uYaRInA GeLiRSe TePeMDe BiR De ÇINaR DeMiSHTiN YILLaR öNCe...
Vasiyet

Yolda$lar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtulu$tan önce yani,
alip götürün
Anadolu'da bi köy mezarligina gömün beni,

Hasan beyin vurdurdugu
Irgat Osman yatsin bir yanimda
ve çavdarin dibinde topraga çocuklayip
kIrkI çikmadan ölen $ehit Ay$e öbür yanimda.

Traktörle türküler geçsin alt ba$indan mezarligin
seher aydinliginda taze insan, yanik benzin kokusu,
tarlalar ortamali, kanallarda su,
ne kuraklik, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette i$itecek deiliz,
topragin altinda yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
topragin altında sagir, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemi$im ben,
daha onlar düzülmeden
duymu$um yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Kom$ulara gelince,
$ehit Ay$e'yle Irgat Osman,
çektiler büyük hasreti sagliklarinda
belki farkinda bile olmadan.

Yolda$lar, ölürsem o günden önce yani,
öylece gibi de görünüyor
Anadolu'da bir köy mezarligina gömün beni
ve de uyarina gelirse
tepemde bir de çinar olursa
ta$ ma$ da istemez hani.

NAZIM HiKMET
(1953)





Iyimserlik

Siirler yazarim
basilmaz
basacaklar ama

Bir mektup beklerim mujdeli
belki de oldugum gun gelir
mutlaka gelir ama

Ne devlet ne para
insanin emrinde dunya
belki yuz yil sonra
olsun
mutlaka bu boyle olacak ama

1957
Nazim Hikmet



Japon Balikçisi

Balik tuttuk yiyen olur
Elimize degen olur
Bu gemi bir kara tabut,
Lumbarindan giren olur.

Balik tuttuk yiyen olur,
Birden degil, agir agir,
Etleri curur, dagilir,
Balik tuttuk, yiyen olur.

Elimize degen olur,
Tuzla, gunesle yikanan
Bu vefali, bu caliskan
Elimize degen olur.
Birden degil, agir agir agir
Etleri curur, dagilir,
Elimize degen olur...

Badem gozlum, beni unut
Bu gemi bir kara tabut
Lumbarindan giren olur
Ustumuzden gecti bulut

Badem gozlum beni unut
Boynuma sarilma, gulum,
Benden sana gecer olum
Badem gozlum beni unut

Bu gemi bir kara tabut
Badem gozlum beni unut
Curuk yumurtadan curuk
Benden yapacagin cocuk
Bu gemi bir kara tabut
Bu deniz bir olu deniz
Insanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?

Nazim Hikmet




Karima Mektup

11-11-1933
Bursa
Hapisanesi

Bir tanem!
Son mektubunda:
"Ba$im sizliyor
yüregim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"ya$iyamam"
Ya$rsın kariigi
kara bir duman gibi dagilir hatiram rüzgarda; ya$arsin kalbimin
kizil saçli bacisi
en fazla bir yil sürer
yirminci asirlilarda
ölüm acıisi.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razi olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavalli bir çingenenin
killi, siyah bir örümcege benzeyen eli
gecirecekse eger
ipi bogazima,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
bo$una bakacaklar
Nazim'a!

Ben,
alaca karanliginda son sabahimin
dostlarimi ve seni görecegim,
ve yalniz
yari kalmish bir sarkinin acisini
topraa götürecegim...

Karim benim!
İyi yürekli
altin renkli,
gözleri baldan tatli arim benim:
ne diye yazdim sana
istendigini idamimin,
daha dava ilk adiminda
ve bir $algam gibi koparmiyorlar
kellesini adamin.

Haydi bunlara bo$ ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eger
bana fanila bir don al,
tuttu bacagimin siyatik agrisi,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler dü$ünmeli
bir mahbusun karisi.

Nazim Hikmet





Karli Kayin Ormaninda

Karli kayin ormaninda
yuruyorum geceleyin
Efkarliyim, efkarliyim,
elini ver, nerde elin?

Ayisigi renginde kar,
kece cizmelerim agir.
Icimde calinan islik
beni nereye cagirir?

Memleket mi, yildizlar mi,
gencligim mi daha uzak?
Kayinlarin arasinda
bir pencere, sari, sicak.

Ben ordan gecerken biri:
Girip yerden selamlasam
hane icindekileri.

Eski takvim hesabiyle
bu sabah basladi bahar.
Geri geldi Memed'ime
yolladigim oyuncaklar.

Kurulmamis zemberegi
kuskun duruyor kamyonet,
yuzduremedi legende
beyaz kotrasini Memet.

Kar tertemiz, kar kabarik,
yuruyorum yumusacik.
Dun gece on bir bucukta
olmus Berut, tanisirdik.

Bende boz bir halisi var
bir de kitabi, imzali.
Elden ele gecer kitap,
daha yuz yil yasar hali.

Yedi tepeli sehrimde
biraktim gonca gulumu.
Ne olumden korkmak ayip,
ne de dusunmek olumu.

En acayip gucumuzdur,
kahramanliktir yasamak:
Olecegimizi bilip
olecegimizi mutlak.

Memleket mi, daha uzak,
gencligim mi, yildizlar mi?
Bayramoglu, Bayramoglu,
olumden ote koy var mi?

Geceleyin, karli kayin
ormaninda yuruyorum,
Karanlikta etrafimi
gunduz gibi goruyorum.

Simdi surdan saptim miydi,
sose, tirenyolu, ova.
Yirmi bes kilometreden
piril pirildir Moskova...

Nazim Hikmet






Masallarin Masali

Su basinda durmusuz,
cinarla ben.
Suda suretimiz cikiyor,
cinarla benim.
Suyun savki vuruyor bize,
cinarla bana.

Su basinda durmusuz,
cinarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz cikiyor,
cinarla benim, bir de kedinin.
Suyun savki vuruyor bize,
cinarla bana, bir de kediye.

Su basinda durmusuz,
cinar, ben, kedi, bir de gunes.
Suda suretimiz cikiyor,
cinarin, benim, kedinin, bir de gunesin.
Suyun savki vuruyor bize,
cinara, bana, kediye, bir de gunese.

Su basinda durmusuz,
cinar, ben, kedi, gunes, bir de omrumuz.
Suda suretimiz cikiyor,
cinarin, benim, kedinin, gunesin, bir de omrumuzun.
Suyun savki vuruyor bize,
cinara, bana, kediye, gunese, bir de omrumuze .

Su basinda durmusuz.
Once kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gidecegim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra cinar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
gunes kalacak;
sonra o da gidecek...

Su basinda durmusuz.
Su serin,
Cinar ulu,
Ben siir yaziyorum.
Kedi uyukluyor
Gunes sicak.
Cok sukur yasiyoruz.
Suyun savki vuruyor bize
Cinara bana, kediye, gunese, bir de omrumuze.......

Nazim HIKMET






Mavi Liman

Cok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini baskasi yazsin.
Cinarli, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana cikaramazsin...

(N. Hikmet, 1957)




Memede Son Mektubumdur

Bir yandan cellatlar girdi araya,
Bir yandan, oyun etti bana
bu mendebur yurek,

Nasip olmayacak Memed'im yavrum,
seni bir daha gormek.

Biliyorum,

bugday basagi gibi delikanli olacaksin,
ben de oyleydim gencligimde,
kumral, ince, uzun;

gozlerin ananinkiler gibi kocaman,
bazen de bir parca bir tuhaf mahzun;
alnin alabildigine aydinlik;
herhalde sesin de olacak
- berbatti benimkisi -

turkuler doktureceksin yanik mi yanik...
Konusmasini mi bileceksin
- ben de becerirdim o isi
sinirlenmedigim zamanlar -

bal damlayacak dilinden.
Vay, Memet, kizlarin cekecegi var
senin elinden.

Muskuldur
babasiz buyutmek erkek evladi.

Anani uzme oglum,
ben guldurmedim yuzunu,
sen guldur.

Anan,
ipek gibi kuvvetli, ipek gibi yumusak;
anan,
nineliginde bile guzel olacak
onu ilk gordugum gunku gibi,
Bogazici'nde,
on yedisinde
ay isigi, gunisigi, can erigi,
dunya guzeli.

Anan,
ayrildik bir sabah,
bulusmak uzre,
bulusamadik.


Anan,
analarin en iyisi en akillisi,
yuz yil yasar insallah...

Olmekten, oglum korkmuyorum,
ama ne de olsa
is arasinda bazen
irkilip ansizin,

yahut yalnizliginda uyku oncesinin
gunleri saymak biraz zor.

Dunyada doymak olmuyor, Memet,
doymak olmuyor...

Dunyada kiraci gibi degil,
yazliga gelmis gibi de degil,
yasa dunyada babanin eviymis gibi...
Tohuma, topraga, denize inan.
Insana hepsinden once.

Bulutu, makinayi, kitabi sev,
insani hepsinden once.

Kuruyan dalin
sonen yildizin
sakat hayvanin
duy kederini,
hepsinden once de insanin.

Sevindirsin seni cumlesi nimetlerin
sevindirsin seni karanlik ve aydinlik,
sevindirsin seni dort mevsim.
ama hepsinden once insan sevindirsin seni.
Memet,
memleketler icinde bir sirin memlekettir
Turkiye,
bizim memleket,
insani da,
su katilmamisi,
caliskandir, agirbasli, yigittir,
ama dehsetli fakir.

.............
...............

Memet,
ben dilimden, turkulerimden,
tuzumdan, ekmegimden uzakta,
anana hasret, sana hasret,
yoldaslarima, halkima hasret olecegim,
ama surgunde degil,
gurbet ellerde degil,

olecegim ruyalarimin memleketinde,
beyaz sehrinde en guzel gunlerimin.

.............
...............

Nazim Hikmet





Memet

Yurek degil be
Carikmis bu manda gon'unden
Teper hababam teper
Paralanmaz
Teper tasli yollari
Teper hababam teper
Teper tasli yollari

Bir vapur gecer varna onunden
Uyy Karadeniz'in gumus telleri
Bir vapur gecer Bogaz'a dogru
Nazim usulcacik oksar vapuru
Yanar elleri
Yanar elleri

Karsi yali memleket
Sesleniyorum varnadan
Isitiyormusun Memet
Memet...
Karadeniz akiyor durmadan
durmadan
Deli hasret
Deli hasret

Oglum, sana sesleniyorum
Isitiyormusun Memet
Memet...

Bir vapur gecer varna onunden
Uyy Karadeniz'in gumus telleri
Bir vapur gecer Bogaz'a dogru
Nazim usulcacik oksar vapuru
Yanar elleri
Yanar elleri

Nazim HIKMET





Memleketimden İnsan Manzaraları

.....

Vagonlar geliyorlar sallanarak.

"-Usta!.."

Alaeddin dondu komurcu Ismail'e

"-Ne var Ismail?"

"-Usta ne olacak bu harbin sonu?"

"-Iyi olacak."

"-Nasil yani?"

"-Yemekli vagonda raki icecegiz."

"-Biz mi?"

"-Biz."

"-Komuru kim atacak?
Kim surecek makineyi?"

"-Onu da biz."

"-Alayi birak usta,
Kim Kazanacak?"

"-Biz."

Ismail hicbir sey anlamadiysa da
ustelemedi.
Cok siyah ve cok kalin kaslariyla oynadi biraz
sonra: "-Ustam" dedi,
"Bir sualim daha var.
Su gordugun raylar
dolanir mi butun dunya yuzunu?"

"-Dolanir."

"-Demek ki harp olmasa,
ama yalniz harp degil,
hudutlarda sorgu sual sorulmasa,
raylarin uzerine saldik mi makineyi
dunyanin bir ucundan obur ucuna varir."
"-Deniz dedi mi durur."
"-Gemilere binersin."
"-Tayyare daha iyi."

Ismail guldu.
Kirikti on dislerinden biri.

"-Ben tayyareye binemem usta,
anamin vasiyeti var."

"-Tayyareye binme, diye mi?"

"-Hayir
karincayi bile incitme, diye."

Alaeddin kocaman elini vurdu
ciplak uzun ensesine Ismail'in:

"-Sen ne hafiz oglusun!
Zarari yok ulan,
yine de bineriz tayyareye,
adam oldurmek icin degil
gokyuzunde pufur pufur
safa surmek icin...
Simdi sen hele
atesi bir sungule."

Vagonlar geliyorlar sallanarak.
........
Nazim Hikmet Ran, Insan Manzaralari'ndan

















Memleketimi Seviyorum

Memleketimi seviyorum:
Cinarlarinda kolan vurdum, hapisanelerinde yattim.
Hicbir sey gidermez ic sIkIntImI
memleketimin sarkilari ve tutunu gibi.

Memleketim:
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kursun kubbeler ve fabrika bacalari
benim o kendi kendimden bile gizleyerek
sarkik biyikleri altindan gulen halkimin eseridir.

Memleketim
Memleketim ne kadar genis:
dolasmakla bitmez tukenmez gibi geliyor insana.
Edirne, Izmir, Ulukisla, Maras, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasini yalniz turkulerinden taniyorum
ve guneye
pamuk isleyenlere gitmek icin
Toroslardan bir kere olsun gecemedim diye
utaniyorum.

Memleketim:
develer, tiren, Ford arabalari ve hasta esekler,
kavak , sogut ve kirmizi toprak.

Memleketim.
Cam ormanlarini, en tatli sulari ve dag basi gollerini seven alabalik
ve onun yarim kilolugu
pulsuz gumus derisinde kiziltilarla
Bolu'nun Abant golunde yuzer.

Memleketim:
Ankara ovasinda keciler:
kumral, ipekli, uzun kurklerin parildamasi.
Yagli, agir findigi Giresun'un
Al yanaklari mis gibi kokan Amasya Elmasi,
zeytin, incir, kavun ve renk renk salkim salkim uzumler
ve sonra kara saban
ve sonra kara sigir:
ve sonra: ileri, guzel, iyi
her seyi
hayran bir cocuk sevinci ile kabule hazir
caliskan, namuslu, yigit insanlarim
yari ac, yari tok
yari esir...

NAZIM HIKMET








Sen

sen esirligim ve hurriyetimsin,
ciplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
sen memleketimsin.

Sen ela gozlerinde yesil hareler,
sen buyuk, guzel ve muzaffer
ve ulasildikca ulasilmaz olan hasretimsin...

1948
Nazim Hikmet







Taranta Babu'ya Besinci Mektup

gormek
isitmek
duymak
dusunmek
ve konusmak
kosmak alabildigine
basi dolu
basi bos
kos-
-mak...

hehehey TARANTA BABU hehehey
yasamak ne guzel sey
anasini sattigimin
yasamak ne guzel sey...
dusun beni
kollarim, senin uc cocuk dogurmus
genis kalcalarindayken...
dusun sicak...
dusun kara bir tasa damliyan
cirilciplak
bir su sesini...

istedigin yemisin
rengini, etini, adini dusun...
gozdeki tadini dusun
kipkirmizi gunesin
yemyesil otun
ve koskocaman
masmavi bir cicek gibi acan
ay isiginin...

dusun TARANTA BABU
insan oglunun yuregi
kafasi
kolu
yedi kat yerin altindan cekip cikarip
oyle ates gozlu celik Allahlar yaratmis ki
kara topragi bir yumrukta yere serebilir,
yilda bir veren nar
bin verebilir.
ve dunya oyle buyuk,
oyle guzel
oyle sonsuz ki deniz kiyilari
her gece hepimiz
yan yana uzanip yaldizli kumlara
yildizli sularin turkusunu dinleyebilirz...

yasamak ne guzel sey TARANTA BABU
yasamak ne guzel sey...
anliyarak bir usta kitap gibi
bir sevda sarkisi gibi duyup
bir cocuk gibi sasarak
YASAMAK...
yasamak:
birer birer
ve hep beraber
ipekli bir kumas dokur gibi...
hep bir agizdan
sevincli bir destan
okur gibi
YASAMAK...
......
.................

YASAMAK...
ne acaip istir ki
bu ne mene gidistir ki TARANTA BABU
bugun bu
<< bu inanilmiyacak kadar guzel >>
bu anlatilamiyacak kadar sevincli sey:
boyle zor
bu kadar
dar
boyle kanli
bu denli kepaze...

Nazim Hikmet


ana sayfaya dön...
Hosted by www.Geocities.ws

1