- 55 -
01.10.2002
...insan,iki davranış kalıbına uygun hayat sürer...genlerine işlenen ve gayri ihtiyari aktive olan davranışlar ile bilişsel-öğrenilen bilgiye dayalı davranışlar...insanı doğduğu andan,öleceği zamana kadar meşgul eden tüm fikirler de bu davranışların yorumlanmasından ibarettir...
...varlığını toplumlarla anlamlılaştıran insan için,aslında bir diğer insan kendisiyle aynıdır...en üstdüzeyde farklılıklar görülmek istenmesinin temelinde ise,insanın kendine bağlı değişimler istemesi yatar...alt ve üst sınırların olduğu gelişim aşamaları,insanlar arasındaki iyi-kötü ayrımını hazırlamıştır...bu aşamalar,bilişsel davranışlar ile geçilebilecek yapıda olduğundan,hata birikimi yüksek olan insanlar belirli basamaklardan sonrası için hazırlanamamaktadırlar...
...insana dair bilginin,insanın değişebilirliği oranında değişebileceği yanılgısı,yüzlerce yılın ardışık hatalarını da bugünlere kadar taşımıştır...düşünebilen insanlar kendi akıl,bilgi ve deneyim çerçeveleri dahilinde genel ölçülere ulaşmaya çalışırken,aynı görülerin başka düşünebilen insanlar için sınır oluşturmayacağını düşünmeyi ihmal etmişlerdir...bu ihmal,"öğrenilen bilgisi" artan insanın,insanı yeniden değerlendirmesini çok sonraya ertelemiştir...oysa insan bilgi birikimi dolayısıyla sürekli yenilenmekte ve kendisini daha çok tanımaya hazırlanmaktadır...
...insan ve davranışlarının ayrımı,ünlü bir çok meraklı ve fırsatçı insanı insanlık tarihinde kalıcı hale getirirken,bugün onların az eleştirilmeleri dikkate değer bir konudur...bilimsel olma olasılığı bulunmayan bilgilerin,bu kadar kalıcı olması insanın insan aklına duyduğu en büyük saygısızlıktır...
...insana dair bilgi, insanın değişebilirliği oranında değişmez...insan sabittir...değişen, insanın öğrenilen bilgisidir...ve insan yeryüzünde varkaldığı sürece kendi varlığına dair bilgiyi aramaya devam edecektir...bilgisi değişecektir...zaman değiştikçe insana dair bilgi daha çok bilinir hale gelecektir...
.: Geri dönmek için tıklayın :.