NaZIM HiKMeT MeMLeKeT... MeMLeKeT NaZIM HiKMeT...




Mavi Gözlü Dev, Minnacik Kadin
Ve Hanimelleri
 
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacik bir kadin sevdi.
Kadinin hayali minnacik bir evdi,
                       bahçesinde ebruliii
                                 hanimeli
                                              açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük i$ler için
                          hazirlanmisti ki devin,
yapamazdi yapisini,
                         çalamazdi kapisini
bahçesinde ebruliiii
                   hanimeli
                             açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacik bir kadin sevdi.
Mini minnacikti kadin.
Rahata acikti kadin
            yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
           bahçesinde ebruliiii
                     hanimeli
                               açan eve.
$imdi anliyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
                         hanimeli
                                   açan ev..
 
 
 
 


Bugün Pazar

Bugun pazar.
Bugun beni ilk defa gunese cikardilar.
Ve ben omrumde ilk defa gokyuzunun
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar genis olduguna sasarak
kimildamadan durdum.
Sonra saygiyla topraga oturdum,
dayadim sirtimi duvara.
Bu anda ne dusmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hurriyet, ne karim.
Toprak, gunes ve ben...
Bahtiyarim...

NAZIM HIKMET






Büyük Taarruz

Daglarda tek
tek
atesler yaniyordu.
Ve yildizlar oyle IsIltIlI oyle ferahtilar ki
sayak kalpakli adam
nasil ve ne zaman gelecegini bilmeden
guzel, rahat gunlere inaniyordu
ve gulen biyilariyla duruyordu ki mavzerinin yaninda,
birden bire bes adim saginda onu gordu.
Pasalar onun arkasindaydilar.
O, saati sordu.
Pasalar `uc' dediler.
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gozleri cakmak cakmakti.
Yurudu ucurumun kenarina kadar,
egildi durdu.
Biraksalar
ince uzun bacaklari ustunde yaylanarak
ve karanlikta akan bir yildiz gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovasi'na atlayacakti.

Nazim Hikmet




Çankiri Hapisanesinden Mektuplar

Saat dort
yoksun
Saat bes
yok
Alti, yedi,
ertesi gun,
daha ertesi
ve belki
kim bilir...

Hapisane avlusunda
bir bahcemiz vardi.
Sicak bir duvar dibinde
on bes adim kadardi.
Gelirdin,
yan yana otururduk,
kirmizi ve kocaman
musamba torban
dizlerinde...

Kelleci Memedi hatirliyor musun?
Subyan kogusundan.
Basi dort kose,
bacaklari kisa ve kalin
ve elleri ayaklarindan buyuk.
kovanindan bal caldigi adamin
tasla ezmis kafasini.
derdi sana.
Bizim bahcemizden kucuk bir bahcesi vardi,
tepemizde, yukarda,
gunese yakin,
bir konserve kutusunun icinde...
Bir cumartesi gununu,
hapisane cesmesiyle islanan
bir ikindi vaktini hatirliyor musun?
Bir turku soylediydi kalayci Saban Usta,
aklinda mi:



O kadar resmini yaptim senin
bana birini birakmadin.
Bende yalniz bir fotografin var:
bir baska bahcede
cok rahat
cok bahtiyar
yem verip tavuklara
guluyorsun.

Hapisane bahcesinde tavuklar yoktu,
fakat pek ala gulebildik
ve bahtiyar olmadik degil.
Nasil haber aldik
en guzel hurriyete dair,
nasil dinledik ayak seslerini
yaklasan mujdelerin,
ne guzel seyler konustuk
hapisane bahcesinde...

Nazim Hikmet...






Ceviz Agaci

Basim kopuk kopuk bulut, icim disim deniz,
ben bir ceviz agaciyim Gulhane parkinda,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkindasin, ne polis farkinda.

Ben bir ceviz agaciyim Gulhane parkinda,
Yapraklarim suda balik gibi kivil kivil.
Yapraklarim ipek mendil gibi tiril tiril.
kopariver, gozlerinin, gulum, yasini sil
Yapraklarim ellerimdir tam yuz bin elim var,
Yuz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
Yapraklarim gozlerimdir. Sasarak bakarim.
Yuz bin gozle seyrederim seni, Istanbul'u.
Yuz bin yurek gibi carpar, carpar yapraklarim.

Ben bir ceviz agaciyim Gulhane parkinda,
Ne sen bunun farkindasin, ne polis farkinda.

Nazım Hikmet



Ellerinize Ve Yalana Dair

Butun taslar gibi vekarli,
hapiste soylenen butun turkuler gibi kederli,
butun yuk hayvanlari gibi battal, agir
ve ac cocuklarin dargin yuzlerine benziyen elleriniz.

Arilar gibi hunerli, hafif,
sutlu memeler gibi yuklu,
tabiat gibi cesur
ve dost yumusakliklarini hasin derilerinin altinda gizleyen elleriniz.

Bu dunya o"kuzun boynuzunda degil,
bu dunya ellerinizin ustunde duruyor.

Ve insanlar, ah, benim insanlarim,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki acsiniz,
etle, ekmekle beslenmege muhtacsiniz.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasiya,
gocup gidersiniz bu her dali yemis dolu dunyadan.

insanlar, ah, benim insanlarim,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakin Dogu, orta Dogu, Pasifik adalari
ve benim memleketlilerim,
yani butun insanlarin yuzde yetmisinden cogu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalginsiniz,
elleriniz gibi merakli, hayran ve gencsiniz.

Insanlarim, ah, benim insanlarim,
Avrupalim, Amerikalim benim,
uyanik, atak ve unutkansin ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandirilir,
kolay atlatilirsin...

Insanlarim, ah, benim insanlarim,
antenler yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa rotatifler,
kitaplar yalan soyluyorsa,
beyaz perdede yalan soyluyorsa ciplak baldirlari kizlarin,
dua yalan soyluyorsa,
ninni yalan soyluyorsa,
ruya yalan soyluyorsa,
meyhanede keman calan yalan soyluyorsa,
yalan soyluyorsa umutsuz gunlerin gecelerinde ayisigi,
soz yalan soyluyorsa,
ses yalan soyluyorsa,
ellerinizden gecinen
ve ellerinizden baska her sey
herkes yalan soyluyorsa,
elleriniz balcik gibi itaatli,
elleriniz karanlik gibi ko"r,
elleriniz coban kopekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldigimiz
bu o"lu"mlu", bu yasanasi dunyada
bu bezirgAn saltanati, bu zulum bitmesin diyedir.

Nazim Hikmet




En Mühim Mesele

Toprak doyurasi gozleri doymuyor
Cok cok para kazanmak istiyorlar;
oldurmemiz, olmemiz lazim geliyor
cok cok para kazanmalari icin.

Elbet de asikare yapmiyorlar bunu :
renk renk fener asmislar kuru dallara,
yalanlari salmislar yollara,
hepsinin de kuyrugu telli pullu.

Davullar dovuluyor pazar yerinde
cadirlarda kaplan adam, deniz kizi, kesik bas,
pembe donlu canbazlar tellerin uzerinde
hepsininde yuzu gozu boyali.

Aldanip aldanmamak,
Iste butun mesele.
Aldanmazsak : variz!
Aldanirsak : yok!

Nazim Hikmet 1951





Erzurum Ve Sivas Kongreleri

Biz ki Istanbul sehriyiz,
iste, arzederiz halimizi
Turk halkinin yuce katina.
Mevsim yazdir,
919'dur.
Ve tesrinlerinde gecen yilin
dort duvele teslim ettiler bizi,
gozu kanli dort duvele
anadan dogma cirilciplak.
Ve kurumustu
ve kan icindeydi memelerimiz.

Biz ki Istanbul sehriyiz,
Fransiz, Ingiliz, Italyan, Amerikan
bir de Yunan,
bir de zavalli Afrika zencileri
yer bitirir bizi bir yandan,
bir yandan da kendi kopek dollerimiz:
Vahdettin Sultan,
ve Damat Ferit
ve Ingiliz muhipleri
ve Mandacilar,
Biz ki Istanbul sehriyiz,
yuce Turk Halki,
malumun olsun cektigimiz acilar...
...
...
Erzurum'da on dort gun surdu Kongre:
orda, mazlum milletlerden bahsedildi
butun mazlum milletlerden
ve emperyalizme karsi dovusenlerinden onlarin.

Orda, bir Surayi Milli'den bahsedildi,
Iradei Milliyeye mustenit bir Surayi Milli'den.
Buna ragmen
diyenler vardi,
Hatta casuslar vardi icerde.
Buna ragmen
denildi.
   denildi,
Buna ragmen
Istanbul'da bircok hanimlar, beyler, pasalar,
Turk halkindan kesmislerdi umudu.
Yagdirildi telgraflar Erzurum'a:
diye.
< bugun bu, diyorlardi, mumkun degil,
birkac vilayet, diyorlardi, kalacak elde,
su halde, diyorlardi, su halde,
Memaliki Osmaniye'nin cumlesine samil
Amerikan mandaterligini talep etmegi
memleketimiz icin en nafi
bir sekli hal kabul ediyoruz.>>
FAKAT BU SEKLI HALLI KABUL ETMEDI ERZURUMLU.
ERZURUM'UN KISI ZORLUDUR, BALAM,
BUZ TUTAR YIGITLERIN BIYIGI.
ERZURUM'DA KASKATI, DIMDIK OLUR ADAM,
KABULLENMEZ YILGINLIGI...

Istanbul'da hanimlar, beyler, pasalar,
tul perdeler, kravatlar, apoletler, siseler,
citi piti dilleri ve pamuk gibi elleri
ve bicare telgraf telleri
devretmek icin Amerika'ya Anadolu'yu
soyle diyorlardi Erzurum'dakilere:
<ve cok konusmaktan baska muspet
bir hayat kuramayiz.
Iste bu yuzden Amerika cok isimize geliyor.
Filipin gibi vahsi bir memleketi adam etti Amerika.
Ne olacak,
Biz de on bes, yirmi sene zahmet cekeriz,
sonra Yeni Dunya'nin sayesinde
Istiklali kafasinda ve cebinde tasiyan
bir Turkiye vucuda geliverir.
Amerika, icine girdigi memleket ve millet hayrina
nasil bir idare kurdugunu
Avrupa'ya gostermek ister.
Hem artik isi uzatmaga gelmez.
Cok tehlikeli anlar yasiyoruz.
Serguzest ve cidal devri gecmistir:
Turkiye'yi genis kafali birkac kisi belki kurtarabilir.>>
...
...
...
Ve boylece, bin dereden su getirdi Istanbul'dan gelen zevat.
Sivas, mandayi kabul etmedi fakat,
<>
dedi,
< ya ISTIKLAL, ya olum!>>
dedi.

Nazim Hikmet





Gözlerin

Gozlerin gozlerin gozlerin
ister hapisaneme, ister hastaname gel,
gozlerin gozlerin gozlerin hep guneste,
su mayis ay sonlarinda oyledir iste
Antalya tarafinda ekinler seher vakti.

Gozlerin gozlerin golzerin
kac defa karsimda agladilar
cirilciplak kaldi gozlerin
alti aylik cocuk gozleri gibi kocaman ve cirilciplak,
fakat bir gun bile gunessiz kalmadilar.

Gozlerin gozlerin gozlerin,
gozlerin bir mahmurlasmayagorsun
sevincli bahtiyar
alabildigine akilli ve mukemmel
dillere destan bir seyler oluyor dunyaya sevdasi insanin.

Gozlerin gozlerin gozlerin,
sonbaharda oyledir iste kestanelikleri Bursa'nin
ve yaz yagmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat Istanbul.

Gozlerin gozlerin gozlerin,
gun gelecek gulum, gun gelecek,
kardes insanlar birbirine
senin gozlerinle bakacaklar gulum,
senin gozlerinle bakacaklar.

1956
Nazim Hikmet



Günesi İçenlerin Türküsü

Bu bir turku:-
toprak canaklarda
gunesi icenlerin turkusu!
Bu bir orgu:-
alev bir sac orgusu!
kivraniyor;
kanli, kizil bir mes'ale gibi yaniyor
esmer alinlarinda
bakir ayaklari ciplak kahramanlarin!
Ben de gordum o kahramanlari,
ben de sardim o orguyu,
ben de onlarla
gunese giden
kopruden gectim!
Ben de ictim toprak canaklarda gunesi.
Ben de soyledim o turkuyu!

Yuregimiz topraktan aldi hizini;
altin yeleli aslanlarin agzini
yirtarak
gerindik!

Sicradik;
simsekli ruzgarlara bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
cirpiyor isikta yaldizlanan kanatlarini.
Alev bilekli suvariler kamciliyor
saha kalkan atlarini!

AKIN VAR
GUNESE AKIN!
GUNESI ZAPTEDECEGIZ
GUNESIN ZAPTI YAKIN!


Dusmesin bizimle yola:
evinde aglayanlarin
gozyaslarini
boynunda agir bir
zincir
gibi tasiyanlar!
Biraksin pesimizi
kendi yureginin kabugunda yasayanlar!
Iste:
su gunesten
dusen
ateste
milyonlarla kirmizi yurek yaniyor!

Sen de cikar
gogsunun kafesinden yuregini;
su gunesten
dusen
atese firlat;
yuregini yureklerimizin yanina at!

AKIN VAR
GUNESE AKIN!
GUNESI ZAAPTEDECEGIZ
GUNESIN ZAPTI YAKIN!


Biz topraktan, atesten, sudan, demirden dogduk!
Gunesi emziriyor cocuklarimiza karimiz,
toprak kokuyor bakir sakallarimiz!
Nes'emiz sicak!
kan kadar sicak,
delikanlilarin ruyalarinda yanan
o
kadar sicak!
Merdivenlerimizin cengelini yildizlara asarak,
olulerimizin baslarina basarak
yukseliyoruz
gunese dogru!
Olenler
doguserek olduler;
gunese gomulduler.
Vaktimiz yok onlarin matemini tutmaya!

AKIN VAR
GUNESE AKIN!
GUNESI ZAAPTEDECEGIZ
GUNESIN ZAPTI YAKIN!


Uzumleri kan damlali kirmizi baglar tutuyor!
Kalin tugla bacalar
kivranarak
otuyor!
Haykirdi en onde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yarali ac kurtlarin gozlerine perde
vuran,
onlari olduklari yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki olelim
emret!
Gunesi iciyoruz sesinde!
Cosuyoruz,
cosuyor!..
Yanginli ufuklarin dumanli perdesinde
mizraklari gogu yirtan atlilar kosuyor!

AKIN VAR
GUNESE AKIN!
GUNESI ZAAPTEDECEGIZ
GUNESIN ZAPTI YAKIN!


TOPRAK BAKIR
GOK BAKIR.
HAYKIR GUNESI ICENLERIN TURKUSUNU,
HAY-KIR
HAYKIRALIM!

Nazim Hikmet--1924





Haber

Onlardan haber geldi.
Oradan
onlardan.
Gomlekleri kirli degil
catik degilmis kaslari.
Yalniz biraz
uzamis tiraslari.

"Yandik!"
dememisler.
Dayanmislar biliyorum.
"Dayandik!"
dememisler.
Gozleri gulerek
bakiyorlarmis adama.
Sakaklarinda taze bir yara varmis ama,
catik degilmis kaslari.
Yalniz biraz
uzamis tiraslari...

Nazim Hikmet





Hasret

yuz yil oldu yuzunu gormeyeli
belini sarmayali
gozunun icinde durmayali
aklinin aydinligina sorular sormayali
dokunmayali sicakligina karninin.
yuz yildir bekler beni
bir sehirde bir kadin.
ayni daldaydik ayni daldaydik
ayni daldan dusup ayrildik
aramizda yuz yillik zaman
yol yuz yillik.
yuz yildir alaca karanlikta
kosuyorum ardindan.

Nazim Hikmet





Hasret (2)

Denize donmek istiyorum!
Mavi aynasinda sularin:
boy verip gorunmek istiyorum!
Denize donmek istiyorum!

Gemiler gider aydin ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet omrum gemilerde bir gun olsun nobete yeter.
Ve madem ki bir gun olum mukkader;
Ben sularda batan bir isik gibi
sularda sonmek istiyorum!
Denize donmek istiyorum!
Denize donmek istiyorum!

1927
Nazim Hikmet





Ho$ Geldin

Hos geldin!
Kesilmis bir kol gibi
omuz basimizdaydi boslugun...

Hos geldin!
Ayrilik uzun surdu.
Ozledik.
Gozledik...

Hos geldin!
Biz
biraktigin gibiyiz.
Ustalastik biraz daha
tasi kirmakta,
dostu dusmandan ayirmakta...

Hos geldin.
Yerin hazir.

Hos geldin.
Dinleyip diyecek cok.
Fakat uzun soze vaktimiz yok.
YURUYELIM......

Nazim Hikmet




Iki Serseri

Iki serseri var:
Birinci serseri
kopru altinda yatar,`
sularda yildizlari sayar geceleri..

Iki serseri var:
Ikinci serseri
atlas yakali sarhos sofralarinda
Bagdatli bir dilencinin caldigi sazdir.
Fransiz emperyalizminin
idare meclisinde ayvazdir..

Ben:
ne kopru altinda yatan,
ne de atlas yakali sarhos sofralarinda
saz calip Arabistan fistigi satan-
-larin
sairiyim;
topraktan, atesten ve demirden
hayati yaratan-
-larin
sairiyim ben.

Iki serseri var
Ikinci serseri
yolumun ustunde duruyor
ve soruyor
bana
<dedigimin
ne bicim kus
oldugunu?>>
Anlasilan
Bagdadi saklaban
unutmus,
Mosyo bilmem kimle beraber
Adana - Mersin hattinda o kusu yoldugunu...

Iki serseri var:
Ikinci serseri
halkin alinterinden altin yapanlara
kendi kafatasinda hurma rakisi sunar.

Ben hizimi asirlardan almisim,
bende her misra bir yanardag hatirlatir.
Ben ne halkin alinterinden on para calmisim
ne bir sairin cebinden bir satir...

Iki serseri var:
Ikinci serseri,
meydana dort topac gibi saldigim dort eseri
sanmis ki yazmisim kendileri
icin.
Halbuki benim
bir serseriye hitap eden
ikinci yazim iste budur:
Atlas yakali sarhos sofralarinin sazi,
Fransiz sermayesinin haci ayvazi,
bu yazdigim yazi
orse balyoz salanlarin simsekli yumrugudur
katmerli kat kat yagli ensende..
Ve sen o kemik yaladigin
sofranin altina girsen de,
- dostun KARAMACA BEY gibi -
kaldirip kaldirip yere caaal-
-mak icin
canini burnundan al-
-mak icin,
bulacagim seni..
Koca gobeklerin RUSEL kussagi sen,
sen ussak murabbai,
sen ussak mik'abi,
satilmis ussaklarin assagi sen!!!

Nazim Hikmet
[1930]





Istiklal

Bu zirhlari, bu ordulari tanirim,
benim de sularim girdiler,
benim de topragima asker cikardilar geceleyin.
Kanima susamistilar.
Calmak istiyorlardi gozlerimin nurunu,
hunerini ellerimin.
Doktuk denize onlari
1922'ydi yillardan...

Misirli kardesim;
sarkilarimiz kardestir,
isimlerimiz kardes,
yoksullugumuz kardestir,
yorgunlugumuz kardes.

Sehirlerimde guzel, ulu, canli ne varsa:
insan, cadde, cinar,
savasinda senin yanindalar.
Koylerimde Kelam-i Kadim okunyor
senin dilinle,
senin zaferin icin...

Misirli kardesim,
biliyorum, biliyorum,
istiklal otobus degil ki
birini kacirdin mi, oburune binesin...
Istiklal sevgilimiz gibidir
aldattin mi bir kere
zor doner bir daha.

Misirli kardesim,
kanalin sularina karisti kanin.
Insanin yurdu bir kat daha kendinin olur
topragina, suyuna karistikca kani.
Yasanmis sayilmaz zaten
yurdu icin olmesini bilmeyen millet...

1956
Nazim Hikmet


devam et...
ana sayfaya dön...
Hosted by www.Geocities.ws

1