Bilgiye Erişimde TÜBİTAK'ın Rolü

Bilmek ve bildirmek... Bunlar insanoğlunu ne kadar yordu!
Hangi yılan zehirli, hangi bitki bunun devası ?
Düşman atlıları ne kadar kalabalık, hangi istikamette ilerliyorlar ?
Hint adalarına nasıl varılır ?
Rum ateşinin terkibi nedir ?
Gün ortasındaki bu karanlık ne ?
Bu yer neden sarsılıyor ?
Bu çocuk neden ağlıyor ?
Şu makaleye nasıl ulaşabilirim ?

Önce hırıltı ve çığlık, sonra dil, duman, tablet, çivi, papirüs,
Atlı ulaklar, kadırgalar, posta arabaları, casuslar...
Telgrafın telleri, kitaplar, dergiler...
Ve INTERNET.
Bu kadarını gönül kaldırmıyor.

İlkokulda Hammurabi'yi öğreniyoruz, ortaokulda Koperniği, lisede Heisenberg'i ve çocuklarımız gramofonu tanımadan INTERNET'le tanışıyorlar.
Bu kayıp mı, yoksa kazanç mı ?

Ceylan yavrusu 20 saniyede kalkıp koşuyor, bize iki sene yetmiyor.
Ama bu gene de iki milyon yıllık bir kazanımın aktarımıysa, memnun olmak lazım.
Çünkü son 20.000 yılın kültür kazanımlarını tüm gençliğimize, son 300 yılın bilim ve özgürlük kazanımlarını tüm ömrümüze sığdırmakta zorlanıyoruz.
Bir hazımsızlık var.
Çok mu acele ediyoruz ?
Keşke biraz daha sindire sindire yol alsaydık.

Ama belki de başka türlü olmuyor.
Yavaş yavaş yüksek atlanmıyor !
Çıtayı geçmek istiyorsan zıplayacaksın.
Kritik eşikleri aşmak için kritik kitleler lazım.
Ateşi önce yakamıyorsun, sonra da söndüremiyorsun.
TÜBİTAK, INTERNET ateşini yakmak için çok uğraştı.
Ateşi yakmak için de kritik bir odun kitlesi ve gene ateş lazım.

Doğru kişilerin elinde doğru enstrümanlar gerekli mucizeler için
Ulusal AR-GE bütçesi türküsü söylüyor TÜBİTAK on yıldır;
Anlayan anlıyor da,
Anlamak istemeyen anlamıyor.

91-92'deki iki yıllık uygulamanın meyveleri ortada;
En büyüğü Türkiye'nin INTERNET kulübüne katılımı.

Adsız pekçok kahraman var bu başarı öyküsünün ardında.
Vefa borcu bir tanesinin adını zikretmeyi zorunlu kılıyor.
Türk insanını zamansız kendisinden mahrum bırakan
Yazgı rüzgarının siyasete attığı sıradışı bir adam

Bugün de yeni mucizeler için TÜBİTAK aynı enstrümanı, Ulusal AR-GE Bütçesi'ni bir kez daha ülkeye kazandırmak için uğraş veriyor.
Temel anlayıştan yana sıkıntı yok,
ayrıntıda uzlaşmak gerek yalnızca.

TÜBİTAK, 1991 yılı boyunca uğraştı.
1992 yılı boyunca uğraştı.
23 Ekim 1992'de ilk bağlantı kuruldu.
5 Nisan 1993'de 64 Kbit'lik ilk hat kuruldu.
21 Nisan 1993'de ilk ateş yandı ve INTERNET Türkiye'nin genel kullanımına sunuldu.

1996'da Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) kuruldu. Bugün ULAKBİM ülkemizin en büyük INTERNET ağını, ULAKNET'i işletiyor.

Atlı ulaktan, ULAKNET'e...
Bu kadarını gönül kaldırmıyor.

Anadolu'daki bir araştırıcımız, Amerika'daki bir meslektaşının web-sayfasından bir makale çektiği zaman bunun ücretini TÜBİTAK ödüyor. Ama o arkadaşımız bunu bilmiyor. Bu bizi mutlu ediyor.

TÜBİTAK Araştırma Destek bütçesinin üç katını harcıyor ateşi yanar tutmak için, ULAKNET için,
Başka kuruluşlar bu ateşe sahip çıkıyor.
Öncelik saygısı gösterilsin, yeter
Bizim için değil
TÜBİTAK için

Bugün bir milyon insanımız INTERNET'i kullanıyor, yarın daha çok insanımız kullanacak. Ve bilmediğimiz daha az şey kalacak.

Prof. Dr. Namık Kemal PAK
TÜBİTAK Başkanı

kaynak: ulakbim  (keseronline)
Bu sayfanın adresi: http://www.ulakbim.gov.tr/hakkimizda/tarihce/tubitak-rol.uhtml
Sayfa sorumlusu: Webmaster ([email protected])
©1999 Tübitak - Ulakbim (Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi)
 

Hosted by www.Geocities.ws

1