|
'Temsili Demokrasi' KRİZİNİ Aşabilecek miyiz? Türkiye'yi çözümlemeye çalisanlar, genellikle iki yöntem hatasi yaparlar: Birinci yöntem hatasi , her seyi ''iç dinamik'' ile açiklamaya çalismaktir.Bu hatayi yapanlar, gittikçe küresellesen, yani küçülen, yani ülkeler arasindaki etkilesimi son derece artan dünyada, Türkiye'yi dis dünyadan yalitilmis olarak ele aldiklari için, çözümlemeleri mutlaka eksik kalir. Ikinci yöntem hatasi ise her seyi ''dis dinamige'' baglamaktir.Bu hatayi yapanlar da toplumumuzun tarihini, kendine özgü kültürel, sosyal ve ekonomik yapisini ihmal ettikleri için, çözümlemeleri hiçbr zaman gerçege tam uygun olmaz. Aslinda her iki hatanin yapilmasi da tek bir ''ideolojik'' saplantiya baglidir: Tarihin akisini ve güncelin belirlenisini, kendi inandigi tek bir ögeye bagli saymak. Çekinmeden belirtelim: Bu sapma aslinda ''soguk savas döneminin'' ürettigi bir yanlisti.Soguk savas bitti, sapmalar bitmedi tabii.Ben Türkiye'de demokrasi krizinin asilip asilamayacagi irdelemesini yukarida açikladigim nedenlerden dolayi, dis dinamik ve iç dinamik üzerinde duran iki ayri yazida ele almaya çalisacagim. **** ''Dis dinamik'' ögeleri açisindan, Türkiye'deki ''temsili demokrasinin'' yürümemesi için ortada çok ciddi bir siyasal baski gözükmemektedir.Sovyetler Birligi çökmeden önce, Birlesik Amerika'nin da destegiyle gelistirilen dinci-milliyetçi ideolojinin (''Milliyetçi Cephe Hükümetleri'' nde oldugu gibi siviller ya da 12 Mart ve 12 Eylül'de oldugu gibi askerler tarafindan uygulamaya konulan) otoriter ya da Islamcilarin savundugu totaliter modelleri artik dis dünyadan güçlü bir destek bulamaz.Çünkü Sovyetler çökünce, gerek Sovyetler'in yumusak karnini çevreleyen bir ''Yesil Kusak ülkesi'' olarak Türkiye'de, gerekse dogrudan Sovyetler Birligi'nin içinde protesto ideolojisi olarak ''Siyasal Islam'' in desteklenmesinin fazla bir stratejik anlami kalmamistir. Yine de dis dünya açisindan ''temsili demokrasimize'' yönelik birinci tehdit, Islam totalitarizmini ihraç etmek isteyen ve aralarinda komsularimizin da bulundugu bazi Islam ülkelerinden gelmektedir. Türkiye bunlari en azindan simdilik, ''teshis etmis'' görünmektedir.''Teshis'' , ''tedavinin'' ilk adimi oldugundan, zaten çok da güçlü olmayan bu dis etkinin tek basina ''temsili demokrasimizi'' çökertmesi pek olanakli görünmemektedir. Dis dünyadan gelen ikinci etki, Türkiye'ye dayatilan ''IMF reçetelerinin'' , ''demokratik sosyal hukuk devletinin'' gereklerinden biri olan ''seçmen destegi'' çerçevesinde uygulanmasinin çok zor olmasindan kaynaklanmaktadir. Bir baska deyisle ülkenin içinde bulundugu ve uzun bir süre de çikamayacagi anlasilan ''ekonomik dar bogaz'' dolayisiyla, iktidarin çare olarak gördügü IMF reçetelerinin (ve bu arada uluslararasi tahkim gibi ayni pakette yer alan baska bazi önlemlerin) uygulanmasi için demokrasinin bir süre ''askiya alinmasi'' senaryosu, dis dünyanin ''temsili demokrasi karsiti'' etkilerinden biri olarak görülebilir. Ama bu ''senaryo'' da özellikle ''Milliyetçi Cephe'' ile 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde çok agir bedeller ödenerek yasanmis oldugundan milliyetçiler ve dinciler de dahil ülkedeki hiçbir toplumsal gücün bu dis etkiye destek verecegini düsünemiyorum.Bu çerçevede, soguk savas sona erdiginden beri, ''dis dünyanin'' Türkiye'deki ''temsili demokrasinin'' askiya alinmasi yönünde ''belirleyici'' bir etki yaptigini söylemek çok güç. Üçüncü olarak dis dünyanin PKK saldirisina destek vererek, Sevr'i yeniden gündeme getirmek istemesine dayali ''bölücü etki'' ise özellikle ordunun basarili operasyonlari ve dis politikadaki basarilarimiz sayesinde en azindan simdilik ''demokrasiden vazgeçmeyi'' gerektirecek bir tehdit boyutunda görünmüyor.Üstelik günümüzde ''dis dünyanin'' demokrasi açisindan tam tersine bir etkisi bile söz konusu. Bir yandan kendisi ile bütünlesmeyi uzun dönemli dis politikamizin bir parçasi yapmis oldugumuz Avrupa Birligi , Türkiye'de demokrasinin gelistirilmesini istiyor, öte yandan Amerika Birlesik Devletleri , kurdugu özel izleme birimi ile Türkiye'deki demokrasinin gelismesini yakindan gözlemliyor. Sonuç olarak ''dis dünyanin'' günümüzdeki ''temsili demokrasi krizini'' atlatmakta, en azindan belirgin bir olumsuz role sahip olmadigini rahatlikla söyleyebiliriz.
|