Yeniden mi ? Hayır...
O gün, yıllar sonra ilk kez bir araya geleceklerdi. Duygularını
denetleyememekten korkuyordu. Bu nedenle başlangıçta görüşmek bile istemedi.
Buluşmayı geciktirmek, sorunları ötelemekten ileri gitmeyeceği için, en doğrusu
görüşmeyi hemen yapmaktı. "Var olabilecek sorunları başından çözmek en
iyisidir" diyerek bir araya gelmeyi kabul etti.
Ya duygularım yenilenir, ona olan duygu ve düşüncelerim yeniden alevlenirse
diye çekinmiyor değildi. İlk buluşma, böyle bir ikilem içinde başladı.
Ne gözlerinden sızan bir ışık, ne ses tonundan bir umut, ne de bir sevgi vardı
buluşmada. İki soğuk insan. Sanki yıllar önce tanışmış değiller de ilk kez
karşılaşıyorlardı. Sonuç böyle olunca beraberlik çok sıradan oldu. Ayrıntıya
girmeden, karşılıklı yüzeysel bilgi aktarımı yaptılar. Aslında herhangi bir
kişinin de aktarabileceği kadar sıradan bilgiydiler bunlar. Bir sıcaklık ya da
arkadaşlık havası yoktu. İki yabancının beraberliğinden başka birşey değildi bu
buluşma. Her iki taraf da sonucu görmüştü. Bir an önce bu işkenceyi bitirmekten
başka birşey düşünmüyordular. El sıkışıp ayrıldılar. Yola devam ederken, o
yılların sevgisinin nasıl eriyip kül olmuş olduğunu bir kez daha anladı.
Halbuki, yalnız kaldığında böyle düşünmüyordu. Yıllar önce algıladığı sevgi
ipuçları, yılların deneyimli elleri altında törpülenmiş, yok olmuştu. O
coşkulu, sevgi dolu bakışlar, yıllar boyu öyle çok boşa bakmıştı ki, rengini
kaybetmiş, solmuştu. Artık yeniden dirilmesi, sevgi ateşiyle dolması
beklenemezdi. Yıllar boyu yapılan hatalar, insanları öyle yorgun ve kuşkulu
yapıyor ki, insanda yeni bir yanılgıyı kaldıracak ne güç, ne de kuvvet
kalıyordu. İşte o zaman çok dikkatli ve çekingen olunuyor, "Bir yanılgı daha
olmasın, kaldıramam bunu" diyordu insan. Çünkü artık beklentiler belliydi.
Amaç, belki de son kez mutluluğu yaşamaktı. Çok da zamanı yoktu. En çok bir kez
daha denenebilirdi.
Önündeki seçenekler çok sınırlıydı. Ya mutluluğu yakalayacak ve onu bırakmamak
için tüm gücüyle koruyacak, ya da vazgeçip, eski anılarla avunacak, daha
durağan bir tavırla mululuğu bekleyecekti. Büyük bir olasılıkla hiç gelmeyecek,
ama sabırla beklenecekti...
Yeni bir deneyim, geçmişte yaşananların sınavından geçmek zorundaydı. Ancak o
zaman geçmişteki yanılgıyı yinelenmezdi.
Gençlik yıllarında böyle düşünmüyordu. Bir eksiklik sezinleyince "zamanla
düzelir" ya da "değişir" diyerek, incelemeden, sorgulamadan göz yumuluyordu
bazı olumsuzluklara. Düzelmezse, yeni bir seçenek arayışına girilebiliyordu o
zaman. Ama bu kez, aynı yanılgıya düşmemek için eskiden göz yumduğu olaylara
karşın daha duyarlı tavır izliyordu. Diğer bir deyimle :
Sütten ağzı yanmış, yoğurdu üfleyerek yiyiyordu.
Bu düşüncelerle yoluna devam etti. Şöyle bir bakınca; "Geçmiş yeniden
yaşanmıyor, geçmiş yalnızca anımsıyor" dedi kendine. Anıların üzerinden yıllar
geçip gitmişti. Zamanı geriye döndüremeyince, anıları da geri getirmek
olmuyordu...
Yeniden aynı yanılgıyı yaşamak mı?
Hayır artık olanaksızdı...
.: Geri dönmek için tıklayın :.