Semt İsimleri Nereden Gelir


İzmir'de semt isimleri nereden gelir hep merak etmişimdir.Karantina'ya neden Karantina ismi verilmiştir,Güzelyalı adı nereden çıkmıştır?Bahribaba kimdir,Eşrefpaşa kimdir,hiç düşündünüz mü?

İşimin fazla olmadığı bir sırada bu isimlerin nereden geldiğini araştırmaya çalıştım.Örneğin,Mithatpaşa Caddesi,İzmir'de valilik yapan Mithat Paşa'nın 1880 yılında bu yolu açtırmasıyla Mithatpaşa adını almış.Aynı şekilde 1885 yılında vali Halil Rıfat Paşa kendi adını taşıyan caddeyi açtırarak buraları oturulur hale getirmiş.
Arap fırını semti adını Mısır'dan gelip İzmir'e yerleşen,bu mahallede simitçi fırını açan bir zenciden almış.Basmane semti ise adını Ermeni işadamlarının işlettikleri bu semtteki basma kumaş işletmelerinden almış.Karantina,adını 1845 yılında veba salgını önlemek için bu bölgede kurulan Karantina İdaresi'nden almış.Eşrefpaşa semti,1895 yılında İzmir'de belediye başkanı olan ve Eşrefpaşa semtinde bir cami,Tepecik'e Belediye Hastanesi ve bugün Tınaztepe Okulu adına alan bir okul yaptıran İznmir'in tanınmış belediye başkanından almış.Peki bugün Varyant olarak bilinen Bahribaba Parkı adını nereden almıştı,biliyormusunuz?
Eski yıllarda Konak Meydanı'ndan Devlet Tiyatrosu'nun bulunduğu yere kadar sahil kısmı Kalafathane idi.Yüzlerce yıl boyunca burada yelkenli gemiler ve mavnalar tamir edilir veya yapılırdı.Bu kalafathanenın karşı tarafı eski Devlet Hastanesi'nden,Halil Rıfat Paşa Caddesi'ne Karataş'a kadar Musevi mezarlığı idi.Rivayete göre İzmir'in bu kısmına Bahribaba adı verilmesinin nedeni,çok eski tarihlerde burada denizden karaya vuran bir cesettir.Birkaç yüzyıl önce kalafathanenin sahil kısmında siyah benizli bir ceset görülür.Bu cesedi oradaki mavna yapım ustaları derhal denizden çıkarıp yolun karşı tarafındaki mezarlık duvarının dışına,erenlerden bir zat diye gömerler.O yıllarda denizden çıkan her cesede İlyas Peygamberin soyundan gelmiş bir kimse diye hürmet edilirmiş.Her ne kadar ustaların bazıları bu cesedin sarhoşlukla denize düşüp boğulan bir kimsesiz olduğunu iddia etmişlerse de,onları dinleyen olmamış.Birkaç hafta sonra sözüne güvenilir aksakallı bir usta,sabahleyin işe geldiğinde,diğer ustaları etrafına toplayıp gece gördüğü rüyayı anlatır.Denizden çıkan bu cesedin nurlu bir çehre ve üzerinde yeşil bir cübbeyle kendisine "Bana türbe yaptır ve mum yak" dediğini söyler.Birkaç gün sonra diğer bu ustada bu rüyayı aynen kendisinin de gördüğünü diğer arkadaşlarına anlatır.Bunun üzerine ustalar aralarında para toplayıp türbeyi yaparlar.Baş ve ayak tarafına birer selvi ağacı dikerler,baş ucuna bir de fener asarlar,denizden çıktığı içinde türbenin adına Bahribaba Türbesi derler.Türbenin etrafına bir duvar çekerler ve buradan gelip geçenler görsünler,dua etsinler ve mum getirsinler diye demir parmaklı bir pencere yaptırırlar.
Hayatını bilmeyiz,ama bizim Bahribaba o günden itibaren devlete konar.Bol bol dualara,ışıklara kavuşur.Muradına ermek isteyenler,muradına erenler,mumlarla,bayraklarla,türbe örtüleriyle,koyun,kuzu,horoz gibi adaklarla akın akın ziyarete gelirler.
Bu türbenin ne zamana kadar kaldığına dair elimizde hiçbir bilgi yok.Bugün türbeden eser yok fakat bu semt hala daha pek çok kimse tarafından Bahribaba olarak bilinir.


Kaynak:Melih Gürsoy'un "Tarihi,Ekonomisi ve İnsanları ile Bizim İzmirimiz" adlı kitabı

Kitap,VHS,VCD,DVD,CD almak&araştırmak için logoyu tıkla
IDéEFIXE Satış Ortağı


Ana Sayfa
Hosted by www.Geocities.ws

1