Tantalos

Ele geçiremediğiniz ya da erişemediğiniz için acı çektiğiniz, ``ona erişebilseydim hayatim başka türlü olacakti dediğiniz bir şeyler var mı hayatınızda?
Büyük bir ihtimalle ``eksikliğiyle sizi arada bir de olsa kederlendiren bir hayal ya da amaç vardır.
Eğer bir düşünürseniz, yokluğuyla sizi en çok dertlendirenlerin, parmaklarınızın ucuna gelmişken yitirdikleriniz olduğunu fark edersiniz.
Tam ona dokunacakken elinizden kaçıverenler, tam yakaladığınızı sandiginiz anda kaybettikleriniz, tam avuncunuzun içine gireceğini beklerken yok oluverenler.
Eksiklikleriyle sizi en çok üzenler, gerçekleşmesine ramak kala yitirilenlerdir.
Tanrılar bile en büyük cezanın bu olduğuna inanmışlardır.
Kendilerini kandırmaya çalışan dostları Tantalos için buldukları en ağır ceza budur.
Tanrıların``sezme ve anlama güçlerinden kuşkulanip, bunu denemek isteyen Manisa Krali Tantalos, kendi oglunu parçalayip, pişirterek tanrilara ikram eder.
Onlarin bunu anlayip anlamayacagini görmek ister.
Tanrilar anlarlar.
Ve dostluklarina ihanet eden Tantolos’u yeraltında bir göl kıyısına koyarlar.
Berrak ve tatlı bir suyu vardır gölün. Çevresi yemiş ağaçlarıyla doludur. Tantalos, susayıp da suya eğildiğinde, su geri çekilir. Acıkıp yemiş ağaçlarına uzandığında, dallar rüzgarla savrularak uzaklaşır. Ceza, açlık ve susuzluk değildir. Ceza, parmaklarının ucuna sürtünen berekete, arzuyla bakılan ve dokunulabilecek kadar yakında durana dokunamamaktır.
Budur tanrıların bulduğu en ağır ceza. Değebileceğin kadar yakınında duran bir zenginliğin ortasında aç kalmak, neyi kaybettiğini her an görmek, en çok istediğini tam dokunacağını sandığın anda kaybetmek.
En büyük kayıp da budur herhalde. En unutulmayanı. En çok acı vereni.
Birçoğumuzun hayatında tam dokunacakken kaybedilmiş şeyler bulunur. varlığı ve yokluğu ayni anda hissedilen kayıplar. Bu acıyı sadece bireyler çekmez.
Bazen, tanrılara ve kendisine ihanet eden toplumlar da yasar bu acı veren kaybı.
Bir zenginliğin ortasında aç kalır En çok ulaşmak istediğine, dokunacak kadar yakınken dokunamaz.
Eğer bir toplum böyle bir ceza çekiyorsa, emin olun, bir ihanet vardir Geçmişinde, Tanrıları hatta belki daha kötüsü kendini kandırmıştır. Kendi çocuklarını parçalamıştır. Tanrıları ve tarihi küçümsemiştir.
O toplumlar Tantalos işkencesine çarptırılmışlardır.
En çok ulaşmak istediklerine, en çok özlediklerine, onlara dokunacak kadar yakınken ulaşamazlar.
Bakin toplumlara. Zengin olabilecekken fakir, özgür olabilecekken köle, mutlu olabilecekken kederli olan toplumlar görürseniz, sorun hemen, ``neye ve kime ihanet etti bu toplum diye.
Bir ihanetin izlerini arayın.
Karanlık köselerine bir göz atin, parçalanmış çocuklarının anıları var mı orada diye.
Tanrılar ve tarih ihaneti affetmez.
Size doğru eğilen yemiş ağaçları siz onlara uzandığınızda rüzgarla savrulur, bir avuç su almak için eğildiğinizde sular geri çekilir.
O toplum, ihanetini itiraf edip, ihanet yolundan geri dönmedikçe sürer bu işkence.
En çok istediğine bir türlü kavuşamaz.
Büyük bir bereketin ortasında aç ve susuz kalır.
Böyle bir toplum görürseniz eğer...
iyice bakin, bir ihanet vardır geçmişinde...
Ve biraz daha dikkatle bakarsanız, o ihaneti hala sürdürdüğünü de görürsünüz.
Belki de en büyük ihaneti, tanrıları ve tarihi kandırabileceğini sanacak kadar akılsız olmasıdır.

Ahmet Altan

.: Geri dönmek için tıklayın :.