ÜRETİM PLANLAMA
Bölüm 2

            ÜRETİM  PLANLAMA  VE  KONTROL

    Üretim  planlama,  işletmenin  belli  bir  dönem  içinde  üreteceği  ürün  miktarının belirlenmesi  ve  kontrol  altında  tutulmasıdır. Üretim  planlaması,  hangi  mamullerin, nerelerde,  kimler  tarafından,  ne  zaman  ve  nasıl  üretileceğini  gösteren  planların hazırlanmasıdır. Üretim  planlamanın  amacı,  üretimin  aksamadan,  düzen  içinde  yürümesini, gereksiz  faaliyetlerin   elenmesini  ve  üretime  ilişkin  her  türlü  faaliyetin  birbiriyle  uyum içinde  olmasını  sağlamaktır. Bu  amaçlara  uygun  olarak  tüm  üretimin  miktar,  kalite,  yer, zaman  ve  çalışacak  insan  gücü  bakımından  planlanması  gerekir.

Planlama,  üretimi  yapılacak  ürün  hakkındaki  verilerin  analiziyle  başlar. Belirlenmiş olan  hedeflere  ulaşmak  üzere  kaynakların  kullanımı  bir  program  hazırlanarak  ana hatlarıyla  verilir. Yani  üretim  planı,  üretimin  her  kademesi  için  hedefleri,  belirli  zaman periyotları  açısından  ortaya  koyar. Bu  hedeflerin  gerçekleştirilmesi  de  ana  hedefi destekler. Üretim  planlaması  iki  aşamada  gerçekleştirilir:[1] Üretim  programının  hazırlanması  ve  fiili   üretimin  planlanması. Üretim  programları  bir  işletmede  belirli  bir plan  dönemi  içinde  hangi  mamullerin,  hangi  miktarlarda  ve  ne  zaman  üretileceğini gösteren  programlardır. Fiili  üretimin  planlanması;  üretim  hazırlıklarının  planlanması  ve işlemin  planlanması  aşamalarından  oluşur.

                        Bir  üretim  planlaması  faaliyeti  için  ön  şart,  talep  raporudur. Üretilecek  ürünlere ait   talep  şekli  planlama  faaliyetini  sınırlayabilmekte  ve  üretim  planlaması  döneminin süresini  etkileyebilmektedir. [2] Talep  tahmini,  üretim  planlamanın  başlıca  girdisidir. Talep tahmini,  planlanan  dönem  içinde  işletmenin  ne  kadar  süre  faaliyette  bulunacağını saptamaya  yardımcı  olur. Diğer  girdiler  yeni  ürünlerle,  eski  ürünlerde  yapılacak düzenlemelerle  veya  üretim  sürecinde  önerilen  değişikliklerle  ve  finansman  kontrolden sağlanan  parasal  sınırlar  ve  bütçe  sınırlamaları  ile  ilgilidir.

                        Üretim  planlamada  iki  önemli  sonuç  elde  edilir. Bunların  biri  fabrikanın geliştirilmesiyle  ilgili  uzun  dönemli  planlardır. Bu  aşamada  ürünün  ne  kadar  süre üretileceği  ve  yeni  üründeki  değişikliklerin  üretim  ve  kaynak  kapasitesi  üzerindeki  etkileri  incelenir. İkinci  aşamada  bir  yıldan  az  süreli  planlar  hazırlanır. Bu  planlar  özellikle  mevcut  kaynakların  üretim  gereklerinin  tahsisi  sorunlarıyla  ilgilidir.

                        Üretim  planlamasının  üç  düzeyi  vardır: Uzun  dönem,  orta  dönem  ve  kısa  dönem. Yaklaşık  1-5  yıllık  planlama  dönemi  olan  uzun  dönem  üretim  planlaması,  teknolojik tahminlere  bağlıdır  ve  işletme  politikasını  etkiler. Bu  nedenle,  üst  düzey  yöneticilerin kararları  ve  eğilimleri  tarafından  belirlenen  uzun  dönem  üretim  planlaması  kapsam  dışı bırakılmıştır. Diğer  taraftan  planlama  dönemi  bir  ayla  bir  yıl  arasında  olan  orta  dönem planlama  (ana planlama)  ve  kısa  dönem  üretim  planlaması  (detaylı planlama)  derhal kullanılacak  planları  kapsar. Ana  üretim  planlaması  üretim  hızının  ve  işgücü  düzeyinin  tespiti  ve  böylece tamamlanmamış  mal,  stok  düzeyinin  talebi  karşılamak  üzere  fazla  mesai  veya  dışarıya  iş verme  ihtiyacının  belirlenmesiyle  ilgilenen  orta  dönem   bir  üretim  planlamasıdır.[3] Operasyonların  planlanması  ana  planın  temelini  oluşturur.

                        Üretim  planlamasının  amacı  gerek  duyulan  (tahminlerle saptanmış)  mal  ve hizmetlerin  üretiminde  kullanılacak  tüm  kaynakların  istenen  yer  ve  zamanda  istenen miktarda  bulundurulmasını  garanti  etmek  ve  kaynak  israfını  (boş  zaman,  aşırı  hammadde ve  üretim  stoku  tutma)  en  aza  indirmektir. Üretim  planlamanın  önemi  üretim  sisteminin gelişmesine  paralel  olarak  hızlanmıştır.[4]

                        Ürettiğini  satabilen  başarılı  firmalar,  normal  karlarını  sağlamakla  birlikte  sonraki yıllara  ait  yaptıkları  satış  tahminlerini  temel  alan  uzun  vadeli  üretim  planları  da hazırlayabilirler. Satış  tahminlerinin  isabetli  yapılabilmesi,  aşağıdaki  gibi  konularda  ayrıntılı çalışmalar  yapılmasını,  geçmişin  satış  istatistiklerini  iyi  değerlendirilmesini  gerektirir  ve kamuyu,  satın  almak  için  hazır  duruma  getirme  çalışmalarına  önem  verilmesi  de geleceğin  satış  planlarının  hazırlanması  ile  birlikte,  gerçekçi  üretim  hazırlıkları  birbirini izler. Bu  hazırlıklarda  ele  alınan  konuların  temelinde, “ Nerede?,  Ne  kadar?,  Ne  kalitede? , Ne  satılabilir?  Ve  toplamın  satın  alma  gücü  halen  ne  kadardır?,  değişebilir  mi? ” sorunları  vardır.[5]

a.     Reklam  kampanyalarının  planlanması

b.   Bütçe  kontrolü  için  standartlar  hazırlanması

c.    Fabrika  kapasitesinin  ayarlanması

d.   Sermaye  harcamalarının  planlanması

e.     Üretimin  planlanması

f.       Mamul  geliştirilmesi  (değer  analizi)

g.    Teknoloji  araştırma  programlarının  yapılması

                h. Pazar  ve  pazarlama  araştırması

Satış  tahminleri,  hangi  miktarda  ne  satılabileceğini,  kar  edilip  edilmeyeceğini  tespit etmek  ve  sonuçlara  göre  gereken  tedbirleri  almak  için  sistemli  inceleme  ve  çalışmayı gerektirir.

                        2.2. TALEP  KAVRAMI   VE  TANIMI

                Talep,  bazı  şeylerin  değişmediği  varsayımı  ile  alıcıların  her  fiyat  seviyesinde  bir maldan,  zaman  birim  başına,  satın  almak  istedikleri  miktarları  gösterir.[6] Talep  kabaca , insanların,  üretilmiş  ya  da  üretilmesi  düşünülen  bir  ürünü  satın  alma  isteklerinin ölçüsüdür. Talep,  ürün  fiyatı  ve  üretim  miktarı  ile  doğrudan  ilişkilidir. Bu  ilişkiyi belirtmek  için  talep  eğrilerinden  yararlanılır.

                                Talep  ölçümü  ya  da  talep  tahmini  kavramları,  insanı  bazen  yanıltabilen  birbirleriyle  bağlantılı  kavramlarla  doludur. Bu  kavramlar  aşağıda  şekil -2.2.’de gösterilmiştir.[7]

                               Tablo 2.1.  Değişik  Talep Kavramları

 

PAZAR

İŞLETME

TALEP

TOPLAM  PAZAR  TALEBİ

İŞLETME TALEBİ

POTANSİYEL

PAZAR  POTANSİYELİ

İŞLETME POTANSİYELİ

TAHMİN

PAZAR  TAHMİNİ

İŞLETME TAHMİNİ

                Kaynak:Hamdi  İslamoğlu,Pazarlama Yönetimi ve Uygulamaları, Kocaeli,  1996, s.125

 

                Bir  malın  toplam  pazar  talebi,  belirli  bir  pazarlama  programına  göre,  belirli  bir pazarda,  belli  bir  zaman  süresinde  ve  belli  bir  tüketici  gurubu  tarafından  satın alınabilecek  toplam  mal  miktarıdır.

                Pazar  tahmini;   beklenen  pazarlama  çabaları  çerçevesinde  oluşan  talep  düzeyi olarak  tanımlanabilir. Talep,  değişik  pazarlama  çabaları  düzeyine  bağlı  olarak  değişirse  de,  bu  çaba  düzeylerinden  sadece  biri  gerçekleşecektir. Potansiyel  pazar  talebi;  ideal koşullar  altında  bir  pazarda  talep  edilebilecek  en  yüksek  mal  miktarını  ifade  eder. Pazar talebinin  üst  limitidir.

                İşletmenin  talebi,  pazar  talebinden  işletmenin  payına   düşen  bölümdür. İşletmenin talebi,  işletmenin  toplam  endüstri  pazarlama  çabaları  içindeki  payına  bağlı  olarak  artar.

                İşletmenin  pazarlama  çabaları  p  ve  Pazar  payları  s  ile  gösterilirse;  işletmenin Pazar  payı (sj)  şu  şekilde  hesaplanır:

                sj = pj/åpj                                                                                                 (2.1)

                2..2.1. TALEP  EĞRİSİ

                En  kaba  şekliyle  bir   talep  eğrisi  yukarıdaki  şekilde  gerçekleşir. Talep  eğrisindeki talep,  fiyat-miktar  ilişkisi  ile  belirtilir. Talep   eğrisi  üzerindeki  her   noktada  aynı  kabul edilen  faktörler  aşağıdaki  gibidir:[8]

                       

                 Şekil -2.1. Talep Eğrisi

                Kaynak : Erdoğan  Alkin,Fiyat Teorisi, İstanbul  Üniv. İktisat  Fakültesi  Yayınları, s.12

                1.Tüketicinin  parasal  geliri  (nominal  geliri). Tüketicinin  birim  zamanda kullanabileceği  para  miktarı  sabit  kabul  edilmelidir.

                2.Talebinden  bahsettiğimiz  ürün  dışındaki  diğer  bütün  ürünlerin  fiyatlarının değişmez  olduğu  kabul  edilmelidir.

                3.Tüketici  zevklerine  bağlı  olarak  yaptığı  tercihlerin  farklılık  göstermediği  kabul edilmelidir.

                Ancak,  yukarıda  anlatılan  faktörler  sadece  tüketicinin  bir  mala  olan  talebiyle ilgilidir. Öyle  ki  yukarıdaki  talep  eğrisi  de  bireysel   talep  eğrisidir. Bizim için önemli  olan piyasaya   ait  toplam  taleptir (Piyasa talebi). Piyasa  talebi,  bir  malı  satın  alabilecek  tüm alıcıların  değişik  fiyat  seviyelerinde  satın  almaya  razı  oldukları  toplam  miktarlardır.

                Talep  eğrileri,  normal  olarak  soldan  sağa  doğru  azalma  gösteren  eğrilerdir. Yani talep  edilen  miktarlarla  fiyatlar  arasında  ters  yönlü  bir  ilişki  vardır. Eğer  bir   malın  fiyatı yüksek  ise  o   mala  olan  talep  düşük;  mal  ucuz  ise  o  ürüne  olan  talep  yüksek  olacaktır. Buna  iktisatta  talep  kanunu  adı  verilir.[1]

                Talebin Esnekliği:

                Talep  eğrisi   üzerinde  bir  noktadan  bir  başkasına  geçilmesi  malın  fiyatının değiştiğini,  buna  bağlı  olarak  da  talep  miktarının  arttığını  veya  azaldığını  gösterir. Ancak talep  miktarının  fiyat  değişmesi  karşısında  gösterdiği  duyarlık  her  mal  için  ve  herhangi bir  mal  için  her  zaman  aynı  değildir. Talep  esnekliği  talep  miktarının  fiyat  değişmeleri karşısındaki  duyarlığının  bir  ölçüsüdür.[2]

                                                        Talebin  Değişmesi:

                Yukarıda  da  belirtildiği  gibi  talep  eğrisi  üzerindeki  her  noktada  özellikler  sabit olduğuna  göre,  eğri  üzerindeki  bir  noktadan  yine  o   eğri  üzerindeki  diğer  bir  noktaya geçişte  talepte  bir  değişiklik  olmaz. Talebin  değişmesi  için  talep  eğrisinin  kayması  gerekir.

                                                                                                                      

 

 

 

Şekil  2.3. Talebin  Değişimi

Kaynak: Erdoğan  Alkin,Fiyat Teorisi, İstanbul  Üniv. İktisat  Fakültesi  Yayınları, s.14

       Bir  talep  üzerindeki  bir   noktadan  aynı  eğri  üzerindeki  başka  bir  noktaya  gidilirse talepte  bir  değişiklik  olmaz. Talebin  değişmesi  için   talep  eğrisinin  kayması   gerekir. Bir  önceki  sayfadaki  şekil  bunu  göstermektedir. T2  talebi  sağa  kayarak  T  talebine   dönüşür   ve  bunun  sonucunda  talep  artar. Çünkü  her  fiyat  seviyesinde  talep  edilen  miktarlar eskisinden  daha  yüksek  olur.

                Sonuç  olarak  talep  eğrisinin  sağa  doğru  kayması  talebin  arttığını,  sola  doğru kayması  talebin  azaldığını  gösterir. Talep  değişmesinin  sebebi,  fiyat  haricindeki  etmenlerin devreye  sokulmasıdır. Yani  yukarıda  anlatılan  bireysel  talep  bahsinde,  değişmez  kabul edilen  değerler  değişirse   talep  değişir. Bunlar;  tüketicinin   nominal  gelirinin  artması,  adı geçen  mal  dışındaki  diğer  malların  fiyatlarının  değişmesi,  tüketici   zevklerinin  değişmesi şeklindedir. Piyasa  talebinin  değişmesi  de  bireysel  talepteki  her  türlü  değişimle  gerçekleşir. Piyasa  talebi  de  tüketici  taleplerinin  toplamından  oluştuğu   için  tüketici sayısının  artması  talebi  arttıracaktır. Bunun   gerçekleşmesi  için  talebi  etkileyen  diğer  bütün  etmenlerin   sabit   olması  gerekir.

 

                2.2.2. TALEP  TAHMİNİ   VE   ÜRETİM  PLANLAMA   İÇİNDEKİ   YERİ

                      Talep  tahmini,  tüketicilerin  gelecekte  ne  miktar  mal  ve  hizmet  talep  edeceklerinin kestirilmesi  işlevidir.[3] Başka  bir  ifadeyle  üretilmesi  düşünülen  ürünün  tüketiciler  tarafından  tercih  edilme  miktarının,  çeşitli  yöntemler  kullanılarak  tahmin  edilmeye çalışılması  işlemidir. Talep  tahmini,  üretim  planlama  çalışmasının  temelini  oluşturur. Üretilmesi  düşünülen  ürüne  ne  kadar  talep   olacağını  bilmeden  yapılan  bir  planlama gerçek  bir  planlama  sayılamaz.

                Talep  tahminleri  üretim  planlama  departmanının  sorumluluğu  altında  olmamasına rağmen,  talep  tahminlerinin  ortaya  çıkardığı   sonuçlardan  en  fazla  yararlanan  ve  etkilenen üretim  planlama  departmanıdır. Üretim  planlarının  hazırlanmasından,  hammadde tedarikinden,   stok  kontrolünden  ve  sapmaların  önlenmesi  çalışmalarından  sorumlu  olan üretim   planlamanın  dayandığı  temel  verilerin  başında  talep  tahminleri  gelir.

                       Talep  tahminlerinde  göz  önüne  alınması  yararlı  olan  prensiplerden  belli  başlıları şöyle  sıralanabilir[4]:

                1. Miktar  veya  çeşit  yönünden  büyük  olan  gruplar  için  yapılan  tahminler  daha duyarlıdır.

                2. Tahminlerin  kapsadığı  zaman  aralığı  kısaldıkça  (kısa  vadeye  gidildikçe)  duyarlık artar.

                3. Her  talep  tahmin  araştırmasında  sapmaları  belirleyecek  hata  hesaplamaları  yer almalıdır.

                4. Herhangi  bir  talep  tahmin  araştırmasının  sonuçlarını  uygulamaya  geçmeden  önce kullanılan  yöntemin  testi  yapılmalıdır.

                Talep  tahmini,  çeşitli  yöntemler  yardımıyla  gerçekleştirilebilir. Bunlara  aşağıdaki konuda  deyinilmiştir.

                     2.3. TALEP  TAHMİN  YÖNTEMLERİ

                  Bir  talep  araştırmasının  güvenilirliğini  belirleyen  en  önemli  faktör  verilerin doğruluğudur. Verilerin  talep  araştırmasının  temelini  oluşturmasına  rağmen  hesaplama yönteminin  yanlış  seçilmesi  veya  kullanılması,  toplanan  veriler  doğru  olsa  bile  talep araştırmasının  geçerliliğini   yitirmesine  neden  olacaktır. Bunun  için  talep  tahmin yönteminin  doğru  seçilmesi  araştırma   için  hayati   önem  taşımaktadır.

                Bir  çok  kaynakta  talep  tahmin   yöntemlerinin  iki  başlık  altında  toplandığını görmekteyiz. Bir  grup  ‘görüş  alma’  şeklinde   gerçekleşen,   tecrübe   ve   sezgiye dayanan yöntemler  grubunu   oluştururken   (dolaysız  talep  tahmini),  diğer   bir  grup   da  gösterge ve  istatistik  yöntemlerinin   kullanılarak  talep  tahmininin  yapılması  grubudur  (dolaylı  talep tahmini). Bu  yöntemleri  aşağıda  kısaca  anlatmaya  çalışacağız.

2.3.1 DolaysIz  Talep  Tahmİn  Yöntemlerİ

                Bu  yöntemlerde  işletmede   çalışan  kişilerin,  talep  tahmini  yapılacak  departmanda çalışanların,  yöneticilerin  ve  konuyla  ilgisi  bulunan  insanların  görüşleri   alınır. Sistematik bir  biçimde  toplanan  bu  bilgiler  analiz  edilir. Buna  görüş  toplama  (= collective opinion) adı  verilir.[5]

                Bazen  doğrudan  doğruya  tüketici  veya  malı  kullanacaklara  yönelik  anket  ve formlar  hazırlanarak  onların  düşünce  ve  beklentileri  öğrenilebilir. Fakat  iletişim  kurmadaki hatalar  bu  yöntemin  yeterince  objektif  olamayacağını  ve  verilerin  tartışmaya  açık  halde olduğunu  bize  göstermektedir.

                Dolaysız  talep  tahminleri,  düşük  maliyetli  olması  itibariyle  halen  irili  ufaklı  birçok işletme  tarafından  kullanılmaktadır. Tecrübeli  kişilerin  etkin  biçimde  kullanılması  ve karmaşık  işlemlere  gerek  duymayan  basit  yöntemler  olması,  dolaysız  talep  tahminlerinin diğer  bir  avantajıdır.

                Bu  avantajların  yanında  bu  tip  yöntemlerin  birçok  handikap  içerdiğini  de  belirtmek  gerekir. Tamamen  insanların  görüşlerine  dayandığı  için  bilimsel  yönü  zayıftır. Tecrübesiz  kişilerin  çalıştığı  bir  işletmede,  kişisel  yanılgıların  etkisi,  uygulanan  yöntemin başarısızlığa  uğramasına  neden  olabilir.

2.3.2 .DolaylI  Talep  Tahmİn  Yöntemlerİ

                    Ülkenin  belirli  bir  zaman  aralığındaki  ekonomik  faaliyetlerinin  istatistik  verileriyle çıkarılarak,  bu  verilerle  ürünün  talebi  arasında  bir  bağlantı  kurularak,  bu  bağlantının istatistik  yöntemlerle  ispatlanmasıyla  yapılan  talep  tahminleridir. Elde  edilen  göstergelerle, ürünün  talebi  arasındaki  ilişki  zamanla  değişebilir. Bunun  yanında  talebi  etkileyen  diğer faktörlerin  oranının  değişebileceğine  de  dikkat  edilmesi  gereklidir. Aşağıda  dolaylı  talep tahminlerinin  kısaca  açıklamaları  yer  almaktadır.

2.3.2.1 .ZAMAN  SERİLERİ  ANALİZİ  YOLUYLA  TALEP  TAHMİNİ

                Bu  yöntemde  geçmiş  dönemlere  ait  verilerden  yararlanılarak,  geçmişte  yapılmış olan  gözlemlere  dayanarak,  ileriye  yönelik  tahminlerde  bulunulur. Eldeki  eski  dönemlere ait  bilgilerin  istatistiği  değerlendirmesi  yapılarak,  trendler  (belirli  değişim  biçimi) saptanarak,  gerçekleşmesi  muhtemel  talep  seviyesi  tahmin  edilebilir. Zaman  serileri  analizi iki  değişken  arasındaki  lineer  bağıntının  araştırılmasından  başka  bir  şey  değildir. Gelecekteki  dalgalanmaları,  değişimleri  kontrol  altında  tutabilmek  için  trend  doğrusunun etrafına  (3s,-3s)  veya  (-2s,+2s)  uzaklıkta  kontrol  limitleri  çizilebilir. Bu  sınırların  dışında  kalan  değerler,  mevsim  etkisinin  dışında  kalan  nedenler  olduğunu  gösterir.[6] 

                Grafikle   Gösterme  Yöntemiyle  Talep  Tahmini:

                Bu  yöntem,  basit  trend  yönteminin  geliştirilmiş  halidir. Talep  tahmini  yapılacak zaman  serisi  için,  önceki  yıllara  ait  değerler  grafik  üzerinde  gösterilir. Gelişme  bir  eğri ya  da  doğru  ile  belirtilir. Gelecek  yıllara  ait  talep  tahmini  eğrinin  biçimine  göre  göz kararı  yapılır. Bu  yöntem  göze  hitap  eder.

               

                Şekil  2.4.  Gelecek  Yıllara  Ait  Talep  Tahmini  Eğrisi

                Önde  Giden  Göstergeler  Yoluyla  Talep Tahmini:

                Ekonomide  çeşitli  göstergeler  söz  konusudur. Bunlar  iktisadi  gelişmelerin habercileridir. Başlıca  gösterge  tipleri  aşağıdadır:

                (1) Gayri  safi  milli  hasıla

                (2) Milli  gelir

                (3) Kişi  başına  milli  gelir

                (4) Nüfus  artışı

                (5) Kredi  oranları

                (6) Fiyat  gelişmeleri

                (7) İstihdam  ve  ücretler

                (8) Para  ve  kredi  arzı

                (9) Stok  hareketleri

                (10) Para  politikaları

                (11) Enerji  tüketimi

                (12) Kamu  ve  özel  kesim  harcamaları

                (13) Ödemeler  dengesi

                (14) Tarım,  sanayi  ve  hizmet  sektörlerindeki  üretim  miktarı

                İşte  bu  ve  bunun  gibi  göstergeler  yardımıyla  malların  tüketimi  fiyatları  arasında korelasyon  araştırılır. Göstergeler  arası  ilişkilerden  bir  sonuç  çıkarılarak  ileriye  dönük tahminlerde  bulunulabilir.

                Yarı  Ortalama   Yöntemiyle  Talep  Tahmini:

                Bu  yöntemde  geçmiş  yıllara  ait  seriler  iki  kısma  bölünür. Daha  sonra  her  iki bölümdeki  değerlerin  ortalaması  alınır. Elde  edilen  ortalamalar  grafik  kağıdına  işaretlenir ve  daha  sonra  bu  iki  noktayı  birleştiren  bir  doğru  çizilir. Bu  doğrunun  uzantısı, gelecekte  gerçekleşmesi  muhtemel  talep  miktarını  belirler.

                Hareketli  Ortalama  Yöntemi  İle  Talep  Tahmini:

                Bu  yöntemde  ele  alınan  seriler,  üçerli,  dörderli,  beşerli  veya  daha  fazla  sayıda gruplandırmaya  tabi  tutulurlar. Öncelikle  birinci  grubun  ortalama  değeri  aynı  grubun  orta hizasına  yazılır. Daha  sonraki  gruplamalarda   da  bir  önceki  grubun  ilk  sayısı  terk  edilerek  birinci  gruptan  sonraki  ilk  sayı  bu  gruba  dahil edilir. Bu  grubun  da  ortalaması alınarak  grubun  orta  hizasına  yazılır. Sonraki  işlemlerde  bir  önceki   grubun  ilk  değeri atılarak  devam  edilir. Yapılan  işlemler  sonucunda  satış  miktarı  belli  olan  en  son  devreye ulaşılır. Daha  önceden  işleme  girmiş  olan  en  eski  devreye  ait  satış  miktarı  işlem  dışı bırakılır.               

     Bulunan   ortalamalar  grafikte  işaretlenip,  arasından  doğru  geçirilir. Doğru  uzantısı ileriki   yıllara  ait  talep  tahmini  yapmamıza  olanak  sağlar. Ancak,  bir  takım  tahmin sapmalarının  olabileceği   de  göz  önünde  bulundurulmalıdır.

                Hareketli   ortalamalar  yöntemi,  mevsimlerin   talep  üzerindeki  etkisini  belirgin olarak   ortaya  çıkarır.

2.3.2.2. EN  KÜÇÜK  KARELER  YÖNTEMİYLE  TALEP  TAHMİNİ

    Bu  yöntemin  esası;  seçilen  iki  değişken  arasındaki  münasebetin  en  doğru  şekilde belirtilmesi  ve  noktalar  arasından  geçirilecek  olan  doğrunun,  noktalara  olan  uzaklıkları toplamının  minimum  yapılması  işlemlerinden  ibarettir. Güvenilirliği  oldukça  yüksek  olan bir  yöntemdir. Uygun veriler kullanıldığı takdirde, sağlıklı sonuçlara ulaşmak olasıdır. Zaman serisinin   eğilimi   eğri  şeklinde   de  olabilir. Bu  yüzden  verilere  göre  değişik  denklemler kullanılır. Bu  denklemler;  doğru  denklemi,  parabol  denklemi,  üssel  düzeltme  denklemi  ve yarı  logaritmik  eğri  denklemleri  olabilir.

 

2.3.2.3. REGRESYON  ANALİZİ  VE  KORELASYON  YÖNTEMİ

                Bu  analizlerin  insan   gücü  planlamasına  uygulanası   ile,   söz   konusu  olabilecek başka  belirleyici  etmenlerde  ortaya  çıkabilecek  değişikliklerin  personel  ihtiyacı  üzerinde yapacağı  etkilerin  araştırılması  olacaktır. Daha  açık  olarak,  satışlar,  sermaye,  karlar  üretim  hacmi  gibi  global  nitelikteki  işletme   değişkenleri  ile  personel  miktarı  ya  da ihtiyacı  arasındaki  ilişkiler  bu  analizler  yardımıyla  incelenebilir. Çünkü, regrasyon korelasyon  analizleri,  personel  miktarı  ile  yukarıda  söylenen  değişkenlerden  biri  veya birkaçı  arasında  ortaya  çıkabilecek  ilişkileri  araştırmayı  olanaklı kılar.[7]

                Regresyon-korelasyon  yönteminde,  ilişkinin  türünden  bağımlı  olarak  doğrusal  ve eğrisel  korelasyonlardan  söz  edilebilir. Ayrıca  analize  birden  fazla  değişken  alındığında , çoklu (katlı)  korelasyon  işlemleri  ile  ilişkinin  özellikleri  belirlenebilir. Böylece  uzun  ve karmaşık  işlemler  gerektiren  Regresyon-korelasyon  analizlerinde,  bilgisayar programlarından  yararlanmak  kolaylık  sağlayacaktır.[8]

                Regresyon  analizi,  geçmişteki  talebi  etkileyen   faktörlerin,  gelecekte  de  söz konusu  olacağı  varsayımının  kabul  edilmesiyle  uygulanabilir. Geçmiş   dönemlerde  hayata geçen  tahmin  genel   trendinin geleceğe  yansıtılması  regresyon  analizidir.

                Elde  edilen  bu  trendin  gelecekte  oluşan  tahminlerle  uyumluluk  göstermemesi sadece  tesadüfi  dalgalanmaların  sonucudur. Regresyon  analizinde  de   kontrol  limitleri uygulanır. Kontrol  limitlerinin   iki  temel  yararı  vardır:[9] Gerçek  talep  oluştuğunda, limitlerin  içinde  kalıp  kalmadığı,  dolayısıyla  kabul  edilebilir  bir  değer  olup  olmaması hakkında   fikir  sahibi  olunur. Ayrıca   kontrol   limitleri   üretim  planlama  için,  üretim kaynaklarını   kullanmada   önemli  bir  avantaj  sağlar.         

              Regresyon<   analizinde dikkat   edilmesi   gereken  noktalar  şunlardır: Öncelikle yukarıda  da  belirttiğimiz  gibi  trendin  değişmeyeceğini   varsaymak  mecburiyetindeyiz. Daha çok  kısa   aralıklarla  tahmin  yapılırsa   başarılı  olunur. Regresyon  analizi  çok  sayıda  veri gerektirdiği  için  çok  çeşitli  mamuller  üreten  işletmelerde  kullanılması  daha  zordur.

              korelasyon  iki  ya  da  daha   fazla  çok  sayıdaki,  değişken  arasındaki  ilişkiyi gösterir. İlişkinin  miktarı  bir  sayıyla  belirtilir. Bu  sayıya  da  koralelasyon  katsayısı ( r ) ya   da   ilişki  katsayısı  denir. [10] Birden  çok  istatistiği  seri  arasında  kurulan  ilişkide  bir değişken,  diğer  açıklayıcı  değişkenlerin   fonksiyonu  olarak  tespit  edilir. İki  değişken arasındaki  bağıntının  derecesini  korelasyon  katsayısı  ölçer. Korelasyon  katsayısı -1’ le  +1 arasındadır. Korelasyon  katsayısının  özellikleri ;[11]

·            Korelasyon  katsayısının  değeri,  her  iki  değişkenin  ölçü  birimlerine  bağımlı değildir. Örneğin,  X  ölçü  birimi  mm,   cm  veya  m,  Y  ölçü  birimleri  gr,  kg  veya  ton olsa,  korelasyon  katsayısının   değeri  değişmeyecektir. Korelasyon  katsayısı  iki  sayısal değişken  arasında  kaynaklanan  doğrusal  ilişkinin  kuvvetini   ölçer.

·            Korelasyon  katsayısının  değeri,  iki  değişkenden  hangisine  X  denilirse  denilsin değişmez. Bu  regrasyon  analizindeki  durumun  tersi  olarak  görülür.

·            Korelasyon  katsayısının  değeri  -1  ile  +1  arasında  değişir. Korelasyon katsayısının  değeri   üst  limit   olan  +1’e  yaklaştıksa  iki  değişken   arasında  önemli pozitif (düz)  ilişki   olduğu,

-1’e  yaklaştıkça  önemli  bir  negatif  ters   ilişki  olduğu  anlaşılır. Korelasyon  katsayısının değerlerini  aşağıdaki  şekilde  kabaca   sınıflamak  olasıdır.

                r>= 0.8 veya r<=0.8  ise   ilişki  kuvvetli

                0.5  veya  -0.8  ise  ilişki  orta   dereceli,  ılımlı

                r<=0.5  ise  ilişki  zayıf  denilebilir.

·            Nokta  diyagramında  bütün  noktalar  eğimi  pozitif   olan   bir  doğru  üzerinde  ise, r’nin  değeri   birdir. Aynı  şekilde  bütün  noktalar  eğimi  negatif  olan  bir  doğru  üzerinde   ise  r=-1 dir.

·               Korelasyon  katsayısının  değeri,  X  ve  Y’ nin  ne  kadar  doğrusal  olarak  ilişkili olduğunun  ölçüsüdür. Nokta  diyagramında  gözlem  noktaları  ne  kadar  bir  düz  çizgiye yakınsa  Korelasyon  katsayısı  o  derecede    değere  yaklaşır.

                Korelasyon  katsayısının  değeri  kuvvetli  olsa  bile  bu,  bize  değişkenlerin  birinin neden,  diğerinin  sonuç  olduğunu  göstermez. Zira  bu  değişkenleri  etkileyen  başka  birçok değişkenin  varlığı  kuvvetle  muhtemeldir.

Regrasyon-korelasyon  yöntemleri  çözüme  alınan  değişkenlerin  sayısına  bağımlı olarak  incelenebilir.

2.3.2.3.1. DOĞRUSAL  REGRASYON  VE  KORELASYON  YÖNTEMİ

Herhangi  bir  işletmenin  gelecekteki  insan  gücü  ihtiyacı  satışlar  ile  personel miktarları  arasındaki  ilişkiden  hareketle  tahmin  edileceği  düşünülürse  bu  durumda  yıllara ait  satış   miktarları  ve personel  miktarları  ele  alınarak  aralarındaki  ilişkinin  derecesine bakılır.

Satışlar  (X)  bağımsız  değişken  olarak  alınıp  personel   miktarı  (Y)  ondan  bağımlı kabul  edilirse,  regrasyon  denklemi  şu  şekilde  olur; Y=a+bx                                                                                      (2.2)

                                                         (2.3)

          a = xort - b.yort                                                                                                                                                             (2.4)   

bağıntılarıyla  hesaplanabilir. Ayrıca  standart  sapmasın da  (2.4)’de  ki  gibi  bağıntıyla bulabiliriz.

   (2.5)

  2.3.2.3.2. EĞRİSEL  REGRASYON  VE  KORELASYON  YÖNTEMİ

Dağılma  diyagramında  (X,Y)  değerlerinin  oluşturduğu  kesişme  noktalarının   eğilimi bir  eğri  olarak  yorumlanırsa,  o  zaman  eğrisel  bir  regrasyon  söz  konusu  olur. Burada regrasyon  ve  korelasyon  katsayıları  eğrisel  temele  göre  hesaplanarak  yorumlanır.[1] Bir işletmenin  insan  gücü  ihtiyacını,  üretim  hacmi  ve  personel  miktarı  arasındaki   ilişkiden hareket  ederek  tahmin  edilebileceği  düşünülürse,  tahminler  eğrisel  olarak  yapılabilir.

Üretim  hacmi  (X)  bağımsız  değişken  olarak  alıp,  personel  miktarını (Y) ondan bağımlı  kabul  edersek  regrasyon  denklemi  şu  şekilde  olur:

Y= a+bX+cX2

Regrasyon  denklemindeki  a,  b,  c  parametrelerini  bulmak  için  en  küçük  kareler yöntemi  ile  işlemler  yapılabilir.

Y= a+bX+cX2

åY = n.a+ båX+ cåX2

åXY = aåX+ båX2+ cåX3

åX2Y= aåX2+båX3+cåX4

İşletmenin  üretim  değerleri  ve  personel  değerleri  bu  denklemlerde  yerine  konarak a,  b,   c  parametreleri  bulunur.



[1] İbrahim Halil Öndar, a.g.e. ,  s.17


[1] Orhan Türkay, a. g. e. , s.40

[2] Orhan Türkay, a. g. e. ,  s.58

[3] Ayhan Toraman, Sıtkı Gözlü, Üretim Planlama ve Kontrol, Yayın No:248,İstanbul, 1984, s.59.

[4] Bülent Kobu,  a.g.e. , s-209

[5] R.R. MAYER , Production and Operations Management , Mc Graw - Hill , 1975 , s. 14-21.

[6] Bülent Kobu, a.g.e. , s.226

[7] İbrahim Halil Öndar, İnsangücü Planlamasında Kullanılan Matemetiksel  Modellerin Uygulanması ve İncelenmesi, İstanbul,1993, s-11.

[8] Tuğray  Kaynak, Personel Planlaması, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1990, s.98

[9] Ayhan Toraman, Sıtkı Gözlü, a.g.e.  , s.88

[10] Hüsnü Arıcı, İstatistik Yöntemler ve Uygulamaları, Meteksan   Yayınları, Ankara 1993, s.121

[11] Meriç Öztürkcan,   İstatistik Ders Notları, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi  Endüstri Mühendisliği Bölümü, Kocaeli,1997,s.116-118

 



[1] M. Şerif  Şimşek, İşletme Bilimlerine Giriş, Konya, 1995, s.213

 

[2] Nesime Acar, Üretim Planlaması Yöntem ve Uygulamaları, M.P.M Yayınları, Ankara, 1996, s.19

[3] Nesime Acar, a g.e. ,  s.20

[4] Osman Demir, İşletmelerde Üretim Planlaması ve Kontrolü doktora tezi,  İstanbul, 1990.s.45

[5] Reşat Taykut, İşletmelerde Üretim Planlaması ve Kontrolü, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yayınları, s.52

[6] Orhan Türksay, İktisat Teorisine Giriş, Ankara, 1995, s.41.

[7] Hamdi İslamoğlu,  Pazarlama Yönetimi ve Uygulamaları, Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari  Bilimler Fakültesi yayınları,  Kocaeli , 1996, s.125-126

[8] Erdoğan Alkin, Fiyat Teorisi, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayınları, Yayınları, İstanbul, 1990, s.21

 

 

ANA SAYFAYA DÖNÜŞ      BİTİRME ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

Hosted by www.Geocities.ws

1