Diyorlar kİ yenilmişiz...

         Onlar kalın parmaklarında ölümü taşıyorlar, sırtlarında öldürdüklerinin hayaletleri, her gülümsemeyi ezmek istiyorlar, aşağılıyorlar aşklarınızı, zekice her nükteden nefret ediyorlar, hayat en büyük düşmanları. Onlar öldürdükleriyle ölen ölüler. Biz hayatı savunanlarız. Yaşayanlarız biz.

        Şimdi, kadınlar, o güzel saçlarınıza birer yaprak takın.

        Namluya mermi sürer gibi yeşil bir yaprak iliştirin saçlarınıza.

        Diyorlar ki "yenilmişiz."

Diyorlar ki ölümü savunanlar, ölümü avuçlarında taşıyanlar, ölümü zehirli tohumlar gibi hayatımıza saçanlar kazanmış.

Reggiani "Kurtlar şehre indi" diyor şarkısında.

Biz, hayatı savunanlarız.

Biz, hayatı ölmeyi bilerek savunanlardanız.

Bahardır bizim müttefikimiz.

Ölümden korktuğumuzdan değil yaşadığımız, biz savaşmayı sevdiğimizden yaşarız.

Yaşamaktır savaşımız.

Bir nakış işler gibi, her ilmiğine kendimizden bir şey katarak yaşarız.

Diyorlar ki yenilmişiz.

Diyorlar ki sahipsiz ölülerimizin kanlıları zafer yürüyüşleriyle geliyorlarmış.

Diyorlar ki dağılmış ordularımız.

Diyorlar ki her cephede bir hüzün, her cephede bir yenilgi varmış.

Diyorum ki, yenilmedik.

Toy kısraklar gibi oynak bahar sabahları hayatımıza koşarken ne yenilmesi, bu çıldırmış erguvanlar her yana dağılırken kim yenebilir bizi.

Şu gülümsemeleriniz.

Dilinizin ucuna geliveren şiirler.

Mırıldandığınız şarkılar.

Kır kahveleri, kıpır kıpır bir şeyler içinizde, taze ot kokuyor her yan, birisi size sizi sevdiğini söylemeye hazırlanıyor.

Kahkahalardan atlarımız, yapraklardan cephanemiz, neşeden ordularımızla yürürüz cepheye.

Ölümü taşıyanlara karşı hayatı biz yaşayarak savunuruz.

Şimdi kadınlar, o güzel saçlarınıza bir yaprak iliştirin.

"Yenilmedik" diyen yapraklar.

              Kokuları saçlarınızın kokularına karışan yapraklarla dağıtırsınız siz orduları, yemyeşil yaprakları görenler anlarlar yenilmediğinizi, bu savaşın kolayından bitmediğini, bitmeyeceğini görürler.

İnadına giyin en güzel elbiselerinizi.

Hayata doğru yürüyün.

              Onlar kalın parmaklarında ölümü taşıyorlar, sırtlarında öldürdüklerinin hayaletleri, her gülümsemeyi ezmek istiyorlar, aşağılıyorlar aşklarınızı, zekice her nükteden nefret ediyorlar, hayat en büyük düşmanları.

Onlar öldürdükleriyle ölen ölüler.

Biz hayatı savunanlarız.

Yaşayanlarız biz.

              Işıklı sabahlar, çiçekli ağaçlar, tebessümler, kekik kokuları, deniz kenarları, dudağımızın kenarında taşıdığımız öpüşmeler, imalı şakalar, alnımızda hissettiğimiz ince rüzgâr, ihtiyar kayıkçının selamı, çırılçıplak yüzen çingene çocukları, bahar akşamları bizim müttefiklerimiz.

Kalabalığız.

Güleriz biz, sevişiriz, çocukların başlarını okşarız, en oymalı ıslıkları biz çalar, en demli çayları biz içeriz.

Kaç pusudan geçtik, kaç çatışmadan çıktık.

Ne aşktan selamımızı kestik, ne sevişmelerden vazgeçtik.

Diyorlar ki yenilmişiz.

Diyorum ki yenilmedik.

Yaşamaktır zaferimiz.

Biz hayatın cesur yolcularıyız, bir yere varmak için değil yolculuğumuz, biz yolculuğu sevdiğimizden yoldayız.

Hayatın ölüleri onlar.

Hayatı öldürdüklerini sandıklarından sevinçle bağırıyorlar.

Hayatın yaşadığını göstermeliyiz onlara.

Şimdi kadınlar, o güzel saçlarınıza bir yaprak takın.

              Baktıkları her yerde, her evde, her pencerede, her sokakta, her kapıda, bu toprakların her yanında, saçlarında yaprakları olan kadınları görsünler.

Yaprak yaprak saçlarınızla kuşatın onları.

Görsünler hayatın savaşçılarını.

              O buyurgan bakışlarının nasıl donuklaştığını, zafer yürüyüşlerinin nasıl dağıldığını, cinayetleriyle övünen seslerinin nasıl titrediğini seyredin sonra.

Saçlarınızdaki yapraklar, emin olun, herşeyden çok korkutacak onları.

Şimdi yaşamanın, hayatı yaşayarak savunmanın tam zamanı.

Gülmenin zamanı şimdi.

Kederleri, hüzünleri usulca koynunuza alıp saklayın.

Yenildiğimizi söyleyenlere kulak vermeyi bırakın.

Biz yenilmeyiz.

Biz ölür, asılır, hapse atılır, mahkemelerde yargılanır, işsiz kalır, işkence görür, kurşunlanır ama yenilmeyiz.

Hayatı savunanlarız biz.

Ölümden korktuğumuz için değil yaşadığımız, biz savaşmaktan hoşlandığımız için yaşarız.

Çilek reçeli kaynatmak da savaşımızın bir parçasıdır, bir türküye eşlik etmek de.

Baştan aşağı günah kesilmek de savaşımızın bir parçasıdır, bir yoksul için gözlerimizin dolması da.

Biz günah işlerken bile masum kalabilenlerdeniz.

             Ölümle övünmedik çünkü biz, kimseyi öldürmedik, korkutmaya çalışmadık kimseyi, kadınların gözyaşlarında bizim bir payımız yok, cinayet emirlerinin altında bizim adımız yazmıyor, katilleri insanların peşinden biz göndermedik.

Toprağı insandan daha kutsal bulmadık biz.

Güçlüye tapınmadık.

Sevdiklerimizi zaaflarıyla sevdik, zayıflıklarıyla sevdik.

Ne ağlamaktan korktuk, ne gülmekten.

Hayatı nakış işler gibi her ilmeğine kendimizden bir şey katarak yaşadık; hayatı güzel bulmadık, hayatı güzel yapmaya uğraştık.

Diyorlar ki yenilmişiz.

Diyorum ki yenilmedik.

Gülmeyi, şakalaşmayı, sevişmeyi bilenleriz, aşıkların karşısında başını eğip berduşlarla dertleşenleriz.

Erguvanlar bizim için açar, deniz bizim için deniz kokar, güneş bizi selamlamak için her sabah gecenin içinden çıkıp gelir, akşam yağmurları bizim içindir.

Diyorlar ki yenilmişiz.

Diyorlar ki geliyorlarmış.

Diyorum ki yenilmedik.

Şimdi kadınlar, ne olur, o güzel saçlarınıza bir yaprak takın.

Hayatı savunmak için cepheye yürür gibi yapraklarla yürüyün.

Güzel saçlarınızda yapraklarınızla deyin ki, biz yenilmedik, zaferdir bizi bekleyen, biz hayatın ve zaferin bekçileriyiz.

Hosted by www.Geocities.ws

1