Yaşamak göz kırpmaktır

Yaşamak bir ortamin çaresiz tutsagi olmaktir.

Böyle yaziyor "Insan ve Herkes" adli kitabinda ünlü Ispanyol filozofu Ortega y Gasset.Insan belli ortamda dünyaya gelir ve daima içinde bulundugu ortamin/koşullarin belirlenimi altinda sürdürür varoluşunu. Elbette bu ortamin getirdigi engelleri ve sinirlamalari aşmak için de çabalar sürekli.Yoksa varoluşunu başka türlü anlamlandiramaz.Belki de bu yüzden her özgürlük eylemi ya da özgürleşmeye yönelen her eylemve girişim, ayni zamanda üzerimizdeki belirlenimleri aşmaya da yöneliktir.

Bu şehirden gidebilirim, geride birakabilirim bazi şeyleri. Ama arkamdan gelecek ve zaten içimde taşidigim onca şey de olacaktir hiç şüphesiz. Bu şehir ardindan gelecektir der ya Kavafis bir şiirinde, işte öyle... Ve gittigimiz şehirlerde ve ortamlar da bu kez başka sinirlamalar ve belirlemeler çikacaktir karşimiza... Çünkü nerede olursak olalim; dogal ve toplumsal/tarihsel ve kültürel bir ortamda yaşamak durumundayiz... Insan tarihe tutukludur Alman filozof Dilthey'a göre.. Içinde bulundugumuz tarihsel koşullar içinde özgür olabiliriz ancak. Çünkü nasil kapkaranlik gecelerde yildizlar göz kirpiyorsa bize uzaklardan, tarihin aranlik dönemlerinde de "özgürlügün göz kirptigi anlar" ile de karşilaşabilir insan... Ve içindeki özgürlük duygusuyla göz kirpabilir çevresindeki insanlara.. yani ayni ortami paylaştiklarina ve belki de kimbilir böylece tutsagi oldugumuz ortami degiştirmeyi de başarabiliriz, ya da en azindan bu yöndeki girişimlerimize devam etme gücünü buluruz kendimizde ve göz kirptigimiz insanlarda...

Mustafa Günay

.: Geri dönmek için tıklayın :.