Erinlik Dönemi (10-15 yaş) Gelişim Özellikleri
Bütün otoritelerin 11-21 yaş arasında tanımladığı döneme ergenlik denir.
Kızlarda 10-15, erkeklerde 11-15
yaş dilimleri erinlik – buluğ, 15’ten 20’ye kadar olan dönem de ergenlik olarak
tanımlanmaktadır.
Sizlere, çocukta meydana gelen
değişiklikler ve onların sorunlarını içeren 10 –15 yaş arası ön ergenlik ve
erinlik dönemlerine ilişkin bilgi vereceğiz.
Bu dönemde çocuklarımızın fiziksel
olarak büyük değişime uğraması, vücudun hormon sisteminin farklılaşmasından
kaynaklanmaktadır. Hormonların dengesizleşmesi ve değişmesi sonucu gencin
toplam ağırlığının %30’unu oluşturan kaslar %63’e ulaşır. Fakat bunun yanında
vücutta yağlanma da artar. Kemiklerin boyları uzar, iç yapıları değişir,
kıkırdak dokular yerini sert kemik dokusuna bırakır. Boy ve kiloda değişimler
kızlarda 11, erkeklerde 12 yaşlarında başlar. Yıllık boy artışı 6-7 cm
arasındadır. Nadiren 10 cm de olabilir. Burun, el ve ayaklar göze batacak
şekilde büyümeleriyle dikkati çekerler. Büyümenin oransız olması nedeniyle
bedenin görüntüsü de oransız olabilir.
Yeni salgılanan hormonlar
sayesinde kızlarda göğüs ve kalçalarda genişlemeler, ilk menstürasyon (Regl),
erkeklerde yüzde tüylenmeler, ses değişimi, hem kızlarda hem erkeklerde cinsel
organların büyümesi ve çevrelerinde, koltuk altlarında tüylenmeler, yüzde ve
vücutta sivilceler, ciltte değişimler görülür.
Genç, zihinsel gelişimi bakımından
çocuğunun somut dönemini bitirmiş, soyut döneme geçmiştir. Soyut kavramları
öğrenebilir ve kullanır, çıkarımlar yapabilir. Yaptığı davranışın sonrasını ve
sonuçlarını planlayabilir. Alternatiflerin varlığı ve bunların da gerçekleşme
olasılığı olduğunun farkına varabilir. Hipotezlerini dener, genellemeler yapar,
cevaplarını haklı gösterecek düşünce kurallarını ve mantık yollarını bulmaya
çalışır.
Hızlı beden gelişimi, cinsel
uyanış ve zihinsel gelişim genci hazırlıksız yakalar ve bunaltır. Genç kendini
bu değişikliklerle baş edecek kadar güçlü bulamaz. Çünkü bedensel ve zihinsel
gelişimin hızına ruhsal gelişim ayak uyduramaz.
Genç bu dönemde:
Tedirgindir ve güç beğenir, çabuk
tepki gösterir, duyguları çabuk değişir, olur olmaz şeyleri sorun yapar.
Karamsardır, surat asar, hiçbir şeyden hoşnut olmaz, sık sık ağlar.
Derslere ilgisi azalır, çalışma
düzeni bozulur.
Dağınık ve savruk olur. Sık sık bir
şeyler devirir, girip çıkıp bir şeyler yer. Odası darmadağınık, ayakkabısı
boyasız olmasına rağmen, saçını günün modasına uygun kestirir.
Aynanın karşısında sivilceleri ve
saçları ile saatlerce uğraşır. Zayıflığı, şişmanlığı, uzun boyu, kısa boyu,
gözünün rengi her an sorun olur.
Genç, kim olduğunu, neye değer
vereceğini, kime bağlanıp inanacağını ve amacını bulmaya yönelir. Kendi
kişiliğine düzen vermeye çalışır.
Erinliğe kadar çocuk kendini
güçsüz, yardıma muhtaç olarak değerlendirir ve anne-babasını kendisini koruyan
en yüce varlık olarak görür. “Benim babam senin babanı döver.” ”Benim annem
dünyanın en iyi, en güzel annesidir.” Çocuk erin olunca yıllarca anne babasına
dağıttığı payeleri geri alır. Güç ve bilgiyi kendisine alarak yardıma muhtaç
imajından kurtulmak, kendi ayakları üstünde durabildiğini kanıtlamak ister.
Çocukluk döneminin ilahları olan anne babasından sıyrılmaya, onlara eleştirel
gözle bakmaya başlar. Onların beğenileriyle alay eder, düşüncelerini eskimiş bulur.
Anne babasının uyarılarına tepki gösterir, ters yanıtlar verir. Onlara karşı
çıkmış olmak için karşı çıkar.
Sanki anne babasından öğrenecek bir
şeyi kalmamıştır. Onları yadsıyarak kendi kişiliğinin olduğuna kendini
inandırmak ister. Mektuplarının ve yazdıklarının kendinden habersiz okunmasına
tepki gösterir. Kendisini odasına kilitler, saatlerce telefonda konuşur. Bu
dönem Bağımsızlık (Özerklik) dönemidir.
Çevresine ilgisi artar. Evde
oturmak işkence gibidir. Sporu sever. Sporda kazanacağı başarı onun güvenini
arttırır. Topluca yapılan sporlar yaşıtlarıyla kaynaşmasını arttırır. Gençlerin
birbirleriyle benzer sorunlar yaşıyor olmaları onları bir araya getirir.
Yaşıtlarının davranış, giyim-kuşam
ve beğenilerini benimser, onlar gibi argo konuşur, gürültülü müzik dinler.
Bazen kendine ters gelse de gruptan ayrı kalacağından korkarak grubun istediği
gibi davranabilir. Özdeşleşme sürecini yaşar. Prof.Dr.Haluk YAVUZER,
özdeşleşmeyi “Gençlik çağına özgü ruhsal yapı içinde aile bireylerinden
başlayarak, çevredeki kişilere, düşüncelere ve kültüre doğru genişleyen bir
alanda gencin, istemli ya da istemsiz olarak benimsediği, özümlediği düşünce,
davranış, tutum ve eylemlerden oluşan bir süreç” olarak tanımlamaktadır.
Bu süreç çocukluk çağından farklı
olup genci ailenin dışına yeni arayışlara sürükler. Genç kendisine bir
öğretmen, bir sporcu, bir şarkıcı, bir siyasal önder gibi örnekler seçer.
Onunla özdeşim kurar. Odasının duvarlarına film oyuncularının, şarkıcıların
posterlerini asar. Genç kendine bir kişilik, bir amaç geliştirmeye çalışır.
İlerde ne olmak istediğiyle birlikte bağlantılı olarak kişiliğine bir şeyler
katan bu örneklere kendine uygun olanı bulana dek değiştirir.
Özdeşleşme süreci içinde genç
özellik ve sorumluluk arasında dengeyi kurmaya çalışır. Ailesini küçümserken
kendisi ve çevresiyle ilgili tüm kararlarında kendini özgür ve bağımsız
hissetmek ister. Buna karşılık içinde bulunduğu ailede, çevrede
sorumluluklarını yüklenmez ya da zorla yüklenip sürükler. Ailenin ekonomik
durumunu görmezden gelir. Başarılı olmak, çalışmak gibi sorumluluklarının
olduğunu unutur. Bu dönemde üçüncü anahtar sözcük Sorumluluktur. Erinlik
dönemi, sorumluluklarda düzenlemenin olduğu bir dönemdir. Erinin, kendi
davranışlarından daha çok sorumlu, ana – babanın erin çocuğunun davranışından
daha az sorumlu olması gerekir.
Çocukluk çağından çıkarken genç,
önemli çalkantılar yaşar. Prof.Dr.Atalay YÖRÜKOĞLU’na göre genç, acemi şoför
gibi arabasını yolda tutmaya çalışır; fakat sağa sola yalpalar. Bu dönem
zorluklar yaratsa da çok ender olarak bu dönemin gençlerine “uyumsuz” denir.
Her ne kadar isyan içeren davranışlarda da bulunsa, dikkat çekici biçimde
giyinse de, daha yaşlı kuşağı endileşelendirse de, ailesi ile bağları gevşese
de bunlar erinlik ortak tavrıdır. Bu grubun normlarına uygundur ve normal
davranışlardır.
Erinlik Döneminde Etkili Anne-Baba Olmaya Yardımcı Olacak Önemli Noktalar:
İletişim: Ailede
gerçekler kadar duygularda da iletilmelidir. Aile üyeleri duygu ve
düşüncelerini sorumluluğunu kabul ettikleri sürece görüş ve düşüncelerini
açıklamalıdırlar. Her üyenin düşüncesi saygıyla karşılanmalıdır. Herkesin yalnız
kendi adına konuşması iletişimde önemli bir noktadır. Yargısız, yorumsuz ve
anlatılanı doğru anladığını belirten mesajlarla dinleme iletişimin anahtarıdır.
Disiplin:
Anne-Baba otoritesi olmalıdır. Otoriter davranış değil. Çocuk açıkça idarenin
anne-babada olduğunu görmelidir.
Kişisel Sorumluluk: Ailenin
her üyesi kendi davranışının sorumluluğunu taşımayı kabul etmelidir.
Başkalarına Saygı: Anne –
babanın çocuklarına, başkalarına ve özellikle birbirlerine saygı göstererek
modellik etme şansı vardır.Ana – babalar, gerçekte çocuklarına “Bizi izleyin.
Biz size insanların birbirine özen ve saygı göstererek nasıl özel, derinliği
olan bir ilişki yaşadığını öğretiyoruz” demektedir. Eğer anne, babayı
aşağılıyorsa; baba, anneyle alay ediyorsa çocuklar eşlerin birbirine saygısı ve
kendilerine saygısı konusunda ne öğrenebilir?
Birbirini Sevmek: Herkes
sevilmek ve başkası için önemli olmak ister. Sevgi her sorunun üstesinden
gelir. Anne-babasından ilgi görmeyen çocuk, ilgiyi başka yerlerde arar ve
bulamazsa öfkelenir. Bu öfkeyi kendine yönelttiğinde ise öfke, keder ve
ümitsizliğe dönüşür. Bu çocuk, anne-babası bile kendisini sevmediğine göre, hiç
kimsenin kendisini sevmeyeceğine, buna değmediğine inanır. Sevgiyi göstermekten
kaçınmayın. Anne-baba olarak sevgimizi, dokunarak, onunla birlikte zaman
geçirerek, söyleyerek gösterirsek, sevgimiz çocuk üzerinde daha etkili
olacaktır.
KAYNAKÇA
Garden, Thomas: Etkili Ana-Baba Eğitimi, Sistem Yay. 1996
Köknel,
Özcan: "Ergenlik Dönemi," Ana-baba okulu Remzi kitapevi 85-95
Orvin,
George H.:Ergenlik çağındaki çocuğunuzu anlamanın yolları H.Y.B. Yayınları
Atalay,
Yörükoğlu: Çocuk Ruh Sağlığı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1992
Yavuzer,
Haluk: Çocuk ve Suç, Remzi Kitapevi, 1993
Zonden,
James W.Vander: Hwen Development, Alfred A.Knerf 1981
ANNE, BEN ÇOK SAKARIM!
"Ayy!"
“Yine ne oldu kızım?”
"Bardak…"
“Kırıldı mı?”
“Yalnızca atomlarına ayrıldı.”
“Bu kaçıncı bardak yavrum? Biraz dikkatli olsana.”
"Ben çok dikkatliydim. Anne sürahi bardağın üzerine devrilince….”
“Nee? Yoksa sürahi de mi kırıldı?”
“Elimdeki kahve tepsisini sürahinin üzerine düşürünce başka ne olabilirdi ki
anne?”
“Tepsi de kahve fincanı ile doluydu deme sakın!”
"Yani?"
"Bir bardak, bir sürahi, üç kahve fincanı yanlızca şekil değiştirdiler.
Yoksa tamamı şu anda mutfakta yerde uzanmış yatıyor. Ama bak, bu elimdeki
fincan sağlam kaldı…”
“Ne kadar sakar oldun sen son zamanlarda, farkında mısın?”
“Ama sen de kırıyorsun anne! Sen kırınca sana kızacak kimse yok nasıl olsa! Oh,
ne güzel!”
“Yalnız kırmakla kalsan, neyse… Eşyalarını kaybetmene ne demeli!”
"Ay anne, iyi ki bir kerecik montumu kaybettim! Hep
yüzüme vurusun."
“Evet, bir kerecik montunu, bir kerecik spor ayakkabını, bir kerecik eşofman
üstünü, bir kerecik yeleğini.. Baksana! Yoksa yavaş yavaş okula mı taşınıyorsun
sen?”
“Anne, inan ki isteyerek olmuyor. Birden her şey aklımdan çıkıveriyor sanki.
Unutuyorum.”
“Ben senin yaşındayken…”
“Tamam, tamam anne! Sen benim yaşımdayken mükemmel bir insandın, eminim. Hatta
bir de uçabilsen, süper kız olabilirdin!”
“Ben senin yaşındayken, senden daha unutkandım diyecektim yanlızca..”
“Nee? Sende unutkan mıydın?”
“Evet! Bir keresinde okul çantamı kaybettim diye Okul müdürüne gitmiştim.”
"Eee? Buldun mu?"
"Evet! Otuzumdaymış.”
“Seni hata yaparken düşünemiyorum anne!"
“Nedenmiş? Ben de insanım.”
“Ama çok az hata yapıyorsun.”
“Sana öyle geliyor. Büyüdükçe insan hatalarını sessizce düzeltebilmekte
ustalaşıyor da ondan.”
“Peki bugün hiç hata yaptın mı?”
“Sabah işyerinde bütün davet mektuplarının tarihlerini yanlış yazmışım.”
“Sahi mi? Peki sonra ne yaptın anne?”
“Öğlen tatiline çıkmayıp, her birine tek tek doğru tarihi belirten özür mektubu
yazdım.”
“Ben de kırdığım şeyler için senden özür dilerim anne.”
"Önemi yok kızım. Buluğ çağına giriyorsun. Senin yaşında böyle olur,
büyüdüğünde nasıl olsa geçer.”
"Ayy."
"Ne oldu?"
“Elimdeki son sağlam fincan…Büyümemi bekleyemedi.”
Kızım, Ben Çocukken
Aytül AKAL