Bir Dreyfus Davası

“Almanya yararına legal casusluk yapmak”la suçlanan Bergama köylülerinin sözcüsü Oktay Konyar çağrıldığı Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade vermedi. Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, suçlamaların abuk sabuk olduğunu belirterek, reddetti. İfadeleri alınan köylüler, eylemlere kendi rızalarıyla katıldıklarını ve kimseden maddi menfaat görmediklerini söylerlerken, madende çalışan köylüler de madene başlamadan önce eylemlere katıldıklarını açıkladılar.

Dr. Necip Hablemitoğlu’nun “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabını suç duyurusu kabul ederek eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından açılan davanın ilk duruşması Ankara DGM’de 26 Aralık günü görülecek. “Türkiye’de altın madeni çıkarılmasını istemeyen Almanya tarafından kışkırtıldıkları”, “Alman Fian Vakfı tarafından maddi olarak desteklendikleri”, “böylece ülkenin bütünlüğüne yönelik bir ‘gizli ittifak’ içinde yer aldıkları” iddialarıyla suçlanan Bergama köylüleri sanık ve tanık olarak ifade vermeye çağrıldı.

Konyar ifade vermedi

Bergama Ağır Ceza Mahkemesi’ne “sanık” olarak çağrılan Bergama köylülerinin sözcüsü Oktay Konyar, Ankara’daki duruşmada vereceği gerekçesiyle ifadesini vermedi. Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın ise, iddianamedeki tüm suçlamaları reddetti. 1989-1999 yılları arasında Bergama Belediye Başkanlığı’nı yaptığını aktararak savunmasına başlayan Taşkın, bu süre içinde Ovacık mevkiinde siyanürle altın madenciliği yapılmak istenmesine karşı yöre insanlarını bilgilendirmesinin kamu görevi olduğunu belirtti. Madenin ve özelllikle siyanürün zararlarını öğrendikten sonra bunu halka anlattığını kabul eden Taşkın, madenin halka ve çevreye zararlı olduğunun birçok mahkeme kararıyla tespit edildiğini aktardı. Kendisinin devletin güvenliğini tehlikeye sokan hiçbir faaliyetin içinde yer almadığını vurgulayan Taşkın, “Kesinleşmiş mahkeme kararlarını uygulamamak esas devletin güvenliğini tehdit eden bir tutumdur” dedi. Hiçbir delilin doğru olmadığını kaydeden Taşkın, “kendisinin Avrupa Parlamentosu’ndan karar çıkartırdığı” iddiasının son derece anlamsız olduğunu söyledi. Taşkın, şöyle konuştu: “Böyle bir iddianame nasıl hazırlanır; DGM savcısı konumunda bulunan bir kişi nasıl bu kadar abuk sabuk suçlamalarda bulunur anlaşılır gibi değil. Bu iddianameyi hazırlayanların devletin güvenliğine zarar verdiğini düşünüyorum.”

Eylem yaptık, yapacağız

Taşkın’ın ardından iddianamede adları tanık olarak geçen köylüler ifade verdi. Hakimin sorularını yanıtlayan köylüler, eylemlere kendi rızalarıyla, madenin çevreye ve kendi yaşamlarına zarar vereceğini düşündükleri için katıldıklarını söyleyerek, “eylemlere maddi menfaatleri olduğu için katıldıkları” suçlamasını reddettiler. Madenin zararlarının görülmeye başladığını anlatan köylüler, atılan dinamitlerden evlerinin duvarlarının çatladığını, hayvanlarındaki ölü yavrulama olaylarının arttığını belirttiler. Köylüler, madenin çalışması bitirilene katar eylem yapmaya devam edeceklerini söylediler.

İfadeler değişti mi?

Halen madende çalışan ve mahkemede tanık olarak ifadesi alınan işçilerin birçoğu da, madene girmeden önce eylemlere katıldıklarını, madene girdikten sonra köylü tarafından dışlandıkları için köyü terk etmek durumunda kaldıklarını söylediler. İşçiler, eylemlere katıldıkları dönemde bunun için kendilerine herhangi birisi tarafından zorlama yapılmadığnı dile getirdiler. Tepe köyünün eski muhtarı olan ve maden yanlısı tutumları nedeniyle köylülerin yaptığı referandumla görevden el çektirilen Halil Battal’ın çelişkili ifadeler vermesi dikkat çekti.

Halil Battal, Savcı Nuh Mete Yüksel’e daha önce verdiği ifadede, “kır saçlı bir Alman’ın Konyar’a para verdiği” şeklindeki sözlerini, bu duruşmada “Sakallı, Alman’a benzeyen, saçları yana taranmış biri” olarak değiştirdi. Oktay Konyar’ın muhtarlık kapısını kırarak köylüyü eyleme çağırdığını, bu nedenle madene karşı çıkmaktan vazgeçtiğini iddia eden Battal, madende çalışan işçilerin, oğlunun sahibi olduğu minübüsle taşınmasının fikir değişikliğinde etkisi bulunmadığını ileri sürdü.

İzmir Barosu’ndan 6 avukatın Av. Senih Özay ve Oktay Konyar’ın müvekkilleri olarak hazır bulunduğu duruşmada avukatlar, hakimlerin dikkatini madende çalışan tanıkların mahkemede söyledikleriyle, daha önceki Nuh Mete Yüksel tarafından alınan ifadeleri arasındaki çelişkilere çektiler. Avukatlar mahkemeyi yeni bir “Dreyfus Davası”na benzeterek, Savcı Yüksel’in tanıkların ifadelerini değiştirdiği yönünde önemli belirtiler bulunduğunu, konuyla ilgili dava açabileceklerini dile getirdiler.

Bu arada EMEP GYK Üyesi Mazlum Sarısaltık, EMEP İzmir eski İl Başkanı Cabbar Demirci ve EMEP Bergama İlçe Başkanı Tülay Aslan ile partililer de Bergama Adliyesi’ne gelerek köylülere destek verdiler. Bergama-Eşme, Sivrihisar Elele Hareketi’nin konuyla ilgili açıklamasında, Bergama köylülerinin ajanlıkla suçlanmasına tepki gösterilerek, “Bergama köylülerimizin, bilim ve hukuk insanlarımızın bu mücadelede aldıkları tek destek ülke topraklarından ve ülke insanlarından aldıkları destektir” denildi. (Evrensel Gazetesi, 16 Aralık 2002)


Anasayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1