Versüs olmak vesaire kalmak üzerine...
Yaşanan bir oyunsa eğer, roller senin tarafından dağıtıldı. Egemen olanın
karşısında afazi olarak değil, eylem olarak da durmak gerekir. Aşk
örgütlenmektir! Aşk iş bitirici popülizme direnişin son kalesidir. Gönül
gözüyle bakabilenlerin her gün tekrar tekrar yinelenen, kendini yeniden yaratma
şekilciliğine direnişin ta kendisidir aşk. Ve doğası gereği, elde edilememişin
hayranlığı nefret uyandırır...
``Ben bu sevgiyi tüketebilirim, bu oyunu oynamayalım`` diye yazmışsın üzüm gözlüm
son mektubunda. Başladığımız yere döndük değil mi? Yunuslar gibi...
Sen son bir kez daha ayna karşısında kendinle meşgul olup gelmiştin, fark
edilmek ümidiyle... Hatırladın değil mi siyah elbisenin sana ne kadar
yakıştığını söylediğim o ilk günü. İçi burkulmuşların buluşmasıydı... Kulakları
çınlatılacak biri``en ezik ruhların buluşması`` diye adlandırdı ama, olsun ben
ezik olmayı hala kabullenemiyorum.
Versüs olmak ve vesaire kalmak. Kim bilir nasıl konumladık kendimizi,
birbirimize. Ben senin hınzır zekana güvenerek yazmıştım``Vesaire ya da Versüs``
diye. Sen de anlayıp dudaklarının kenarına yerleştirdiğin gülüşünle, incecik
sesin telefon açmıştın...
Bu arada, mektuplaşa bilinen bir aşk zannetmiştim seninkini. Senin sıkça
bahsettiğin gibi ``tüketip gidilebilenler`` den değil... Yılbaşında``Bu sene her
şey gönlüne göre olsun...`` mesajında, son zamanlarda benden esirgediğin
sıcaklığını gördüm. Nereden bilebilirdim bir daha yan yana gelemeyeceğimizi. Bu
kadar mı Versüstük birbirimize? Uyuz,``Öfkelenme bana yüreğim kaldırmaz bunu``
diyorsun. Aşk üzerine konuştugumuz akşamlari unutuyorsun. Direnmenin, umudun,
inadina var olmalarin tek mekani yüreklerin kaldigi bir dünyada yaşamak zorunda
kaldigimizi ortaklaşa belirlemiştik. Hani bize ögretilen pozitif vibrasyon
triplerinin nasil da; imaj çaginda suda yüzen kayiklar oldugunu konuşmuştuk.
Belki de hatayi orada yaptik, o güzelim akşami simsicak beyinsel bir orgazm
tadiyla geçirmektense, vicik vicik standart sevişmelerin bir parçasi
olabilseydim eger, benden öncekinin isminin sonunda bir virgülle ayrilip
vesaire (vs.) olarak kalmazdim...
Bu duygudur beni kizdiran. Samimiyetsizlik yani.``Bana karşin benim karşimda
ol`` Dediklerinin karşitligina verdigin yanit bu mu? Adorno``yu
bilirsin``Aydınlanmanın metalarla ilişkisi, diktatörlerin kitlelerle ilişkisi
gibidir. Onları maniple edebilecek kadar tanır`` der. Senin aşklarin
kendileştiremediklerini tüketip atmak, birakip kaçmak midir? Sorup sorup cevap
alamamak, bu sana özgü degil. Cevaplari bir türlü bulunamayan bir denklemi
insanlik tarihi tartişa dursun, biz kendi ``haklılık`` oyunlarımıza geri dönelim
istersen. Kim, nerede, ne kadar, ne anlamsızlığını devam ettirelim.
Kalıplara sokmadan yaşamak. Bu gök kubbenin altında birbirini severek yaşamak
nasıl bir kalıptır senin için anlamadım.``Bağlılıklarımın beni arkadan
vurması``nı anlamadığım gibi.``... bu delinin seni çağırmasına kulak asma, çünkü
o bir gün gerçekten gidebilmeye hazırlanıyor. Gerçekten gidebilmeye... Ardında
kimseyi bırakmadan. O zaman sen, o gideni uğurlayabilmelisin, sen de``Yolun
açık olsun`` diyebilmelisin, dersin de... Çünkü sen zaten o yolun yolcususun,
sen de tanırsın o yolu, sen de bilirsin gitmenin zor kalmanın kolay ve
gitmekten başka çarenin kalmamasının ne demek olduğunu...``
Anlamadın değil mi?.. Gitmek kolay, kalmak zor! Olsun``Seni sevdim. Her şey
için sag ol... Her şeye ragmen beni düşününce gülümse olur mu?..``
Aşkla kalin...
Murat Yücelsan
.: Geri dönmek için tıklayın :.