TESİSİN YERİ

Girişimin ulaştığı aşama göz önüne alındığında, ülkemizin ilk altın işletmesi olabileceği görülen Normandy’nin Bergama Ovacık altın işletme projesinin yeri de, kuşkusuz önem taşımaktadır ve bu seçim de yinelenen eleştirilere konu olmuştur.

Dünyada çok sayıda altın işletmesi olduğu ve bunların 1975-1993 arasında özellikle Güney Afrika, ABD, Kanada ve Avustralya’da yaygın olduğu bilinmektedir. Ancak, üzerinde asıl durulması gereken husus, bu işletmelerin (Güney Afrika’dakiler dışındaki) büyük bölümünün nüfus yoğunluğu çok az olan kırsal yörelerde yer alışıdır. ABD’ndeki altın üretiminin bütününe yakınının iç batı bölgelerindeki, çok düşük nüfus yoğunluklu, çoğu kurak ve bitki örtüsü açısından yoksul, eski Kızılderili topraklarında, Nevada, Montana, vö eyaletlerde geliştirilmiş olduğu; buralarda bile, ortaya çıkan çevre sorunlarının çok tartışılır olması ve çevre koruma kurallarının sıkılaştırmasından sonra artık eskisi gibi yeni işletme açılmaz olduğu biliniyor. Aynı durum, dünyanın üçüncü büyük altın üreticisi Avustralya’da da geçerli. Burada da, işletmelerin kentlerden uzak, aborijinlerin topraklarının yaygın olduğu, kurak Batı ve kısmen de Kuzey Avustralya’da yoğunlaştığı dikkati çekmektedir. Kuzey Doğu Avustralya’daki bazı girişimler şiddetli bir dirençle karşılaşmış ve örneğin 2001 Mayıs ayında Delta Gold’un Timbarra işletmesi örneğinde olduğu gibi[1] çalışmalarına son vermek zorunda kalmıştır. Kanada’daki durum da değişik değildir. Burada da, altın işletmeleri nüfus yoğunluğu çok az olan Kızılderili topraklarının yer aldığı bir kaç eyalette yoğunlaşmıştır.

Bu ülkelerde, özellikle ABD ve Kanada’da çevre sorunları yaygınlaşıp, tepkiler şiddetlenince, yeni madenlerin açılması seyrelince ve Güney Afrika’daki üretim maliyetleri, düşen satış fiyatlarının gerisinde kalıp, işletmeler kapanmaya başlayınca; 1993’ten sonra yeni ve büyük altın işletmeleri dünyanın çevre koruma kuralları gevşek, dış yatırıma muhtaç ve yöneticileri kolay etkilenebilen az gelişmiş ülkelerine kaymaya başlamıştır. Bu yer değiştirme sonunda çevre felaketleri çok daha sık yinelenmeye başladığından ötürü altın işletmeciliğinin yaratabileceği çevre riskleri bu kez dünyanın her yerinde tartışılmaya başlanmıştır. Yine de, bu yeni işletmelerin de, çoğunlukla Güney Amerika’da, Güneydoğu Asya’da, İskandinav ülkelerinde, Orta Asya’da ve Afrika’da da genellikle düşük nüfus yoğunluklu, endüstri açısından geri kırsal kesimlerinde açıldığı görülüyor.

Bu açıdan bakılınca Bergama Ovacık işletme girişiminin örneğinin çok az olduğu açık.

Burası, ülkenin tarım, endüstri ve turizm açısından gelişmiş batı kesiminde. Alt yapısında bir eksiği olmayan, istihdam açısından sorunlar yaşandığı söylenemeyecek bir kesiminde. Tarihsel ve arkeolojik kalıntıları, deniz tatili ve alternatif uğraşı olanakları ile turizmin göz bebeği sayılabilecek bir konumda. Tarımsal yaşam çok canlı ve gelişmiş. Orman örtüsü açısından zengin ve çok değerli bir alanın kıyısında. Dahası kentleşmenin de gelişmiş olduğu bir yörede. Bu yörede, Ovacık altın işletmesinin olmamasının bir eksiklik yaratmadığı ve yaratmayacağı açık. Bir katkısının olup olmadığı ise, aşağıdaki bölümlerde tartışılacak.

Böylesine özel bir yerde kurulmasına girişilmesi, tesise önemli katkılar sağlayabilecek nitelikte. Ulaşım ve enerji alt yapısı, yan sanayi desteği ve eğitim ve idari kurumları hazır bir yörede oluşu açısından, işletmeci için aranıp da bulunamayacak bir yer.


[1] http://www.nimbinaustralia.com/timbarra/mediacenter.htm 


Önceki sayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1