocuklar her türlü sporu, fiziksel etkinliği yapabilir, oyun oynayabilir ve nefesli müzik aletleri çalabilirler. Astımda kullanılan ilaçlar iki grupta incelenmektedir: 1. Kontrol edici ilaçlar: Astımın uzun süreli kontrolünü sağlarlar. Bunların başlıcaları şunlardır: - Kortikosteroidler - Kromolin sodyum - Lökotrien antagonistler - Uzun etkili beta-2 agonistler 2. Semptomlarım giderici ilaçlar: - Kısa etkili beta-2 agonistler - Teofilinler
|
|