TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (1982)
KANUN
NO: 2709
Kabul Tarihi: 7
Kasım 1982
Resmi Gazete ile
Neşir ve İlânı: 9 Kasım 1982 - Sayı: 17863 (Mükerrer)
5. t. Düstur, c.22
- s.
BAŞLANGIÇ (*)
(Değişik: 4121 -
23.07.1995)
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez
bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz
önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun
inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir
üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi
mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız
şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili
kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi
ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük
sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin
kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği
olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
(Değişik ibare:
4709 - 3.10.2001 / m.1) Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve
ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin,
Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkilapları ve medeniyetçiliğinin karşısında
korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din
duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve
hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür,
medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi
varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda,
milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve
külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin
hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik
duygularıyla ve Yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir
hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu
yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
(*) - Bu Anayasa, 07.11.1982 tarihinde yapılan halkoylaması
sonucu kabul edilmiştir.
TÜRK MİLLETİ
TARAFINDAN,
demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi
olunur.
BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR
I. DEVLETİN ŞEKLİ
MADDE 1 - Türkiye Devleti
bir Cumhuriyettir.
II. CUMHURİYETİN
NİTELİKLERİ
MADDE 2 - Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. DEVLETİN
BÜTÜNLÜĞÜ, RESMİ DİLİ, BAYRAĞI, MİLLİ MARŞI VE BAŞKENTİ
MADDE 3 - Türkiye Devleti, ülkesi
ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al
bayraktır.
Millî marşı İstiklal Marşıdır.
Başkenti Ankara'dır.
IV.
DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER
MADDE 4 - Anayasanın 1 inci
maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci
maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri
değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V. DEVLETİN TEMEL
AMAÇ VE GÖREVLERİ
MADDE 5 - Devletin temel amaç ve
görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti
ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve
sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için
gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
VI. EGEMENLİK
MADDE 6 - Egemenlik, kayıtsız
şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara
göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye,
zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan
almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
VII. YASAMA
YETKİSİ
MADDE 7 - Yasama yetkisi Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. YÜRÜTME
YETKİSİ VE GÖREVİ
MADDE 8 - Yürütme yetkisi ve
görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara
uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
IX. YARGI YETKİSİ
MADDE 9 - Yargı yetkisi, Türk
Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
X. KANUN ÖNÜNDE
EŞİTLİK
MADDE 10 - Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 5170 -
7.5.2004 / m.1) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama
geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
XI. ANAYASANIN
BAĞLAYICILIĞI VE ÜSTÜNLÜĞÜ
MADDE 11 - Anayasa hükümleri,
yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
İKİNCİ KISIM
TEMEL HAKLAR VE
ÖDEVLER
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
I. TEMEL HAK VE
HÜRRİYETLERİN NİTELİĞİ
MADDE 12 - Herkes, kişiliğine
bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer
kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
II. TEMEL HAK VE
HÜRRİYETLERİN SINIRLANMASI
MADDE 13 - Temel hak ve
hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî
egemenliğin, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin,
kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca
Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve
ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç
dışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve
hürriyetlerin tümü için geçerlidir.
Madde 13.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.2) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın
yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz.
III. TEMEL HAK VE
HÜRRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILAMAMASI
MADDE 14 - Anayasada yer alan hak
ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü
bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak
ve hürriyetleri yok etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından
yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde
egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair
herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak
amacıyla kullanılamazlar.
Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda
teşvik veya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla
düzenlenir.
Anayasanın hiçbir hükmü, Anayasada yer alan hak ve
hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde
yorumlanamaz.
MADDE 14.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.3) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri,
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına
dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler
biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,
Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada
belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette
bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında
uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
IV. TEMEL HAK VE
HÜRRİYETLERİN KULLANILMASININ DURDURULMASI
MADDE 15 - Savaş, seferberlik,
sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan
yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak
ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar
için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna
uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (...) (*) dışında, kişinin yaşama
hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan,
düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;
suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya
kadar kimse suçlu sayılamaz.
_____
(*) Madde 15 in 2. fıkrasında yer alan ile, ölüm
cezalarının infazı ibaresi, 22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan,
7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü gereğince madde
metninden çıkartılmıştır.
_____
V. YABANCILARIN
DURUMU
MADDE 16 - Temel hak ve
hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla
sınırlanabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİNİN HAKLARI VE
ÖDEVLERİ
I. KİŞİNİN
DOKUNULMAZLIĞI, MADDİ VE MANEVİ VARLIĞI
MADDE 17 - Herkes, yaşama, maddî ve
manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında,
kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi
deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan
haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(...) (*) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama
kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının
önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü
hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah
kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme
fiileri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
_____
(*) Madde 17 nin 4. fıkrasının başında geçen
Mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi hali ile ibaresi,
22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan, 7.5.2004 tarih ve 5170
sayılı Kanunun 3. maddesi hükmü gereğince madde metninden çıkartılmıştır.
_____
II. ZORLA
ÇALIŞTIRMA YASAĞI
MADDE 18 - Hiç kimse zorla
çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunda düzenlenmek üzere hükümlülük veya
tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan
istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen
vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma
sayılmaz.
III. KİŞİ
HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ
MADDE 19 - Herkes, kişi hürriyeti
ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve
güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda
öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya
tutuklanması, bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne
çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike
teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri
veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı
için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine
getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da
hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin
yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun
bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak
kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla
veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde
hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü
halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını
kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama
sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün
olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna
çıkarılıncaya kadar bildirilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın
mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu
olarak işlenen suçlarda en çok onbeş gün içinde hâkim önüne çıkarılır. (Değişik
1. cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.4) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma
yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz
saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hakim önüne
çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı
olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal,
sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın
kapsam ve konusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk
dışında, yakınlarına derhal bildirilir. (Değişik 6. fıkra: 4709 - 3.10.2001 /
m.4) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve
soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.
Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını
veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa
sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı
halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı
merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları
zarar, kanuna göre, Devletçe ödenir. (Değişik son fıkra: 4709 - 3.10.2001 /
m.4) Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar,
tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.
IV. ÖZEL HAYATIN
GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI
A. ÖZEL HAYATIN
GİZLİLİĞİ
MADDE 20 - Herkes, özel hayatına ve
aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve
aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli soruşturma ve kovuşturmanın
gerektirdiği istisnalar saklıdır. (...) (3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun
5. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş
hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili
kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası
aranamaz ve bunlara el konulamaz. (Değişik
2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.5) Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,
usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ve kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı
emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara
el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin
onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde
açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
B. KONUT
DOKUNULMAZLIĞI
MADDE 21 - Kimsenin konutuna
dokunulamaz. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim
kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili
kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz
ve buradaki eşyaya el konulamaz. Madde 21.- (Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.6)
Kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin
önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak
usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin
yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve
buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde
görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz
saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
C. HABERLEŞME
HÜRRİYETİ
MADDE 22 - Herkes, haberleşme
hürriyetine sahiptir.
Haberleşmenin gizliliği esastır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş
hâkim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla
yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve
gizliliğine dokunulamaz.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda
belirtilir.
Madde 22.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.7) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin
gizliliği esastır.
Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak
usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin
yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.
Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur.
Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden
kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda
belirtilir.
V. YERLEŞME VE
SEYAHAT HÜRRİYETİ
MADDE 23 - Herkes, yerleşme ve
seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve
ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve
kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle
ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, (...) (*)
vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle
sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun
bırakılamaz.
_____
(*) (...) içindeki ibare 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı
kanunun 8. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.
_____
VI. DİN VE VİCDAN
HÜRRİYETİ
MADDE 24 - Herkes, vicdan, dinî
inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet,
dini âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç
ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı
kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi
altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında
okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve
öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin
talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel
düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel
çıkar yahut nüfus sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din
duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye
kullanamaz.
VII. DÜŞÜNCE VE
KANAAT HÜRRİYETİ
MADDE 25 - Herkes, düşünce ve
kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve
kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve
suçlanamaz.
VIII. DÜŞÜNCEYİ
AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
MADDE 26 - Herkes, düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak
açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi
olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu
fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların
izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.9) milli güvenlik, kamu
düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve
milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların
cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin
açıklanmaması, başkalarının şönret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının
yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin
gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış
olan herhangi bir dil kullanılamaz. Bu yasağa aykırı yazılı veya basılı
kâğıtlar, plâklar, ses ve görüntü bandları ile diğer anlatım araç ve gereçleri
usulüne göre verilmiş hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan
hallerde kanunla yetkili kılınan merciin emriyle toplattırılır. Toplatma
kararını veren merci bu kararını, yirmidört saat içinde yetkili hâkime
bildirir. Hakim bu uygulamayı üç gün içinde karara bağlar. (...) (3. fıkra
3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 9. maddesi hükmü gereğince metinden
çıkarılmıştır.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına
ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,
düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek son fıkra:
4709 - 3.10.2001 / m.9) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak
şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
IX. BİLİM VE SANAT
HÜRRİYETİ
MADDE 27 - Herkes, bilim ve sanatı
serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü
araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri
hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve
dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir.
X. BASIN VE
YAYIMLA İLGİLİ HÜKÜMLER
A. BASIN HÜRRİYETİ
MADDE 28 - Basın hürdür, sansür
edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz.
(...) (2. fıkra 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 10. maddesi hükmü
gereğince metinden çıkarılmıştır.)
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak
tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci
maddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle
bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana
teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her
türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar,
başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar.
Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyle; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen
yetkili merci, bu kararını en gen yirmidört saat içinde yetkili hâkime
bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa,
dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi
için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar
saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların
soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyle;
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu
düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin
emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç
yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz
saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya
kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve
milliyetle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe
ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla
geçici olarak kapatılabilir.
Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan
her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır.
B. SÜRELİ VE
SÜRESİZ YAYIN HAKKI
MADDE 29 - Süreli veya süresiz
yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve
belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve
belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayının
durdurulması için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, malî
kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun,
haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya
zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin
veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre
yararlanır.
C. BASIN
ARAÇLARININ KORUNMASI
MADDE 30 - Kanuna uygun şekilde
basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri, Devletin ülkesi ve
milliyetiyle bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyetin temel ilkeleri ve millî güvenlik
aleyhine işlenmiş bir suçtan mahkûm olma hali hariç, suç aleti olduğu
gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez ve işletilmekten alıkonulamaz. MADDE
30.- (Değişik: 5170 - 7.5.2004 / m.4) Kanuna uygun şekilde basın işletmesi
olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu
gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.
D. KAMU
TÜZELKİŞİLERİNİN ELİNDEKİ BASIN DIŞI
KİTLE
HABERLEŞME ARAÇLARINDAN YARARLANMA HAKKI
MADDE 31 - Kişiler ve siyasî
partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım
araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri
kanunla düzenlenir.
Kanun, 13 üncü maddede yer alan genel sınırlamalar
dışında bir sebebe dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve
kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar
koyamaz. (Değişik 2. fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.11) Kanun, milli güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak ve sağlığın korunması
sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere
ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.
E. DÜZELTME VE
CEVAP HAKKI
MADDE 32 - Düzeltme ve cevap hakkı,
ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili
gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip
gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç
yedi gün içerisinde karar verilir.
XI. TOPLANTI HAK
VE HÜRRİYETLERİ
A. DERNEK KURMA
HÜRRİYETİ
MADDE 33 - Herkes, önceden izin
almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve
belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve
belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, derneğin
faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya
zorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart
ve usuller kanunda gösterilir.
(Dört ve Beşinci
Fıkralar: 4121 - 23.07.1995)
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya
faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, milli güvenilğin, kamu düzeninin, suç
işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği
hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men
ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içerisinde görevli
hakimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi
halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına
ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar
getirilmesine engel değildir.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
Madde 33.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.12) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara
üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya
zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik, kamu düzeni,
suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının
hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil,
şart ve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla
kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, milli güvenliğin, kamu
düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın
gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği
faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat
içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde
açıklar; aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri
mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla
sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. TOPLANTI VE
GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKI
MADDE 34 - Herkes, önceden izin
almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına
sahiptir.
Şehir düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idarî
merci, gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergâhı tespit edebilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Kanunun gösterdiği yetkili merci, kamu düzenini ciddî
şekilde bozacak olayların çıkması veya millî güvenlik gereklerinin ihlâl
edilmesi veya Cumhuriyetin ana niteliklerini yoketme amacını güden fiillerin
işlenmesinin kuvvetle muhtemel bulunması halinde belirli bir toplantı ve
gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir veya iki ayı aşmamak üzere erteleyebilir.
Kanunun, aynı sebeplere dayalı olarak bir il'e bağlı ilçelerde bütün toplantı
ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanmasını öngördüğü hallerde bu süre üç ayı
geçemez.
Dernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü
düzenleyemezler.
Madde 34.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.13) Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız
toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik,
kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla
sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
XII.
MÜLKİYET HAKKI
MADDE 35 - Herkes, mülkiyet ve
miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla
sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.
XIII.
HAKLARIN KORUNMASI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
A. HAK ARAMA
HÜRRİYETİ
MADDE 36 - Herkes, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma (Ek ibare:
4709 - 3.10.2001 / m.14) ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya
bakmaktan kaçınamaz.
B. KANUNİ
HAKİM GÜVENCESİ
MADDE 37 - Hiç kimse kanunen tâbi
olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci
önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler
kurulamaz.
C. SUÇ VE
CEZALARA İLİŞKİN ESASLAR
MADDE 38 - Kimse, işlendiği zaman
yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda
da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla
konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu
sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını
suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
(Ek fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.15) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
(Ek fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.15) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine
getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Ek fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.15) Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm
cezası verilemez. (...) (Madde 38 in 9. fıkrası, 22.5.2004 tarih ve 25469
sayılı R.G.'de yayımlanan, 7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 5. maddesi
hükmü gereğince madde metninden çıkartılmıştır.)
Genel müsadere cezası verilemez. (Değişik 10. fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.5) Ölüm cezası ve genel
müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir
müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla
istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez. (Değişik son fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.5) Uluslararası Ceza
Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş,
suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
XIV. İSPAT HAKKI
MADDE 39 - Kamu görev ve hizmetinde
bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak
yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın
doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin
kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu
yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
XV. TEMEL HAK VE
HÜRRİYETLERİN KORUNMASI
MADDE 40 - Anayasa ile tanınmış hak
ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma
imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek 2. fıkra: 4709
- 3.10.2001 / m.16) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere
başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler
sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu
olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SOSYAL VE EKONOMİK
HAKLAR VE ÖDEVLER
I. AİLENİN
KORUNMASI
MADDE 41 - Aile, Türk toplumunun
temelidir. (Ek ibare: 4709 -
3.10.2001 / m.17) ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve
çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak
için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.
II. EĞİTİM VE
ÖĞRENİM HAKKI VE ÖDEVİ
MADDE 42 - Kimse, eğitim ve öğrenim
hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve
düzenlenir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları
doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve
denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri
açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu
ortadan kaldırmaz.
İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve
Devlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar,
Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla
düzenlenir.
Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin,
öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli
yardımları yapar. Devlet durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları
topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim,
araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne
suretle olursa olsun engellenemez.
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında
Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve
öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve
öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası
andlaşma hükümleri saklıdır.
III. KAMU YARARI
A. KIYILARDAN
YARARLANMA
MADDE 43 - Kıyılar, Devletin hüküm
ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin
kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı
gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre
derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla
düzenlenir.
B. TOPRAK
MÜLKİYETİ
MADDE 44 - Devlet, toprağın verimli
olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek
ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye
toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik
tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir.
Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması,
üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı
servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri
dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları
tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın
Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
C. TARIM,
HAYVANCILIK VE BU ÜRETİM DALLARINDA ÇALIŞANLARIN KORUNMASI
MADDE 45 - Devlet, tarım arazileri
ile çayır ve mer'aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal
üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi
artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve
gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.
Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve
gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.
D. KAMULAŞTIRMA
MADDE 46 - Devlet ve kamu
tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin
ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir
kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar
üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla
belirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tespitinde vergi beyanını,
kamulaştırma tarihindeki resmî makamlalarca yapılmış kıymet takdirlerini,
taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğer
objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel ile vergi beyanındaki kıymet
arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunla gösterilir.
Kamulaştırma bedeli, nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak
tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân
projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların
korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme
şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde,
taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir
ve peşin ödenmeyen kısım Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine
bağlanır.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten
küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
Madde 46.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.18) Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının
gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette
bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve
usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya
yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli
nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük
enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni
ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla
kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir.
Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş
yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten
küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir
sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en
yüksek faiz uygulanır.
E. DEVLETLEŞTİRME
VE ÖZELLEŞTİRME (*)
MADDE 47 - Kamu hizmeti niteliği
taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde
devletleştirilebilir.
Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek
karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.
(Ek fıkralar: 4446
- 13.8.1999)
Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu
tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine
ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.
Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel
hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya
devredilebileceği kanunla belirlenir.
IV. ÇALIŞMA VE
SÖZLEŞME HÜRRİYETİ
MADDE 48 - Herkes, dilediği alanda
çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak
serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve
sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını
sağlayacak tedbirleri alır.
V. ÇALIŞMA İLE
İLGİLİ HÜKÜMLER
A. ÇALIŞMA HAKKI
VE ÖDEVİ
MADDE 49 - Çalışma, herkesin hakkı
ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma
hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve
işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli
tedbirleri alır. (Değişik 2. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.19) Devlet,
çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye
elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri alır.
Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının
sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır. (...) (3. fıkra 3.10.2001
tarih ve 4709 sayılı kanunun 19. maddesi hükmü gereğince yürürlükten
kaldırılmıştır.)
B. ÇALIŞMA
ŞARTLARI VE DİNLENME HAKKI
MADDE 50 - Kimse, yaşına,
cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar
çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.
Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.
Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin
hakları ve şartları kanunla düzenlenir.
C. SENDİKA KURMA
HAKKI
MADDE 51 - İşçiler ve işverenler,
üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini
korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst
kuruluşlar kurma hakkına sahiptirler.
Sendikalar veya üst kuruluşlarını kurabilmek için kanunun
gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi
yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili
merci, sendika veya üst kuruluşun faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için
mahkemeye başvurur.
Sendikalara üye olmak ve üyelikten ayrılmak serbesttir.
Hiç kimse sendikaya üye olmaya, üye kalmaya, üyelikten
ayrılmaya zorlanamaz.
İşçiler ve işverenler aynı zamanda birden fazla sendikaya
üye olamazlar.
Herhangi bir iş yerinde çalışabilmek, işçi sendikasına üye
olmak veya olmamak şartına bağlanamaz.
İşçi sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olabilmek için,
en az on yıl bilfiil işçi olarak çalışmış olma şartı aranır.
(*) 13.8.1999 tarih ve 4446 sayılı Kanunun 1 inci maddesi
ile madde kenar başlığı yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve
işleyişleri, Anayasa'da belirlenen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik
esaslara aykırı olamaz.
Madde 51.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.20) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma
ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek
için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara
serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse
bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç
işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil,
şart ve usuller kanunda gösterilir.
Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye
olunamaz.
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki
haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun
olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve
işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı
olamaz.
D. SENDİKAL
FAALİYET
MADDE 52 -
(23.07.1995 - 4121 s. Y. m.3 ile yür. kld.)
VI. TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİ, GREV HAKKI VE LOKAVT
A. TOPLU İŞ
SÖZLEŞMESİ HAKKI
MADDE 53 - İşçiler ve işverenler,
karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını
düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
(Ek Fıkra: 4121 -
23.07.1995)
128 inci maddesinin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla
kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve
ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst
kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları
doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya
varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat
metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun
takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma
ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar
Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla
düzenlenir.
Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş
sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.
B. GREV HAKKI VE
LOKAVT
MADDE 54 - Toplu iş sözleşmesinin
yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına
sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul
ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda,
toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı
veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî
zarardan sendika sorumludur.
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği
haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.
Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği
durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür.
Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna
başvurabilir. Yüksek, Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi
hükmündedir.
Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla
düzenlenir.
Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı,
genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler
yapılamaz.
Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve
katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemez.
VII. ÜCRETTE
ADALET SAĞLANMASI
MADDE 55 - Ücret emeğin
karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret
elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli
tedbirleri alır.
Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu
göz önünde bulundurulur. (Değişik son
fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.21) Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları
ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.
VIII. SAĞLIK,
ÇEVRE VE KONUT
A. SAĞLIK
HİZMETLERİ VE ÇEVRENİN KORUNMASI
MADDE 56 - Herkes, sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre
kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde
sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak,
işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp
hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve
sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi
için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.
B. KONUT HAKKI
MADDE 57 - Devlet, şehirlerin
özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut
ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini
destekler.
IX. GENÇLİK VE
SPOR
A. GENÇLİĞİN
KORUNMASI
MADDE 58 - Devlet, istiklâl ve
Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke
ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve
gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu
maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten
korumak için gerekli tedbirleri alır.
B. SPORUN
GELİŞTİRİLMESİ
MADDE 59 - Devlet, her yaştaki Türk
vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun
kitlelere yayılmasını teşvik eder.
Devlet başarılı sporcuyu korur.
X. SOSYAL GÜVENLİK
HAKLARI
A. SOSYAL GÜVENLİK
HAKKI
MADDE 60 - Herkes, sosyal güvenlik
hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve
teşkilâtı kurar.
B. SOSYAL GÜVENLİK
BAKIMINDAN ÖZEL OLARAK KORUNMASI GEREKENLER
MADDE 61 - Devlet harp ve vazife
şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda
kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına
intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.
Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve
sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.
Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması
için her türlü tedbiri alır.
Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya
kurdurur.
C. YABANCI
ÜLKELERDE ÇALIŞAN TÜRK VATANDAŞLARI
MADDE 62 - Devlet, yabancı ülkelerde
çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel
ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının
korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.
XI. TARİH, KÜLTÜR
VE TABİAT VARLIKLARININ KORUNMASI
MADDE 63 - Devlet, tarih, kültür ve
tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici
ve teşvik edici tedbirleri alır.
Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara
getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve
tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.
XII. SANATIN VE
SANATÇININ KORUNMASI
MADDE 64 - Devlet, sanat
faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması,
değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken
tedbirleri alır.
XIII. SOSYAL VE
EKONOMİK HAKLARIN SINIRI
MADDE 65 - Devlet, sosyal ve
ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın
korunmasını gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
XIII. Devletin iktisadi ve
sosyal ödevlerinin sınırları
Madde 65.-
(Değişik madde ve başlığı: 4709 - 3.10.2001 / m.22) Devlet, sosyal ve
ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına
uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine
getirir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SİYASİ HAKLAR VE
ÖDEVLER
I. TÜRK
VATANDAŞLIĞI
MADDE 66 - Türk Devletine
vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. Yabancı
babadan ve Türk anadan olan çocuğun vatandaşlığı kanunla düzenlenir. (...) (2.
cümle 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 23. maddesi hükmü gereğince
metinden çıkarılmıştır.)
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak
kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde
bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı
yargı yolu kapatılamaz.
II. SEÇME, SEÇİLME
VE SİYASİ FAALİYETTE BULUNMA HAKLARI
MADDE 67 - Vatandaşlar, kanunda
gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir
siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına
sahiptir.
(Değişik: 4121 -
23.07.1995)
Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık
sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır.
Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri
amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.
(Değişik: 4121 -
23.07.1995) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma
haklarına sahiptir.
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
(Değişik: 4121 -
23.07.1995) Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler, (Ek ibare: 4709
- 3.10.2001 / m.24) taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz
kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz kurumları ve
tutukevlerinde (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.24) oy kullanılması ve,
oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler
Yüksek Seçim Kurulu tarafından tesbit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim
ve denetimi altında yapılır.
(Ek fıkra: 4121 -
23.07.1995)
Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak
biçimde düzenlenir.
(Ek son fıkra:
4709 - 3.10.2001 / m.24) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.
A - PARTİ KURMA,
PARTİLERE GİRME VE PARTİLERDEN AYRILMA
MADDE 68 -
(Değişik Madde: 23.07.1995 - 4121 s. Y. m.6) Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre
partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek
için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.
Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez
unsurlardır.
Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa
ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri,
Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan
haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik
ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü
veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç
işlenmesini teşvik edemez.
Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları
mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları
hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı
Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye
olamazlar.
Yüksek öğretim elemanlarının siyasi partilere üye olmaları
ancak kanunla düzenlenebilir. Kanun bu elemanların, siyasi partilerin merkez
organları dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi
yüksek öğretim elemanlarının yüksek öğretim kurumlarında uyacakları esaslar
belirler.
Yüksek öğretim öğrencilerinin siyasi partilere üye
olabilmelerine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali
yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve
bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.
B - SİYASİ
PARTİLERİN UYACAKLARI ESASLAR
MADDE 69 -
(Değişik Madde: 4121 - 23.07.1995) Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri
ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması
kanunla düzenlenir.
Siyasi partiler, ticari faaliyetlere girişemezler.
Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun
olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa
Mahkemesince siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna
uygunluğunun tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde
uygulanacak yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim
görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu
denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.
Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara
bağlanır.
Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin
dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı
verilir.
Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası
hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu
nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak halinde geldiğinin Anayasa Mahkemesince
tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.25) Bir
siyasi parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde
işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez
karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel
kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu
fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği
takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
(Ek fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.25) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava
konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin Devlet yardımından
kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.
Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya
faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin
temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak
yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi,
yöneticisi ve deneticisi olamazlar.
Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk
uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi
partiler temelli olarak kapatılır.
Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenme ve
kapatılmaları ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri
yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir. (Değişik son fıkra: 4709 -
3.10.2001 / m.25) Siyasi partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri,
kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları
ile siyasi partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki
esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.
IV. KAMU
HİZMETLERİNE GİRME HAKKI
A. HİZMETE GİRME
MADDE 70 - Her Türk, kamu
hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka
hiçbir ayırım gözetilemez.
B. MAL BİLDİRİMİ
MADDE 71 - Kamu hizmetine
girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma
süreleri kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar,
bundan istisna edilemez.
V. VATAN HİZMETİ
MADDE 72 - Vatan hizmeti, her Türkün
hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne
şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.
VI. VERGİ ÖDEVİ
MADDE 73 - Herkes, kamu giderlerini
karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye
politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla
konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık,
istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği
yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna
verilebilir.
VII. DİLEKÇE HAKKI
MADDE 74 - Vatandaşlar, (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.26) ve karşılıklılık esası
gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu
ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük
Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.26) gecikmeksizin dilekçe
sahiplerine yazılı olarak bildirilir.
Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
CUMHURİYETİN TEMEL
ORGANLARI
BİRİNCİ BÖLÜM
YASAMA
I. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ
A - KURULUŞU
MADDE 75 -
(Değişik Madde: 23.07.1995 - 4121 s. Y. m.8) Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen
beşyüzelli milletvekilinden oluşur.
B. MİLLETVEKİLİ
SEÇİLME YETERLİLİĞİ
MADDE 76 - Otuz yaşını dolduran her
Türk milletvekili seçilebilir.
En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu
askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar
hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş
olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla,
kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlarına fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma, (Değişik ibare: 4777 - 27.12.2002 / m.1) terör eylemlerine katılma
ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar,
affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.
Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,
yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri,
kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları
hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı
Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve
milletvekili seçilemezler.
C. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİNİN SEÇİM DÖNEMİ
MADDE 77 - Türkiye Büyük Millet
Meclisinin seçimleri beş yılda bir yapılır.
Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar
verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca
verilecek karara göre de seçimler yenilenir. Süresi biten milletvekili yeniden
seçilebilir.
Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni
Meclisin seçilmesine kadar sürer.
D. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI VE ARA SEÇİMLERİ
MADDE 78 - Savaş sebebiyle yeni
seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi,
seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.
Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme
kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması
halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve
genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan
üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara
seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.
Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.
(Ek 5. fıkra: 4777
- 27.12.2002 / m.2) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden
doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği
yapılacak seçimlerde Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanmaz.
E. SEÇİMLERİN
GENEL YÖNETİM VE DENETİMİ
MADDE 79 - Seçimler, yargı
organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.
Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen
içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma,
seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları,
şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim
Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie
başvurulamaz.
Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve
yetkileri kanunla düzenlenir.
Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur.
Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri
arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu
üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili
seçerler.
Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş
üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu
Başkanı ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna
sunulması işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde
uygulanan hükümlere göre olur.
F. ÜYELİKLE İLGİLİ
HÜKÜMLER
1. MİLLETİN
TEMSİLİ
MADDE 80 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün
Milleti temsil ederler.
2. ANDİÇME
MADDE 81 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:
Devletin varlığı ve bağımsızlığını vatanın ve milletin
bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma;
hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve
inkılâplarına bağlı kalacağıma, toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve
adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden
yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk
milleti önünde namusun ve şerefim üzerine and içerim.
3. ÜYELİKLE
BAĞDAŞMAYAN İŞLER
MADDE 82 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde ve bunlara bağlı
kuruluşlarda; Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerin doğrudan doğruya ya da
dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda; özel gelir kaynakları ve
özel imkânları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklerin ve Devletten
yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıfların, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının ve
katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev
alamazlar, vekili olamazlar, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı
olarak kabul edemezler, temsilcilik ve hakemlik yapamazlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının
teklif inha, atama veya onamasına bağlı resmî veya özel herhangi bir işle
görevlendirilemezler. Bir üyenin belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere
Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi kabul etmesi, meclisin kararına
bağlıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği ile bağdaşmayan diğer
görev ve işler kanunla düzenlenir.
4. YASAMA
DOKUNULMAZLIĞI
MADDE 83 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri
sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine
meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve
açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir
milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez,
tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden
önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü müddesindeki
durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve
doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce
veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona
ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.
Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve
kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca,
yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
5.
MİLLETVEKİLLİĞİNİN DÜŞMESİ
MADDE 84 -
(Değişik Madde: 4121 - 23.07.1995) İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi,
istifanın geçerli oluduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca
tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca
kararlaştırılır.
Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde
düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle
olur.
82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev
veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin
düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul
gizli oyla karar verir.
Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay
içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin
milletvekilliğinin düşmesine, durmun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi
üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.
Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep
olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında
belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmi Gazetede gerekçeli
olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı
bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar.
6. İPTAL İSTEMİ
MADDE 85 -
(Değişik Madde: 4121 - 23.07.1995) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya
milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü
fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu karının
alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir
diğer milletvekili, karaın, Anayasa, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini
onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar.
7. ÖDENEK VE
YOLLUKLAR 7. (Değişik: 4709 - 21.11.2001 / m.1) Ödenek, yolluk, emeklilik ve sosyal haklar
MADDE 86 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve
yollukları kanunla düzenlenir. Ödeneğin aylık tutarı en yüksek Devlet memurunun
almakta olduğu miktarı, yolluk da ödenek miktarının yarısını aşamaz. MADDE 86 - (Değişik 1. fıkra: 4709 - 3.10.2001 /
m.1)
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yollukları
ile sosyal hakları, emeklilikleri ve tazminatları özel kanununda düzenlenir. (Değişik 1. cümle: 4720 - 21.11.2001 / m.1) Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemleri kanunla
düzenlenir. Ödeneğin aylık tutarı, en yüksek Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı iştirakçisinin görevde iken almakta olduğu miktardan, yolluk
tutarı ödenek miktarının yarısından, bağlanacak emekli aylıkları da bunların
toplamının yarısından az olamaz. Üyeler Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile
ilişkilendirilirler ve üyeliği sona erenlerin istekleri halinde Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı ile ilişkileri devam eder.(*)
-------------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Cumhurbaşkanlığından alınan 22/10/2001 tarih ve
B.01.0.KKB.01-18/C-4-2001-726 sayılı
yazı uyarınca halkoyuna sunulmak üzere yayımlanmıştır.
(Ek ibare: 4720 -
21.11.2001 / m.1)Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile bunların emeklileri T.C. Emekli
Sandığı ile ilgilendirilirler ve üyeliği sona erenlerin istekleri halinde
ilgileri devam eder.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine ödenecek ödenek ve
yolluklar, kendilerine (Değişik
ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.1) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı (Değişik ibare: 4720 - 21.11.2001 / m.1) T.C. Emekli
Sandığı tarafından bağlanan emekli aylığı ve benzeri ödemelerin
kesilmesini gerektirmez.
Ödemek ve yollukların en çok üç aylığı önceden ödenebilir.
II. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİNİN GÖREV VE YETKİLERİ
A. GENEL OLARAK
MADDE 87 - Türkiye Büyük Millet
Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar
Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun
hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun
tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar
vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, (...) (*) (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.28) Türkiye Büyük Millet
Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af
ilânına (...) (**) karar vermek ve
Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak
ve görevleri yerine getirmektir.
_____
(*) (...) içindeki Anayasanın 14 üncü maddesindeki
fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, ibaresi 3.10.2001 tarih ve
4709 sayılı kanunun 28. maddesi hükmü gereğince metinden çıkarılmıştır.
(**) Madde 87 de yer alan , mahkemelerce verilip kesinleşen
ölüm cezalarının yerine getirilmesine ibaresi, 22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı
R.G.'de yayımlanan, 7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü
gereğince madde metninden çıkartılmıştır.
_____
B. KANUNLARIN
TEKLİF EDİLMESİ VE GÖRÜŞÜLMESİ
MADDE 88 - Kanun teklif etmeye
Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisinde görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.
C. KANUNLARIN
CUMHURBAŞKANINCA YAYIMLANMASI
MADDE 89 - Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar.
Yayımlanmasını (Ek
ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.29) kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha
görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde,
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. (Ek cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.29) Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda,
Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir.
Bütçe kanunları bu hükme tâbi değildir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen
kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen
kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar
meclise geri gönderebilir.
Anayasa Değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır.
D. MİLLETLERARASI
ANDLAŞMALARI UYGUN BULMA
MADDE 90 - Türkiye Cumhuriyeti adına
yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların
onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun
bulmasına bağlıdır.
Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi
bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme
getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet
haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konulabilir. Bu
takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük
Millet Meclisinin bilgisine sunulur.
Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları
ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya
idarî andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu
yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin
haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların
yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar
kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa
Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle:
5170 - 7.5.2004 / m.7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin
milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi
nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas
alınır.
E. KANUN HÜKMÜNDE
KARARNAME ÇIKARMA YETKİSİ VERME
MADDE 91 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.
Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci
kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve
ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun
hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin,
amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla
kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama
döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep
olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi
tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu
veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına
ilişkin hükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları
gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki
bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye
Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde
kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda
öncelikle ve ivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine
sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen
kararnameler bu kararın Resmî Gazetede Yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.
Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu
değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.
F. SAVAŞ HALİ
İLANI VE SİLAHLI KUVVET KULLANILMASINA İZİN VERME
MADDE 92 - Milletlerarası hukukun
meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye'nin taraf olduğu
milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği
haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya
yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye
Büyük Millet Meclisinindir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken
ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet
kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde
Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.
III. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİNİN FAALİYETLERİ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
A. TOPLANMA VE
TATİL
MADDE 93 -
(Değişik Birinci Fıkra: 23.07.1995 - 4121 s. Y. m.11) Türkiye Büyük Millet
Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır.
Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir; ara
verme veya tatil sırasında, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi
üzerine, Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır.
Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte
birinin yazılı istemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.
Ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet
Meclisinde, öncelikle bu toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya
tatile devam edilemez.
B. BAŞKANLIK
DİVANI
MADDE 94 - Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı,
Başkanvekilleri, Kâtip üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.
Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye
sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti
grupları başkanlık için aday gösteremezler.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir
yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci
devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, Meclis üyeleri
içinden, Meclisin toplandığı günden itibaren (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.30) beş gün içinde , Başkanlık Divanına bildirilir,
Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve
üçüncü oylamada üye tamsayısının sal çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt
çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama
yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan
seçimi aday gösterme süresinin bitiminden itibaren, (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.30) beş gün içinde
tamamlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Katip
Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri,
Meclis İçtüzüğünde belirlenir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi
bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki
faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına
katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.
C. İÇTÜZÜK, SİYASİ
PARTİ GRUPLARI VE KOLLUK İŞLERİ
MADDE 95 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür.
İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün
faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir.
Siyasî parti grupları, en az yirmi üyeden meydana gelir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün bina, tesis, eklenti
ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri Meclis başkanlığı eliyle düzenlenir
ve yürütülür.
Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet
ilgili makamlarca Meclis Başkanlığına tahsis edilir.
D. TOPLANTI VE
KARAR YETER SAYISI
MADDE 96 - Anayasada, başkaca bir
hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri ile
toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar
yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az
olamaz.
Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana
yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy
kullanabilir.
E. GÖRÜŞMELERİN
AÇIKLIĞI VE YAYIMLANMASI
MADDE 97 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak
yayımlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzük hükümlerine göre kapalı
oturumlar yapabilir, bu oturumlardaki görüşmelerin yayımı Türkiye Büyük Millet
Meclisi kararına bağlıdır.
Meclisteki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık
Divanının teklifi üzerine meclisce başkaca bir karar alınmadıkça, her türlü
vasıta ile yayımı serbesttir.
IV. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİNİN BİLGİ EDİNME VE DENETİM YOLLARI
A. GENEL OLARAK
MADDE 98 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması
yollarıyla denetleme yetkisini kullanır.
Soru, Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak
cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.
Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için
yapılan incelemeden ibarettir.
Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren
belli bir konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
Soru, Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili
önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve
araştırma yöntemleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.
B. GENSORU
MADDE 99 - Gensoru önergesi, bir
siyasî parti grubu adına veya enaz yirmi milletvekilinin imzasıyla verilir.
Gensoru önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde
bastırılarak üyelere dağıtılır; dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme
alınıp alınmayacağı görüşülür. Bu görüşmede, ancak önerge sahiplerinden biri,
siyasî parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar Kurulu adına Başbakan
veya bir bakan konuşabilir.
Gündeme alma kararıyla birlikte, gensorunun görüşülme günü
de belli edilir; ancak, gensorunun görüşülmesi, gündeme alma kararının
verildiği tarihten başlayarak iki gün geçmedikçe yapılamaz ve yedi günden
sonraya bırakılamaz.
Gensoru görüşmeleri sırasında üyelerin veya grupların
verecekleri gerekçeli güvensizlik önergeleri veya Bakanlar Kurulunun güven
isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır.
Bakanlar Kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi, üye
tamsayısının salt çoğunluğuyla olur; oylamada yalnız güvensizlik oyları
sayılır.
Meclis çalışmalarının dengeli olarak yürütülmesi amacına ve
yukardaki ilkelere uygun olmak kaydıyla gensoru ile ilgili diğer hususlar
İçtüzükle belirlenir.
C. MECLİS
SORUŞTURMASI
MADDE 100 - Başbakan veya bakanlar
hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin
vereceği önerge ile, soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç
bir ay içinde görüşür ve (Ek ibare:
4709 - 3.10.2001 / m.31) gizli oyla karara bağlar.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki
siyasî partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç
katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme
suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır.
Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar.
Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve
kesin bir süre verilir. (Ek cümle:
4709 - 3.10.2001 / m.31) Bu süre içinde raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına teslimi zorunludur.
Meclis, raporu öncelikle görüşür ve gerek gördüğü takdirde ilgilinin
Yüce Divana sevkine karar verir. Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının
salt çoğunluğu ile alınır. (Değişik
3. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.31) Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün
içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür ve gerek
görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir. Yüce Divana
sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.
Meclisteki siyasî parti gruplarında Meclis soruşturması ile
ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
YÜRÜTME
I. CUMHURBAŞKANI
A. NİTELİKLERİ
TARAFSIZLIĞI
MADDE 101 - Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi
üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk
vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir.
Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin
yazılı önerisiyle mümkündür.
Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir
ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği sona erer.
B. SEÇİMİ
MADDE 102 - Cumhurbaşkanı, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla
seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya
çağrılır.
Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce
veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı
seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz gün içinde
sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık
Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir.
En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde
üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir,
üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı
seçilmiş olur. Bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı
takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü
oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile
Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri
yenilenir.
Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev
süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
C. ANDİÇMESİ
MADDE 103 - Cumhurbaşkanı, görevine
başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:
Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını,
vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız
egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk
ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin
huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan
haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,
Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım
görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk
Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.
D. GÖREV VE
YETKİLERİ
MADDE 104 - Cumhurbaşkanı Devletin
başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil
eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarını düzenli ve uyumlu
çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen
şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
a) Yasama ile ilgili
olanlar:
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye
Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya
çağırmak,
Kanunları yayımlamak,
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet
Meclisine geri göndermek,
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü
takdirde halkoyuna sunmak,
Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil
veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal
davası açmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine
karar vermek.
b) Yürütme alanına ilişkin
olanlar:
Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine
son vermek,
Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek
veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek,
Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı
Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,
Genelkurmay Başkanını atamak,
Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim
veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
Kararnameleri imzalamak,
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli
kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme
yaptırtmak,
Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
Üniversite rektörlerini seçmek.
c) Yargı ile ilgili olanlar:
Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte
birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini,
Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme
ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
E. SORUMLULUK VE
SORUMSUZLUK HALİ
MADDE 105 - Cumhurbaşkanının,
Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek
olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün
kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve
ilgili bakan sorumludur.
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler
aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.
Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı Türkiye Büyük Millet
Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının
en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.
F. CUMHURBAŞKANINA
VEKİLLİK ETME
MADDE 106 - Cumhurbaşkanının
hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden
ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar; ölüm, çekilme veya başka bir
sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye
kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve
Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.
G. CUMHURBAŞKANI
GENEL SEKRETERLİĞİ
MADDE 107 - Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliğinin kuruluşu, teşkilât ve çalışma esasları, personel atama
işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.
H. DEVLET
DENETLEME KURULU
MADDE 108 - İdarenin hukuka
uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin
sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme
Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve
sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü
kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki
işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda,
her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.
Silahlı Kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme
Kurulunun görev alanı dışındadır.
Devlet Denetleme Kurulunun üyeleri ve üyeleri içinden
Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından, Cumhurbaşkanınca
atanır.
Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi
ve diğer özlük işleri, kanunla düzenlenir.
II. BAKANLAR
KURULU
A. KURULUŞ
MADDE 109 - Bakanlar Kurulu, Başbakan
ve bakanlardan kurulur.
Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri arasından atanır.
Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya
milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından başbakanca seçilir ve
Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine
Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.
B. GÖREVE BAŞLAMA
VE GÜVENOYU
MADDE 110 - Bakanlar Kurulunun
listesi tam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Türkiye Büyük Millet
Meclisi tatilde ise toplantıya çağrılır.
Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan en geç bir hafta
içinde Başbakan veya bir bakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde
okunur ve güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler, programın
okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir
tam gün geçtikten sonra oylama yapılır.
C. GÖREV SIRASINDA
GÜVENOYU
MADDE 111 - Başbakan, gerekli
görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisinden
güven isteyebilir.
Güven istemi, Türkiye Büyük Millet Meclisine
bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden
bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla
reddedilebilir.
D. GÖREV VE SİYASİ
SORUMLULUK
MADDE 112 - Başbakan, Bakanlar
kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin
genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin
yürütülmesinden birlikte sorumludur.
Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi
içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.
Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun
olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.
Bakanlar Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar; 81 inci
maddede yazılı şekilde Millet Meclisi önünde andiçerler ve bakan sıfatını
taşıdıkları sürece milletvekillerinin tabi oldukları kayıt ve şartlara uyarlar
ve yasama dokunulmazlığına sahip bulunurlar. Bunlar Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyeleri gibi ödenek ve yolluk alırlar.
E. BAKANLIKLARIN
KURULMASI VE BAKANLAR
MADDE 113 - Bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir.
Açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana,
diğer bir bakan geçici olarak vekillik eder. Ancak, bir bakan birden fazlasına
vekillik edemez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen
bir bakan bakanlıktan düşer. Başbakanın Yüce Divana sevki halinde hükümet
istifa etmiş sayılır.
Herhangi bir sebeple boşalan bakanlığa en geç onbeş gün
içinde atama yapılır.
F. SEÇİMLERDE
GEÇİCİ BAKANLAR KURULU
MADDE 114 - Türkiye Büyük Millet
Meclisi genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları
çekilir. Seçimin başlangıç tarihinden üç gün önce, seçim dönemi bitmeden
seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde ise, bu karardan başlayarak beş
gün içinde, bu bakanlıklara Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden veya dışarıdan
bağımsızlar Başbakanca atanır.
116 ncı madde gereğince seçimlerin yenilenmesine karar
verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir ve Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu
kurmak üzere bir Başbakan atar.
Geçici Bakanlar Kuruluna, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma
bakanları Türkiye Büyük Millet Meclisindeki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan
olmak üzere, siyasî parti gruplarından, oranlarına göre üye alınır.
Siyasî parti gruplarından alınacak üye sayısını Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı tespit ederek Başbakana bildirir. Teklif edilen
bakanlığı kabul etmeyen veya sonradam çekilen partililer yerine, Türkiye Büyük
Millet Meclisi içinden veya dışarıdan bağımsızlar atanır.
Geçici Bakanlar Kurulu, yenilenme kararının Resmi Gazete'de
ilanından itibaren beş gün içinde kurulur.
Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni Meclis
toplanıncaya kadar vazife görür.
G. TÜZÜKLER
MADDE 115 - Bakanlar Kurulu, kanunun
uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı
olmamak ve Danıştayın incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir.
Tüzükler, Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi
yayımlanır.
H. TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ SEÇİMLERİNİN CUMHURBAŞKANINCA YENİLENMESİ
MADDE 116 - Bakanlar Kurulunun, 110
uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler
uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırkbeş gün içinde yeni
Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin
yenilenmesine karar verebilir.
Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi
üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde
Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulunun
kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına
danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime
gidilir.
İ. MİLLİ SAVUNMA
1. BAŞKOMUTANLIK
VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
MADDE 117 - Başkomutanlık, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı
tarafından temsil olunur.
Millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt
savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Bakanlar
Kurulu sorumludur.
Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup,
savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir.
Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine,
Cumhurbaşkanınca atanır; görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Genelkurmay
Başkanı, bu görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.
Millî Savunma Bakanlığının, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet
Komutanlıkları ile görev ilişkileri ve yetki alanı kanunla düzenlenir.
2. MİLLİ GÜVENLİK
KURULU
MADDE 118 - Millî Güvenlik Kurulu,
Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Millî Savunma,
İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve
Jandarma Genel Komutanından kurulur.
MADDE 118 - (Değişik 1. fıkra: 4709 - 3.10.2001 / m.32) Milli Güvenlik Kurulu;
Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan
yardımcıları, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz
ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından kurulur.
Gündemin özelliğine göre Kurul tolantılarına ilgili bakan ve
kişiler çağırılıp görüşleri alınabilir.
Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî güvenlik siyasetinin
tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili kararların alınması ve gerekli
koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir. (Değişik 1.cümle: 4709 - 3.10.2001 / m.32) Milli Güvenlik Kurulu;
Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili
alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki
görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir. Kurulun, Devletin varlığı
ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve
güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait
kararlar bakanlar Kurulunca (Değişik
ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.32) değerlendirilir.
Millî Güvenlik Kurulunun gündemi; Başbakan ve Genelkurmay
başkanının önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir.
Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu
Başbakanın başkanlığında toplanır.
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve
görevleri kanunla düzenlenir.
III. OLAĞANÜSTÜ
YÖNETİM USULLERİ
A. OLAĞANÜSTÜ
HALLER
1. TABİİ AFET VE
AĞIR EKONOMİK BUNALIM SEBEBİYLE OLAĞANÜSTÜ HAL İLANI
MADDE 119 - Tabii afet, tehlikeli
salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı
başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde
veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
2. ŞİDDET
OLAYLARININ YAYGINLAŞMASI VE KAMU DÜZENİNİN CİDDİ
ŞEKİLDE BOZULMASI
SEBEPLERİYLE OLAĞANÜSTÜ HAL İLANI
MADDE 120 - Anayasa ile kurulan hür
demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik
yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet
olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde,
Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun
da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya
bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.
3. OLAĞANÜSTÜ
HALLERLE İLGİLİ DÜZENLEME
MADDE 121 - Anayasanın 119 ve 120 nci
maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar
Resmî Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına
sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır.
Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir. Bakanlar Kurulunun istemi
üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya
olağanüstü hali kaldırabilir.
119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde
vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü
hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 inci
maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı
veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle
alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin
durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri,
Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun
hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır
ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce
onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.
B. SIKIYÖNETİM,
SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ
MADDE 122 - Anayasanın tanıdığı hür
demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve
olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin
yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi,
ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir
kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye
düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle, Cumhurbaşkanı
başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü
aldıktan sonra, süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla
bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edebilir. Bu karar, derhal Resmî
Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına
sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya
çağırılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim
süresini kısaltabilir, uzatabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
Sıkıyönetim süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında
toplanan Bakanlar Kurulu sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda kanun
hükmünde kararname çıkarabilir.
Bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün
Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Bunların Meclisce
onaylanmasına ilişkin süre ve usul İçtüzükte belirlenir.
Sıkıyönetimin her defasında dört ayı aşmamak üzere
uzatılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hallerinde
bu dört aylık süre aranmaz.
Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde hangi
hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, idare ile olan
ilişkileri, hürriyetlerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya
savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi halinde vatandaşlar için
getirilecek yükümlülükler kanunla düzenlenir.
Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı
olarak görev yaparlar.
IV. İDARE
A. İDARENİN
ESASLARI
1. İDARENİN
BÜTÜNLÜĞÜ VE KAMU TÜZELKİŞİLİĞİ
MADDE 123 - İdare, kuruluş ve
görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden
yönetim esaslarına dayanır.
Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkca
verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.
2. YÖNETMELİKLER
MADDE 124 - Başbakanlık, bakanlıklar
ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabilirler.
Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda
belirtilir.
B. YARGI YOLU
MADDE 125 - İdarenin her türlü eylem
ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hükümler: 4446 - 13.8.1999) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve
sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası
tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık
unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek
Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır.
İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı
bildirim tarihinden başlar.
Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun
denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve
esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem
niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız
zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının
birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına
karar verilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve
savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile
yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle
yükümlüdür.
C. İDARENİN
KURULUŞU
1. MERKEZİ İDARE
MADDE 126 - Türkiye, merkezî idare
kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin
gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.
İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.
Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak
amacıyla, birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilâtı kurulabilir. Bu
teşkilâtın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.
2. MAHALLİ İDARELER
MADDE 127 - Mahallî idareler; il,
belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere
kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda
gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri,
yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Mahalli idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara göre beş yılda bir
yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir
yıl içinde yapılması gereken mahalli idareler organlarına veya bu organların
üyelerine ilişkin genel veya ara seçimler milletvekili genel veya ara
seçimleriyle birlikte yapılır. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel
yönetim biçimleri getirebilir.
Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını
kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim
yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında
soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların
üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar
uzaklaştırabilir.
Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî
hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu
görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî
ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve
usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.
Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi
amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları,
görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı
bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir
kaynakları sağlanır.
D. KAMU HİZMETİ
GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ HÜKÜMLER
1. GENEL İLKELER
MADDE 128 - Devletin, kamu iktisadî
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre
yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli
görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,
atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri
ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları,
kanunla özel olarak düzenlenir.
2. GÖREV VE SORUMLULUKLARI,
DİSİPLİN KOVUŞTURULMASINDA GÜVENCE
MADDE 129 - Memurlar ve diğer kamu
görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla
yükümlüdürler
Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına
savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin
kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar
hakkındaki hükümler saklıdır.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini
kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu
edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak
idare aleyhine açılabilir.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri
iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen
istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.
E. YÜKSEKÖĞRETİM
KURUMLARI VE ÜST KURULUŞLARI
1. YÜKSEKÖĞRETİM
KURUMLARI
MADDE 130 - Çağdaş eğitim-öğretim
esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun
insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde
eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve
insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve
bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.
Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına
yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine
tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir.
Kanun, üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde
yayılmasını gözetir.
Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe
her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki,
Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve
bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez.
Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi
ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır.
Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler
Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim
elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının
dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden
uzaklaştırılamazlar.
Üniversitelerin hazırladığı bütçeler; Yükseköğretim
Kurulunca tetkik ve onaylandıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve (Değişik ibare: 5428 - 29.10.2005 / m.1) merkezi yönetim
bütçesinin bağlı olduğu esaslara uygun olarak işleme tâbi tutularak yürürlüğe
konulur ve denetlenir.
Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile
işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler
üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim
elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim
elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları
ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime
giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler,
disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının
uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının
görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş
bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve
üniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla
düzenlenir.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve
idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması
ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan Yükseköğretim kurumları için
Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir.
2. YÜKSEKÖĞRETİM
ÜST KURULUŞLARI
MADDE 131 - Yükseköğretim
kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek,
yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma
faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler
doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis edilen
kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının
yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.
Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, Bakanlar Kurulu ve
Genelkurmay Başkanlığınca seçilen ve sayıları, nitelikleri ve seçilme usulleri
kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı
hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan
üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur. (Değişik
2. fıkra: 5170 - 7.5.2004 / m.8) Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve
Bakanlar Kurulunca seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla
belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet
yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve
Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur.
Kurulun teşkilâtı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma
esasları kanunla düzenlenir.
3. YÜKSEKÖĞRETİM
KURUMLARINDAN ÖZEL HÜKÜMLERE TABİ OLANLAR
MADDE 132 - Türk Silahlı Kuvvetleri
ve emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumları özel kanunlarının
hükümlerine tâbidir.
F. RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU, RADYO VE TELEVİZYON
KURULUŞLARI VE KAMUYLA İLİŞKİLİ HABER AJANSLARI (*)
_____
(*) Madde 133 ün F. Radyo ve Televizyon Kuruluşları ve
Kamuyla İlişkili Haber Ajansları şeklinde yer alan kenar başlığı, 23.6.2005
tarih ve 25854 sayılı R.G.'de yayımlanan, 21.6.2005 tarih ve 5370 sayılı
Kanunun 1. maddesi hükmü gereğince değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
_____
MADDE 133 -
(Değişik: 3913 - 08.07.1993) Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek
kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.
(Ek fıkra: 5370 -
21.6.2005 / m.1) Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla
kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu dokuz üyeden oluşur. Üyeler, siyasi
parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı
olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti grubuna düşen üye
sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca
seçilir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, görev ve yetkileri,
üyelerinin nitelikleri, seçim usulleri ve görev süreleri kanunla düzenlenir.
Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve
televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerden yardım gören haber ajanslarının
özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.
G. ATATÜRK KÜLTÜR,
DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU
MADDE 134 - Atatürkçü düşünceyi,
Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini
bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla;
Atatürk'ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde,
Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezî, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih
Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu kurulur.
Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk'ün
vasiyetnamesinde belirtilen malî menfaatler saklı olup kendilerine tahsis
edilir.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu,
organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar
üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.
H. KAMU KURUMU
NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI
MADDE 135 - Kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların
müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak,
mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek
mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve
güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile
kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen
usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu
tüzelkişilikleridir.
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî teşebbüslerinde
aslî ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti
aranmaz.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde siyasi
partiler aday gösteremezler.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin
kurallar kanunla düzenlenir.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu
organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.
(Değişik Fıkra:
4121 - 23.07.1995) Ancak, milli güvenliğinin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını
önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa,
kanunla bir merci, meslek kuruluşlarını veya üst kuruluşlarını faaliyetten men
ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı yirmidört saat içerisinde görevli
hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi
halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
İ. DİYANET İŞLERİ
BAŞKANLIĞI
MADDE 136 - Genel idare içinde yer
alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî
görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi
amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.
J. KANUNSUZ EMİR
MADDE 137 - Kamu hizmetlerinde
herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri,
yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine
getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar
eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine
getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine
getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni
ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
YARGI
I. GENEL HÜKÜMLER
A. MAHKEMELERİN
BAĞIMSIZLIĞI
MADDE 138 - Hâkimler, görevlerinde
bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine
göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge
gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı
yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya
herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına
uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle
değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
B. HAKİMLİK VE
SAVCILIK TEMİNATI
MADDE 139 - Hâkimler ve savcılar
azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye
ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık,
ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm
giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak
anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler
hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.
C. HAKİMLİK VE
SAVCILIK MESLEĞİ
MADDE 140 - Hakimler ve Savcılar adlî
ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten
hâkim ve savcılar eliyle yürütülür.
Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
esaslarına göre görev ifa ederler.
Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve
ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev
yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin
kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya
görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve
yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya
yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri
mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla
düzenlenir.
Hâkimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar
hizmet görürler; askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda
gösterilir.
Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî
ve özel hiçbir görev alamazlar.
Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet
Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idarî görevlerde
çalışanlar, hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tâbidirler. Bunlar,
hâkimler ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılır ve
derecelendirilirler, hâkimlere ve savcılara tanınan her türlü haklardan
yararlanırlar.
D. DURUŞMALARIN
AÇIK VE KARARLARIN GEREKÇELİ OLMASI
MADDE 141 - Mahkemelerde duruşmalar
herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamanının kapalı yapılmasına
ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı
hallerde karar verilebilir.
Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler
konulur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak
yazılır.
Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle
sonuçlandırılması, yargının görevidir.
E. MAHKEMELERİN
KURULUŞU
MADDE 142 - Mahkemelerin kuruluşu,
görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
F. DEVLET GÜVENLİK
MAHKEMELERİ
MADDE 143 - Devletin ülkesi ve
milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada
belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletin iç ve dış
güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri
kurulur. (Ek cümle: 4388 - 18.6.1999) “Ancak, sıkıyönetim ve
savaş haline ilişkin hükümler saklıdır.”
(Değişik 2.
fıkra: 4388 - 18.6.1999) Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir Başkan, iki asıl ve bir
yedek üye ile bir Cumhuriyet Başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet Savcısı
bulunur.
(Değişik fıkra:
4388 - 18.6.1999) Başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile Cumhuriyet başsavcısı, birinci
sınıfa ayrılmış hakim ve Cumhuriyet savcıları arasından; Cumhuriyet savcıları
ise, diğer Cumhuriyet savcıları arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca
özel kanununda gösterilen usule göre dört yıl için atanırlar; süresi bitenler
yeniden atanabilirler.(*)
_____
(*) 3 ve 4. Fıkralar birleştirilerek bir fıkra olarak
yukarıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
_____
Devlet Güvenlik Mahkemeleri kararlarının temyiz mercii
Yargıtaydır.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin işleyişi, görev ve yetkileri
ve yargılama usulleri ile ilgili diğer hükümler, kanunda gösterilir.
(Son fıkra, 18
Haziran 1999 tarih ve 4388 sayılı Kanun'un 1. Maddesiyle yürürlükten
kaldırılmıştır.) MADDE 143 - (...) (Madde 143, 22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı
R.G.'de yayımlanan, 7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 9. maddesi hükmü
gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.)
G. HAKİM VE
SAVCILARIN DENETİMİ
MADDE 144 - Hâkim ve savcıların
görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (Hâkimler için idarî
nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme;
görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal
ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve
gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma, Adalet Bakanlığının izni ile
adalet müfettişleri tarafından yapılır. Adalet Bakanı soruşturma ve inceleme
işlemlerini, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli
hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir.
H. ASKERİ YARGI
MADDE 145 - Askerî yargı, askerî
mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker
kişilerin; askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerî
mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri
suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda
belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri
sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri
suçlara da bakmakla görevlidirler.
Askerî mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi
suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve
gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının
görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî
hâkimlerin özlük işleri askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin
mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin
bağımsızlığı, hâkimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla
düzenlenir. Kanun, ayrıca askerî hâkimlerin yargı hizmeti dışındaki askerî
hizmetler yönünden askerî hizmetlerin gereklerine göre teşkilâtında görevli
bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir.
II. YÜKSEK
MAHKEMELER
A. ANAYASA
MAHKEMESİ
1. KURULUŞU
MADDE 146 - Anayasa Mahkemesi onbir
asıl ve dört yedek üyeden kurulur.
Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki
asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî
Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri
arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri
üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi
olmayan Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinde göstereceği üç aday
arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar
arasından seçer.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe
yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye
seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim
kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş
yıl fiilen çalışmış veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye
tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir başkanvekili
seçer. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, aslî görevleri dışında resmî veya
özel hiçbir görev alamazlar.
2. ÜYELİĞİN SONA
ERMESİ
MADDE 147 - Anayasa Mahkemesi
üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.
Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden
çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden;
görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması
halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile
sona erer.
3. GÖREV VE
YETKİLERİ
MADDE 148 - Anayasa Mahkemesi,
kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa
değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak,
olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde
kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,
Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.
Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın,
öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif
ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı
hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir.
Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil
bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu
üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî
Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet
Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve
üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya
Cumhuriyet Başsavcı vekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de
yerine getirir.
4. ÇALIŞMA VE
YARGILAMA USULÜ
MADDE 149 - Anayasa Mahkemesi, Başkan
ve on üye ile toplanır. Salt çoğunluk ile karar verilir. Anayasa değişikliklerinde
iptale (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 /
m.33) ve
siyasi parti davalarında kapatılmaya karar verebilmesi için (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.33) beşte üç oy çokluğu
şarttır.
Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince
öncelikle incelenip karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri kanunla;
mahkemenin çalışma esasları ve üyeleri arasındaki işbölümü kendi yapacağı
içtüzükle düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında
kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, gerekli gördüğü hallerde sözlü
açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları
çağırabilir.
(Ek cümle: 4121 -
23.07.1995)
ve siyasi partilerin temelli kapatılması veya kapatılmasına ilişkin davalarda,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasi partinin
genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.
5. İPTAL DAVASI
MADDE 150 - Kanunların, kanun
hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya
bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası
açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis
grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri
tutarındaki üyelere aittir. İktidarda birden fazla siyasî partinin bulunması
halinde, iktidar partilerinin dava açma hakkını en fazla üyeye sahip olan parti
kullanır.
6. DAVA AÇMA
SÜRESİ
MADDE 151 - Anayasa Mahkemesinde
doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun, kanun hükmünde
kararname veya içtüzüğünün Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak altmış
gün sonra düşer.
7. ANAYASAYA AYKIRILIĞIN DİĞER MAHKEMELERDE İLERİ SÜRÜLMESİ
MADDE 152 -
Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa
Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu
iddia temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere
beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse
mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak,
Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar
gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.
Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red
kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun
hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.
8. ANAYASA
MAHKEMESİNİN KARARLARI
MADDE 153 - Anayasa Mahkemesinin
kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin
tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir
uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede
yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi
iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,
kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük
Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak
kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır
ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve
tüzelkişileri bağlar.
B. YARGITAY
MADDE 154 - Yargıtay, adliye
mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı
karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.
Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece
mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli yargı hâkim
ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla
seçilir.
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire
başkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının
salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden
seçilebilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili,
Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer
aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi
bitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri,
daire başkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet
Başsavcıvekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve
hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
C. DANIŞTAY
MADDE 155 - Danıştay, idarî
mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı
karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara
da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
(Değişik 2. Fıkra:
4446 - 13.8.1999)
Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca
gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve
sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını
incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri
yapmakla görevlidir.
Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı
hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından
Cumhurbaşkanı; tarafından seçilir.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire
başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının
salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden
seçilebilirler.
Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı,
başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri,
idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
esaslarına göre kanunla düzenlenir.
D. ASKERİ YARGITAY
MADDE 156 - Askerî Yargıtay, askerî
mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, asker
kişilerin kanunla gösterilen belli davalarına ilk ve son derece mahkemesi
olarak bakar.
Askerî Yargıtay üyeleri birinci sınıf askerî hâkimler
arasından Askerî Yargıtay Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ve
gizli oyla her boş yer için göstereceği üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca
seçilir.
Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve daire
başkanları Askerî yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre
atanırlar.
Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin
ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik
hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir.
E. ASKERİ YÜKSEK
İDARE MAHKEMESİ
MADDE 157 - Askerî Yüksek İdare
Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri
ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan
uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak,
askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması
şartı aranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından
olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt
çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer
için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve
nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca
her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en
fazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim
sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,
yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin
bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre
kanunla düzenlenir.
F. UYUŞMAZLIK
MAHKEMESİ
MADDE 158 - Uyuşmazlık Mahkemesi
adli, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm
uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve
seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa
Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.
Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev
uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
III. HAKİMLER VE
SAVCILAR YÜKSEK KURULU
MADDE 159 - Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre
kurulur ve görev yapar.
Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı
Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay
Genel kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi
üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden
Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden
seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili
seçer.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adli ve idarî yargı
hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme,
yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun
görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden
uzaklaştırma işlemlerini yapar. Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir
hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı
çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar. Ayrıca
Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
Kurul kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.
Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma
usulleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla
düzenlenir.
Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak
çalıştırılacak hâkim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisi Adalet
Bakanına aittir.
Adalet Bakanı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilk
toplantısında onaya sunulmak üzere gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
hizmetin aksamaması için hâkim ve savcıları geçici yetki ile görevlendirebilir.
IV. SAYIŞTAY
MADDE 160 - Sayıştay, (Değişik ibare: 5428 - 29.10.2005 / m.2) merkezi yönetim bütçesi
kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve
giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve
sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen
inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın
kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş
gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde
bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında
Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları
esas alınır.
(Ek 3. fıkra: 5428
- 29.10.2005 / m.2) Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme
bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.
Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri,
mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla
düzenlenir.
Silahlı Kuvvetler elinde bulunan Devlet mallarının Türkiye
Büyük Millet Meclisi adına denetlenmesi usulleri, Millî Savunma hizmetlerinin
gerektirdiği gizlilik esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir. (...) (Madde
160 ın son fıkrası, 22.5.2004 tarih ve 25469 sayılı R.G.'de yayımlanan,
7.5.2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunun 10. maddesi hükmü gereğince yürürlükten
kaldırılmıştır.)
DÖRDÜNCÜ KISIM
MALİ VE EKONOMİK
HÜKÜMLER
BİRİNCİ BÖLÜM
MALİ HÜKÜMLER
I. BÜTÇE
A. BÜTÇENİN
HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI
MADDE 161 - Devletin ve kamu
iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık
bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasıl
hazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir. (Değişik 2. fıkra: 5428 - 29.10.2005 / m.3) Mali yıl başlangıcı ile merkezi
yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü kanunla düzenlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir
yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir
hüküm konulamaz.
B. BÜTÇENİN
GÖRÜŞÜLMESİ
MADDE 162 - Bakanlar Kurulu, (Değişik ibare: 5428 - 29.10.2005 / m.4) merkezi yönetim bütçe
tasarısı ile millî bütçe tahminlerini gösteren raporu, malî yıl başından en az
yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
Bütçe tasarıları ve rapor, kırk üyeden kurulu Bütçe
Komisyonunda incelenir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna veya
gruplarına en az yirmibeş üye verilmek şartı ile, siyasî parti gruplarının ve
bağımsızların oranlarına göre temsili gözönünde tutulur.
Bütçe Komisyonunun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve malî yıl başına kadar karara
bağlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel kurulda,
bakanlık ve daire bütçeleriyle katma bütçeler hakkında düşüncelerini, her
bütçenin tümü üzerindeki göreşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve
değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya
konur. (Değişik 4. fıkra: 5428 -
29.10.2005 / m.4) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda, kamu idare bütçeleri
hakkında düşüncelerini, her bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında
açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme
yapılmaksızın okunur ve oylanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu
tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, gider artırıcı veya
gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.
C. BÜTÇELERDE
DEĞİŞİKLİK YAPILABİLME ESASLARI
MADDE 163 -
(Değişik ibare: 5428 - 29.10.2005 / m.5) Merkezi yönetim bütçesiyle verilen ödenek,
harcanabilecek miktarın sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırının
Bakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz.
Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak
yetkisi verilemez. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik
tasarılarında ve carî ve ileriki yıl bütçelerine malî yük getirecek nitelikteki
kanun tasarı ve tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malî
kaynak gösterilmesi zorunludur.
D. KESİNHESAP
MADDE 164 - Kesinhesap kanunu
tasarıları, kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları
malî yılın sonundan başlayarak, en geç yedi ay sonra Bakanlar Kurulunca Türkiye
Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin
olduğu kesinhesap kanunu tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş
gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
Kesinhesap kanunu tasarısı, yeni yıl bütçe kanunu
tasarısıyla birlikte Bütçe Komisyonu gündemine alınır. Bütçe Komisyonu, bütçe
kanunu tasarısıyla kesinhesap kanunu tasarısını Genel Kurula birlikte sunar,
Genel Kurul, kesinhesap kanunu tasarısını, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla
beraber görüşerek karara bağlar.
Kesinhesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin
Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca
sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara
bağlandığı anlamına gelmez.
E. KAMU İKTİSADİ
TEŞEBBÜSLERİNİN DENETİMİ
MADDE 165 - Sermayesinin yarısından
fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve
ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisine denetlenmesi esasları kanunla
düzenlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
EKONOMİK HÜKÜMLER
I. PLANLAMA
MADDE 166 - Ekonomik, sosyal ve
kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve
uyumlu biçimde hızlı gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini
yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilâtı
kurmak Devletin görevidir.
Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda
istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici
tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir;
kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu
plana göre gerçekleştirilir.
Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet
Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü
bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.
II. PİYASALARIN
DENETİMİ VE DIŞ TİCARETİN DÜZENLENMESİ
MADDE 167 - Devlet, para, kredi,
sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı
ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak
tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere
düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine
vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları
kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.
III. TABİİ
SERVETLERİN VE KAYNAKLARIN ARANMASI VE İŞLETİLMESİ
MADDE 168 - Tabii servetler ve
kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve
işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek
ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve
işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan
gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu
durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak
gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.
IV. ORMANLAR VE ORMAN KÖYLÜSÜ
A. ORMANLARIN
KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ
MADDE 169 - Devlet, ormanların
korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve
tedbirleri alır. Yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde
başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete
aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları
kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk
edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme
müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda
yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel
ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir
yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu
tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından
orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi
çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu
yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
B. ORMAN
KÖYLÜSÜNÜN KORUNMASI
MADDE 170 - Ormanlar içinde veya
bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün
korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu
halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve
fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi;
bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin
tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının
kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan
yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer
girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, devlet
ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.
V.
KOOPERATİFÇİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ
MADDE 171 - Devlet, millî ekonominin
yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin
korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.
(Son Fıkra: 4121 -
23.07.1995 )
VI. TÜKETİCİLER
İLE ESNAF VE SANATKARLARIN KORUNMASI
A. TÜKETİCİLERİN
KORUNMASI
MADDE 172 - Devlet, tüketicileri
koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimlerini teşvik eder.
B. ESNAF VE
SANATKARLARIN KORUNMASI
MADDE 173 - Devlet, esnaf ve
sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.
BEŞİNCİ KISIM
ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
I. İNKILAP
KANUNLARININ KORUNMASI
MADDE 174 - Anayasanın hiçbir hükmü,
Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye
Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen
inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte
bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve
yorumlanamaz:
1. 3 Mart 1340 tarihli ve
430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
2. 25 Teşrinisâni 1341
tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun;
3. 30 Teşrinisâni 1341
tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar
ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
4. 17 Şubat 1926 tarihli ve
743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme
memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu
maddesi hükmü;
5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve
1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;
6. 1 Teşrinisâni 1928
tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;
7. 26. Teşrinisâni 1934
tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların
Kaldırıldığına dair Kanun;
8. 3 Kânunuevvel 1934
tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
ALTINCI KISIM
GEÇİCİ HÜKÜMLER
GEÇİCİ MADDE 1 - Anayasanın halkoylaması
sonucu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak kabul edildiğinin usulünce ilânı
ile birlikte, halkoylaması tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet
Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak, yedi yıllık bir dönem için, Anayasa
ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. 18
Eylül 1980 tarihinde Devlet Başkanı olarak içtiği and yürürlükte kalır. Yedi
yıllık sürenin sonunda Cumhurbaşkanlığı seçimi Anayasada öngörülen hükümlere göre
yapılır.
Cumhurbaşkanı, ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük
Millet Meclisi toplanıp; Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar, 12 Aralık 1980 gün
ve 2356 sayılı Kanunla teşekkül etmiş olan Millî Güvenlik Konseyinin
Başkanlığını da yürütür.
İlk milletvekili genel seçimleri sonunda Türkiye Büyük
Millet Meclisi toplanıp göreve başlayıncaya kadar geçecek süre içinde,
Cumhurbaşkanlığının herhangi bir surette boşalması halinde, Millî Güvenlik
Konseyinin en kıdemli üyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Anayasaya
göre yeni Cumhurbaşkanını seçinceye kadar, Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve
O'nun Anayasadaki bütün görevlerinin yerine getirir ve yetkilerini kullanır.
GEÇİCİ MADDE 2 - 12 Aralık 1980 gün ve
2356 sayılı Kanunla kuruluşu gösterilen Millî Güvenlik Konseyi, Anayasaya
dayalı olarak hazırlanacak Siyasî Partiler Kanunu ile Seçim Kanununa göre
yapılacak ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp
Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun
ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunlara göre görevlerini devam ettirir.
Anayasanın kabulünden sonra 2356 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesindeki Millî Güvenlik Konseyi Üyeliklerinden birisinin herhangi bir
nedenle boşalması halinde doldurulması usulüne ilişkin hüküm uygulanmaz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp göreve başladıktan
sonra, Milli Güvenlik Konseyi, altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı
Konseyi haline dönüşür ve Millî Güvenlik Konseyi Üyeleri, Cumhurbaşkanlığı
Konseyi Üyesi sıfatını alırlar. Millî Güvenlik Konseyi üyesi olarak 18 Eylül
1980 tarihinde içtikleri and yürürlükte kalır. Cumhurbaşkanlığı Konseyi
Üyeleri, Anayasada Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin haiz bulundukları
özlük hakları ile dokunulmazlığına sahip olurlar. Altı yıllık süre sonunda
Cumhurbaşkanlığı Konseyinin hukukî varlığı sona erer.
Cumhurbaşkanlığı Konseyinin görevleri şunlardır:
a) Türkiye Büyük Millet
Meclisince kabul edilerek Cumhurbaşkanlığına gönderilen, Anayasada yazılı temel
hak ve hürriyetlere ve ödevlere, lâiklik ilkesine, Atatürk inkılâplarının,
millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasına, Türkiye Radyo-Televizyon
kurumuna, Milletlerarası andlaşmalara, dış ülkelere silahlı kuvvet
gönderilmesine ve yabancı kuvvetlerin Türkiye'ye kabulüne, olağanüstü yönetime,
sıkıyönetim ve savaş haline dair kanunlar ile Cumhurbaşkanınca gerekli görülen
diğer kanunları Cumhurbaşkanına tanınan onbeş günlük sürenin ilk on günü içinde
incelemek;
b) Cumhurbaşkanının istemi
ve tespit edeceği süre içinde:
Milletvekili genel seçimlerinin yenilenmesine, olağanüstü
yönetim yetkisinin kullanılmasına ve alınacak tedbirlere, Türkiye
Radyo-Televizyon Kurumunun yönetim ve gözetimine, gençliğin yetiştirilmesine ve
Diyanet İşlerinin düzenlenmesine ilişkin konuları incelemek ve görüş bildirmek;
c) Cumhurbaşkanının
istemine göre, iç ve dış güvenlik ile gerekli görülen diğer konularda inceleme
ve araştırma yapmak ve sonuçlarını Cumhurbaşkanına sunmak.
GEÇİCİ MADDE 3 - Anayasaya göre yapılacak
ilk milletvekili genel seçimi sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp,
Başkanlık Divanını oluşturması ile birlikte:
a) 27 Ekim 1980 gün ve 2324
sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun,
b) 12 Aralık 1980 gün ve
2356 sayılı Millî Güvenlik Konseyi Hakkında Kanun,
c) 29 Haziran 1981 gün ve
2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun,
Yürürlükten kalkar ve Millî Güvenlik Konseyi ile Danışma
Meclisinin hukuki varlıkları sona erer.
GEÇİCİ MADDE 4 - (17 Mayıs 1987 tarih ve
3361 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.) (*)
GEÇİCİ MADDE 5 - Yapılacak ilk
milletvekili genel seçimi sonucunun Yüksek Seçim kurulunca ilânını takip eden
onuncu gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara'da, Türkiye Büyük Millet
Meclisi binasında, saat 15.00'de kendiliğinden toplanır. Bu toplantıya en yaşlı
Milletvekili Başkanlık eder. Bu toplantıda milletvekilleri andiçerler.
GEÇİCİ MADDE 6 - Anayasaya göre kurulan
Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için kendi içtüzükleri
yapılıncaya kadar, Millet Meclisinin 12 Eylül 1980 tarihinden önce yürürlükte
olan İçtüzüğünün, Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 7 - İlk milletvekili genel
seçimi sonunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, yeni Bakanlar Kurulu
kuruluncaya kadar, iş başında olan Bakanlar Kurulunun görevi devam eder.
GEÇİCİ MADDE 8 - Anayasa ile kabul
edilmiş olan yeni organ, kurum ve kurulların kuruluş, görev, yetki ve
işleyişleri ile ilgili kanunlarla, Anayasada konulması veya değiştirilmesi
öngörülen diğer kanunlar, Anayasanın kabulünden başlayarak Kurucu Meclisin
görev süresi içerisinde, bu süre içerisinde yetiştirilemeyenler, seçimle gelen
Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk toplantısını izleyen bir yıl sonuna kadar
çıkartılır.
GEÇİCİ MADDE 9 - İlk genel seçimler
sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı kurulduktan
sonra altı yıllık süre içinde yapılacak Anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı,
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilebilir. Bu takdirde Türkiye Büyük
Millet Meclisinin geri gönderilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanunu, aynen
kabul edip tekrar Cumhurbaşkanına gönderilmesi, üye tamsayısının dörtte üç
çoğunluğunun oyu ile mümkün olabilir.
GEÇİCİ MADDE 10 - Mahallî İdare seçimleri
en geç Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk toplantısını izleyen bir yıl içinde
yapılır.
GEÇİCİ MADDE 11 - Anayasanın halkoyu ile
kabul edildiği tarihte Anayasa Mahkemesi asıl ve yedek üyesi olanların
kadroları ile görevleri devam eder. Bunlardan Anayasa Mahkemesince belli
görevlere seçilenlerin bu suretle kazanmış oldukları sıfatları saklı kalır.
Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar
boşalan asıl üye kadrosuna, asıl ve yedek üye sayısı toplamı onbeşe ininceye
kadar da boşalan yedek üye kadrosuna seçim yapılmaz. Anayasa Mahkemesinin yeni
düzenlemeye intibakı sağlanıncaya kadar asıl üye sayısının onbirden, asıl ve
yedek üye sayıları toplamının onbeşden aşağı düşmesi nedeniyle yapılacak
seçimlerde bu Anayasanın kabul ettiği esasa ve sıraya uyulur.
Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar dava
ve işlerde 22.04.1962 gün ve 44 sayılı Kanunun öngördüğü toplanma yeter sayısı
uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 12 - 13.05.1981 gün ve 2461
sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun geçici 1 inci maddesi
uyarınca Yargıtay ve Danıştaydan Kurulun asıl ve yedek üyeliğine; 1730 sayılı
Yargıtay Kanununa 25.06.1981 gün ve 2483 sayılı Kanunla eklenen geçici madde
uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine; 06.01.1982
gün ve 2575 sayılı Danıştay kanununun geçici 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca Danıştay Başkanlığına, Başsavcılığına, başkanvekilliklerine ve daire
başkanlıklarına, Devlet Başkanınca seçilmiş bulunanlar, seçildikleri dönem için
bu görevlerine devam ederler.
06.01.1982 gün ve 2576 sayılı Kanunun geçici maddelerinin
idarî mahkemeler Başkan ve üyeliklerine atamalara ilişkin hükümleri de
saklıdır.
GEÇİCİ MADDE 13 - Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kuruluna Yargıtaydan seçilmesi gereken bir asıl ve bir yedek üyenin
seçimleri Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen yirmi gün içinde
yapılır.
(*) 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesi, 2 nci fıkrası gereğince bu hükmün onaylanarak yürürlüğe girebilmesi için
halk oyuna sunulması zorunlu olup halk oylaması, Anayasanın 175 inci maddesinin
bu Kanunla değişik hükümlerine göre yapılır.
Seçilen üyeler göreve başlayıncaya kadar Kurul, toplantı
yeter sayısını oluşturacak yedek üyenin katılmasıyla çalışmalarını yapar.
GEÇİCİ MADDE 14 - Sendikaların gelirlerini
Devlet bankalarında muhafaza etmelerine ilişkin yükümlülükleri, Anayasanın
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde yerine getirilir.
GEÇİCİ MADDE 15 - 12 Eylül 1980 tarihinden,
ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık
Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini
Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Millî Güvenlik
Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı
Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü
karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malî veya hukuki sorumluluk
iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine
başvurulamaz.
Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve
görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve
uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde
kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan
karar ve tasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez. (...) (Son fıkra
3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunun 34. maddesi hükmü gereğince metinden
çıkarılmıştır.)
GEÇİCİ MADDE 16 - Anayasanın
halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy
kullanma yeterliği bulunduğu halde hukukî veya fiili herhangi bir mazereti
olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden
beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer
halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.
GEÇİCİ MADDE.- (4709 - 3.10.2001) A) Bu
Kanunun 24 üncü maddesi ile Anayasanın 67 nci maddesine son fıkra olarak
eklenen hüküm bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk genel
seçimde uygulanmaz.
B) Bu Kanunun 28 inci
maddesi ile Anayasanın 87 nci maddesinde yapılan değişiklik, bu Kanunun
yürürlük tarihinden önce, Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiilleri işleyenler
hakkında uygulanmaz.
GEÇİCİ MADDE 1.- (4777 - 27.12.2002)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 inci maddesinin son fıkrası, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 22 nci dönemi içinde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmaz.
YEDİNCİ KISIM
SON HÜKÜMLER
I. ANAYASANIN
DEĞİŞTİRİLMESİ, SEÇİMLERE VE HALKOYLAMASINA KATILMA
MADDE 175 -
(Değişik: 3361 - 17.05.1987) Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi
üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir.
Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa
görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç
çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.
Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi
ve kabulü, bu maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü
hakkındaki hükümlere tabidir.
Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları,
bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine göre gönderebilir.
Meclis, geri gönderilen Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen
kabul ederse Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir.
Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden
az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı
tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî
Gazetede yayımlanır.
Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye
tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin
kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna
sunulabilir. Halkoylamasına sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun veya
ilgili maddeler Resmî Gazetede yayımlanır.
Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin
kanunların yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların
yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine
ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması
halinde, Anayasanın değiştirilen hükümlerinden, hangilerinin birlikte
hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar.
Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve
mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli
her türlü tedbir alınır.
II. BAŞLANGIÇ VE
KENAR BAŞLIKLAR
MADDE 176 - Anayasanın dayandığı
temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir.
Madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerin
konusunu ve maddeler arasındaki sıralama ve bağlantıyı gösterir. Bu başlıklar,
Anayasa metninden sayılmaz.
III. ANAYASANIN
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ
MADDE 177 - Bu Anayasa, halkoylaması
sonucu kabul edilip Resmî Gazetede yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası olur ve aşağıda gösterilen istisnalar ile bu istisnaların yürürlüğe
girmesine ait hükümler dışında bütünüyle yürürlüğe girer.
a) İKİNCİ KISIM
II. Bölümdeki;
kişi hürriyeti ve güvenliği, basın ve yayımla ilgili hükümler, toplantı hak ve
hürriyetleri,
III. Bölümdeki çalışma ile ilgili hükümler, toplu iş
sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt ile ilgili hükümler,
Bu hükümler yeni kanunları çıkarıldığında veya mevcut
kananlarda değişiklik yapıldığında ve her halde en geç Türkiye Büyük Millet
Meclisi göreve başladığında yürürlüğe girer. Ancak bu hükümler yürürlüğe
girinceye kadar mevcut kanunlar ve Millî Güvenlik Konseyinin bildiri ve
kararları uygulanır.
b) İKİNCİ KISIM'daki; siyasî faaliyette
bulunma hakları ile siyasî partilerle ilgili hükümler, bunlara dayalı olarak
yeniden hazırlanacak Siyasî Partiler Kanununun;
Seçme ve seçilme hakkı ise yine bu hükümlere dayalı olarak
hazırlanacak Seçim Kanununun; Yayımlanması ile yürürlüğe girer.
c) ÜÇÜNCÜ KISIM'daki; yasama ile ilgili
hükümler;
Bu hükümler ilk milletvekili genel seçimi sonucunun ilanı
ile birlikte yürürlüğe girer. Ancak bu bölümdeki Türkiye Büyük Millet
Meclisinin görev ve yetkilerine ilişkin hükümleri, 29 Haziran 1981 gün ve 2485
sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye Büyük
Millet Meclisi göreve başlayıncaya kadar Millî Güvenlik Konseyince yerine
getirilir.
d) ÜÇÜNCÜ KISIM'daki; Cumhurbaşkanı
başlığı altındaki görev ve yetkileri ile Devlet Denetleme Kurulu, Bakanlar Kurulu
başlığı altındaki tüzükler, Millî Savunma, olağanüstü yönetim usulleri, idare
başlığı altındaki mahallî idareler ile Akatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu hariç diğer hükümler ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri hariç yargıya
ilişkin bütün hükümler Anayasanın halkoylaması sonucunda kabulünün Resmî
Gazetede ilânı ile birlikte yürürlüğe girer.
Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna ait yürürlüğe girmeyen
hükümler Türkiye Büyük Millet Meclisinin göreve başlaması ile, mahallî idareler
ile Devlet Güvenlik Mahkemelerine ilişkin hükümler ise ilgili kanunların
yayımlanması ile yürürlüğe girer.
e) Anayasanın halkoylaması
sonucu kabulünün ilânıyla birlikte yürürlüğe girecek hükümleri ve mevcut ve
kurulacak kurum, kuruluş ve kurullar için yeniden kanun yapılması veya mevcut
kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyorsa bunlara ilişkin işlemler mevcut
kanunların Anayasaya aykırı olmayan hükümleri veya doğrudan Anayasa hükümleri,
Anayasanın 11 inci maddesi gereğince uygulanır.
f) Kesinhesap kanunu
tasarılarının görüşülme usulünü düzenleyen 164 üncü maddenin ikinci fıkrası
hükmü 1984 yılından itibaren uygulanmaya başlanır.
Ana
Sayfa
| Türk Hukuku | Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi Kararları