İKİNCİ BÖLÜM: TÜBİTAK RAPORU’NDAN SONRA DA BUGÜN BERGAMA-OVACIK’TA ALTIN İŞLETİLMESİNDE KAMU YARARI VAR MI?
Danıştay, Eurogold’un işletme izinlerinin iptali kararını,
· İşletmecinin iyi niyeti, önlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara bağlı kalınarak, yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin, doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi doğaldır. Siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye ve yapılacak olan denetime duyulan güvene bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek mümkün değildir.
· Yukarıdaki teknik ve hukuki belirlemeler karşısında, insanın yaşama hakkını ve devletin de çevre sağlığını koruma, çevre kirlenmesini önleme, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesini sağlama ödevlerini dikkate aldığımızda, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve bilirkişi raporunda da öngörülen olası risk faktörleriyle çalışan ve bu riskin gerçekleşmesi halinde doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır.
gerekçelerine dayandırmıştı. Şirket, bu karar daha çıkmadan yapmış olduğu bazı değişikliklere değinerek, Karar’dan birkaç ay sonra Başbakanlığa başvurmuş ve aldığı önlemlerle bu gherekçelerde değinilen sakıncaların ortadan kalkmış olduğunu savunmuştu. Başbakanlık ta, bu değişikliklerin gerçekten de Danıştay kararında sözü edilen işletmecinin aldığı önlemler ve belirtilen denetim düzeninin risk olasılığının azaltılmasını sağlayıp sağlamadığını TÜBİTAK’a inceletmiş ve TÜBİTAK Uzmanlar Kurulu da risklerin ortadan kalktığı sonucuna varmıştı.
Danıştay, açıkça “işletmeciye ve yapılacak olan denetime duyulan güvene bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek mümkün değildir” demişken bu yola nasıl sapılır, bunu anlamak olanaklı değil.
Ancak, gerek Normandy’nin aldığı önlemlerle risklerin ortadan kalktığı savı ve gerekse TÜBİTAK Uzmanlar kurulunun işletmenin dünyanın en gelişmiş teknolojisi ile donatılmış olduğu ve her türlü önlemin alınmış olduğu yolundaki yargısı ne denli doğru?
Bu da çok önemli ve ciddiyetle irdelenmeye değer.
Aşağıdaki bölümde bu denenecek. Bu Bölüm’de bir yandan firmanın ve başka kaynakların metinlerinin taranması ile bir araya getirilen, bir yandan dünyadaki örneklerle kıyaslanarak ve bir yandan da konunun her yönü ile ilgili çağdaş bilimsel ve teknolojik yazından derlenen veri, bilgi ve yorumlara dayanılarak bu sorunun yanıtı aranacak.
Aşağıda, sırası ile cevher yatağının özellikleri, tesisin yeri, tesisteki yapılar, zemin koşulları, depremsellik, çevredeki ekonomik ve toplumsal yaşam, doğal koşullar (fauna, flora, tarımsal zenginlik, orman varlığı, yüzey suları, yeraltı suları), maden işletmesi (kazılar, patlatma, gürültü ve titreşim, trafik, pasa, cevherin taşınması), cevher hazırlama (kırma öğütme, hazırlama, siyanürle işlem, siyanür sorunsalı, siyanür kullanımı, kullanılacak öteki kimyasallar, su kullanımı), atık ve salgılar (katı atıklar, sıvı atıklar, asit maden drenajı, öteki, kimyasallardan kaynaklanacak atık ve salgılar, gazlaşmış salgılar, toz, ürün, su arıtımı, katı atıkların işlenme ve duraylılaştırılması, gözlem ve ölçü düzeni) ve atık barajı (mühendislik özellikleri, zemin koşulları, yapımda kullanılan gereç, duraylılık, işletme koşulları, sızdırmazlık, sellenme ve taşkın koşulları, barajın kapatılması, denetim ve gözlem düzeni, yönetim ve acil eylem planı) başlıkları altında değerlendirme ve eleştiriler yapılacak.