Öğretim Elemanları Sendikası
İzmir Şubesi'nce 12 Temmuz 2000'de Gerçekleştirilen
Türkiye'de
Siyanürle Altın Madenciliği Paneli
Konuşma Özetleri
Öğretim Elemanları Sendikası İzmir Şubesi'nce düzenlenen "Türkiye'de Siyanürle Altın Madenciliği" konulu panel 12 Temmuz 2000 Çarşamba günü saat 14:30-17:40 arasında Dokuz Eylül Üniversitesi'nin Alsancak'taki DESEM 75. Yıl Amfisi'nde yapıldı. ÖES İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gürel Nişli tarafından yönetilen ve yaklaşık 50 kadar izleyicinin katıldığı panele yerel ve ulusal basın kuruluşları da ilgi gösterdi. Panelde konuşan panelistler abece sırasıyla şöyleydi:
| Jeol. Y. Müh.
Savaş Dilek (Jeoloji Mühendisleri Odası) Prof. Dr. Ümit Erdem (Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü) Prof. Dr. İnci Gökmen (ODTÜ Kimya Bölümü) Prof. Dr. Emür Henden (Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü) Avukat Senih Özay (Çevre Avukatı) Ethem Torunoğlu (Çevre Mühendisleri Odası) |
Aşağıda okuyacaklarınız konuşma özetleri olup, panelistlerin sözcüğü sözcüğüne söyledikleri olmayabilir. Verilen özet, panel sırasında tutulan notlardan yararlanarak hazırlanmıştır.
Senih Özay (Çevre Avukatı):
"İzleyiciler arasında bulunan halk sağlığı uzmanı dostumuz, 'Altın madeni bulunan 30 kilometrekarelik alanda canlı yaşamaz,' diyor. Bölgede bulunan tüm canlılar tehlike altındadır. Danıştay'ın bu bölgede sağlıklı yaşam hakkının risk altında olduğuna ilişkin kararı vardır. Yani bölgede altın madeni işletilmesi Danıştay kararı ile yasaklanmıştır. Bu kesin bir karardır. Ama hükümet bölgede altın madeni işletme izni veriyor. TCK'nin 146. maddesine göre mahkeme kararları geciktirilemez. Geciktirilmesi idamı gerektirir. Bergama altın madeninin mahkeme kapatılmaması, biz idam filan istemiyoruz, ama idamlık bir suçtur.
"Altın madeni bağlamında tek zararlı kimyasal siyanür değildir. Madenin işletilmesi sırasında arsenik (kanser yapıcı), kurşun, antimon ve kadmiyum gibi kimyasallar da aktif hale geçecektir.
"Maden bölgesi açılırken çam ağaçları ve zeytin ağaçları kesilmiştir.
"TÜBİTAK raporunu imzalayanlardan Aykut Barka madenin altından fay hattı geçmediğini söylüyor. Ancak 1,5 kilometre ötesinden Kaynarca fayı geçiyor. Bu fay 1939 yılında kırılmış ve 7,1 büyüklüğünde, 9 şiddetinde deprem meydana gelmiştir."
Prof. Dr. Ümit Erdem:
"Danıştay kararı öncesinde ve hükümetin yeni aldığı kadar sonrasında maden bölgesine gittim, acaba hükümetin işletilmesi yönünde karar vermesini gerektiren bir değişiklik var mı diye görmek için. Hiçbir değişiklik yok. Yani Danıştay kararını değiştirecek hiçbir değişiklik yok. Tam tersine, giderek artan zarar var. Bergama altın madeninin açılmasıyla, daha üretime başlamamış olmasına rağmen şimdiden ağaçların kesilmesi, toz kirliliği, kanser olaylarında artış (quartz ya da arsenik kaynaklı olabilir) gibi birçok zarar meydana gelmiştir.
“Dünyada üretilen altının %80’i kuyumculukta, %10’u ise teknolojide kullanılır. Yani gerçekten gerekli alanlarda kullanılan altın oranı, üretilen altının yalnızca %10’u.
"Altın kullanmazsak, çevre katliamına katkıda bulunmamış oluruz.
"Altın, maliyetini de karşılamıyor. 290 dolarlık altın üretimi 300 dolara maloluyor.
"Şu anda Türkiye’de 580 altın madeni için ruhsat verilmiş durumda.
"Altın madeni bulunan yerin 30 km karelik çevresinde canlı yaşamaz, deniliyor. Oysa Bergama'da altın madenine sıfır ile beş kilometre mesafede 10 tane köy var. Dünyada az bulunan sulanabilen tarım alanları var.
"Altın
madeni 4T diye simgeleştirilebilecek 4 ana öğeye zararlıdır:
Termal (kaynar yeraltı suları)
Tarihsel doku
Turizm (Maden çevresi turistik olup, yılda otuz bin turist
gelmektedir.)
Tarım (Bölgede 200.000 dekardan çok birinci sınıf tarım
alanı var; fıstık çamları ve zeytinlikler var.)
"Maden bölgesinde yer alan Kozak Yaylası endemiktir. Dünyanın kısa elyaflı pamuk yetiştirilen tek bölgesi Bergama'dadır. Bölgede ayrıca binlerce zeytin ağacı, fıstıkçamı ve meyve ağaçları bulunmaktadır. 400,000'den çok arı kovanı vardır. İzmir'de tüketilen bakliyatın %30'u Bergama'dan gelmektedir. Ağaçların yok olması, diğer tüm yararlarından vageçilmesi bir yana, küresel ısınmaya da neden olmaktadır.
"Salt bölgede zeytin ağaçları olması bile, bölgede maden açılmasına yasal engel oluşturmaktadır. Zeytin Kanunu'nda bu durum açıkça belirtilmektedir.
"1710 sayılı 'Eski Eserler Kanunu', 'Tabiat ve insanı ortak eseri olan alanlara SİT alanı denir,' diyor. Bölge 1. sınıf SİT alanıdır ve maden açılması cinayettir."
"Lefke'de açılan altın madeni çevresinde böcek bile yaşamıyor."
Savaş Dilek (Jeoloji Mühendisleri Odası):
"Osmanlı Dönemi'de de Türkiye'nin değişik yerlerinde olduğu gibi Bergama dahil olmak üzere İzmir'in değişik yerlerinde 'Demir Madeni' adı altında altın madenleri işletilmiştir.
"TMMOB Bergama halkının mücadelesini desteklemektedir."
Ethem Torunoğlu (Çevre Mühendisleri Odası):
"Hükümetin yeni aldığı bir kararıyla ÇED affı denilen yeni bir af türüyle karşı karşıyayız. Kararda demeye getiriyor ki, 'Bir tesis deneme üretimi yaptıysa, bir defaya mahsus ÇED'den muaftır.' "
Prof. Dr. Emür Henden:
"İlerde bir 'kaza' olması halinde EUROGOLD'un ödeyeceği tazminat miktarı, sözleşme gereği sadece 4000 dolardır."
Sefa Taşkın (Bergama'nın Eski Belediye
Başkanı, Panel İzleyicisi):
"Hukuk devleti mi, yoksa siyanür devleti mi? Kararlar bir yerlerde alınıyor, sonra kurullar kuruluyor ve emirlere uygun raporlar hazırlatılıyor. Değişen bir durum yokken, niye mahkeme kararlarını hiçe sayan bir karar veriliyor?
"EUROGOLD'un sahibi olan aile aynı zamanda De Beers'in de sahibidir. Şu anda batmaktadırlar. Sahip oldukları hisse senetlerinin değeri düşmektedir. Bunlar son derece tehlikeli bir ailedir.
"EUROGOLD dayatması karşısında tüm bilimadamları ayağa kalkmalıdır. Sivil toplum örgütleri Cumhurbaşkanı'ndan randevu alıp, ona Bergama'yı anlatmalıdır."
Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran (Ege Üniversitesi Fen
Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi; Panel izleyicisi;
Altın madeni açılacak olan Eşme'de bir kahvehanede
siyanürün zararlarından söz ettiği için 1 yıl 3 ay hapis
cezasına çarptırıldı):
"Başbakanı ciddiye alsaydım, ona şöyle derdim: 'Şu anda iki mahkeme kararı var: Biri EUROGOLD'un biri de benim aleyhime. EUROGOLD'un aleyhine olan uygulanmıyorsa, o zaman benim aleyhime olan da uygulanmasın.'
"Ben Balyalıyım. Balya'da kurşun işletmesi nedeniyle nüfus düştü.
"Daha önce de belirtildiği gibi, dünyada üretilen altının pek azı insanlık yararına olup teknolojide kullanılmaktadır. Teknoloji için gerekli olan altın ise, çamurun çıplak ele alınıp ayıklanmasıyla bile elde edilebilecek karar azdır."
[Söz alan bir Alman sivil toplum örgütü üyesi panel izleyicisi de özetle şunları söyledi: "İnsanlar hangi dili konuşuyor olurlarsa olsunlar, ortak sorunlara ortakça sahip çıkmalıdırlar. TÜPRAG kazasına benzer bir kaza Guyana'da yaşandı ve insanlar içme sularından zehirlendi. Tüm dünyada dolaşımda olan çıkarılmış altın gereksinimin çok üstündedir. Yeni altın çıkarmak asla gerekli değildir."]
Senih Özay (Çevre Avukatı):
"EUROGOLD şu anda yasadışı olarak orman arazisini işgal etmektedir ve bunun için gerekli izni almamıştır."
Prof. Dr. İnci Gökmen:
"Dünyada
çevre felaketine yol açan sayısız kaza yaşanmıştır.
Kazalardan bazıları yıl ve yer olarak şöyle sıralanabilir:
| 1965 Şili 1974 Buffalo Creek (155 ölü) 1974 Lefke (radyoaktif sızıntı) 1984 Papua Yeni Gine 1993 Ekvador 1993 Brezilya (16 ölü) 1993 Silver Valley 1996 Bolivya 1997 Batı Pupua 1998 İspanya 1998 Kırgızistan 1999 Güney Dakota 2000 Romanya ve çevre ülkeler (nehre siyanür akması) 2000 Peru 2000 Papua Yeni Gine 2000 Avustralya (siyanürle altın madeninde göçük sonucu ölümlü 'kaza') |
"ÇED raporu verilse bile, bu raporun uygulamasını izleyecek bir mekanizma yok.
"Maden açılacak bölgede yaşayan insanların, 'Biz istemiyoruz!' deme hakkı olmalı.
"Eğer bir işi yaparken, çevredeki insanların yaşamının tehlikeye girmesi sözkonusuysa, o işten vazgeçmek gerekir.
"Hüseyin Yıldıran'ı yalnız bırakmamamız lazım. Çernobil'den sonra konuştuğumuzda bize bir şey yapamadılar. Çünkü arkamızda çok insan vardı. Şimdi aynısını Yıldıran için yapmalıyız."
Prof. Dr. Ümit Erdem:
"Altın madeni Zeytin Kanunu'na aykırıdır. İşletilemez.
"Lefke'ye gittik. Akasya siyanofil vardı Lefke'de. Bu, siyanürün olduğu yerde bulunan bir bitki. Demek ki, çevre siyanürle zehirlenmiş.
"Bergama'da ekolojik, hidrojeolojik çalışmalar yapılmamıştır. Yapılan araştırmalar noktada yapılıyor. Oysa 50 kilometrekare çaplı alanda yapılmalı. WHO'nun (Dünya Sağlık Örgütü=World Health Organization) belirlediği standart budur.
"Bergama'da altın madeninin bulunduğu yerde toprak geçirgenliği yüksektir. Su geçiş noktalarının çok olduğu bir yerdedir. Sular kesinlikle zehirlenecektir."
Prof. Dr. Emür Henden:
"ÇED, kötüyü kamufle etmek için kullanılıyor. Kaldırılmalıdır."
[Panel yöneticisi Prof. Dr. Gürel Nişli de, yapılan konuşmaları özetleyerek paneli kapattı.]
© 18 Ağustos 2000, Dr.
Uğur Altunay.