Günün
Sözü Durup
dururken darılmak, yersiz konuşmak, tanımadan güvenmek doğru
değildir.
Madame ROLAND
Tarihte
Bugün Takvimler 29 temmuz tarihini gösterdiği
zaman...
1945
yılında, Ereğli Limanı'nın temeli atıldı. 1953
yılında, Devlet Demiryolları İşletmesi, 6186 sayılı
kanunla Kamu İktisadi Devlet Kuruluşu statüsüne alındı. 1970 yılında, 274
sayılı Sendikalar Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
|
 |
 |
 |
| Yargılamada çağa uyum
20. yüzyıla kadar öne çıkan 'ders
verici' ve 'ıslah edici' ceza adaleti anlayışı artık yerini
onarıcı adalete bırakıyor. Meclis'teki CMUK tasarısında bu
anlayışa yer verilmemesi ciddi bir eksiklik
29/07/2003 (306 kişi okudu)
VAHİT BIÇAK Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun
(CMUK) yerini almak üzere hazırlanan yeni CMUK tasarısı
TBMM'nin gündeminde. Tasarı 21. yüzyılda kaleme alınmış bir
metin olmakla birlikte bu yüzyılın adalet anlayışını
yansıtmamaktadır. Onarıcı Ceza Adalet Yaklaşımı
(restorative justice) Benimsenmemiştir: Onarıcı adalet, suça
yönelik özgün bir tepki olmakla birlikte 'ders verici' ve
'ıslah edici' ceza adaleti anlayışlarından farklıdır. 'Ders
verici' adalet anlayışı, suç sayılan davranış üstünde
yoğunlaşır. Odak noktası faile acı vermektir, mağdur ihmal
edilmiştir. Demokratik toplumların bu anlayışı geride
bıraktığı varsayılır.
ABD'deki
deneyim 'Islah edici' ceza adaleti
anlayışı ise suçlu üzerinde yoğunlaşmakta, suçluyu tedavi
ederek toplumla uyumlu yaşamasını sağlayacak davranış modelini
kazanmasını amaçlamaktadır. Ancak, bu yaklaşımda da mağdur
önemli ölçüde ihmal edilmiştir. Bu yaklaşım 20. yüzyılda en
geçerli yaklaşım idi. Ancak bir çok araştırmacı ıslah
fonksiyonunun ifa edildiği konusunda son yıllarda kuşkularını
dile getirmeye başladı. 1974'te Amerikalı Martinson'un
ıslah işlevinin beklendiği gibi gerçekleşmediğini ortaya
koyması ile birçok ülkede ceza adaleti sisteminde ıslah
edici yaklaşımın sonunun başlangıcı sayılabilecek gelişmeler
oldu. Yeni bir anlayış, onarıcı adalet (restorative justice)
anlayışı, mekanizmaları ile birlikte hızla yaygınlık kazanmaya
başladı. 'Onarıcı' ceza adaleti yaklaşımı, suç fiilinin
yol açtığı kayıplar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Suç işlenmesi
neticesi ortaya çıkan zararın giderilmesi, suç fiili öncesi
durumun tekrar oluşturmaya çalışılması, suç fiilinin
taraflarının uzlaştırılması amaçlanmaktadır. Ceza adalet
sistemi mekanizmaları mağdur eksenli düşünülmektedir. Bu
yaklaşımda katılım ve arabuluculuk anahtar kelimelerdir. Suç
sayılan davranışın tüm taraflarının ceza yargılamasına
katılımını öngören mekanizmaların uygulanması ve
geliştirilmesi temel amaçtır. Mevcut tasarı, onarıcı ceza
adalet anlayışını yok saymıştır. Mecburi Yargılama İlkesi
Yeterince Yumuşatılmamıştır: Mevcut ceza adalet sisteminde
kamu davasına konu olan suçlar açısından, suçun işlendiğini
öğrenen, kamu davası açmakla görevli makam olayı mahkemenin
önüne getirmeye mecburdur. Dünyadaki gelişme mecburi
yargılama ilkesinin yumuşatılması yönündedir. Bir suç
işlendiğini öğrenen polis, jandarma veya savcılık olayı
mahkemeye götürmek gibi tek bir seçeneğe sahip olmak yerine
çeşitli seçeneklere sahip olmalıdır. Ancak bu şekilde
mahkemelerdeki yığılmadan kaynaklanan davaların zamanında
bitirilememesi sorununun önüne geçilebilir. Bir suçla
karşılaşan soruşturma ve kovuşturma organlarının sahip olması
gereken seçenekler birkaç başlık altında toplanabilir. İlk
olarak, hiçbir işlem yapmamak: Bu seçeneğe özellikle suçlunun
çok genç olduğu veya suçun ehemmiyetsiz olduğu durumlarda
başvurulmamalıdır. İkinci olarak, gayriresmi ikaz: Genelde
araç sürücülerine uygulanabilecek bir seçenektir. Üçüncü
olarak, resmi ikaz: İkaz edilen kişinin resmen ikaz
edildiğinin kayıt edilmesi ve ileride bu ikazın sanığın
karşısına çıkabilmesi durumudur. Bu tür ikaz sanığın suçu
işlediğine ilişkin yeterli delil olduğunda yapılmalıdır. Bu
ikaz üst düzey kolluk görevlileri tarafından sanığa
yapılmalıdır. Bu mekanizmayı ayrıntılı olarak düzenleyen
normlar yürürlüğe konulmalıdır. Resmi ikaz çok önemli
fonksiyonlar ifa edebilecek bir mekanizmadır. Şöyle ki, hafif
suçlarla çabuk, ucuz ve basit bir şekilde uğraşılmasını
sağlar. Ceza mahkemelerinin yükünü hafifletir.
Suç tekrarına
engel Sanığın tekrar suç işlemesini önemli
ölçüde önleyecektir. Resmi ikaz yoluna ancak sanığın suçu
işlediğine dair yeterli delil bulunması durumunda
başvurulmalıdır. Sanık suçu kabul etmiyorsa kesinlikle
başvurulmamalıdır. Ayrıca, sanık resmen ikaz edilmesine
rıza göstermiyorsa yine bu yola başvurulmamalıdır. Suçun tipi,
mahkûm olma durumunda sanığa verilecek ceza, sanığın yaş,
sağlık ve sabıka durumu, sanığın suç fiiline karşı tavrı,
pişmanlık, mağdurdan özür dilemesi gibi faktörler dikkate
alınmalıdır. Dördüncü olarak, uzlaşma: Mağdura verilen
zararın sanık tarafından tazmin edilmesi sağlanarak uzlaşmaya
gidilebilir. Kolluk veya savcılık uzlaşma mekanizmasında yer
almalı, taraflar anlaşırsa uyuşmazlığa nokta koymalıdırlar.
Mahkemeye gitmeden uyuşmazlık çözümü daha ekonomik olduğundan
dolayı, mahkeme dışı uzlaşma hukuki uyuşmazlıkların çözüm
maliyetini önemli ölçüde düşürmektedir. Beşinci olarak,
kovuşturma: İlk dört seçenek olayı ceza muhakemesini
mekanizmasının dışına çıkaracaktır. Sadece son olarak
belirtilen seçenek ceza muhakemesinin işleme sürecini
başlatacaktır. İlk dört seçeneğin kullanılması teşvik
edilmelidir. Özellikle 18 yaşının altındakiler için ceza
mahkemesi süreci kullanılmamaya gayret gösterilmelidir. Tasarı
mecburi yargılama ilkesini yumuşatıcı mekanizmalardan
yoksundur. Sanığa Duruşma Hakkından Feragat Edebilme Hakkı
Tanınmamıştır: Kovuşturma başlamış olsa bile ceza
muhakemesinin ikinci aşaması olan duruşma safhasından sanığın
feragat edebilmesine olanak sağlanmalıdır. İngiltere ve ABD'de
sanıkların yüzde 90'dan fazlası 'pleading guilty' (duruşma
hakkından feragat) mekanizması ile duruşma haklarından feragat
ederek mahkemelerin iş yükünü önemli ölçüde azaltmaktadır.
Ülkemizde de ceza muhakemesinde duruşma sadece uyuşmazlık
olan olaylarda yapılmalıdır. Herhangi bir uyuşmazlık içermeyen
olaylarda duruşma hakkından feragate olanak sağlanmalı,
feragati özendirici düzenlemeler yapılmalıdır. Tasarı sanığa
duruşma hakkından feragat edebilme imkânı sağlamamakta.
Duruşma ihtiyacını ortadan kaldıran mekanizmalar, sınırlı
da olsa Türk mevzuatında mevcut: Ceza kararnameleri ve ön
ödeme. Bu mekanizmalar ile duruşmaya girmeksizin sanığa ceza
verilmesi için bir teklifte bulunulmakta, ancak bu teklif
sanık tarafından karşı teklifte bulunulmasına açık
bulunmamakta. Mahkemelerin iş yükünü önemli ölçüde
azaltabilecek olan ceza kararnameleri ve ön ödeme
mekanizmalarının kapsam alanlarını tasarı önemli ölçüde
genişletmemektedir. Mağdur Hakları Tam Olarak
Tanınmamıştır: Ceza adaleti mekanizması suç eyleminin
mağdurunu ikinci kez mağdur edecek şekilde işlememeli. Saygılı
ve sempatik muamele görme, suç sonrası destek ve yardım alma,
kovuşturma hakkında bilgi sahibi olma, mahkeme salonlarında
uygun yer tahsisi gibi uygulamalar mağdurlar için hak olarak
değerlendirilmeli. Sanığın kefaletle serbest bırakılıp
bırakılmaması, gözaltına alınıp alınmaması, verilecek cezanın
miktarı hususlarında tasarı mağdura yeterince söz hakkı
tanımamıştır. Duruşmanın Kaydının Tutanakla Yapılması
Uygulaması Devam Ettirilmektedir: Halen Türkiye'de duruşmada
ne olup bittiği görevli memurlarca tutanağa yazılmaktadır.
Tutanağa sanığın ağzından çıkan her şeyin aynen yazılabilmesi
ve duruşma salonunda gerçekleşen olayların ve konuşmaların
aynen tutanağa geçirilebilmesi mümkün değildir.
Kayıt
sistemi Dolayısıyla, tutanağa geçirilirken
bazı hususlar tutarsız, ilgisiz görüldüğü için atlanabilir,
hâkim kendi yorumunu katabilir, veya sanığın kullandığı
kelimeler yerine başka anlamlara da gelebilecek benzer
kelimeler yazılabilir. Duruşmada ne olup bittiği, ancak
duruşma işleminin teyp veya video kaydının yapılmasıyla
ortadan kaldırılabilir. Tasarı duruşma sürecinin elektronik
kaydını öngörmemektedir. Elektronik kayıt sistemi, sadece
mahkemelerde değil, aynı zamanda karakollarda da ifade alma
esnasında kullanılmalıdır. Tasarı mevcut kayıt sisteminde
herhangi bir iyileştirme getirmemektedir. Mevcut haliyle
CMUK tasarısının ülkemizin ceza adalet sisteminin sorunlarına
çözüm sunabilmesi pek mümkün görünmemektedir. Yasalaştığı
takdirde bu düzenlemelerin işlevi, sorunları ötelemekten öteye
geçemeyecektir. Doç. Dr. Vahit Bıçak: Polis Akademisi
Güvenlik Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi
Haberle ilgili
siteler
» http://www.vahitbicak.com/
|
| Okuyucu
yorumları |
| Bu haber için
henüz hiç bir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak
ister
miydiniz? (Onaylanan her yorum için kayıtlı
kullanıcılarımız 5 Radikal Puanı
kazanırlar.) |
| Bu habere kaç
puan verirdiniz? |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
7 |
8 |
9 |
10 |
| Geçerli her oy için kayıtlı kullanıcılarımız 2 Radikal
Puanı kazanırlar. |
'Yorum' bölümündeki diğer
haberler
| Sıra |
Adı Soyadı |
Puan |
En
aktif Radikal-online üyeleri
En fazla puana sahip olan ilk 10 kayıtlı kullanıcımız:
(Kazanmış oldukları puana göre yüksekten düşüğe göre
sıralanmıştır)
| 1 |
Volkan
ÇİLİNGİROĞLU |
133,016 |
| 2 |
OĞUZ
CANTÜRK ÖZKAN |
23,659 |
| 3 |
Hüseyin AKTAŞ |
17,480 |
| 4 |
murat
kobak |
13,020 |
| 5 |
Sevil
İrengü |
10,605 |
| 6 |
fulya gez |
9,328 |
| 7 |
Seran
ALTUNKILIÇ |
8,806 |
| 8 |
ümit göbel |
8,606 |
| 9 |
Şefik EMİNOĞULLARI |
5,841 |
| 10 |
Joerg
Kuglin |
5,790 |
|
 |
 |
 |
Sanal
Alem'den...
- - - - - - - - - - - - - - - » Taze
teknolojiler » Web'in
nabzını bloglar tutuyor » Tarihte
bu hafta bu sayfadan seçmeler » Wozniak'ın
hayali » Ennn
büyük plazma
Haber
Arama Site
içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara'
düğmesine basınız.
|