Çok
konuşuldu, az işletildi
|
Yolsuzlukları
araştırmak amacıyla TBMM'de kurulan komisyonlar, son
birkaç hafta içinde çok sayıda eski siyasiden ifade
aldı. Böylece yeniden çok sayıda eski üst düzey
siyasinin Yüce Divan'a gitmesi gündeme
geldi.
|
Yüce Divan olarak hareket etme yetkisi, hep
asıl işlevi ve görevi farklı olan organlara verildi. Şu anda
Yüce Divan görevi Anayasa Mahkemesi'nde. Divan'a giden 11 dava
bakanlarla ilgiliydi
23/07/2003 (258 kişi okudu)
VAHİT BIÇAK
Meclis Yolsuzlukları Araştırma
Komisyonu'nun yoğun bir çalışma programı uyguluyor. Yakın
geçmişte çok önemli görevlerde bulunmuş kişiler Komisyona
davet edilerek dinleniyorlar ve çeşitli sorulara muhatap
oluyorlar.
Komisyon raporunu henüz hazırlamadı, ancak daha
şimdiden komisyon incelemelerinin bazı kişilerin Yüce Divan'a
gönderilmesi sonucu doğuracağı yazılmaya başlandı. Nedir Yüce
Divan? Bugüne kadar ne tür faaliyetlerde bulunmuştur?
Üst düzey
görevliler
Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu
üyeleri, yüksek mahkeme başkanları ve üyeleri gibi üst düzey
kamu görevlilerini yargılamak üzere her ne kadar Yüce Divan
adıyla özel bir mahkeme öngörülmüşse de, bu adla ayrı,
müstakil bir mahkeme bulunmamaktadır. İhtiyaç olması durumunda
Yüce Divan olarak hareket etme yetkisi, tarihsel süreç
içerisinde asıl işlevi ve görevi farklı olan birtakım
organlara verilmiştir.
Günümüzde ise Yüce Divan olarak
yargılama yapma görevi Anayasa Mahkemesi tarafından yerine
getirilmektedir.
Yüce Divan görevini yerine getirmekle
yetkili kılınan Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin asıl
görevlerinin ve uzmanlık alanlarının
'anayasaya uygunluk
denetimi' olması ve Yüce Divan olarak ceza yargılaması
yapmalarının çok seyrek olması sebebiyle Anayasa Mahkemesi'nin
Yüce Divan sıfatıyla ceza yargılaması yapmasının yerinde olup
olmadığı sorgulanabilir.
Uzmanlaşma
Ceza yargılaması
uzmanlık gerektiren teknik bir iştir. Genel ceza
mahkemelerinde hâkimler daha mesleklerinin başında ceza ve
hukuk hâkimi olarak ayrılmakta; ceza hâkimi olanlar sulh ceza
mahkemelerinden başlayarak asliye ceza mahkemeleri, ağır ceza
mahkemeleri, Yargıtay ceza daireleri tetkik hâkimi ve Yargıtay
ceza dairesi üyeliği gibi aşamalardan geçerek ceza yargılaması
hizmeti sunma konusunda uzmanlaşmaktadırlar.
Anayasa
Mahkemesi üyelerinden bir kısmı hukukçu değildir. Anayasaya
uygunluk denetimi açısından bu durum bir eksiklik olmamakla
birlikte, Yüce Divan olarak ceza yargılaması yapılması gündeme
geldiğinde bu olgu sorgulanabilir. Ayrıca, hukukçu olan
üyelerin de ceza hukukuyla ilgilerinin olması, bu alanda bilgi
ve tecrübe birikimlerinin olması da tamamen tesadüfe bağlı
bulunmaktadır.
Cumhuriyet'in
ilk dönemleri
Yüce Divan'da
yargılanabilecek sınırlı sayıda kişi söz konusudur. Toplam 490
üst düzey kamu görevlisi Yüce Divan'da yargılanabilir. Yüce
Divan'da geçmişte yargılanan kişiler arasında dengeli bir
dağılım olmadığı görülmektedir. Yüce Divan'ın yargılama
yetkisi kapsamında birçok değişik meslek mensubu olmasına
karşın bugüne kadar Yüce Divan'da sadece bakanlar
yargılanmıştır. Şimdiye kadar Yüce Divan'da yargılanan
bakanlar ve davaların gelişimi şöyledir.
İhsan Eryavuz:
Deniz Bakanı olduğu dönemde arkadaşlarıyla birlikte Yavuz
isimli harp gemisinin tamirinde yolsuzluk yaptığı iddiasıyla
İhsan Eryavuz'un Yüce Divan'da yargılanmasına 26 Ocak 1928
tarihinde TBMM de karar verilmiştir.
Yapılan yargılama
sonunda eski Bahriye Bakanı İhsan Eryavuz, Yavuz harp
gemisinin tamirinde yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle iki yıl
ağır hapis cezası ve iki yıl memuriyetten mahrumiyet cezasına
çarptırılmıştır.
Zararın
tazmini
Ali Cenani: Gaziantep
Milletvekili ve eski Ticaret Bakanı Ali Cenani, un ve zahire
fiyatlarının yükselmesini önlemek için verilen 500 bin TL nin
harcanmasında yolsuzluk yaptığı gerekçesi ile Yüce Divan'a
gönderilmiştir. Yargılama neticesinde eski Ticaret Bakanı Ali
Cenani'nin memuriyet görevini kötüye kullandığı sonucuna
ulaşılarak bir ay hapsine ve dört ay rütbe ve memuriyetten
mahrumiyetine karar verilmiştir. Ancak verilen ceza tecil
edilerek devletin uğradığı maddi zararın Ali Cenani tarafından
yasal faizi ile tazmin edilmesine hüküm verilmiştir.
Mahmut Muhtar Paşa: İngiltere'de faaliyet gösteren
bir şirkete sipariş edilen vapurların inşa bedeline mahsuben
ilk taksit olarak verilen 20 bin İngiliz Sterlini'ni
sözleşmede öngörülen banka mektubunu almadan veren ve söz
konusu şirketin iflasından dolayı anılan meblağın kaybına yol
açan eski Deniz Bakanı Mahmut Muhtar Paşa'nın (Katırcıoğlu)
Yüce Divan'da yargılanıp yargılanmaması 1914 yılında Meclisi
Mebusan'da tartışılmış, ancak bir karara varılamamıştı.
1928 yılında konu tekrar gündeme getirilmiş ve 1929
yılında yargılamayı yapmak üzere Yüce Divan kurulmuştur.
Yapılan yargılama sonunda Mahmut Muhtar Katırcıoğlu'nun
kaybına sebep olduğu zararı tazmin etmesine karar verilmiştir.
Suat Hayri Ürgüplü: Eski Gümrük ve Tekel Bakanı
Suat Hayri Ürgüplü ve bürokratları kahve, tomruk, tutkal,
kibrit ve kereste alımlarında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla
yargılandı. Yargılamaları sonunda Ürgüplü ve bürokratlar
beraat etmişler, sadece kereste tüccarı Vakıf Çakmur bir sene
on altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Mehmet
Baydur: Bir İngiliz firmasına satışı yapılan 52 bin 500
ton arpanın satışında görevini savsadığından dolayı eski
Ticaret Bakanı Mehmet Baydur'un yargılanması sonunda sanığın
isnat olunan görevi savsamak suçunu işlediği sabit
olmadığından beraat kararı verilmiştir.
12 Eylül
sonrası
Hilmi İşgüzar: Eski Sosyal
Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar, 1978-1979 yıllarında kayırma,
usulsüzlük, yolsuzluk, nüfuz ticareti, vazifeyi suiistimal ve
menfaat temini suretiyle SSK ve Bağ-Kur'u zarara sokmak
fiillerinden dolayı 1981 yılında Milli Güvenlik Konseyi
tarafından Yüce Divan' sevk edilmiş ve 5 yıl ağır hapis ve 4
yıl sekiz ay hapis cezası ve temelli olarak memuriyetten
yoksun bırakma cezasıyla cezalandırılmıştır.
Tuncay
Mataracı: Eski Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı,
1978-1979 yıllarında rüşvet almak, görevi kötüye kullanmak
suçlarını işlediği gerekçesi ile Milli Güvenlik Konseyi
tarafından Yüce Divan'a sevk edilmiş ve otuz altı sene ağır
hapis ve memuriyetten temelli çıkarma cezasına mahkûm
edilmiştir.
Şerafettin Elçi: Eski Bayındırlık
Bakanı Serafettin Elçi, 1978-1979 yıllarında atamalarda
usulsüzlük yaparak görevini kötüye kullandığı, rüşvet aldığı
ithamıyla Milli Güvenlik Konseyi tarafından Yüce Divan'a sevk
edilmiş ve iki yıl dört ay hapis ve on dört ay memuriyetten
mahrumiyet cezasıyla cezalandırılmıştır.
Selahattin
Kılıç: Eski Bayındırlık Bakanı Selahattin Kılıç,
1978-1979-1980 yıllarında rüşvet aldığı, görevi kötüye
kullandığı ithamıyla Milli Güvenlik Konseyi tarafında Yüce
Divan'a gönderilmiştir. Yeterli delil bulunamadığından beraat
kararı verilmiştir.
1983
seçimlerinden sonra
İsmail
Özdağlar: Eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar, 1985'te
görevi kötüye kullanmak suçundan iki yıl süre ile hapis ve 30
bin lira ağır para cezası ile mahkûm edildi.
İki de
beraat: Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Sefa Giray ve
Ulaştırma Bakanı Cengiz Altınkaya, otoyol ihalesinde yolsuzluk
yaptıkları ithamıyla 1993'te Yüce Divan'a sevk edilmiş ancak
yapılan yargılama sonunda her iki eski bakan da beraat
etmiştir.
Bugüne kadar Yüce Divan'da yargılanan olay
sayısı on birdir.
Yüce Divana belli dönemlerde daha fazla
ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Yargılanan toplam on bir
olayın üçü 1928 ve 1929 yıllarında, dördü ise 1982 ve 1983
yıllarında gerçekleşmiştir. Yüce Divan'da yargılanan toplam on
bir davanın yedisinde mahkûmiyet, üçünde beraat, birinde ise
bakan
için beraat kararı verilirken suça iştirak eden kişi
için mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Üye
sayıları
Yüce Divan'ın üye sayısı azalma
eğilimi göstermiştir. 1876 Anayasasında 21 üye, 1924
Anayasası'nda 15 asıl 6 yedek üye, 1961 Anayasasında 15 asıl
ve 5 yedek üye, 1982 Anayasası'nda 11 asıl ve 4 yedek üyeden
oluşmuştur.
Genel ceza yargılaması yapan sulh ceza
mahkemeleri ve asliye ceza mahkemeleri tek hâkimli, ağır ceza
mahkemeleri (DGM de dahil) üç hâkimli mahkemeler olduğu
dikkate alınacak olursa, 11 hâkimden oluşan Yüce Divanın hâlâ
oldukça kalabalık bir yapıya sahip olduğu ifade edilebilir.
Sonuç olarak, Yüce Divan'ın oluşumu tarihsel süreçte çok
değişken yapılarda karşımıza çıkmaktadır. Yüce Divan Türk
hukuk tarihinde çok eski bir yere sahiptir. Oysa, Anayasa
Mahkemesi 1961 yılında kurulmuştur. Anayasa Mahkemesi Türk
hukuk sisteminde mevcut değilken Yüce Divan varolmuştur.
Ancak, 1961 öncesi dönemde Yüce Divan görevi başka organlar
tarafından yerine getirilmiştir. Bundan dolayı, Anayasa
Mahkemesi ile Yüce Divan'ın özdeşleştirilmesi doğru değildir.
Doç. Dr. Vahit Bıçak: Polis Akadamesi Güvenlik
Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi
Haberle ilgili
siteler
» http://www.vahitbicak.com/