Kamuoyuna
Türkiye’de yargıçlar
VARDIR.
Senih Özay
İşte Bergama'da elde ettiğimiz hukuksal kazanımlar...
İşte Mahkeme kararına uymak gerekirken uymama arkaya
dolanmalar... İşte Yerel mahkemenin tazminat
davalarını YARGI KARARI YERİNE GETİRİLMİŞTİR
GEREKÇESİ İLE bile reddedişi....
İŞTE YÜKSEK YARGITAYIN ; ‘’... İptal kararının Çevre
Bakanlığına 20.10.1997 günü tebliğ edildiği, Yargı
kararı gereğini yerine getirerek siyanürle altın
çıkarılmasını engelleyecek konumda bulunmayan adı
geçen Bakanlığın 23.10.1997 gününde Başbakanlık,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Sağlık bakanlığı,
İzmir Valiliği ile Bayındırlık ve İskan bakanlığının
İzmir Bölgesi Müdürlüğüne iptal kararı gönderdiğii ve
iptal edilen görüş temel alınarak kurum ve
kuruluşlarca tesis edilen işlemlerin yeniden
değerlendirilerek yargı kararı gereğinin yerine
getirilmesini istediği anlaşılmaktadır...... Kararın
gönderildiği tarihte Başbakan Mesut Yılmaz, Bakanlar
Cumhur Ersümer Halil İbrahim Özsoy, Yaşar Topçu, Vali
Erol Çakır görevde bulunmaktadır........ yasada
öngörülen süre içerisinde siyanür liçi yöntemi ile
altın madeni çıkkartılmasını önleyhici eylemde
bulunmadıkları, işlem tesis etmedikleri ve böylece
yargı kararını uygulamadıkları anlaşılmaktadır......
Anayasanın 112. maddesinde bakanlar Kurulunun başkanı
olarak bakanlıklar arasında işbirliğini sağlayacağı
her bakanın Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi
yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin
eylem ve işlemlerinden de sorumlu olduğu,
başbakanın bakanların görevlerinin Anayasa ve
Kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini
gözetlemek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlü
bulunduğu; yine Anayasanın 138./son maddesinde
yasama ve yürütme organları ile İdarenin mahkeme
kararlarına uymak zorunda oldukları bu organlar ve
idarenin mahkeme kararını hiçbir suretle
değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini
geciktiremeyeceği kuralı bulunmaktadır........Diğer
yandan 2577 sayılı yasanın 28. maddesinde ise,
danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi
mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına
ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin kararın
tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde işlem tesis
etmek veya eylemde bulunmak ZORUNDA BULUDUĞU, aynı
maddenin 43. fıkrasında mahkeme kararlarını 30 gün
içinde yerine getirmeyen kamu görevlisi hakkında
TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLECEĞİ HÜKME
BAĞLANMIŞTIR......Ayrıca ceza hukuk yönünden yargı
kararlarını yerine getirmeyen kamu görevlilerinin
eylemleri kişilerin haklarını çiğneyip zarar
verdiğinden keyfi davranma olarak nitelenerek TCK 228.
maddesi kapsamında suç sayılmıştır....... Uygulamada
yargı kararlarını yerine getirmeyenlerin suç
işledikleri, tazminatla da sorumlu tutulacakları kabul
edilmektedir.Yargı kararını uygulamak durumunda
bulunanların kararın eksikliğini veya yanlışlığını
tartışma yetkileri bulunmadığı gibi bu kararları eksik
uygulamaları, uygulamış gibi davranarak işleme yapay
bir görüntü vermeleri de kararın uygulandığı
sonucunu doğurmaz. Kararın 30 gün içinde uygulanmamış
olmnası kişisel sorumluluk için yeter
sayılmaktadır............ Bu durumda...... davalıların
haksız eylemi sonucunda davacıların kişilik
haklarının zarar gördüğü benimsenmelidir. Yerel
mahkeme İmren Aykut dışındaki davalıların sorumluluğu
yönünden hüküm kuırulmak gerekirken dosyadaki olgulara
yanlış anlam verilerek istemin tümden reddedilmiş
olması usul ve yasya uygun düşmediğinden kararın
bozulması gerekmiştir.’’ diyerek Danıştaydan sonra
muhteşem bir karar vererek HER SÖZCÜĞÜ FEVKALADE
ANLAMLI BİZİ VE HALKI VE KÖYLÜLERİ VE BAROLARI VE
ODALARI VE DOĞAYI, KUŞLARI MUTLU ETMİŞ TÜRKİYE’DE
HAKİM VAR DEDİRTMİŞTİR.
GÖRÜLÜYOR Kİ ; TÜRKİYE’DE SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARILMASI
BİLİM İNSANLARININ ÇOĞUNUN RİSK VAR DEMESİ KARŞISINDA,
TEREDDÜTE DÜŞEN HALKIN AÇTIĞI DAVALARLA KAMU YARARININ
BULUNMADIĞINI KANITLAMIŞ OLMALARI KARŞISINDA YARGI
KARARINA UYULMAK HUKUK DEVLETİ OLMANIN GEREĞİ İKEN,
BAKANLARIN, BAŞBAKANLARIN DİRENİŞLE ARKAYA
DIOLANMALARININ HEM SUÇ VE HEM TAZMİNATI
GEREKTİRİRLİĞİ KARŞISINDA, VE BUNUN DEMOKRASİ İLE
SEÇİMLERLE GÜVENLE DE DOĞRUDAN İLİŞKİSİ NEDENİYLE
ARTIK CUMHURBAŞKANIMIZIN BAŞBAKANIMIZIN DAHA FAZLA
BU MEMLEKETTE
HUKUKSUZLUĞA MEYDAN VERMEMEK İÇİN FİRMAYLA OTURUP
KENDİLERİNE GİTMELERİ GEREĞİNİ TURİZM VS YATIRIMLARI
KONUŞMALARINI, SÖKÜLEN AĞAÇLARIN REHABİLİTESİNİ,
YÖREDE YURTTAŞ VE HUKUK MÜZESİ OKULU AÇILARAK MANALI
OLUNMASINI TAVSİYE EDİYORUZ.VE YANIMIZDA YER ALAN
TÜM BAROLARA, ŞİMDİLİK DİRENEN AMA YAKINDA YANIMIZDA
OLACAĞINA İNANDIĞIMIZ TEK MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
DAHİL YİĞİTÇE SAF TUTAN ODALARA, TÜM KADIN ÇEVRE
ÖRGÜTLERİNE İNSANLARIMIZA, ÇİÇEKLERİMİZE KUŞLARIMIZA
TEŞEKKÜR EDERİZ. KAZANACAĞIZ... HUKUK KAZANACAK ..
GİDECEKLER...
BERGAMA KÖYLÜLERİNİN AVUKATI SENİH ÖZAY
Ekte bilgi notları düşülmüştür... HABER YAPILIRKEN
KULLANILABİLİNİR.
1.
5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN YARGIÇLIĞI’NA
ANKARA
Dosya No: 1998/13 E.
1999/749 K.
DURUŞMA GÜNÜ VERİLMESİ TALEPLİDİR.
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :
MEHMET EMİN KURAL VE
ARKADAŞLARI
VEKİLLERİ
: Av.
Senih ÖZAY – Av. Cem NEMUTLU
DAVALILAR
: 1-
MESUT YILMAZ
Vekili Av. R.Erden
Arısoy
Atatürk Bul. 94/19
Kızılay Ankara
2- İmren Aykut
Vekili Av. M.Oktar
Aykut
Karanfil Sok.
Birlik Han. 5/66 Kızılay
Ankara
3- Cumhur Ersümer
Vekili Erden Arısoy
Toros Sok. 31/24 Sıhhıye
Ankara
4- Erol Çakır
Vekili Av. Mesut Güneş
Meşrutiyet Cad. 3/9 Kızılay
Ankara
5- Halil İbrahim Özsoy
Vekili Av. Mehmet Günaydın
Anafartalar Cad. Konya Sok.
11/28 Ulus Ankara
6- Yaşar Topçu
Vekili Av. Akın Balcı
Sağlık Sok. 10/7 Sıhhıye
Ankara
KONUSU
:
Haksız ve hukuka aykırı bulunan Ankara 5. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 25.11.1999 tarihli ve 1998/13 E.
1999/749 K. Sayılı 19 Şubat 2000 Tarihinde tarafımıza
tebliğ edilen kararının BOZULMASINA karar verilmesi
istemidir.
AÇIKLAMALAR
1 – Yukarıda
davacılar bölümünde sayılan
Bergama Köylülerinin avukatı olarak; Eurogold
şirketinin siyanürle altın eldesine ilişkin aldığı
iznin iptali için İzmir1. İdare Mahkemesi’nde açmış
olduğumuz iptal davasında İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin
1997/635-876, 1997/636-877, 1997/637-878 sayılı
kararlarıyla Eurogold şirketinin almış olduğu izne
ilişkin idari işlemin iptaline karar verildiği; bu
kararların yasa yollarından geçerek kesin hüküm haline
geldiği; oldukça ünlü bu hukuksal serüven
bilinmektedir.
2 – Bu
hukuksal serüvende; açmış olduğumuz
iptal davası önce İzmir 1. İdare Mahkemesi’nde
reddedilmiş; ancak yerel mahkemenin bu red kararları
daha sonra Danıştay 6. Dairesi’nin 13.05.1997 sayılı
kararıyla bozulmuş ve yukarıda belirttiğimiz iptal
hükümleri bu bozma kararı üzerine oluşmuştur.
3 – İdari
Yargılaa Usulü Kanunu’nun md.si:
“iptal davasının reddine ilişkin yerel mahkeme hükmü;
Danıştay tarafından bozulunca dava konusu idari
işlemin yürütülmesi kendiliğinden durur” demektedir.
Hükmü olayımıza
özgülersek; Eurogold
şirketinin siyanürlü altın eldesi ile ilgili Çevre
Bakanlığı’ndan almış almış olduğu iznin iptaline
ilişkin davada da Danıştay’ın bozma kararı üzerine
Eurogold şirketinin siyanürlü altın eldesine ilişkin
etkinliğinin dayanağı olan idari işlemin yürürlüğünün
durması (durdurulması) gerekirdi.
4 – Oysa
bilindiği gibi; Danıştay’ın söz
konusu bozma kararına ve daha sonra yerel mahkemenin
bu bozma kararına uyarak dava konusu idari işlemin
iptaline karar vermesine ve bu kararların yasa
yollarından geçerek onanmasına rağmen; Eurogold
şirekti iptal edilen bir işleme dayanan etkinliğine
devam etmiştir ki deneme üretimi yapmışlardır. Ve de
İzmir Valiliğinin ihbarı ile Eurogold şirketinin
yöneticileri Bergama Sulh Ceza Mahkemesi’nde
yargılanmakatdırlar.
Dosyaya sunduğumuz
belgeler; Eurogold
şirketinin yargı kararlarına rağmen; etkinliğine devam
ettiğini kanıtlamaktadır.
Eurgold şirketinin
etkinliğine son
verilmesini (idari işlemin yürütülmesinin
durdurulmasını) sağlamakla yükümlü olan kurumların
Başbakanlık, Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji
ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve İzmir Valiliği
oldukları açıktır.
5 – Oysa
olayımızda yukarıda da
belirttiğimiz gibi; Eurogold şirketinin etkinliğinin
durdurulması (dava konusu işlemin yürütülmesinin
durdurulması) tarafımızdan yapılan tüm başvurulara
rağmen sağlanamamıştır.
6 – Yargıtayımızın
“yargı kararlarına
uyulmaması durumunda ilgili kamu kurumu
yöneticilerinin kişisel sorumluluklarının olacağına
ilişkin yerleşmiş içtihadı karşısında davalıların
yargı kararlarının uygulanmamasından doğan maddi ve
MANEVİ zararları gidermekle yükümlü oldukları açıktır.
7 – Olayımızda
davacı bulunan kişilerin;
davalıların yargı kararlarını uygulamaması ve Eurogold
şirketinin etkinliğini sürdürmesi nedeniyle; manevi
zararlarını doğduğu açıktır. Bu yolda Strasbourg’da 2
adet dava sürmektedir.
Gerçekten;
tarım, turizm, tarih ve termal
açısından ülkemizin çok önem taşıyan bir bölgesinde
yaşayan davacıların; yaşamlarını sürdürdükleri bu
yerde altın eldesinde kullanılacak siyanürün
çevrelerini kirleteceği, yaşamlarını tehlikeye
sokacağı, geçim kaynakları olan tarımın sonunu
getireceği korkusuyla yaşadıkları ve bunun için için
İdare Mahkemesi’nde davacı oldukları ve bu davada dava
konusu işlemin yürürlüğünün durması (Eurogold
şirketinin etkinliğinin durdurulması) ile ilgili bir
yargı kararı elde etmişken; bu kararı
uygulatamamalarından dolayı önemli manevi zararlara
uğradıkları açıktır.
Zaten
Anayasamızın 2. md.si gereğince bir
hukuk devleti olan ülkemizde sadece “bir yargı
kararının uygulanmamasının tek başına manevi zarar
oluşturduğunun” kabulü gerekmektedir kanısındayız.
8 – İnsanların
yaşama hakkını zedelediği
mahkeme (Danıştay) kararıyla tespit edilen bir idari
işlemin yürürlüğünün durdurulması konusundaki yargı
kararını uygulatamayan ve yaşama hakları güvence
altına aldığını düşündükleri bir mahkeme kararının
etkisiz kaldığını gören ve yaşama haklarını ihlal
edeceği yargı kararıyla tespit edilen madenin
işletilmesini çaresiz biçimde izleyen insanların bir
manevi zararı doğmadığını düşünmek herhalde haksızlık
olur.
9 – Yerel
mahkeme kararında bir yandan;
davalıların husumet itirazını yukarıda belirttiğimiz
Yargıtay içtihadı gereğince reddedilmiş; ancak yine de
İdare Mahkemesi’nde davalının Çevre Bakanlığı
olmasından hareketle; diğer bakanlıkların bakanlarının
sorumlu tutulamayacağı belirtilerek kararın, kendi
içinde bir çelişki yaratılmıştır.
Oysa yukarıda
belirttiğimiz gibi; dava
konusu idari işlemin yürütülmesi Çevre Bakanlığı’nı
olduğu kadar Sağlık Bakanlığı’nı ve Enerji ve Tabi
Kaynaklar Bakanlığı’nı da ilgilendirmektedir. Altın
madeni konusunda bu bakanlıkların da işleme bağlı
olurları bulunmaktadır. Kararın yürürlüğünün
durdurulmasının da Başbakanlık ve İzmir Valiliği’nin
yetki alanında ve dolayısıyla sorumluluğunda olduğu
kuşkusuzdur.
İnsanların
yaşama hakkını zedelediği
tespit edilen bir altın madeninin yargı kararı
gereğince etkinliğinin durdurulması kanımızca; bu
altın madeninin çalışmasına izin veren bütün
bakanlıkların görevine girmektedir. Bu nedenle yerel
mahkemenin “İdare Mahkemesi’nde davalı olmayan diğer
bakanlık ve kamu kurumu yöneticilerine karşı manevi
tazminat davası açılamaz” gerekçesinde isabet yoktur.
10 – Yine
davamızın dayanağının “yargılama
süreci sırasında dava konusu idari işlemin
yürürlüğünün durmasını sağlayacak yargı kararının
uygulanmaması” olması karşısında; yerel mahkemenin
“kararların kesinleşmesi dahi beklenmeden çok acele
olarak bu dava açılmıştır.” Gerekçesi hatalıdır ve
hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır. İnsanların
yaşama hakkını tehdit ettiği Danıştay kararıyla tespit
edilen bir altın madeninin etkinliğinin durdurulması
konusundaki bir yargı kararını uygulamayan kamu
görevlilerine karşı; “yargı kararını uygulayın”
başvuruları yaptıktan sonra; hala maden faaliyetini
sürdürüyorsa, tazminat davası açılır, herhalde bunun
çok acele olduğunu söylemek de yersiz olur.
11 – Yerel
mahkeme davalıların
savunmalarına koşut biçimde “davalıların yöneticisi
bulundukları kamu kurumlarınca iptal kararının gereği
yapılmıştır.” gerekçesine dayanarak hüküm kurması
yerinde olmamıştır. Kaldı ki Prof.Dr. Ülkü Azrak’ın
mütealasında görüleceği gibi Başbakanlığın yargı
kararının arkasından dolanma içinde olduğu açıktır.
Gerçekten
yukarıda da belirttiğimiz gibi;
yargı kararını uygulatamadığımız hususu dosyaya
sunduğumuz belgeler karşısında sabittir. Davalıların
yöneticisi bulundukları bakanlık ve kamu kurumlarında
“kararın gereği yapılsın” gibi açıklık içermeyen
yazılarla yargı kararını uygulandığını iddia etmek
gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Bir gerçek karşımızda
bütün heybetiyle durmaktadır: “Yargı kararına rağmen
altın madeni çalışmıştır.” Bunu engelleyecek olan da
davalıların yöneticisi oldukları kamu kurumlarıdır.
Kamu kurumları bu yargı kararını fiilen uygulatmak
zorundadırlar, ellerinde bunu sağlayacak güç ve yetki
de bulunmaktadır. Müzekkere (yazı) bunu sağlamıyorsa;
çözümü bulmak sorumluluklarındadır.
12 – Türk
hukukunda bu yargı kararının
uygulanmamasından dolayı ilgili bakanlık ve kurumlar
aleyhine idari yargıda açtığımız tazminat davaları
reddedilmektedir; bu kurumların yöneticileri aleyhine
adli yargıda açtığımız taminat davaları
reddedilmektedir. Türk hukuk sistemi manevi zarara
uğrayan Bergama köyülerinin bu zararlarını gidermekte
çekingen davranmaktadır. Bu nedenle sorunu Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdük. (Ekler) (PL13813
ve PL14065 numaralı iki dosya mevcuttur.)
13 – Ama
idari yargıda iptal kararı veren
(verebilen) bir yargı sisteminin; manevi zararlarımızı
giderecek hukuksal yoların da önünü açacağının
düşünüyoruz. Bu nedenle Yargıtay’ın yüksek
mahkememizin temyiz ettiğimiz yerel mahkeme kararıın
bozarak bir başlangıç yaratacağını düşünüyoruz.
SONUÇ VE İSTEM
: Yukarıda
açıklanan nedenlerle; haksız, hatalı ve hukuka aykırı
bulunan Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkamesi’nin
25.11.1999 tarihli ve 1998/13 E. ve 1999/749 K. Sayılı
kararının BOZULMASINA karar verilmesini dileriz.
Davacılar Vekili Av. Senih ÖZAY
Av. Senih ÖZAY-Av.Eren İlhan GÜNEY-Av.Cem NEMUTLU
1.Beyler Sok.51/306 Konak İzmir Türkiye
Tel: 0 232 484 89 73 – 446 70 70 Fax: 0 232 425 64 20
e-mail: [email protected]
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı’ na
Ankara
Dosya No : 2001/3884
Özü : 25.9.2001 günü saat 9.15 ‘te Türkiye Yargıtay
4.H.D’ nde Bergamalı siyanürle altına karşı savaşan
ve lehe yargı kararı elde eden M. Emin Kural ve 67
davacı arkadaşı’nın Başbakan Mesut Yılmaz ve
arkadaşları aleyhine açtıkları siz mahkeme kararına
uymuyorsunuz, hukuk devletinin dibine dinamit
koyuyorsunuz yollu birer milyar lira tazminat talep
eden davası’nın Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin
25.11.1999 tarih ve 199813 E ve 1999/749 K sayılı
ilamı reddi sonrası talep ve çağrı üzerine
yapılan Savunma ‘ dır...
0. Sizin sorularınız yoksa benim konuşacak bir şeyim
yok.
1.Öncelikle olayı, hatırlamak için aynı yolda İdare
hukuka has ajanlara değil kurumlara karşı açtığımız
davanın dilekçesini sunuyoruz.
................... /...............
BİZCE OLAY, TALEBİMİZ ANLAŞILMIŞTIR.
2. Şimdi kendi özel yargılamamıza gelelim ;
a. Biz 68 köylü müvekkilimiz ve Savunma OLARAK
MAHKEME KARARLARINA UYMAK GEREK YOKSA O TOPLUM ÇÜRÜR
DEDİK...
b. Kim uygular ilamları diye kendi kendimize sorduk.
Başbakanlık ve Bakanlıklar yani Başbakan ve Bakanlar
dedik.
c.İhtar ettik... Bizi uyutacaklarını sandılar.
d.Dava açtık ;
aa.Mesut Yılmaz dedi ki ; ‘’ Başbakan olarak şahsen
sorumlu olamam. Dava Başbakanlığa karşı açılmalıdır.
Önce bir İhtar yapılmalıdır.(( Cevap veriyoruz....
Önce ilama uyulması yollu ihtar çekmişizdir. Dosyada
mevcuttur. Öte yandan Başbakanlık kadar Başbakanın da
sorumluluğu vardır diyen yargıç arıyoruz...
Temyizimizin amacı da bu .... Bulamazsak da bakarız
yola devam ederiz, Strasbourga gideriz gittik,
oradayız. Orada da bulamazsak, Allah mı deriz
bakarız. )
bb.İmren Aykut dedi ki, ‘’ Davayı 68 kişi beraberce
açamamalıdır. (Cevap veriyoruz.. 68 ayrı dava daha
çok halkı uyutur )
Çed Yönetmeliği daha sonraki bir tarihte
çıkmıştır.... Bunlar (Firmalar ) masumdur. ( Cevap
veriyoruz. Türkiyeye çevre mevzuatı geç geldi. O arada
onlar Enerji bakanlığından izin almışlardı. Çevre
Bakanlığı onlara zarar verebilme özel imtiyazını
tanımalıdır. Yok yok... )
Çevre bakanlığına sorulan sadece ve sadece bi,r
görüştür, görüşçüktür. (Cevap veriyoruz. Çevre
bakanlığı işlemlerine görüş deyip durmamalıdır.
Danıştay bile bu yolda senin işlemlerin görüş filan
değil adam gibi işlemdir dedi İçtihat yarattı.)
Yansıma yolu ile manevi tazminat olmaz. ( Cevap
veriyorum. Bunu yargıtaydan öğrendiklerini iddia
ediyorlar.. Halbuki Genel Kurmay başkanı Doğan Güreş
ben kadınlar gibi mini etek giyeceğim gibi bir laf
edince dava açan kadın ve kadın örgütlerinin tazminat
talebinde yargıtay bir adamın bir kadının genel
kurmay başkanı emeklisinin böyle laflar edebilmesini
üst norm olarak saptayınca davacılara bunun, bu
lafın değip değmediği açısından yansıma sözcüğünü
bulmuştu, bence yanılıyormuyuım siz
söyleyeceksiniz... Yoksa mahkeme kararı bize vız
gelir diyenlere değil tazminat Anayasamız 138 /4 ve
TCK 146. Maddeye göre İdam cezasından bile söz
edilebilinir.)
T.C ‘ de herkes dava açabilir ama o zaman ( Cevap
veriyorum; Prof Dr. Y ıldırım Uluer diyor ki ‘’ yahu
herkes dava açacak ‘’ lafı denenmiş bulunmuş bir laf
değildir. )
cc. Halil İbrahim Özsoy , Biz Çevre Bakanına sorduk
Tamam dedi. (Cevap veriyoruz. Mahkeme kararından sonra
çevre bakanına sormayacak mahkeme kararına uyacak. )
çç.Yaşar Topçu ; Çevre Bakanı bize hiç yazı
yollamadı. (Cevap veriyoruz. İzmir Bayındırlık
Müdürlüğü inşat izinlerini veren, Çevre bakanlığına
ilk yazıyı yazan bu idari davaları yaratan olarak
bayındırlık bakanlığına bağlı değil de Dışişleri
Bakanlığına bağlı imiş.)
dd.Cumhur Ersümer ; Biz mahkemeye verilmedik... (Bu
yanıt ya da bu yolda sağda solda Bu köylüler çevre
bakanlığı sağlık bakanlığı Orman bakanlığa aleyhine
dava açıp duruyorlar amma asıl Enerji Bakanlığı
aleyhine arama izini için niye dav açmıyorlar ‘’
deniliyor... Birincisi Bu arama izinleri verileli çok
olmuş.. İkincisi aramaya devam diyoruz bşiz de biz
maden bulunduktan sonra işletilmesi için madencilikten
daha kimyacılık olan tehlikeli olan altın
madenciliği için izinler aleyhine yargıya
başvuruyoruz ve davaları kazanıyoruz. Enerji Bakanlığı
da mahkeme ilamını görünce duracaktır. )
ee.Erol Çakır ; İnşaat ruhsatı istenince bayındırlık
Bölge Müdürlüğümüz Çevre bakanlığından ne diyorsunuz
diye sordu... (İyi yapmışlar sormak iyidir . Ancak
soruya gelen yanıttan ve ve o yanıtın mahkemece
iptalinden sonra BEN MAHKEME MKARARTINA UYARIM
DENECEKL O KADAR BAŞKA ŞEY İSTEYEN YOK... Bu olacak
bir gün bu memlekette... Hiç kimse kıvırtamayacak.)
Zarar da görmediler : (Buna cevap vermem. Utanırım.)
Sayın yerel yargıcın gerekçesine bakalım ;
‘’Bu davayı açmaya davacıların hakları vardır.
Husumetler doğrudur. (cevap veriyoruz, Evet doğrudur.)
Ekonomik araştırmaları yaptık. (cevap veriyoruz, Evet
doğrudur.)
Av.Senih Özayın tek başına açtığı dava dosyasını
celbettik. ;
O davada hukuki yararı yok denmiş, ( Bir Avukat 10
yılını bir tek dava dosyasına vermiş,,, yöre insanı da
olarak davada davacı vekili olarak yer almakla
yetinmemiş, davacı da olmuş,
Bu Avukatın bu davayı açmada hukuki yararı yoktur
dendi mi bu Avukat susar ... Heman Tarihe havale
eder....)
yansıma yolu ile tazminat olmaz denmiş, (Genel
Kurmay Başkanı veya emeklisi değiliz ki biz )
Karar da uygulanmıştır. (Arkaya dolanmayı sayın
başbakan Ecevit kimden öğrendi bilemeyiz ancak,
Profesör Ülkü Azrak beyin muhteşem mütalaasını ekte
sunuyorum. Sayın 5 yargıç okursa 68 köylü davacı
sadece mutlu olacaklardır.)
Çevre Bakanlığının Bayındırlık Bakanlığına yazı
yazmadığı gözlenmiştir. (Doğru değil hem yazmışlardır
ve hem İzmir Bayındırlık Bölge Müdürlüğünü kendi
örgütü görmeyen bir bakanlığa ben bir şey diyemem.)
İdare mahkemesi kararları tashihi karar sonrası
kesinleşmeden tazminat davalarının açıldığı
belirlenmiştir. (Benim hukuk kültürümle Yürütmeyi
durdurma kararı iptal kararı, onama kararının bile
önemli olmayıp tashihi kararın önemli olduğunu bunun
gayrımenkullerin aynına ilişkin davalarda
gözlendiğini İdare hukukunda olmadığını nasıl
anlatabilirim.2577 sayılı İYUK ‘ nunun 28. Maddesini
nasıl unuturum? Sayın Demirel’e bu aşamadaki elde e
dilen altınları gösterme gösterisini nasıl hukuki
bulabilirim ? )
Mahkeme kararlarına uyulmaması kişisel sorumluluk
doğurur, Kasıtlı davranışın varlığının kabulü
zorunludur. Ki manevi tazminat karar altına
alınmalıdır. (cevap veriyoruz, Evet doğrudur)
Ancak olayımızda şartları yoktur. (cevap veriyoruz.
VARDIR: YARGITAY GÖRMELİDİR VAR ‘ I )
Çünkü Çevre Bakanlığı diğer bakanlıklara mahkeme
kararını yollamıştır. İlam doğrultusunda gerekli
işlemlere başlanmıştır. ‘’ ( Bıkkınlıkla cevap
veriyoruz. Devletin siyasi ya da bürokratik
ajanlarının seçimlerle denetlenmesinin dışında,
yanında hukukla de denetlenmesi,
bu memlekete gelemezse bu ülkenin de ikiz hukuk
kuleleri yıkılır., Ben bunu bilir düşünürüm.)
Sonuç olarak ;
Bizim bu davamız Ülkenin yüksek ajanlarının kişisel
olarak 68 davacıya 68 milyar lira tazminat vermesi
değildir. Devlet 68 milyarı verirse hukuka
aykırılık içinde olduğunu kabul etmiş olacak... Hangi
devlet bu itirafa kalkışabilir. Böyle Devlet nerede
var? Olur mu böyle Devlet veya Yönetici.. ? Devlet
dediğin 18 kişi mi saldırdı kendisine cevap olarak
onları yakalamak yargılamak ve en fazla müebbet hapis
cezası yerine, 180 milyon kişiye saldırır. Ve 18
kişiye terörist denir de 180 milyon kişiye saldırana
terörist denmez de Hür denilir.)
Bu nedenle gerçekten bu dosya Türkiye’de önemli bir
dosyadır. Halk ayaktadır. Sivil itaatsizdir. Hukuk
yapmışlar becermişlerdir. Bilim ve sonrası yargı
organı HAYIR demiştir.
Bu yargı kararına uymamanın hesabı bu ülkede
görülemezse hiçbir yargıç uyuyamamalıdır,
Çocuklarının yüzüne bakamamalıdır.
Ben susuyorum
Yüksek Yargıtay konuşmalıdır.
Av. Senih ÖZAY
Yüksek Yargıtay konuşmuştur...
Ekte mahkeme kararını Kamuoyuna Medyaya
sununuyoruz...Muhteşem bir karar olduğu hemen
anlaşılacaktır. Hiç bir Medya mensubu sırtını arkasını
dönemeyecek burun kıvırmayacak bir İLAMDIR.
HER ZAMAN SÖYLÜYORUM, BERGAMALI KÖYLÜLERLE BERABER
SÖYLÜYORUZ... TÜRKİYE’DE HAKİMLER VARDIR.
BERGAMALI KÖYLÜLERİN AVUKATI
Senih ÖZAY