HALK SAĞLIĞI UZMANI PROF. AMATO'DAN TEPKİ
ASUMAN ABACIOĞLU
İZMİR - TÜBİTAK tarafından Ovacık Altın Madeni ile ilgili hazırlanan raporda, ''Danıştay kararında insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği öne sürülen risklerin tümüyle giderildiği ya da kabul edilebilir limitlerin çok altına çekildiği'' görüşünün altına imza atan bilim adamları arasında sağlık uzmanlarının bulunmadığına dikkat çekildi. Halk sağlığı uzmanları, altın madenciliğinden kaynaklanacak insan sağlığına yönelik ''olası risklerin'' gelecekte ortaya çıkabileceğini ve bugünden ortadan kaldırılamayacağını belirterek, ''risk yoktur'' denilemeyeceğini vurguladılar.
TÜBİTAK raporuna dayanan Başbakanlık genelgesi doğrultusunda İl Sağlık Müdürlüğü'nce İzmir'de oluşturulan Ovacık Altın Madeni İnceleme Kurulu çalışmalarını sürdürürken kurulun toplantılarına katılan DEÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zuhal Amato , ''TÜBİTAK raporunu halk sağlığı yönünden yeterli bulmadığı'' yolunda görüş bildirdi.
Bu görüşünü, öncelikle raporun hazırlanmasında halk sağlığı uzmanının görev almamasına dayandıran Prof. Dr. Amato, ''Böyle bir rapor nasıl çevre mühendisi olmadan yazılamazsa, halk sağlığı uzmanı olmadan da yazılamaz'' dedi. Öte yandan rapordaki, ''insan sağlığına yönelik risklerin tümüyle giderildiği'' görüşünü de eleştiren Prof. Dr. Amato, yalnızca siyanür değil arsenik ve cıva gibi ağır metallerden kaynaklanabilecek sağlık sorunlarının bugünden belirlenerek ortadan kaldırılmasının olası olmadığını söyledi. ''Halkın sağlık yönünden taranması ve zehirlenme belirtilerinin önceden anlaşılması'' gibi bir uygulamanın söz konusu olamayacağını vurgulayan Amato, şunları dedi:
''Siyanürle intiharın bile adli tıpta belirlenmesi çok zor. Sağlıkla ilgili risk, şu anda değil gelecekle ilgili. Kanser ve kronik hastalıklar uzun vadede gelişir. Bunun aksini söylemek gayri ciddi ve gayri bilimseldir. İnsanları sürekli tarayacağız demek sorunu çözmez. Taramalarla uzun etkili genetik değişimi saptayamazsınız. Bunun için üst düzey pahalı bir laboratuvar kurulması lazım. Bu da insanların kobay haline getirilmesi demektir.'' Raporda ise TÜBİTAK gibi bir bilim kuruluşuna yakışmayan cümlelerin yer aldığını, raporun çok çabuk yazıldığı izlenimini aldığını vurgulayan Amato, ''Bilim adamları adına böyle bir raporun talihsizlik olduğunu düşünüyorum. Bir üniversiteli olarak böyle bir şeyi içime sindiremiyorum'' görüşünü savundu.
Cumhuriyet, 16 Ağustos 2000