Kamuoyuna, basına, dost kişi ve örgütlere…
yapabileceğiniz şey… yükseltebileceğiniz yan… bulunduğu görüşü ile beklediğimiz üzere….
En son ne oldu ? Bu gün ne oldu ?
TÜBİTAK ‘’ tamam ‘’ dedi diye Başbakanlık devlet kurumlarına izin verebilirsiniz dediği için, Sağlık Bakanlığı Bergama altın madenine 1 yıllık işletme deneme izni vermiş idi. İşte bu işlem aleyhine açılan davada bu gün İzmir 3. İdare mahkemesinin 2001/401 esas sayı ile yürütmenin durdurulması kararı verildi. Artık çifte kavrulmuşun ötesine geçildi. Ve üç kavrulmuş ilam var. Ve artık direniş yüce divanda idam gerektirir. Bizden söylemesi…
Bu kararı hukuken açıklamak gerekirse;
İzmir Barosunun açtığı bu davada; Danıştay'ın kesinleşen kararının varlığı sonrası çevre tedbirlerini aldıkları, ek önlemleri aldıkları risk faktörlerini ortadan kaldırdıklarını, üstün çevre teknolojisi ile hazırladıklarından bahisle Başbakanlığa başvurmaları üzerine, limitlerin altına inildiği, en uygun teknoloji düzeyi yaratıldığı, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik iktisadi faaliyet olarak, uygunluk ve yararlılık kararı öngören ekim 1999 TÜBİTAK raporu alınarak, akabinde buna dayalı 1 yıl süreli deneme izni verildiğinin anlaşıldığı, Danıştay'ın 6. Dairesince altın madenciliğinde kullanılan siyanür ve ağır metallerin çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz risk taşıdığı, zehrin toprağa ve suya ve havaya karışıp zararlı olduğu, atık barajlarından oluşabilecek sızıntılarla su kaynaklarına ulaşma olasılığı bulunduğu, flora ve faunanın bozulma tehdidi altında kaldığının anlaşıldığı, insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletmesine izin işleminde kamu yararına uygunluk bulunmadığından iptal kararı verildiğini, 1. derece deprem kuşağında bulunmak, erozyon potansiyeli varlığı , ph değerinin yağışlardan etkilenirliliği ve en tehlikeli HCN gazına dönüşeceği, olası etkilerin 20-50 yıl sürebileceği, yöntemin yine eskisi gibi siyanür liçi yöntemi olduğu belirtilerek,
Bu risklerin de alınacak önlemlerle giderileceği yolunda bir sonuca ulaşmak mümkün değildir ve de 20 –50 yıl gibi sürede insanları huzursuz ve tedirgin eden bir yaşam sürme zorunda bırakması kabul edilebilir olmayan bir risk unsuru olduğu açıktır ‘’ diyerek,
Öte yandan Başbakanlığın talebi üzerine D.E Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünün 16 öğretim üyesinin hazırladığı Ekim 2000 tarihli raporda alınan ilave tedbirlerle riskler ortadan kaldırılmıştır ‘’ ifadesini gerektirecek bir çalışmanın söz konusu olmadığının belirtildiği görülmüştür ‘’ denildikten sonra DAVA KONUSU İŞLEM KESİNLEŞMİŞ YARGI KARARININ UYGULAMADA DEĞİŞTİRİLMESİ SONUCUNU ORTAYA ÇIKARMIŞTIR Kİ, BU DURUMUN HUKUK DEVLETİ İLKESİ İLE BAĞDAŞMADIĞI AÇIKTIR. İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMAMAKTADIR. DAVA SONUÇLANINCAYA KADAR TEMİNAT ARANMAKSIZIN YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA KARAR VERİLMİŞTİR. ‘’ denilmiştir. Mahkeme kararı heyecan vericidir.
Türkiye’de hakimler var’dır.
Şimdi Ne olacaktır?
Yarın sabah 10.30 da İzmir barosu başkanı ve Yönetim Kurulu basın toplantısı ile dosyayı kamuoyuna açıklayacaktır.
Karar bu gece yola çıkan Oktay Konyar ve Bergamalı köylüler tarafından sabah Ankara'da Sağlık Bakanlığına elden verilecek ve mahkeme kararına artık uymayacağım diyecek bir ajan ortaya çıkamayacağı için işletme faaliyeti derhal durdurulacaktır.
SONRA SAĞLIK BAKANI KOŞARAK BAKANLAR KURULUNA BİLGİ VERECEK VE BAŞBAKAN ECEVİT VE YARDIMCILARI MESUT YILMAZ VE DEVLET BAHÇELİ BERGAMALI KÖYLÜLERDEN VE HALKTAN ÖZÜR DİLEYEREK MAHKEME KARARLARINA KARŞI DİRENMELERİNDEN ÖTÜRÜ AYIP ETTİKLERİNİ ARTIK DİRENMEYECEKLERİNİ BU İŞİN KAPANMASI GEREKTİĞİNİ FİRMA İLE OTURUP FİRMANIN 3 MİLYON DOLAR ZARARININ ÖDENİP ÖDENMEYECEĞİ, TAKASA GİRİLİP GİRİLMEYECEĞİNİ KARARA BAĞLAYACAKLARDIR.
BU DA OLMAZSA YANİ T.C BAKANLAR KURULU ‘’ BEN MAHKEME KARARI DİNLEMEM. BEN HUKUK DEVLETİ DEĞİLİM. UYMAM ‘’ DERSE BEN BURADA BİR AVUKAT OLARAK, 10 YILDIR BERGAMALI KÖYLÜLERİN AVUKATLIĞINI YAPAN AVUKAT OLARAK, YAŞLI, BİR KENARA ÇEKİLMEYE BAŞLAMIŞ BİR AVUKAT OLARAK, ARTIK ANAYASAMIZ,CEZA YASAMIZ, SUÇ, TAZMİNAT, AVRUPA, DİYEMEM SUSARIM. ARTIK… SUSARIM.
ONU ARTIK KÖYLÜLER BİLİR KADINLAR BİLİR , HALK BİLİR.
SENİH ÖZAY
55. İLGİLİSİNE......
21.7.1999 sabah saat 05.00 Prof Dr. Ümit Erdem Mordoğan'dan yola çıktı. 7.00 Av.Senih Özay'ın evinin önünde otomobil değiştirildi. Ve kaptan şapkaları giyildi.
07.25.. Av. Noyan Özkan (Arabası çalınmıştı, henüz bulunmamıştı...)) bürosunda alındı. Burhaniye Ören Clup Orıent'e gidiyoruz. Orada ev sahibesi Birsel Lemke ve eşi Johen Lemke var... Ve diğer Misafirler Prof. Dr. İsmail duman ve Prof.Dr. Friedhelm korte ve Prof.Dr. Paul Müller var...Sefa Taşkın ve çok sayıda uzman...
Yolda Bergama siyanürlü altına direnişçi köy olan Çamköye uğradık. Muhtar değişmiş. Daha genç ve daha sıkı... Büyük 1 Köy ekmeği getirdiler ve bana ve bize ve Alman Profesörlere hediye dediler.
Köy kahvesinde altın maden işletmesine 1 km ileride sanayi sitesi yapılacağını çok arazisinin hazine arazisi olduğunu, Yeni Belediye başkanının bu arazi bitişiğinde altın madeninden endişelenen iş sahiplerine ''Danıştay kararı var. Maden çıkmayacak sözü verdi '' dediler. Yola koyulduk. Oto içinden Noyan Özkan İstanbul Açık radyoda Ömer Madra ile, Koç ve Sabancı Vakıf Üniversitelerine kararı verilen Danıştay kararı ve bu mahkeme kararını boşa çıkarmaya çalışan bakan ve medya ve işadamı cephesi üzerine konuştu...
Vardık.
Toplantı başlamak üzere idi..
Sohbetimiz TAHKİM + MAİ+ BERGAMA +ALTIN+ SİYANÜR üzerine idi. Robert Redford ve Micheal Keaton'un çevirdikleri Dünyada Altın madenleri ve karşı çıkış konulu film gösterimi de söz konusu idi. Yoğun görüş alışverişi yapıldı.
Öncelikle, OECD üyesi 29 ülkenin az gelişmiş ülkelerdeki yatırımlarının aksamaması paralarının kaybolmaması bu küçük ülkelerin yargıçlarının engelleyici kararlarının ortaya çıkmaması için büyük bir Çok Uluslu Şirketlerin (ÇUŞ) Çoktaraflı yatırım Anlaşması (ÇTYA) Mai anlaşmaları yapma girişimini biliyorduk.
Fransız Delegasyonunun Telif hakları ile ilgili çıngar çıkardığını ve bu anlaşmanın imzalanamadan dağıldığını biliyorduk.
Bu anlaşmanın Dünya bankası Ve IMF diye 2 silahı bulunduğunu biliyorduk.
Yeni Hukumetin ne kadar efelenirse efelensin son IMF heyetine bu anlamda Anayasa Md 125 ve 155. Md. değişikliğine giderek TAHKİM' e yani hakem hayetine gidişata yani yargı erki yerine ihtilaflarda Brüksel New York gibi hakem heyetleri atama yoluna girebilmek için Yani kamu hizmetlerine ait Elektrik gibi dev işletmelerde İMTİYAZ yarattığı için Danıştayın denetiminin kaldırılmasına imkan veren bir anayasa değişikliği sözü verilmişti. O yapılmaya çalışılmaktadır.(Tamamlanmıştır. Şimdi...)
İnsan hakları ve işkence gibi sorunlarda Evrensellik doğrudur. Ülke mahkeme kararlarını sıkıştıran Uluslar arası mahkemelere göz kırpılabilir (Benim Strasbourg'da yaptım gibi ) amma sermayenin elele verdiği tamamen insana ve doğaya düşman yatırımlarda onun payandası olan, olacak olan tahkime göz kırpmak aynı şey değil ve karşı çıkılması gerekir ve geç kalınmakla beraber (Bize çevreci maganda diyen Mümtaz Soysal ah..) karşı çıkış doğrudur. Ancak. Bu karşı çıkışın başını Bergamalı köylüler ve kadınlar çekemez çekmemelidirler.
Ama onlar da KARŞIDIRLAR. Örnek vermişlerdir.
Fakat özel olarak Bergama ve Gökova Santral dosyaları kesinleşmiş mahkeme hükmü içeren dosyalardır. Ve burada ne tahkim Ne devlet başkanı ne başbakan kimse hiçbir şey yapamaz. Suçtur. Hepsi Yüce Divanda yargılanırlar.
Gerçi bizim yöneticilerimiz hukuktan korkmazlar, Şerbetlidirler amma... Bu iş beli de olmaz...
Zaten böyle bir gelişme hukuku katletti gibi buna karşı da o zaman Bergamalı köylüler iyi bildikleri hukuka uygun, kanunların sınırında eylemleri yani Sivil itaatsizliği deneyecek güçtedirler.
Konventus 99 adlı toplantı başladı ve Prof. İsmail Duman toplantıyı açtı.
ABD ' den Micheal Keaton ve Roberd Redford ' un siyanürlü altına karşı mücadele üzerine belgesel filmleri seyredildi. Bu filmde dikkati çeken husus A.B.D ' de 1872 sayılı yasanın varlığı ve değiştirilmesi mücadelesi ve Esnafların her yerde direnişi ve Altın takmamanın asıl özendirilmesi, Montana'da Clinton' un muhalefete destek vererek getirdiği yasak ve 100.000.000 dolardan fazla rehabilitasyon gideri ve direniş halinde kazanılıyor olgusu seyredildi.
Ve Avukat Senih Özay'ın bu yolda onlara yolladığı ek Fransızca İngilizce ve İspanyolca Siyanürlü altın dosyası ve davet konuşuldu.
Sonra 6 dakika süren Kütahya Gümüşköy madeninin Dulkadir Köyünde son 10 yılda 60 ölüm ve kalanların da kanser oluşu ile ilgili belgesele film seyredildi.
Sonra İsmail Duman Türkiye'de soy metal madenciliği konusunu anlattı.
Ve sonra Prof N Friedhelm Kortwe Altın madenciliğini anlattı.
Ve sonra Avukat Senih ÖZAY Türkiye'de altın üretiminin hukuksal sınır koşulları konulu tebliğini sundu.
Sonra gaye Yılmaz MAİ (MFI) ve uluslararası tahkim hukuksal sınır koşullarını değiştiriyor mu ? konulu tebliğini sundu.
Ve sonunda Prof. Dr. Paul Müller '' Konventus 99 deklerasyonunun raportörlüğünü yaptı. Ve katılanlarca imzalandı.
Ekte de bu metin sunulmuştur. ‘’....’’
‘’DERKEN ....’’
‘’Yeni seçimler olmuştur. Cumhuriyet Halk partisi gitmiştir. Yöre Belediye Başkanlığını Sefa Taşkın kaybetmiş enteresan şekilde Altın firmasına müteahhitlik etmiş olan bir bey seçilmiştir.
Nitekim şimdilerde pılıyı pırtıyı toplayıp gitmemek için, yörede kalmak için ''siyanür tatbikini dış ülkelerde yapacağız. Siz buna da artık çakıl taşı, toprak ana, Misak-ı Milli, cevher oynaması, siyanürden daha ağır metaller, arsenik demezsiniz herhalde '' diyorlar, demeye başladılar...
Av.Senih Özay_
56.Hala Firmanın Ankara'dan çok akıllar alarak Türk insanı ve Bergama insanının hafızası zayıftır, unuturlar dendiği için Çevre Bakanlığına asılmaktadırlar.
Mesela ben Yöre halkının Avukatı olarak bunlar size yeni bir ÇED yaptık biz başvurusu yaptılar mı diye başvurdum. 1.5 ay oldu yanıt yok.
Ancak duydum ki bir yepyeni ÇED gibi garip çalışmalar yapmışlar... yakında elde edeceğim. Gazeteciler belki benden evvel elde ederler.
Bu demektir ki, Yöreyi muhtarlar Köy Kanununun kendilerine verdiği yetkiyle kamulaştıracaklar veya binlerce kişi şu meşhur nüfus sayımında kendilerini saydırmadıkları için verilen cezalar sonucu cezaevlerine girecekler... Sivil itaatsizlikler düşünecekler...
Belki ben Avukatlıklarını yapamam, yaşlanmışımdır, hastalanmışımdır, misyonum bitmiştir. Ama kimsenin kuşkusu olmasın ki, zıpkın gibi Avukat arkadaşlarım onlara
h u k u k yapmak için ayakta bekliyorlar.
Yanlış yapıyor devletimiz.
Ben bunu bilirim, bunu söylerim.
Av. Senih Özay