|
BOR�LANMA TAR�H�M�Z
Osmanl�
�mparatorlu�u Kamu Bor�lar�
Duraklamadan 19. Y�zy�la Kamu Maliyesi
16.y�zy�l ortalar�na gelindi�inde,
Osmanl�lar daha �nce kar��la�t�klar� Bizans��n geri kalm��l�k
alanlar�ndan �ok farkl� bir bilim, teknoloji ve iktisadi geli�me
Avrupa�s� ile kar�� kar��ya geldiklerinde, askeri y�ntemleri kendi
s�n�rlar�na dayanm��, Osmanl� �mparatorlu�u�nun geni�lemesi kaba
hatlar�yla durmu�tu.(Tezel, 1994)
�mparatorluklar�n �o�unda oldu�u
gibi, Osmanl� �mparatorlu�u da toprak kazan�mlar�yla ya�ayan bir
devletti. Ancak yine her imparatorluk gibi, Osmanl� da
geni�leyebilece�i do�al s�n�rlara ula�t���nda, toprak geni�lemesi
duracak ve devlet en �nemli gelirinden olaca�� gibi, mevcut durumu
koruyabilmek i�in azalan gelirlerine kar��l�k harcamalar�n�
artt�racakt�r. S�zgelimi Roma �mparatorlu�u�nun geni�lemesi,
duraklamas� ve ��kmesi ile Osmanl� �mparatorlu�u�nun geni�lemesi,
duraklamas� ve ��k��e ge�mesi, belirtilen bu olgu bak�m�ndan, tam
�rt��meseler bile, benzerdir.
16.y�zy�l�n ortalar�na gelindi�inde
Osmanl�, toprak kazan�mlar�n�n do�al s�n�r�na gelmi�ti.
�stanbul�dan k���n bitimiyle birlikte sefere ��kan ordu 3-4 ay
y�r�d�kten sonra sava� alan�na ula�abilmekte, k��� tekrar
�stanbul�da ge�irmek zorunlulu�undan dolay� en fazla bir ay kadar
sava��labilmektedir. Askeri giri�imlerin amac�, Kanuni�nin son
y�llar�ndan itibaren geni�lemekten �ok, ortaya ��kan g�� dengesinin
Osmanl�lar aleyhine bozulmas�n� �nlemek haline gelmi�ti. Bu nedenle
s�n�rlar �zerine kaleler yapt�rma ve garnizonlar kurma gibi yeni
harcama nedenleri ortaya ��km��t�. Devaml� askerlere olan
gereksinimin artmas� sonucu 1550�den 1600�e kadar yeni�eri say�s� 14
binden, 35 bine y�kselmi�ti. 1580�lerde ba�layan b�t�e a��klar�
17.y�zy�l boyunca s�rd�. A��klar�n kar��lanmas�nda bir ara padi�ah�n
i� hazinesi kullan�ld�ysa da, bu �nlem �ok uzun �m�rl� olamad�.(Tezel,
1994)
Co�rafi ke�iflerin ba�lamas�n�n
Osmanl��ya olan en �nemli iki etkisi Akdeniz ticaretinin �nemini
yitirmesi ve enflasyondur. Avrupa�ya de�erli madenlerin ak���yla
birlikte, Osmanl� �mparatorlu�u�nda da fiyat art��lar� g�r�ld�.
Vergilerin nominal de�erlerinin fiyat de�i�melerine kar��
esnekli�inin bulunmamas�, harcamalar artarken, gelirlerin neredeyse
sabit kalmas�na neden oldu. Gerekli �nlemleri almak i�in bir
taraftan toprak i�leme y�ntemleri de�i�tirilirken, �te taraftan
ola�an�st� ve keyfi vergilerle birlikte, ard� arkas� kesilmeyen
deval�asyonlara ba�vuruldu.
1520�de 0.70 gram g�m�� i�eren ak�e,
1595�te 0.27 gram g�m�� i�erdi. 17.y�zy�l�n ikinci yar�s�nda bu
de�er 0.14 grama kadar indi. Deval�asyonlar zinciri, ekonomik yap�
�zerinde b�y�k tahriplere yol a�arken, h�k�mete kaynak yaratma
mekanizmas� olarak pek i�e yaramad�. Yabanc� paralar, bu arada kalp
paralar imparatorlu�u istila etmeye ba�lad�. Osmanl� h�k�meti
parasal olaylar kar��s�nda tam bir �aresizli�e d��erken, tefeciler
gibi para karga�al���ndan yararlananlar, �reticiler ve y�neticiler
�zerinde giderek g�� kazand�.
16-18.y�zy�llarda iltizam hem vergi
toplama, hem de i� bor�lanma arac�yd�. M�ltezim, yap�lan a��k
artt�rmalarda bir miktar pe�in �demeye ek olarak her y�l belli bir
mebla�� �demeyi taahh�t ediyordu. Devletin s�zle�me s�re�lerini
uzatma ve pe�in �deme taleplerinin art��� , g��l� bir finans
deste�ini gerektirdi. Yard�ma �stanbul�daki sarraflar ko�tu. (T�rel,
2001)
16.y�zy�l�n ba��ndan itibaren t�mar
sisteminde de�i�ikli�e gidilmeye ba�land�. Baz� t�marlar iptal
edildi ve el de�i�tirdi. Gelir elde edebilmek i�in ehliyete ve bu
sistem i�inde ba�ar�ya dayanan adam se�me e�ilimi tamamen ortadan
kalkt�. �nce bir y�l, sonra birka� y�ll�k, daha sonra �m�r boyu
iltizam sistemine ge�ildi�i g�r�ld�. Herhangi bir su�la su�lanan
yerel zenginlerin merkezce �ld�r�lerek mallar�na el konmas�na
ba�lanmas�na ra�men, merkezden ba��ms�z varl�kl� kesimler olu�maya
ba�lad�. �nemli geli�melerden biri de, 16.y�zy�ldan itibaren yerli
gayri-m�slim t�ccar-tefeci sermayesinin ortaya ��kmas�d�r.
Osmanl� �mparatorlu�u�ndaki gayri-m�slim
t�ccar ve sarraf �evrelerinin iktisadi g��leri 16.y�zy�lda artmaya
ba�lad�. �ltizam uygulamas� bunda b�y�k bir rol oynad�.
M�ltezimlerin b�y�k �l�ekli pe�in �deme yapmak zorunda kalmalar�
sarraf-tefecilerin b�y�k bir sosyo-ekonomik g�� elde etmelerini
kolayla�t�rd�. 18.y�zy�lda eyaletlerin birer b�t�n halinde
m�ltezim-valilere b�rak�lmas� ile t�ccar-sarraf-tefeci gayri-m�slimlerin
g��lenmesini, idareciler �zerinde denetim kurmas�na yol a�t�.
Valiye y�ksek faizle bor� veren, onun kaynaklar�n� denetleyen,
�r�nleri ile ticaret yapan bu t�ccar-tefeciler, hasat d�neminden
�nce vergi toplama yetkisini elde eder, zor durumda kalan k�yl�lere
de %30 faizle bor� verir, �r�nlerini ucuza kapat�rd�.(Tezel, 1994)
Bu sarraflardan bir�o�u as�l
g��lerini arac�l�k yapt�klar� Avrupal� t�ccarlardan al�yordu.
18.y�zy�ldan itibaren Avrupal� devletlerin himayesine girerek,
Avrupal� t�ccarlar�n imtiyazlar�ndan da yararlanmaya ba�lad�lar.
B�ylece Osmanl� ekonomisinin kapitalist geli�me merkezlerindeki
birikime ba�layan zincirler olu�maya ba�lam��t�.
Osmanl� gelirlerinin bu d�nemde %45�i
m�sl�man olmayanlardan al�nan askerlik vergisi, %15�i sava�lar�n
finansman� i�in 17.y�zy�lda ge�ici olarak kondu�u halde zamanla
s�reklile�en avar�zdan olu�maktad�r. Harcamalar�n gelirlerden fazla
olmas�ndan dolay� yukar�da anlat�lan �nlemler yeterli olamay�nca
18.yy ba��nda merkezi h�k�met i� borca ba�vurdu. �denen faizler k�sa
s�rede anaparay� a�t��� halde, i� bor� al�nmaya devam edilmi�, g�nah
ve onur k�r�c� say�ld��� i�in d�� bor�lanmaya gidilmemi�tir. D�nem
ile ilgili ayr�nt�l� bor�lanma rakamlar�na ula��lamam��t�r. (A�ba,
1995)
19.Y�zy�ldan 1920�ye: Devlet Nefes Alam�yor
Kapitalizm �ncesi �retim g��lerine
dayanan Osmanl� toplum yap�s�, bir taraftan yukar�da de�inilen
de�i�im ve sorunlar� ya�arken, �te taraftan Osmanl� toplum yap�s�n�n
kimi y�nlerini zay�flat�p ��zecek sonu�lar do�uracak olan, Osmanl�
ile h�zla geli�en kapitalist ekonomiler aras�nda kurulmaya ba�layan
ticaret ili�kileri, bor� sorununu da b�y�tt�. �� bor�larla ba�layan
sorun, d�� bor�larla s�rd� ve devletin iflas�n� a��klamas�yla k�t�
bir sonla noktaland�. Sanayi devriminin izlerini ta��yan bu ticaret,
Osmanl��n�n kapitalizmin merkezine ba��ml� �evre alan�na d�n��mesine
sa�larken, �nceki ticaret ili�kilerinden daha farkl� sonu�lara yol
a�t�.(Tezel, 1994).
Osmanl� toprak sisteminin t�mar
uygulamas�ndan iltizam ve ki�isel m�lkiyete do�ru evrildik�e,
topraktan daha �ok gelir elde edebilmek i�in, b�t�n tar�m ve maden
�r�nlerinin i� pazar yerine d��a sat�lmas�, al�c�lar ve sat�c�lar
a��s�ndan zamanla i� pazara g�re daha avantajl� ko�ullara kavu�tu.
�� pazardaki b�rokratik kar��malar, t�ccar�n devletten almas�
gereken �e�itli izinler, r��vet, �denen vergiler, ula��m sorunlar�
gibi ticareti do�rudan etkileyen unsurlar, yap�lan �e�itli
anla�malarla d�� ticaret i�in daha da hafifletilmi�ti. Osmanl�
�mparatorlu�u�nun d�� ticarette verdi�i �d�nler ise, co�rafi
ke�iflerle birlikte �nemini olduk�a yitiren Akdeniz ticaretini
yeniden canland�rmak iste�inden kaynaklan�yordu. Daha 1569 gibi
erken bir tarihte ba�layan kapit�lasyonlar, 18.y�zy�lda iyice
geni�ledi.
Osmanl��n�n d��a (kapitalizmin
merkezine) ba��ml� bir ekonomiye d�n��mesi, 19. ve 20.y�zy�llarda
Avrupa kapitalizmin bir yar� s�m�rgesi haline gelmesinde, bu ticari
ili�kilerin t�r� ve bi�imi etkili oldu�u gibi, birka� sonu� vermeyen
giri�im d���nda, h�k�metin adeta Avrupal�lar�n iktisadi ��kar�n�
kollar vaziyette bulunmas� tabloyu daha da a��rla�t�rd�. Bu konuda
Tezel (1994) �in verdi�i �rnek ilgin�tir: �18.y�zy�lda �stanbul
esnaf� Frans�z kuma� ihracat��lar� kar��s�nda pazarl�k g��lerini
artt�rmak i�in bir ortakl�k kurunca, Frans�zlar�n �ikayeti �zerine
Osmanl� h�k�metinin bu ortakl��� da��tmas� ve esnaf� cezaland�rmas�
bunun �nemli bir �rne�idir.�
Geride b�rakt���m�z y�zy�lda
tart��mas� �ok yap�lan, azgeli�mi� �lkelerin merkezden sanayi �r�n�
al�p, hammadde satmas� bi�iminde �zetlenebilecek ba��ml� ekonomik
ili�kileri Osmanl��n�n son iki y�zy�l�nda da iyice belirginle�ti.
Yine Tezel (1994)�e g�re, Osmanl� ticari etkinliklerinin iktisadi
geli�menin bir unsuru olarak de�il de, Osmanl��n�n denetimi
d���ndaki alanlarda �ekillenmesi, devletin varl�k ve hareket alan�n�
s�n�rlayan siyasi sonu�lar do�urmu�tur.
1830�larda kendi valisi kar��s�nda
acze d��en Osmanl� H�k�meti, M�s�r sorununu ��zebilmek i�in Rusya ve
�ngiltere�den yard�m almak zorunda kald�. �ngilizlerin bu yard�m
kar��l���nda elde ettikleri en b�y�k �d�n, 1838 �ngiliz-Osmanl�
Ticaret S�zle�mesi�nin imzalanmas�d�r. �ngilizler bu s�zle�me �ncesi
24 y�ll�k d�nemde Osmanl��ya olan ihracatlar�n� zaten 12 misli
artt�rm��lard�. S�zle�me, yeni bir d�nemin ba�lang�c� oldu. Birka�
y�l i�inde di�er Avrupa �lkeleriyle de benzer s�zle�melerin
yap�lmas�yla, Osmanl�, Avrupa�daki sanayi birikiminin a��k bir
pazar� haline geldi. Bu anla�malarla Osmanl� kendi g�mr�kleri
�zerindeki egemenlik hakk�ndan vazge�iyordu.
Bu engelsiz d�� ticaret ortam�nda
1840-1913 aras�nda, sabit fiyatlarla ihracat 10, ithalat 12 kat
artt�. 1840�lar�n ilk y�llar�nda ortalama y�ll�k 7850 bin Osmanl�
Liras� (OL) d�� al�m, 5900 bin OL d�� sat�m yap�l�rken, 1913�te
d��al�m 36450 bin OL, d��sat�m 19970 OL olmu�tur. D�nem ba��nda d��
a��k 1950 bin OL alt�ndayken, d�nem sonunda 16800 OL�na
yakla�m��t�r. D��sat�m�n d��al�m� kar��lama oran� d�nem ba��nda
%75.3 iken, d�nem sonunda %54�e d��m��t�r. 1880 fiyatlar� 100
say�ld���nda 1913�te d��al�m fiyat� 92�ye d��m��ken, d��sat�m
fiyatlar� 83�e gerilemi�tir. Fiyat hadlerinden dolay�, sadece
ticaretin yap�l�yor olu�undan, d��sat�m miktar�n�n %10�u kadar bir
zarar s�z konusudur. (Kepenek/Yent�rk, 2000)
Ticarette ortaya ��kan b�t�n bu
geli�melerin Osmanl� ekonomisi ve siyaseti �zerinde b�y�k etkileri
oldu. Kapitalist d�nya ekonomisi ile ayr� ayr� eklemle�en
birbirinden kopuk tar�m ve kentsel d�� ticaret kesimleri olu�tu.
G�mr�kler �zerindeki egemenlik yitirildi�inden, sonradan giri�ilen
birka� sanayile�me �abas�, yeterli koruma sa�lanamad���ndan
ba�ar�s�zl��a u�rad�. Devletin yar�-s�m�rge stat�s� sermaye
birikiminin �n�ndeki en b�y�k engeli olu�turdu. Daha �ok el
sanatlar�na dayanan k���k �l�ekli Osmanl� sanayisi neredeyse t�m�yle
yok oldu. Ayr�ca, �zellikle sanayi �evresinde t�ketim kal�plar�n�n
de�i�mesine neden oldu. En b�y�k etkisi ise, d�� ticaret a��klar�n�
kar��lamak i�in 1854 y�l�ndan itibaren d�� borca ba�vurulmas�d�r.
�retimde kullan�lmayan d�� bor�lar, b�y�k �l��de t�ketime y�nelik
d��al�m�n neden oldu�u ticari a��klarla h�zla b�y�d�. (Tezel, 1994).
16.y�zy�ldan itibaren mali
zorluklarla kar�� kar��ya kalan Osmanl� h�k�meti, 18.y�zy�lda ortaya
��kan Avrupa�dan bor� alma �nerilerinin g�nah say�lmas� ele�tirileri
kar��s�nda bu yola ba�vurmad�. Yeni�eri ordusunun tasfiyesinden
hemen sonra (1826), Avrupa finans kesimleri bor� para vermek i�in
kap�y� �almaya ba�lad�lar. K�r�m Sava��(1854)�n�n hemen sonras�nda,
sava�a Osmanl��n�n m�ttefiki olarak kat�lan �ngiltere ve Fransa�dan
ilk d�� bor� al�nd�. Londra ve Paris borsalar�nda 3.3 milyon
sterlinlik tahvil satan Osmanl� h�k�meti ilk bor�lanmas�n�
ger�ekle�tirdi.
Osmanl� idaresi, 1914 y�l�na kadar
360 milyon OL tutar�nda net d�� bor� y�k� alt�na girmi�tir.
Konsolide bor�lara d�n��t�r�lmemi� dalgal� d�� bor�lar bu toplam�n
d���nda kald��� gibi, piyasaya ��kar�lan tahvillerin de�erinin
alt�nda sat�lmas�, arac�l�k yapanlara komisyon �denmesi gibi
nedenlerle an�lan 360 milyonun ancak 220 milyonu h�k�metin eline
ge�mi�tir. (Tezel, 1994).
Cari b�t�e harcamalar� ve bor�
�demelerinde kullan�lan bor�lar�n miktar� k�sa s�rede ��� gibi
b�y�d�. K�sa bir s�re sonra h�k�meti d�zenli b�t�e gelirlerinden
yoksun b�rakacak bir uygulamaya ge�ildi. Her yeni bor� tahvili
sat�ld���nda , �demeleri g�vence alt�na alabilmek i�in belirli b�t�e
gelirlerinin ipotek edilmesi d�nemi ba�lad�. 1863�te b�t�e
gelirlerinin %17�si bor� d�� servisine ayr�lm��ken, bu oran on sene
sonra %55�i buldu. Bu olgu kredi sa�layabilme ko�ullar�n� giderek
k�t�le�tirdi. 1870�lere gelindi�inde tahviller nominal fiyatlar�n�n
%32�si ile %40�� aras�ndaki fiyatlardan sat�labiliyordu. Yani ald���
her 100 liral�k borcun 32 ile 40 liras� hazineye girebiliyordu.(Tezel,1994).
Tarih 1875�i g�sterdi�inde b�t�e
olanaklar� ve al�nan yeni d�� bor�larla, d�� bor� anapara ve
faizlerini �deyemeyen Osmanl� h�k�meti, �demeleri durdurdu�unu ve
iflas etti�ini a��klad�. Avrupa�daki sert tepkiler kar��s�nda siyasi
m�dahale ile kar��la�maktan korkan h�k�met, 1881 y�l�nda
alacakl�larla anla�maya vard�. D�� bor�lar 190 milyondan 105 milyona
indirilirken, bor� servisi �demelerini d�zenlemek i�in D�yun-u
Umumiye �daresi (DU�) kuruldu. Osmanl� maliyesinin iflas� ile
DUݒnin kurulu�u aras�nda toplanan 1878 Berlin Kongresi, o ana kadar
ya�ayan zay�f bir imparatorlukla ��karlar�n� ger�ekle�tirmeye
�al��an �ngiltere, Fransa, Rusya gibi g��lerin tutum de�i�tirip
imparatorlu�un ya�malanmas�na y�nelik politikalar�n�n ya�ama ge�ti�i
bir d�n�m noktas� oldu. DU�, bu d�n�m noktas�ndan sonra uygulanan
ara�lardan sadece biri oldu. (Tezel, 1994 ; Ortayl�, 1998)
D�yun-u Umumiye y�netiminde
�ngiltere, Fransa, Almanya, �talya, Avusturya-Macaristan
�mparatorlu�u ve Osmanl� Bankas� y�neticileri yer al�yordu. Osmanl�
Devleti�nin Merkez Bankas� g�revini de �stlenen Osmanl� Bankas�,
Frans�z-�ngiliz sermayeli bir bankayd�. Daha �ok bir yard�m sand���
g�r�nt�s�nde olan Ziraat Bankas� hari�, �lkede ulusal banka yoktu.
�mparatorluk, g��l� yabanc� bankalar�n istilas�na u�ram��t� ve DU�
y�netiminde yer alan Osmanl� Bankas� bunlardan sadece biriydi.
Osmanl��n�n �deyemeyece�ini ilan etti�i bor�lar kar��l���nda, baz�
eyaletlerden al�nan vergiler, g�mr�k vergileri, t�t�n ve tuz tekeli,
pul vergisi gibi vergileri toplama yetkisi DUݒne b�rak�ld�. Say�lan
bu kalemler g�nden g�ne artt�. Osmanl� iktisadi hayat� art�k birka�
yabanc� �lkenin elindeydi.
DU� bu vergileri, kendi kurdu�u kadro
ile do�rudan toplamaya ba�lad�. Birinci D�nya Sava�� ba��nda be�
binden fazla ki�i �al��t�ran idare, devlet i�inde devlet gibiydi.
DU�, y�netimi her ne kadar Osmanl� tahvillerinin sahiplerinden
olu�uyormu� gibi g�z�kse de, bu temsilcilerin kendi �lke
h�k�metlerinin onay� almalar�n�n gerekmesi, Avrupa �lkelerinin
Osmanl��ya yapt�klar� siyasi m�dahalenin en �nemli arac� haline
geldi.
Devletin 1881�den sonra da
bor�lanmaya gitmesi ve demiryolu yap�m� s�ras�nda izlenen politika
DUݒnin n�fuzunun artmas�na neden oldu. �mparatorlu�un askeri ve
idari nedenlerle gereksinim duydu�u demiryollar�n� kendi kendine
finanse etmeye g�c� yoktu. Osmanl� h�k�meti demiryolu yap�mc�s� ve
i�letmecisi yabanc� �irketlere kilometre ba��na g�vence veriyordu,
e�er has�lat belli bir de�erin alt�na d��erse aradaki fark� devlet
kar��layacakt�. Yabanc� demiryolu �irketlerinin �srar�yla DU�
devlete kefil oldu. Bu noktadan sonra idare, Osmanl��n�n d��
ili�kilerinde h�k�metin �st�ne bir konuma ��kt�. D�U y�netim kurulu
�yelerinin �o�unun, Osmanl� ile i� yapan �irketlerin de y�netiminde
bulunmas�, Avrupal�lar i�in idarenin i�levini artt�r�rken, Osmanl�
Devleti �apraz bir ili�kiler a�� i�inde ya�malan�yordu.
Bu tablo ile yak�ndan ili�kili
olarak �lkenin ya�malanmas�n� sa�layan di�er bir ara� tekellerdir.
Maliyenin iflas�ndan sonra �lkenin do�al zenginliklerinin
yabanc�lara verilmesi s�reci h�zland�. Bu tekeller yerli �reticileri
tahrip ederken, di�er yandan b�y�k karlar elde ediyorlard�.
Frans�zlar�n sahip oldu�u T�t�n Rejisi, 1888 sonras� yirmi y�lda
yapt��� 2 milyon sterlinlik yat�r�m kar��l���nda (ki yat�r�ma
harcanan paran�n b�y�k bir k�sm� �lke d���na gidiyordu) 4 milyon
sterlinlik kar sa�lad�. Ayn� d�nemde be� maden �irketinin kar� 1,5
milyon sterlindir. Osmanl� Devleti�ne bor� vermek, elde edilen
imtiyazlarla yat�r�mlarda bulunmak �ok y�ksek karlar b�rakmaktad�r.
Osmanl� �mparatorlu�u, bir �ok cepheden kan kaybederken, Avrupa�ya
�ok kolay ve �ok y�ksek miktarda sermaye ak��� ger�ekle�iyordu.
Birinci D�nya Sava�� sonras�nda imparatorlu�un yerini alan ulusal
devlet, bu sorun yuma��n�n �st�ne do�uyordu.
Bu b�l�m�n sonunda d��
bor�lanman�n ba�lad��� 1854 y�l� ile Bor�lar �daresi�nin kurulu�
y�l� olan 1881 y�llar� aras�nda al�nan net d�� bor� miktarlar� ve
borcun kullan�lma amac� Tablo 1.�de g�sterilmektedir.
Tablo 1.:
Osmanl� D�� Bor�lar� (1854-1879

T�rkiye Cumhuriyeti Kamu Bor�lar�
3.1.: Kurulu� ve Devlet�ilik Y�llar�
(1923-1939)
On y�l kadar s�ren s�rekli sava�
ortam�ndan sonra kurulan T�rkiye Cumhuriyeti, bir yandan devrald���
ekonomik yap�n�n baz� unsurlar� ile birlikte ya�amak zorunda
kal�rken, �te yandan bir-iki as�rl�k k�t� deneyimlerden ��kar�lan
derslerle yeni ekonomik politikalar uygulad�. D�nemin genel
karakteri, b�t�enin ve d�� ticaretin fazla vermesi ve ortalama %9
gibi Cumhuriyet tarihinin en b�y�k b�y�mesinin
ger�ekle�tirilmesidir.
Kamu maliyesi alan�ndaki
genel anlay�� denk b�t�e amac�na ula��lmas�d�r. Y�llar itibariyle
b�t�enin ulusal gelir i�indeki pay� artmakla birlikte, a��ktan
harcamalara gidilmedi�inden, hem b�t�e fazla vermi�, hem de genel
fiyat d�zeyi kararl� kalm��t�r. Buna kar��l�k ilk be� y�l d��
ticaret a���� ya�anm��t�r. Devletin bu s�re i�inde g�mr�klere
m�dahale edememesi ve daha sonraki d�nemlere g�re daha liberal bir
ekonomik politikan�n g�d�lm�� olmas� bunun ba�l�ca nedenidir.
Boratav (1989), ekonomik politikalar aras�ndaki bu fark� belirtmek
amac�yla, 1923-1929 d�nemini a��k ekonomi ko�ullar�nda yeniden in�a
d�nemi olarak tan�mlamakta, daha sonraki d�nem ise d��a kapal�
korumac�l�k ve devlet�ilik y�llar� olarak belirtmektedir.
1923�te
toplanan �zmir �ktisat Kongresi ve Lozan G�r��meleri daha sonraki
y�llar�n ekonomik geli�melerinde etkili olmu�tur. Lozan�da
kapit�lasyonlar ve yabanc�lara verilen di�er ayr�cal�klar
kald�r�l�rken, be� y�l s�reyle g�mr�klerde 1916 tarifesinin ge�erli
olmas� �art� getirildi. T�rkiye ayr�ca toplam 129,4 milyon liral�k
Osmanl� borcunun 85,6 milyonunu �demekle y�k�ml�yd�. �zmir �ktisat
Kongresi�nde al�nan kararlar�n genel niteli�i, ekonominin
ulusalla�mas�d�r. Daha �nce yabanc�lar ve az�nl�klar taraf�ndan
ger�ekle�tirilen, kapitalizmin merkezine kurulan ba�lar�n halkas�
olma i�levinin, bundan b�yle T�rkler taraf�ndan yerine getirilmesi
isteniyordu. �lk be� y�l, hatta daha �ncesinden, daha sava�
y�llar�n�n ba��ndan itibaren bu politika g�d�ld�yse de, devlet�ilik
y�llar�n�n ba�lamas�yla birlikte merkez �lkelerle kurulan bu
�ekildeki ba� zay�flad� ve ekonomik politika nitelik de�i�tirdi.
Yabanc� sermaye, siyasal ve hukuki ko�ullar �ne s�rmemek �art�yla,
davet ediliyordu.
Kongrede al�nan
kararlardan birinin tekellerin kald�r�lmas� oldu�u halde, yeni
devletin kaynak gereksinimlerini kar��lamak i�in ilk be� y�lda
tekellere ba�vuruldu. Bir �ok temel t�ketim maddesinin �retimi,
ithalat� ve sat��� tekellere b�rak�l�rken, kamula�t�rmalara �ok
nadir ba�vuruldu. Osmanl��dan kalan birka� fabrikan�n i�letilmesi
d���nda, devletin sanayile�meye ilgisi, �zel sekt�r�n bu y�nde
te�vik edilmesi y�n�nde oldu.
1929�da bir�ok �lkeyi
etkileyen ekonomik bunal�m, ekonomide k�kl� politika
de�i�ikliklerine gidilmesi i�in hem uyar�c� oldu, hem de �e�itli
avantajlar sa�lad�. D��sat�m mallar�n�n fiyat�n�n d��mesi, paran�n
de�er kaybetmesi, d�� ticaret a����n�n b�y�mesi gibi etkileriyle
uyar�c� oldu. H�zla yeni d�zenlemelere gidildi. Paran�n de�erini
korumak i�in bir yasa ��kart�ld�, bir Merkez Bankas� olu�turuldu,
g�mr�k oranlar� y�kseltildi, yerli mal�n t�ketilmesi i�in �zendirme
kampanyalar� a��ld�. Di�er taraftan sanayile�me konusunda verilen
te�viklere ra�men �zel kesimin istenen ad�m� atamamas�, devleti,
sanayile�menin kamu taraf�ndan ger�ekle�tirme y�n�ne do�ru
kayd�rd�. D�nya ticaretinin daralmas�, kapitalizmin merkez-�evre
halkalar�n�n zay�flamas�, yat�r�m mallar� fiyat�n�n d��mesi gibi,
1929 bunal�m�n�n getirdi�i avantajlar iyi kullan�larak, 1934 y�l�
ba��ndan itibaren devlet�i sanayile�me program� y�r�rl��e konuldu.
Be� y�ll�k sanayile�me
planlar� ile �zel sekt�r�n ger�ekle�tiremedi�i sanayi yat�r�mlar�n�n
devlet eliyle ger�ekle�tirilmesi ama�lan�yordu. Birinci plan
ba�ar�yla uyguland�. Sanayile�menin ilk ad�m�n� olu�turan, yerli
hammaddeye dayanan t�ketim mallar�n�n imalat�na y�nelik b�y�k
i�letmeler kuruldu. Ancak �al��malar� yap�lan ikinci plan, II. D�nya
Sava���n�n ba�lamas�yla y�r�rl��e konulamad�. Sanayile�me planlar�
ekonominin t�m�n� kavrayan makro planlar olmamakla birlikte,
devlet�i sanayile�me y�llar�nda ula��mdan tar�ma, madenlerden
e�itime, altyap�dan demir-�elik end�strisine kadar her alanda b�y�k
ad�mlar at�ld�.
Birbirine kar��t e�ilim
ve olaylarla, d�� kaynaklar�n toplam kaynak i�indeki pay�,
Osmanl��n�n son 10 y�l� ve Cumhuriyetin daha sonraki d�nemlerine
g�re s�zkonusu d�nemde olduk�a d���k olmu�tur. �demeler dengesindeki
cari a��k ve bu a����n finansman�, bir ekonomideki toplam kaynak
kullan�m�n�n ne �l��de d�� kaynaklarla kar��land���n� ortaya koyan
temel g�stergedir. Bu pay Osmanl��n�n son y�llar�nda %6 dolay�nda
iken, 1926�da %3.2, 1928�de %1.5, bir sonraki y�l %5.4, 1947�de %2,
1950�de %2.3, 1970�de %1.2, 1980�de %5, 1990�da %6.5 oran�nda a��k
verirken, 1930�da %0.2, 1933�te %1.5 oran�nda fazla vermi�tir. (Tezel,
1994)
Yabanc� sermaye giri�leri �nceki ve
sonraki d�nemlere g�re olduk�a d���k ger�ekle�mi�tir. D�� bor�lanma
ise d�nemin sonuna do�ru nadir g�r�lmektedir. Hem Kurtulu�
Sava���ndan sonra ortaya ��kan finansman zorluklar�n� a�mak, hem de
devlet�i sanayile�me y�llar�nda sanayile�menin finansman�nda
kullan�lmak �zere yabanc� sermayeye ba�vurma e�ilimleri ortaya
��km��sa da, T�rkiye�den ve d��ar�dan kaynaklanan nedenlerden dolay�
yabanc� sermaye giri�i ve bor�lanma en alt d�zeyde kalm��t�r.
Bor�lanma i�in d�� piyasalarla g�r��meler yap�ld��� halde, Osmanl�
maliyesinin iflas� ile sonu�lanan bor�lanma ser�veninden ��kar�lan
dersler sonucunda, Kemalist idarecilerin bor�lanma ko�ullar�na
titizli�i, Osmanl� bor�lar�n� �demekten ka��nma giri�imleri, Osmanl�
bor� taksitlerinin 1929�da ba�lamas�yla birlikte maliyenin yeni
bor�lar� �deyememe riski, I. D�nya Sava���n�n meydana getirdi�i
y�k�nt�lar, 1929 bunal�m�n�n zengin �lkelerde neden oldu�u
gerilemeler gibi nedenlerle istenilen d�zeyde bor� bulunamad�.
Yabanc� sermaye giri�i ise sonraki d�nemlere g�re zay�ft�r.
1923-1929 d�neminde konsolide d��
bor�lanmalar yoluyla yeni kaynak bulunamazken, sadece baz� dalgal�
d�� bor�lardan yararlan�ld��� g�r�lmektedir. 1925 y�l�nda Osmanl�
Bankas��ndan bankan�n ayr�cal�kl� stat�s�n�n 10 y�l daha uzat�lmas�
kar��l���nda 7 milyon TL�lik k�sa vadeli bor� al�nd�. Kamu
ihalelerini alan yabanc� firmalar�n�n orta vadeli bonolar� kabul
etmeleri �eklinde d�nem boyunca k���k dalgal� d�� bor�lar
yarat�ld�.
Cumhuriyet d�neminin ilk konsolide
d�� bor�lanmas� 1930 y�l�nda yap�ld�. Kibrit tekeli 25 y�l i�in
kendisine b�rak�lan Amerikan �irketi, kar��l�k olarak h�k�mete 25
y�l vadeli 21 milyon TL bor� verdi. �irket ayr�ca her y�l 1.8
milyon TL �deyecekti. Sanayile�me program�n�n g�ndeme gelmesiyle
birlikte d�� piyasalarda kredi arand�. 1931�de ABD�de, 1932�de
Fransa�da d�� bor� arama giri�imleri sonu�suz kald�. 1932�de �talya
ile bir anla�ma imzaland�ysa da, kredi ger�ekle�medi. T�rkiye,
devlet�i sanayile�me program�na Sovyetler Birli�i�nden al�nan 8
milyon dolarl�k kredi ile ba�lad�. Bu kredi faizsiz oldu�u gibi, 20
y�l i�inde Sovyetler�e yap�lacak ihracatla geri �denecekti. Bu
�lkeden 6 y�l i�inde 6 milyon dolarl�k ek d�� bor� al�nd�. Kredi
S�merbank taraf�ndan sanayile�me program�nda kullan�ld�. (Tezel,
1994)
Sanayi program�n�n finansman� i�in
ikinci kredi, Karab�k Demir �elik Fabrikas� ihalesinin bir �ngiliz
firmas� taraf�ndan al�nmas� kar��l���nda �ngiliz h�k�metinden al�nan
3 milyon sterlinlik krediydi. Sovyet kredisi gibi ihracatla �denecek
olan bu kredinin vadesi 10 y�l, faizi %5.5�ti. (Tezel, 1994)
1930�lu y�llar�n sonuna do�ru ortaya
��kan silahlanmayla ba�lant�l� olarak yeni krediler al�nd�. 1938
y�l�ndan itibaren ba�layan bu krediler II. D�nya Sava�� ile do�rudan
ilgili oldu�undan bir sonraki ba�l�k alt�nda incelenecektir. Sonu�
olarak 1923-1939 d�nemi boyunca �ok az d�� bor�lanmaya gidildi veya
�ok az kredi kullan�labildi.
�kinci D�nya Sava�� ve Sonras� (1939-1960)
Sava�a kat�lmad��� halde, do�rudan
ve dolayl� nedenlerle �lke ekonomisi sava�tan k�t� etkilendi. Bir
milyon insan�n askere al�nmas�, hem bu insanlara yap�lan askeri
harcamalar nedeniyle, hem de �al��ma ya��ndaki bunca insan�n
�al��madan al�konulmas�ndan dolay�, harcama art��lar� gelir
d����leriyle birlikte ya�and�. Devlet�i sanayile�me uygulamas�
kesintiye u�rarken, Milli Koruma Kanunu gibi yasal d�zenlemelerle
birlikte , h�k�metin ekonomiye ola�an�st� ko�ullar�n da etkisiyle
daha fazla kar��t��� bir d�nem ba�lad�. H�k�met, piyasa i�leyi�ini
ola�an�st� �nlemlerle d�zenlerken, do�rudan ve dolayl� vergileri
artt�rarak, milli gelirin �nemli bir k�sm�na el koydu. H�zla b�y�yen
kamu harcamalar�, yat�r�mlara de�il de, b�t�enin cari ve sermaye
transferi harcamalar�na gidince, s�re� �zel sermaye birikiminin
h�zla geni�lemesine tan�k oldu. Yasal d�zenlemelerin fiyat s�recine
etkili olamay���, kamu harcamalar�n�n art���na paralel olarak �retim
d����leri ve d��al�m g��l�klerinin ortaya ��k���n�n yaratt��� mal
k�tl�klar� bir taraftan fiyatlar� artt�r�rken, di�er yandan �zel
sermaye birikimini h�zland�rd�. Temel t�ketim mallar�n�n karneye
ba�land��� bu y�llarda, fiyat art��lar� ve mal darl�klar�ndan ortaya
��kan �zel kesimin sava� karlar�n� vergilendirmek i�in Varl�k
Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi gibi toplumsal �alkant�lar
yaratan uygulamalara gidildi. Fiyat art��lar�na etki yapan di�er bir
unsur ise, sava� d�nemi boyunca uygulanan b�t�enin a��k finansman�
ve para hacminin artt�r�lmas�d�r. Sava� d�nemi boyunca d�� ticaret
fazla vermi�tir. (Kepenek/Yent�rk, 2000).
1930�lar�n sonuna do�ru siyasal
gerginli�in ve silahlanman�n artmas�, �lkenin savunma harcamalar�n�
b�y�tt�. Silah ithalat�n� i�ine alan d�� ticaret dengesi a��k
vermeye ba�lay�nca, yeni krediler i�in giri�imlerde bulunuldu. 1938
y�l�nda yap�lan bir anla�ma ile �ngiltere�den sat�n al�nacak sanayi
makine ve gere�leri i�in 10 milyon, silah ve askeri gere�ler i�in 6
milyon sterlinlik �ngiliz kredisi sa�land�. Sanayi kredisi 13 y�l
vadeli ve %5.5 faizli iken, silah kredisinin faizi %3, geri �deme
d�nemi ise 1951-1962 aral���yd�. �ngiliz kredisinden rahats�zl�k
duyan Almanya ile 1939 y�l�nda 55 milyon dolarl�k bir kredi
anla�mas� imzalanmas�na ra�men, ayn� y�l i�inde T�rkiye�nin
�ngiltere ve Fransa ile Kar��l�kl� Yard�m Anla�mas� imzalamas�
nedeniyle bu kredi Almanya taraf�ndan iptal edildi. 1939 Kar��l�kl�
Yard�m Anla�mas�ndan sonra yap�lan kredi anla�malar�yla
�ngiltere�den 42 milyon, Fransa�dan 1.5 milyon sterlinlik (1940
resmi kuruyla toplam 228 milyon TL veya 203 milyon dolar) bor�
al�nd�. �ngiltere ile ittifaka ra�men sava� d���nda kalmak i�in
Almanya ile s�rd�r�len iyi ili�kiler �er�evesinde 1942 y�l�nda
Almanya�dan 35 milyon dolarl�k kredi al�nd�. (Tezel, 1994)
ABD�den T�rkiye�nin bor� almas�n�n
tarihi de sava� y�llar� i�inde ba�lad�. Daha �nceki bor�
ba�vurular�n� geri �eviren ABD, Ankara�n�n 1939 ve 1940�daki kredi
isteklerine de olumsuz cevap verdi. Sava�a kat�lmas�yla birlikte
T�rkiye�ye 45 milyon dolarl�k sava� malzemesi verdi. T�rkiye, bu
borcun 5 milyon dolar�n� geri �derken, geri kalan� 1946�da yap�lan
bir anla�ma gere�ince iptal edildi.(Tezel, 1994)
Sava� sonras�nda d�nyada ve
T�rkiye�de ya�anan siyasal ve ekonomik de�i�imler, hem bor� verecek
durumda olan �lkelerin, hem de T�rkiye�nin konuya yakla��m� ve
uygulanan ekonomi politikalar�nda k�kl� de�i�ikliklere neden oldu.
Sava� sonras�nda SSCB-T�rkiye ili�kilerindeki gerginlik dolay�s�yla
ortaya ��kan g�venlik endi�eleri T�rkiye�yi ABD�ye yakla�t�rd���
gibi, yeni ekonomi politikas�n�n olu�umunda bu �lkenin belirleyici
rol oynamas� sonucunu da birlikte getirdi. Boratav (1989), 1946
y�l�n�, 16 y�ld�r kesintisiz olarak izlenen kapal�, korumac�, d��
dengeye dayal� politikalar�n ad�m ad�m gev�etilmesi, ithalat�n
serbestle�tirilerek b�y�k �l��de artt�r�lmas�, d�� a��klar�n
kronikle�meye ba�lamas�, dolay�s�yla d�� yard�m, kredi ve yabanc�
sermaye yat�r�mlar� ile ayakta duran bir ekonomik yap�n�n
yerle�mesinin ba�lang�c� olarak hem ekonomik, hem de siyasal anlamda
tam bir d�n�m noktas� olarak ele almaktad�r.
Sava� y�llar�nda geni�lemeye
ba�layan �zel sermaye, sava� sonras� d�nemde, i� ve d�� etmenlerin
katk�s�yla, toplumsal ve ekonomik geli�mede, daha �nceki d�nemlerle
k�yaslanmayacak bir �ekilde etkinlik kazand�. �ok partili siyasal
ya�ama ge�ilmesi ve ekonominin d�� yard�mlara ve yabanc� sermayeye
a��lmas� ile birlikte ya�anan k�rsal kesimin pazara a��lmas�, h�zl�
kentle�me yeni birikim olanaklar� sa�lad�. �ok partili siyasal
ya�am, di�er i� ve d�� geli�meler, siyasal y�netimin sermaye
birikiminden yana olmas� s�recini beraberinde getirdi. Siyasal
y�netimi de yan�na alan sermaye birikiminin, ekonomik ve toplumsal
geli�meyi t�m�yle kavray�c� bir nitelik kazand��� s�rece
girildi.(Kepenek/Yent�rk, 2000).
II. D�nya Sava�� sonras�nda tar�ma
y�nelik uygulamalar toplumsal hayat� da etkiledi. Tar�m�n
makinele�mesi, �zellikle trakt�r say�s�ndaki patlama emek talebini
d���r�rken, emek fazlas� kentlere g�� etmeye ba�lad�. Tar�mdaki
di�er girdilerin artmas�, karayolu yap�m�na verilen a��rl�k,
destekleme al�mlar�, s�bvasyonlar hem �retimi, hem verimlili�i, hem
i�lenen toprak alan�n� artt�rd� ve tar�m piyasa i�in yap�lmaya
ba�lad�. Kentlerin h�zla b�y�mesi bir taraftan altyap� sorunlar�
ortaya ��kar�rken, di�er taraftan t�ketim kal�plar�n� de�i�tirdi.
Dayan�kl�-dayan�ks�z l�ks t�ketim �r�nlerinin istemi artt�.
1946 y�l�nda %2 oran�nda fazla veren
d�� ticaret, bu y�ldan sonra devaml� a��k verdi. 1955 y�l�na
geldi�inde d��sat�m, d�� al�m�n ancak %63��n� kar��layabiliyordu.
Sava�tan hemen sonra d��al�m �zerindeki fiyat ve miktar
s�n�rlamalar� kalk�nca d��al�m h�zla artt�. Bu art���n nedenleri
t�ketim art��� ile birlikte, daha sonraki y�llarda T�rkiye�yi zora
sokan �retimin ithalata dayal� olmas�d�r. D�� girdiye dayal� bu
ba��ml� imalat bi�imi bir sonraki alt ba�l�k alt�nda ayr�nt�l�
olarak ele al�nacakt�r.
Sava� s�ras�nda ekonomide ya�anan
gerilemeler, sava� sonras� d�nemde h�zla telafi edilmeye ba�land�.
Ana ekonomik g�stergeler 1946 sonras�nda h�zl� bir b�y�me s�recine
girildi�ini g�stermektedir. Ancak bu geni�leme �ok uzun �m�rl�
olamad�. 1954 y�l�ndan itibaren bir durgunluk ba�lad�. �hra�
mallar�na y�nelik talep d��erken, d�� kaynaklar�n belli bir d�zeyi
a�amamas�ndan dolay� ithalata s�n�rlamalar getirildi. Bu bir
taraftan mal k�tl�klar�na yol a�arken, �te taraftan K�T�lerin �zel
kesime devrini ama�layan iktidar�n, t�ketim mallar�n� ikame
edebilmek i�in kamu yat�r�mlar�n� geni�letmesine yol a�t�. Ancak
al�nan �nlemler d�� ticaret a��klar�n� ortadan kald�rmaya yetmedi.
Milli Koruma Kanunu�nu and�ran 4 y�ll�k uygulamalardan sonra 1958
y�l�nda, IMF ba�ta olmak �zere yard�m �evrelerinin �nerileri
do�rultusunda, deval�asyona gidildi, i� ve d�� ticaret �zerindeki
s�n�rlamalar kald�r�ld�. (Boratav, 1989).
Sava� sonras� d�neme net bor�lulu�u
s�f�r olarak giren T�rkiye�nin bu durumu, sava� sonras�nda
de�i�mi�tir. Tablo 2.�de d�nem boyunca al�nan bor�lar ve �lkeye
giren yabanc� sermaye miktarlar� g�sterilmektedir.
S�zkonusu y�llarda d�� bor�lanmada
ba�l�ca kaynak ABD�dir. Truman Doktrini, Marshall Plan� gibi
d�zenlemelerle, sava� y�k�nt�lar�n�n �st�ne yeniden kurulan
Avrupa�n�n besin ve hammadde deposu olaca��ndan hareketle T�rkiye�ye
kredi ve ba���lar a��lm��t�r. Ger�i 1947 y�l�nda bu d�zenlemelerden
yararlanmak i�in ba�vuran T�rkiye�nin kredi talebi 615 milyon
dolard�r. Ertesi y�l, �lkenin bu programlardan yararlanabilmesi i�in
anla�ma imzaland�ysa da, verilen kredi miktar� y�ll�k 40-60 milyon
civar�ndad�r. (G�ven, 1998).
Tablo incelendi�inde, iktidar
de�i�ikli�inin ger�ekle�ti�i 1950 y�l�ndan, d�nemin sonu olan 1960
y�l�na kadar toplam
1097,9 milyon dolarl�k ABD kredisinin 824,2 milyon dolar� (toplam
kredilerin %75�i) ba��� bi�imindedir. Daha �nceki ve daha sonraki
y�llarda rastlanmayan bu tablonun nedeni, Kepenek/Yent�rk (2000)�e
g�re �siyasal iktidarlar�n, ABD kar��s�ndaki tutumuna
ba�lanabilir.� Bu ba�l�k alt�nda incelenen d�nem hakk�nda yazan
G�ven (1998), Amerikan yard�m�n� siyasal bir bask� arac� olarak
belirtirken, d�nemi �yar�-s�m�rge� olarak nitelendirilmektedir.
ABD�den sa�lanan d�� bor�lar�n bir b�l�m� ayr� bir �zelli�e
sahiptir. ABD tar�m �r�nleri fazlas�ndan T�rkiye�ye g�nderilen
miktar�n kar��l��� Merkez Bankas��nda ayr� bir hesapta tutulurken,
bu miktar�n bir k�sm� do�rudan Amerikan yetkililer taraf�ndan, geri
kalan� T�rk h�k�meti taraf�ndan kullan�l�rd�. �ncelenen d�nemde
T�rkiye�ye verilen kredilerin 350 milyon dolar� bu �ekilde
sa�lanm��t�r. (Kepenek/Yent�rk, 2000)
D�nem boyunca toplam 320 milyon dolarl�k kredi a�an IMF, D�nya
Bankas� gibi yard�m kurulu�lar� da, t�pk� ele al�nan d�nemdeki
bor�lanma bi�imi, siyasal iktidar�n tutumu ve ekonomik-siyasal
Amerikan egemenli�i Cumhuriyet tarihinin en tart��mal� konular�ndan
biridir. Bu �al��man�n d�rd�nc� b�l�m�nde daha ayr�nt�l� bir �ekilde
konu �zerinde durulaca��ndan, burada ayr�ca de�inilmeyecektir.
Planl� Kalk�nma
Y�llar� (1960-1980)
T�rkiye, 27 May�s 1960�dan sonra siyasal-toplumsal
d�zeyde oldu�u gibi, ekonomik politikalar a��s�ndan da yeni bir
d�neme girdi. Ba�bakan ve iki bakan�n�n idam� ile ba�layan s�re�,
yeni bir Anayasa ve �nceki d�nemin genel ekonomik felsefesinden
farkl� ekonomik politika ile devam etti. Haz�rlanan uzun ve k�sa
d�nemli kalk�nma planlar� �er�evesinde ekonomi, i�e d�n�k bir
sanayile�me s�recine girerken, girdilerde d��a ba��ml�l�ktan dolay�,
1970�lerin ortalar�ndan itibaren ekonomik bunal�ma girdi. Ekonomik
bunal�ma siyasal bunal�m�n da e�lik etti�i d�nem, sonraki y�llar�
derinden etkileyen 24 Ocak kararlar� ve 12 Eyl�l darbesi ile sona
erdi.
Kamu i�in emredici, �zel kesim i�in �zendirici ve
yol g�sterici olan kalk�nma planlar�, iktisat politikalar�n�n
iskeletini olu�turmu�tur. Korumac�, i� pazara d�n�k ve ithal ikameci
g�r�nt�s�yle, devlet�i sanayile�me d�nemine benzerlikleriyle
birlikte, sanayile�menin i�eri�i, yat�r�mlar�n da��l�m� ve sekt�r
�ncelikleri bak�m�ndan farkl� bir d�nemdir. �zellikle tar�m
kesiminin b�y�mesi ve pazara a��lmas�, kentle�me ve t�ketim
kal�plar�n�n de�i�mesi dayan�kl� t�ketim mallar�n�n �retimine olanak
sa�layan talep ko�ullar�n� olu�turdu�undan, 1960 sonras� d�nemde
�zel kesim genellikle t�ketim ve dayan�kl� t�ketim mallar� �retimine
y�nelirken, kamu kesimi K�T�ler arac�l���yla aramal� �retiminde
yo�unla�maya ba�lad�. (Kepenek/Yent�rk, 2000 ; Boratav, 1989).
Baz� mallarda yerli �retimin �lke i�i talebi
kar��lamas� durumunda, ilgili mal�n d��al�m� fiyat ve kalite fark�na
bak�lmaks�z�n t�m�yle yasaklan�rken, di�er baz� mallar i�in g�mr�k
vergisi ve kota ile s�n�rlama yoluna gidilmi�tir. E�-zamanl� olarak
yat�r�m indirimi ve vergi ba����kl��� gibi ara�larla yat�r�m
�zendirilmi�tir. Ayr�ca a��r� de�erli kur politikas� izlenerek, yurt
i�inde �retilmeyen, dolay�s�yla k�s�tlamalar tabi olmayan sanayi
girdilerinin d��ar�dan ucuza sa�lanmas� ama�lanm��t�r. Ancak bu
uygulama, bir taraftan girdi bak�m�ndan sanayinin d��a ba��ml� hale
gelmesine yol a�m��, di�er taraftan ba�ka etkenlerin de zorlamas�yla
ithal girdi fiyatlar�n�n artmas� ve a��r� de�erli kurun d��sat�m
�zerindeki olumsuz etkileri nedeniyle giderek b�y�yen d�� ticaret
a����, �lkeyi a��r bir d�� �deme sorunu ile kar�� kar��ya
b�rakm��t�r. D�� yard�m, d�� bor�, i��i d�vizleriyle kapat�lmaya
�al���lan d�� ticaret a����, 1970�lerin ba��nda petrol fiyatlar�n�n
be� kat artmas� gibi d�� etkenlerle bir araya gelince, �lkeyi
1970�lerin sonuna do�ru bunal�ma do�ru s�r�klemi�tir.
�thal girdi kullanan sanayinin, bu anlamda d��a
ba��ml�l���n�n 1950�li y�llarda ba�lad��� daha �nce belirtilmi�ti.
Sertel (1988)�e g�re, 1950�li y�llarda k�rsal kesimin
par�alanmas�yla ba�layan s�re�, t�m�yle d��a ba��ml� bir sanayile�me
sonucu bir b�y�me bunal�m� bi�imine d�n��t�. T�m d�viz rezervlerini
eriten ithalata ba��ml� bir sanayi yap�s�n�n ortaya ��kmas�yla
birlikte, kapitalizmin merkezine olan ba��ml�l��� da artt�rd�.
Ticari dengeyi ve �demeler dengesini alt �st ederek, T�rkiye�yi
D�nya piyasas�ndan gittik�e daha y�ksek faizlerle bor� almaya
zorlad�. Ard� ard�na yap�lan deval�asyonlar sonucu, ithal edilen
girdilerin fiyatlar�n�n y�kselmesi maliyetleri artt�rd�. Bir
taraftan enflasyon artarken, �te taraftan d�viz eksikli�i bir�ok
sekt�rde durgunlu�a neden olarak i�sizli�e yol a�t�. (Sertel, 1988).
1960�lar�n ortalar�ndan itibaren ithal
s�n�rlamalar�ndan yararlanmak isteyen yabanc� sermaye, yerli
�irketlerle i�birli�ine giderek, d��ardan ithal edilen par�alar�n
i�erde montaj�na dayanan i�letmeler kurdu. Bu d�nemde ger�ekle�en
ithalat�n neredeyse %90�� bu �irketlere girdi olarak ger�ekle�ti.
Tar�m ihracat�ndaki geli�meler sonucunda 1963-1976 y�llar� aras�nda
ihracat hedeflerinin a��lm�� olmas� ve 1970�lerden itibaren sanayi
�r�nlerinin de ihracat kervan�na kat�lmas� �demeler dengesinin a��k
vermesine engel olamad�. 1970�lerin ikinci yar�s�ndan sonra �zel
�irketler iflas eder, kepenkleri indirirken, y�ksek ithal
fiyatlar�ndan kaynaklanan artan �retim maliyetlerine ra�men enerji,
aramal� ve t�ketim maddeleri ihtiyac�n� kar��layabilmek i�in kamu
kurulu�lar� �al��malar�n� s�rd�rd�. (Sertel, 1988)
K�T �r�n fiyatlar�n�n maliyetlerinin alt�nda
belirlenmesi, hem bu �r�nleri aramal� olarak kullanan sanayi
i�letmeleri i�in, hem de bu �r�nleri t�keten hanehalklar� i�in
siyasal iktidarlar�n 1950�lerden itibaren ba�vurdu�u bir yoldu.
Enflasyonun fiyatlara yans�t�lmas�n�n siyasal nedenlerle
geciktirilmesi, i�sizlik sorunu kar��s�nda a��r� istihdama
gidilmesi, kamu kurulu�lar�n�n sendikal istekleri daha kolay kabul
etmesi gibi nedenlerle olu�an K�T a��klar� devlet taraf�ndan finanse
ediliyordu.
Devletin sundu�u altyap� olmazsa sanayinin geli�mesi
de olanaks�zd�. Bu altyap�y� sa�lamak i�in devletin kayna�a ihtiyac�
vard�. Ele al�nan d�nem boyunca kaynak sorununu vergileri artt�rarak
��zme yoluna gitmek yerine d�� borca ve para basma i�lemine
ba�vurularak sorun ��z�mlenmeye �al���ld�. Sanayi ve finans
burjuvazisi g��lendik�e, altyap� �reticisi devlet de d���k faizle
kredi ve ucuz aramal� sa�lar bir kaynak haline d�n��t�. (Sertel,
1988).
A��r� ithal ba��ml�l��� ve ihracattaki g�reli
durgunlu�a ra�men, 1962-1976 y�llar� aras�nda d�zg�n ve y�ksek bir
b�y�me temposu yakalanabilmi�tir. Boratav (1989)�a g�re bunun temel
nedeni, s�zkonusu d�nemde ekonomiye �nemli miktarda d�� kaynak
enjekte edilmi� olmas�d�r. Tablo 3.�de g�sterilen al�nan d��
bor�lara ek olarak, yabanc� �zel sermaye giri�i ve i��i d�vizleri,
bu d�� kayna��n ba�l�ca elemanlar�n� olu�turur.
Birinci Be� Y�ll�k Kalk�nma Plan� (1963-1967)
d�neminde 115 milyon dolar �zel yabanc� sermaye giri�i
ger�ekle�irken, d��ardan transfer edilen i��i d�vizleri miktar� 287
milyon dolard�r. �kinci Be� Y�ll�k Kalk�nma Plan� (1968 � 1972)
d�neminde toplam �zel sermaye giri�i 183 milyon dolar iken, i��i
d�vizleri miktar� 1,732 milyon dolara ula�m��t�r. ���nc� Be� Y�ll�k
Kalk�nma Plan� (1973-1977) d�neminde bu rakamlar s�ras�yla 362 ve
5,886 milyon dolard�r. ���nc� plan d�nemindeki yabanc� sermaye
giri�leri, ilk plan�n yakla��k �� kat� iken, i��i d�vizi giri�inde
yirmi katl�k bir art�� ger�ekle�mi�tir.(Kepenek / Yent�rk , 2000)
Birinci, ikinci ve ���nc� plan d�neminde d�� bor�
anapara �demesi s�ras�yla 508, 616, 714 milyon dolar iken, d�� bor�
faiz �demeleri yine ayn� s�rayla 163, 234, 862 milyon dolard�r. D��
bor�lanma da ve yabanc� kaynak giri�inde d�nemin en �zg�n niteli�i
ABD�nin yerini AET (Avrupa Ekonomik Toplulu�u � sonradan AB)
�lkelerinin almas�d�r. (Kepenek/ Yent�rk, 2000)
Tablo 3.: 1950-1979 Y�llar� Aras�nda D��
Bor�lar.

Not: TL olarak g�sterilen d�� bor�lar T�rk Liras� ile
�denirken,
$
ile g�sterilen bor�lar d�viz cinsinden �denmi�tir.
B�y�menin kayna��n� olu�turan bu d�� kaynak giri�i
�zellikle ���nc� plan d�neminden itibaren bir bunal�ma d�n��m��t�r.
1975 y�l� sonras�nda d�� bor�lar art�k uzun d�nemli projelerin
ger�ekle�tirilmesi amac�yla de�il, d�� ticaret a����n� kapatmaya
y�nelik, k�sa vadeli bor�lanma bi�imini alm��t�r. 1973 d�nemi
ba��nda yok denecek miktarda olan k�sa vadeli d�� bor�lar, 1977
y�l�na gelindi�inde toplam d�� bor�lar�n %60��n� olu�turuyordu. Uzun
vadeli bor�lar�n ise vadesi 22 y�ldan 12 y�la d��erken, toplam faiz
y�k� %4.4�ten %7.6�ya y�kseldi. D�� politikadaki geli�meler
sonucunda ba���lar da �nemli miktarlarda azald�. T�rkiye kredi notu
en d���k be� �lke aras�nda say�l�yordu. 1977�den itibaren bor�
erteleme giri�imlerine ba�land�. Bu giri�imlerin en �nemli sonucu 24
Ocak kararlar�n�n al�nmas� oldu.
T�rkiye�nin Son 20
Y�l� (1980-2000)
1980 y�l� hem uygulanan
ekonomik politikalar�, hem de siyasal-rejim uygulamalar� a��s�ndan
bir d�n�m noktas�d�r. 12 Eyl�l 1980 askeri darbesiyle rejim
a��s�ndan bir d�nemece girilirken, 24 Ocak 1980 kararlar� ile de
ithal ikameci sanayile�me stratejisinden d��sat�ma y�nelik
sanayile�me stratejisine ge�iliyordu. D��sat�ma y�nelik sanayile�me
stratejileri, 1970�lerden itibaren �nemli d�viz darbo�azlar� ya�ayan
geli�mekte olan �lkelere, sanayile�melerini d�� pazarlara y�nelik
s�rd�rmelerini �neren bir stratejidir. Ba�kaya (1997b), Kepenek/Yent�rk
(2000), Boratav (1989) gibi yazarlar, bu her iki d�n���m�n
kapitalizmin yeni birikim modeli ile ba��nt�l� oldu�unu,
ya�ananlar�n 1980�li y�llar�n ba��ndan itibaren ya�anmaya ba�layan
d�n���mlerin bir par�as�n� olu�turdu�unu, bir�ok azgeli�mi� �lkede
benzer s�re�lerin ya�and���n� belirtmektedir.
1980�den sonra uygulanmaya konulan bu
sanayile�me bi�imiyle �nemli bir d��sat�m art��� sa�lanm��t�r. Bu
art���n daha �ok imalat sanayi �r�nlerinde yo�unla�t��� g�r�l�rken,
sa�lanan �retim art���n�n �o�unlukla kurulu i�letmelerin at�l
kapasitelerinin kullan�m� ile sa�land��� g�r�lmektedir. Kepenek/
Yent�rk (2000), sa�lanan d��sat�m art���n�n �retim kapasitesini
art�rma y�n�nden �nemli bir sanayile�me at�l�m�
ger�ekle�tirilemedi�i, bu kar��n d��sat�m art���n�n bu �r�nlerin
fiyat�n�n d���r�lerek sa�land���ndan hareketle, 1980 sonras�
uygulanan politikalara ihracata y�nelik sanayile�me stratejisi demek
yerine, ihracat� artt�rma politikas� denmesinin daha uygun olaca��n�
belirtmektedir.
�hracat� art�rma politikas�n�n temel
arac�, bu arada h�k�metin temel g�revi, para sunumu, etkin talep ve
kamu harcamalar�n� �retim d�zeylerinin alt�nda tutmakt�r. Daha
�nceki b�l�mlerde anlat�lan K�T �r�nlerinin piyasa fiyat�n�n alt�nda
bir fiyatla sat�lmas� uygulamas�ndan vazge�ilmesi ile K�T�lerin
b�t�eden finanse edilmesine son verilirken, mal ve hizmet
piyasas�nda da fiyatlama s�reci de�i�mi�tir. Kaynaklar�n en etkin
kullan�labilmesi, kaynaklar� etkin kullanmayan i�letmelerin
sekt�rden �ekilmesi, d��sat�m yapacak firmalar�n rekabete uyum
sa�layabilmesi, gerekti�inde pahal� yerli �r�n yerine daha ucuz
ithal �r�n�n al�nmas� gibi ama�larla daha �nceki d�nemlerde
fiyatland�rma �zerindeki b�t�n k�s�tlar kald�r�lm��, piyasa
ko�ullar�na g�re serbest�e fiyat olu�umu s�recine girilmi�tir.
�retim fakt�rleri piyasas�nda da ayn� serbest fiyatlama s�recine
gidilerek hem maliyetlerin d���r�lmesi, hem de talebin k�s�lmas�
ama�lanm��t�r. Faiz oranlar�n�n y�kselmesi ile de ayn� amaca ek
olarak yabanc� sermaye giri�lerinin artmas� istenmi�tir. Deval�asyon
g�nl�kle�tirilerek ihracat artt�r�lmaya �al���lm��t�r.
�hracat� artt�rmaya y�nelik yeni bir
politika ve al�nan �nlemler sonucunda d�� ticaretin nas�l bir yol
izledi�i, akla gelen ilk sorudur. Tablo 4.�te 1950�den sonra 10 y�l
aral�klarla ve 1980 sonras� y�ll�k toplam ihracat ve ithalat
miktarlar� ile, ihracat�n ithalat� kar��lama oran� bir arada
g�sterilmi�tir.
Tablo 4.: 1950 Sonras�nda D��
Ticaret Dengesi

Tablo 4.�te dikkati �eken ilk olgu ihracat�n
ithalat� kar��lama oran� 1970 y�l�nda %62.1 iken, 1980 y�l�nda bu
oran 36.8�e gerilemi�tir. T�rkiye�nin 1946 y�l�na kadar d�� ticaret
fazlas�na sahip oldu�u, bu tarihten sonra d�� ticaret a��klar�n�n
ya�anmaya ba�land��� daha �nce belirtilmi�ti. �hracat�n ithalat�
kar��lama oran� bak�m�ndan �lke en k�t� y�llar� 1970�li y�llarda
ya�am��t�r. Bu oran 1970 y�l�nda %62.1 iken, 1971�de %57.8�e,
1973�te %54.5�e gerilemi�tir. Bunal�m�n g�stergeleri 1975 y�l�ndan
itibaren iyice belirginle�mi�, s�zkonusu oran %29.5�e kadar
gerilemi�tir. 1977�de de bu oran ayn� seviyeyi korurken, sonraki
iki y�lda d��al�m�n azal�p, d��sat�m�n artmas�yla bir miktar
iyile�me g�r�lm��t�r. Ancak 1980 y�l� i�lerin yine tersine d�nd���
y�l olmu�tur. 1980 y�l�nda olu�an yakla��k 5 milyar dolarl�k d��
ticaret a����, sonraki on y�lda ortalama 3.5 milyar dolar
seviyesinde kalm��, 1990 y�l�ndan itibaren meydana gelen a��klar,
milyar dolar cinsinden 1980 y�l�n� g�lgede b�rakm��t�r. �hracatta
meydana gelen art��lara ra�men, ithalattaki art��lar�n daha b�y�k
olmas�, ihracat�n ithalat� kar��lama oran�n� d���rmeye ba�lam��t�r.
1980 sonras� ihracat�nda ortaya ��kan b�y�k art��lara ra�men, ayn�
art��lar�n ithalatta da ger�ekle�mesi sonucunda devaml� d�� ticaret
a��klar� verilmi�tir.
D�� ticaretin mal bile�imine bak�ld���nda, de�i�imin
daha �ok d��sat�mda ortaya ��kt��� g�r�lmektedir. 1975 �ncesinde
ithalat bile�imi i�inde yat�r�m mallar�n�n oran� %40��n �st�nde
iken, bu oran bu tarihten sonra d��meye ba�lam��, 1980 sonras�nda
%20-30 baraj� aras�nda dalgalanm��t�r. Aramal� ithalat� ise %50-70
aras�nda de�i�mi�tir. T�ketim mallar�nda ise bu oran 1980 �ncesinde
%5�in aras�nda iken, sonraki on y�lda %5-10 aras�nda, 1990�dan sonra
ise %10-14 aras�nda seyretmi�tir. Mal bile�imleri bak�m�ndan
ihracatta ise tar�m ve maden �r�nlerinin pay� h�zla azal�rken,
sanayi �r�nlerinin pay� h�zla artm��t�r. 1980 y�l�na kadar tar�m
�r�nleri toplam ihracat�n yar�s�ndan fazlas�n� olu�tururken, 1970�li
y�llarda ba�layan d���� devam etmi�, s�zkonusu pay 1984�e %25�e,
1995�ten itibaren ise %10 civar�nda seyretmi�tir. Maden �r�nlerinin
seyri de ayn� bi�imdedir. 1970�li y�llardaki ortalama %6�l�k pay,
1980�li y�llarda %3�e, 1990�l� y�llarda %1.5�e inmi�tir. Sanayinin
pay� ise 1970�li y�llarda %30�lardan, 1990�l� y�llarda %85�in �st�ne
��km��t�r. Bu son rakam�n a��k�a g�sterdi�i gibi, T�rkiye daha �nce
i�lemeden ihra� etti�i tar�m ve maden �r�nlerinin g�n ge�tik�e daha
fazla bir miktar�n� i�leyip sanayi mal� haline getirip d��a
satmaktad�r.
D�� ticaretteki bu geli�meye paralel olarak
sekt�rlere g�re b�y�me h�zlar�na g�z at�ld���nda tar�mda d�zensiz
b�y�me ve k���lme y�llar� sonunda, 1970�te %37.3 milli gelir
pay�n�n, 1980�de %26.1�e, 1990�da %17.5�e d��m��t�r. Buna kar��n
sanayi b�y�me h�zlar�n�n �o�unlukla pozitif oldu�u g�r�lmektedir.
�malat sanayinin milli gelirden ald��� pay 1970�te %15.3 iken,
1980�de %17.1�e, 1990�da %22�ye y�kselmi�tir. �malat sanayi ile
birlikte madencilik ve enerji dallar�n� da i�ine alan sanayinin
genelinin milli gelirden ald��� pay 1970 y�l�nda %17 iken, 1980�de
%19.3�e, 1990�da ise %25.5�e y�kseldi�i g�r�lmektedir. Rakamlar,
sanayi kesimi b�y�rken, tar�m kesiminin giderek k���ld���n�
g�stermektedir.
Bir�ok ekonomik g�stergenin, 1980 �ncesine g�re
iyile�ti�i, 1980�li y�llar�n aksine, 1990�l� y�llarda durumun tekrar
tersine d�nd��� g�r�lmektedir. Hem bu anlamda, hem d�� finansal
serbestlik a��s�ndan 1989 y�l� yeni bir d�n�m noktas�d�r. D��
finansal serbestlik bir yandan sermaye hareketlerinin serbest
kalmas�na, di�er yandan yurt i�inde kurumlar ve bireyler aras�ndaki
ekonomik i�lemlerin yabanc� paralar cinsinden yap�labilmesine olanak
tan�d�. Uygulamaya ge�ilmesiyle birlikte, uygulamaya ge�en di�er
geli�mekte olan �lkelerde g�r�ld��� gibi, T�rkiye�de de a��r� bir
yabanc� sermaye giri�i olmu�tur. Geli�mekte olan �lkelerin faiz
oranlar�n�n, geli�mi� �lkeler seviyesinin �st�nde olu�u bu
y�nelmenin ba�l�ca nedenidir.
D��a a��lman�n son halkas�n� olu�turan d�� finansal
serbestlikle birlikte �lke ekonomisi d�� etkilere daha a��k hale
geldi. 1929 bunal�m�n�n etkilerini b�y�k �l��de i�e kapanarak
hafifleten, hatta bunu bir avantaja �eviren T�rkiye, 1950�lerden bu
yana uygulad��� de�i�ik modellerle �e�itli derecelerde d��
dalgalanmalardan etkilenmi�ti.
Spek�latif sermaye giri�i ile birlikte, yerli paran�n
de�erlenmesini bir �l��de �nlemek i�in, parasal taban geni�leme,
hazine ka��tlar�yla kamu kesimi kullan�labilir hale getirilmeye
�al���lm��t�r. Yeni bir vergilemeye ihtiya� duymadan ba�ta personel
�denekleri olmak �zere kamu harcamalar� artm��t�r. Enflasyonla
birlikte talebin geni�lemesine yol a�an bu olgu, ithalat�n h�zla
y�kselmesine de neden olmu�tur. 1994 y�l�nda ya�anan krizde personel
harcamalar�nda �nemli bir azaltmaya gidilmi�tir. (Kepenek/ Yent�rk,
2000).
Kamu ekonomisine g�z at�ld���nda, kamu gelirlerinin
milli gelirin %20�si civar�nda kalarak kararl�l�k g�sterdi�i, buna
kar��l�k harcamalar�n milli gelir i�indeki pay�n�n giderek artt���
g�r�lmektedir. Kamu harcamalar�n�n milli gelire oran� 1979-1980
y�llar�nda %16 seviyesinde seyretmi�, 1980�li y�llar�n ortas�nda
%25, 1990�l� y�llarda ise %30 civar�na ��km��t�r. Giderler ile
gelirler aras�ndaki negatif fark 1991-1993 y�llar� aras�nda milli
gelirin %10�undan fazlad�r. Sonraki y�llar i�in bu oran ortalama %8
kadard�r.
Hem d�� ticaretin, hem b�t�enin a��k vermesi, bu
konularla ilgili rakamlar�n 1990�dan itibaren daha da k�t�ye gitmesi
T�rkiye�yi d�nemin sonuna do�ru yine bir bor�lanma kriziyle kar��
kar��ya b�rakmaktad�r. T�rkiye Cumhuriyeti�nin bor�lanma s�recinin
ele al�nd��� di�er alt ba�l�klarda oldu�u gibi, bu b�l�mde de
devleti bor�lanmaya ba�vurmak zorunda b�rakan en temel olgular
�zetlenmi�tir. Ancak, �al��man�n sonunda, sonu� k�sm�n�n T�rkiye�nin
son yirmi y�ll�k bor�lanma s�recinin de�erlendirmesine ayr�lm��
olmas�ndan dolay�, bu alt ba�l�kta bor�lardan bir-iki c�mle d���nda
ayr�ca s�z edilmeyecektir.
T�rkiye�nin 1980 y�l�ndaki toplam d�� bor� miktar�
16.2 milyar dolard�. 1997 y�l�na kadar d�� bor�lar tam be� kat
artarak 82.1 milyar dolara ��kt�. Devletin d�� bor�lar�n�n katk�l�
yurti�i �retime oran� %23.4�ten, 1994 y�l�na gelindi�inde %48.8�e
��kt�. 1990 y�l�ndan sonra sadece bu bor�lar�n faizleri i�in y�lda
ortalama 3.5 milyar dolar para �dendi. 1988-1997 y�llar� aras�ndaki
toplam faiz �demesi 36.1 milyar dolard�r.
ANA SAYFAYA
D�N
|