BU YAZ’dan Haberler

 

Tahir Öngür, Jeoloji Y. Mühendisi

 


Çokuluslu altın işletmecileri bu yaz da sürdürdüler dünya halklarına ve çevreye olan saldırılarını; dünyanın her yerinden sağlıklarını, çocuklarını ve çevre güvenliklerini savunmak isteyen çok sayıda insan ve örgüt te onlarla savaşımlarını. İşte birkaç gelişme.

 

 

Rosia Montana’da (Romanya)

Direniş Zayıflayarak Sürerken

Şirketin Kredisi İptal Edildi

 

Bükreş ve Washington’da 10 Ekim 2002 günü muştulu bir haber yayımlandı. Dünya Bankası’nın özel kesimi destekleyen kolu International Finance Corporation (IFC), Romanya Apuseni dağlarındaki tartışmalı Rosia Montana altın madeni projesine finansal destek vermeyeceğini açıkladı.

Proje, yöre halkı ve onlarla dayanışma içinde bulunan uluslar arası bir STÖ koalisyonunca eleştiriliyor. Kaygılar ve eleştiriler hem projeye, hem projenin sahibi Gabriel Resources şirketine ve hem de proje sponsorlarına yönelik. IFC resmi açıklamasında "herkesin yararı için şirketle IFC’nin projeye katılması konusunda görüşme yapılamayacaktır." demekte.

Transilvanya bölgesindeki, madencilik geçmişi 2000 yıl öncesinden gelen, Romalıların önemli bir madencilik kenti olan ve Roma kalıntıları ile önemli bir tarihsel sit alanı olan bu kent şimdi Kanada’da kurulu Gabriel Resources adlı bir şirketin tehditi altında. 15 yılda 300 ton altın ve 1700 ton gümüş çıkarma tasarısı ile 420 milyon dolarlık yatırım yapmak isteyen şirket 300 konutun kaldırılmasını istiyor. Şirket bu konutlarda oturanlara yeni yapılar yapmayı öneriyor. Bunu hoşnutlukla karşılayanlar da var.

Sondaj çalışmaları başlayalı beri, Rosia Montana halkı ikiye bölündü. 400 hektarı ormanla kaplı tepelerin dinamitlerle kazılarak yok edilmesi herkesi tedirgin etti. Ancak, 3800 nüfuslu kentteki işsizlik de pek çok kişinin bu işletmeye umutla bakmasına neden oluyor.

Çavuçesku zamanında gösterişli projelere kaynak yaratmak için altın işletmeciliğinden medet umulmuştu. Onun ölümü ile suya düşen projeyi şimdi  bir Kanada şirketi canlandırıyor.

Gerçekleştirilecek olursa Rosia Montana projesi Avrupa’nın en büyük açık ocak altın işletmesi olacak. Gabriel Resources'un planı, projeyi ekonomik açıdan fizibil kılabilmek için Romanya’daki belgelenmiş en eski yerleşim yerini barındıran Rosia Montana Vadisi’ni dört büyük açık maden ocağına dönüştürmek. Komşu Corna Vadisi, 180 m yükseklikli bir bentle tutulacak, 600 hektara kadar büyüyecek alanlı, tabanı yalıtılmayacak bir siyanürlü akışkan atık toplama havuzuna dönüştürülecek. Ocaklardan kabaca 196.4 million ton siyanür yüklü atık çıkacak. Madene karşı çıkan uluslar arası dayanışma koalisyonu 2000 yılı başında yukılıp Tizsa ve Tuna nehirlerini kirleten, 2,5 milyon kişinin su kaynaklarını etkileyen ve 1200 ton balığın ölümüne neden olan Romanya Maia Mare altın işletmesindeki felakete dikkat çekiyor.

Bu mega projenin önünü açabilmek için 2000’i aşkın kişiye yer değiştirilecek. Bunların çoğu yerlerinden ayrılmak istemeyen çiftçiler. IFC (Dünya Bankası’nın özel sektörü destekleyen finans kuruluşu) madenin 15 yıllık ömrü boyunca 250-300 kişiye iş sağlayacağını öngörüyor.

Yeniden yerleştirme programından şimdiden 30 ailenin yararlandığı bildiriliyor.

Ancak, yerlerinden olmaya karşı tepkiden çok, pek çok kişiyi çevre kirliliği ürkütüyor.

75 yaşındaki Lükresya Kovaçi ise dünyanın hiçbir parasının onu topraklarından vazgeçiremeyeceğini söylüyor.

İki yıl önce Baia Mare’de olanlar unutulmadı.

Proje yöneticisi Gabriel Dumitrascu’nun söyledikleri ülkemizde Newmont yöneticilerinin söylediklerine benziyor : “Bizimki Baia Mare’den farklı. Siyanürü parçalayan bir birimimiz olacak. Kirletici düzeyi Avrupa Birliği’nin koyduğu sınırın ancak %20’si kadar olacak.” Dimitrascu’ya göre şirket çevredeki 2000 hektar alanı temizlemek için de 100 milyon dolar ayırmış. Ne kadar cömertler!

Yine de, kente akıtılan para direnişi yumuşatmaya başlamış. Yandaşları çoğalsa da, işletmeye karşı çıkanların savaşımı sürüyor. Nisan ve Temmuz aylarında kitlesel gösteriler yapıldı.

Toronto’da kurulu (ve nedense Barbados’ta tescilli olan!) Gabriel Resources şirketi IFC’a 250 milyon $’lık bir kredi için başvurmuş.

Şirketin daha önceden bir madencilik deneyimi yok. Dundee Securities’e göre, Gabriel Resource'un kurucusu ve başkanı Frank Timis eroin satmaktan iki kez yargılanmış! Bay Timis’in önceki bir girişimi de, bir Ukrayna petrol şirketi; ki, Toronto Borsası’ndan atılmış! Gabriel Resources (T.GBU) şimdilerde Toronto Borsası’nda işlem görüyor.

Bu yılın Mart ayında, madenci şirket herhangi bir ÇED çalışması yapılmadan (Çevresel Etki Değerlendirmesi) ve kamuyu yeterince bilgilendirmeden saldırgan bir yeniden yerleştirme programına başlamış. Yine Toronto’da yerleşik Planning Alliance şirketi bu yerdeğiştirme planlamasını hazırlamış. Bu şirket, daha önce Gana’da Tarkwa’da Gold Fields madeninde 20,000 kişinin yerlerinden edilmesini de planlayan kuruluş!

Projeye karşı çıkan STÖ koalisyonu IFC'nin kararını olumlu buldu. Yerel toplum grubu Alburnus Maior’un başkanı Eugen David, "İki yılı aşkın bir süredir her gün projenin önünü açmaya yönelik bir psikolojik saldırı yaşadık. Bugün topraklarımızı çocuklarımız için koruma savaşımımızda önemli bir utku kazandık. Çok mutluyuz ve kararından ötürü IFC’yi kutlarız. Öteki finansal kuruluş ve bankaların da bunu izleyeceği ve bu spekülatif, kârsız ve sürdürülemez, yalnızca kirlilik, yoksulluk ve yıkım getirecek projeyi desteklemekten çekilir." diyor.

Uluslar arası koalisyonun öteki üyeleri arasında CEE Bankwatch Network, Mineral Policy Center (Washington, DC), Friends of the Earth International (Amsterdam) ve Greenpeace CEE (Vienna) var. CEE Bankwatch Network’tan Joszef Feiler, " IFC'nin sağduyulu kararı, Gabriel Resources tarafından önerilen projenin düşük yatırım kalitesi, ve sorunlu yanlarına dikkat çekiyor." diye ekliyor.

"IFC’nin Rosia Montana Altın işletmesinin çok büyük toplumsal, çevre ve fırsat kaybı maliyetlerini tanımış olmasına ve bunu geri çevirmede sorumlu bir davranış sergilemesine" teşekkür eden MiningWatch Canada’dan Joan Kuyek’e, Washington’da çalışan Mineral Policy Center’den Payal Sampat şunları ekliyor :  "Bu tüm borç verenlere güçlü bir işaret veriyor: halk topluluklarının karşıu çıktıuğı projeleri ret edin. Dünya Bankası ve özel bankalar bu uyarıyı gelecekteki tüm kredilendirme kararlarında dikkate almalıdır."

Proje Romanya’nın saygın ASE Üniversitesi’nden 83 Ekonomi profesörü tarafından da şiddetle eleştiriliyor. Buna, çok sayıda uluslar arası arkeolog tarafından da, bu işletmenin benzeri bulunmayan Roma maden galerileri ve öteki arkeoloji hazinelerine olacak olumsuz etkisi nedeni ile karşı çıkıyor.

Daha fazla bilgi www.rosiamontana.org adresinden alınabilir.

 

 Kosta Rika’da çevrenin korunması Anayasa güvencesine kavuşuyor

 

Daha önce de bildirmiştik. Kosta Rika’nın bu yıl göreve başlayan yeni Cumhurbaşkanı Pacheco çokuluslu şirketlerin küçük çıkarlar uğruna ülkesini talan Pachecoetmesine ve doğasını yıkıma uğratmasına karşı çıkarak başlamıştı, görevine. Başkan Abel Pacheco, Kosta Rika Anayasası’nda çevreye ilişkin güvencelerin yer almasını isteyen bir yazıyı Eylül ayı ortasında Yasa Kurulu’na gönderdi. Bunun önemini vurgulamak isteyen Pachece yazıyı, 60 yıl önce bağımsızlıklarının ilan edildiği Cartago kentine gidip orada imzaladı. Önerilen reform yurttaşlara yeni anayasal güvenceleri koruyabilmek için yasaya karşı çıkma hakkı veriyor. Bununla yurttaşlar çevre konusunda bir anlaşmazlık olduğunda yargıya başvurabilecek. Anlaşmazlık durumunda toplum çıkarı biraysel çıkarların,I hatta Devletin çıkarının üzerinde kabul edilecek. Reformun 10 ay kadar bir sürede tamamlanabileceği öngörülüyor. Reform ile, “Devlet, hava, su, toprak, biyolojik çeşitlilik, petrol, maden ve enerji hammaddeleri, kıyı kaynakları, deniz ve ulusun koruma alanlarını bir kamu hakkı olarak korumayı, sakınmayı ve bakımını sağlamayı güvence altına alacak”. Bu kaynakların işletilmesi kamu çıkarı ve bilimin kurallarına göre yapılacak.

Bu yılın Mayıs ayında göreve gelen ve aslında bir Psikiyatrist olan Pacheco Johannesburg’daki dorukta öteki liderleri küreselleşmenin insan hakları ve adaletin sağlanması için bir araç durumuna dönüştürülmesi için çabalamaya zorladı.

Pacheco göreve geldikten bir hafta sonra ABD’nin Harken Kosta Rika Holding şirketinin Karaip Denizi kıyısında petrol sondajı yapabilmek için hazırladığı ÇED Raporunu geri çevirdi.  Dünya Çevre Günü’nde de yeni bir ulusal park kurdu, yasadışı tomruk işletmelerini kısıtladı ve yeni açık altın madeni işletmelerini yasakladı.

22 milyon insanın yaşadığı Kosta Rika Orta Amerike’nın cenneti olarak anılıyor. Ancak, orman varlıkları saatte 111 dönüm azalıyor ve orman varlığının %65’ini yitirmiş durumda.

 

 

Yeni Bir Atık Barajı Kazası :

San Marcelino Atık Barajı (Zambales, Filipinler)

 

Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı 30 Ağustos 2002 Cuma günü, Dizon Bakır Gümüş Maden İşletmelerinin (DCSMI) Zambales, San Marcelino’daki iki atık barajının ve atık hattının hasarlandığını ve  buradaki atıkların Mapanuepe Gölü ve daha sonra Sto. Tomas Irmağına karıştığını açıkladı. 27 Ağustos günü yapılan bir incelemede, şiddetli yağışların Bayarong ve Camalca baraj ve atık hatlarını doldurduğunu, bunları aşındırarak kemirdiğini ve atıkların aşağıdaki göle sızdığını saptamış. Barajların her birinin 50 hektara varan su toplama havzası bulunuyor.

Zambales Afet Müdahale Ağı’na göre, San Marcelinos kasabasının 30 km kadar doğusundaki maden sahası çevresinde 2,000 kadar aile yaşıyor. Göl ve ırmak, laahar ile (volkanik çamur akıntısı) siltlenmiş olsa da, beş Zambales kasabası için balık avcılığı ve sulama kaynağı durumunda idi (Philippine Daily Inquirer, 31 Ağustos, 2002external link).

5 Eylül’de, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı (DENR) called barajların ani taşmasını "hoş değil" diye nitelemiş olmakla birlikte, en kötü olasılıkla bile Mapanuepe Gölü’nün daha fazla yük taşıyabileceği görüşünü açıkladı.
122 hektarlık Bayarong atık barajı 47 milyon metre küp kadar atık tutarken, Camalca atık barajı silt ve moloz depoluyor (DENR 5 Eylül 2002 açıklamasıexternal link)

Bu terkedilmiş madenin atık yolu da 11 Eylül 2002 günü göçerek aşağıdaki köyleri maden atıkları ve öteki kimyasallarla örttü. Barangays Buhawen, Sta. Fe ve Poblacion’daki en az 250 aile, sabaha karşı 1’deki yıkılma ve taşkından kısa bir süre sonra daha güvenli yerlere tahliye edildi. Yaralanan olmadı, ama Vali Vicente Magsaysay’ın öncülük ettiği yerel yöneticiler yayılan atıkların köylülerin yaşamını tehdit ettiğinden kaygılarını dile getirdi.

Dizon Bakır ve Gümüş Madeni (DCSMI) bakım ekibi şefi Jaime Tongol, daha önce yapılan bir söyleşide, maden atıkları ve şirketin Bayarong atık ve Camalca silt barajlarından sızan suda cıva bulunmadığını söylüyordu. Tongol’a göre, Bayarong, DCSMI'nin ana barajı atıkları tutuyor ve öğütme işlemi için gereken geri kazanılmış suyun toplandığı bir hazne görevi görüyordu.
 Barangay Buhawen’in doğusundaki Bayarong barajı doğal olarak Bayarong Dağı’nın tepeleri ile çevrili. Barajın güneydoğu kenarındaki bent Kaline Madeni açık ocağından çıkarılan silt ve kil ile yapılmış (Philippine Daily Inquirer 12 Eylül 2002 external link)

12 Eylül 2002’de, maden atık yolunun göçmesi ve bölgede şiddetli yağışların sürmesinden ötürü çevre görevlileri üç köydeki 1,000 kadar ailenin boşaltılmasını istedi.
Orta Luzon’daki Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı yöneticisi Leonardo Sibbaluca, Buhawen, Aglao ve Makarang köylülerinin taşan atık ve yayılan sudan ötürü tehlike altında olduğunu açıkladı. Bu Köyler DCSMI’ın Kaline ocağının alt yanında bulunuyor. Köyler ayrıca kendilerini felaketten koruyabilecek tek yer olan Mapanuepe Gölü’ne komşu.
Zambales Temmuz’da şiddetli yağışlardan etkilendiğinde ve atık yolu sızmaya başladığında da 1,000 hektarlık göl maden atıkları ve Bayarong ve Camalca barajlarından gelen atık yollarından sızan suları tutan biricik engel olmuştu.
Müfettiş Romeo Barbadillo, yörenin polis şefi ve baraj sahasını incelemeye gönderilen beş kişilik bir ekibin başkanı, barajın aşırı yağışlarla yıkılma olasılığını azımsamıyorlar. "Baraj göçerse, binlerce kişinin yaşamı, mülkler ve hayvanlar yalnızca göçen barajdan gelen selle değil, baraj gölündeki kimyasal artıklarla da tehdit altında olacak" diyor Barbadillo.
Vali Vicente Magsaysay yöre halkını uyarıyor, ve özellikle alçak bölgelerde yaşayanların baraj göçerse güvenli yerlere kaçabilmeleri için önlem almalarını istiyor. (Philippine Daily Inquirer 13 Eylül 2002 external link)

Bu konuda Eylül ortasından bu yana yeni bir haberle karşılaşılamadı. Gözden uzak olmasından olsa gerek! 

 

 

Siyanür ile çevre Sorunları Arasındaki İlişkiye Yeni Bir Kanıt

 

İnsan ve toplum sağlığını tehdit eden en önemli bileşenlerden birinin arsenik olduğu ve sulardaki arseniğin kökenleri ve yayılma ve zenginleşme süreçlerinin yoğun bir biçimde araştırıldığı biliniyor. TMMOB’nin Bergama Eleştiri Raporu’nda, Siyanürlü yıkama ile altın elde edilen işletmelerin çevreye yaydığı azotlu gazların doğada arseniğin serbest kalışı üzerindeki olası etkisine dikkatler çekilmişti. Şimdi, Ağustos ayının sonunda yayınlanan bir haber konuya biraz daha açıklık getiriyor. ENS haber bülteninin bildirdiğine göre, Massachusetts Institute of Technology (MIT) araştırmacıları nitrat kirlenmesi bazı göllerde arsenik ve öteki zehirli metallerin davranışlarını değiştiriyor. Bu çalışmalara göre, nitrat kirlenmesi bilinenden daha sakıncalı. Prof Harry Hemond Science dergisinin 28 Haziran sayısında çıkan yazısında, nitrat kirlenmesi, arseniğin suya mevsimsel olarak salınmasına neden oluyor.

Hemond ve birlikte çalıştığı David Senn Yukarı Mystic Gölü’nde ayrıntılı bir çalışma yapmış. Yüzyıldan bu yana çeşitli sanayi kuruluşları atıklarını bu göle boşaltmış. Direnişler sonunda atıklar engellenmiş; ancak, biriken kirleticiler duruyor, solventler, krom ve arsenikle birlikte.

Altın işletmelerinden havaya salınan azot bileşiklerinin çevredeki duraylı arsenopiritin çözünüp suya geçmesi ve Kütahya Gümüşköy’deki, Kıbrıs Lefke’deki ve bir çok başka yerdeki gibi yaygın toplum sağlığı sorunlarına neden olması ciddi bir bilimsel araştırma konusu olarak ortada duruyor. 


Anasayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1