- 11 -
28.06.2002
...tutarsızlıklara çok kızdığımı bilirlerdi...bunu bildikleri halde dikkatsizliklerine ve düşüncesizliklerine bir türlü son vermediklerini görüyordum..üstelik söz verdikleri halde, sözlerini de unutuyorlardı...bildiğim tüm duaları okumam,sinirlerimin yatışmasına yeter miydi;emin değildim...ama okumaktan çekinmedim...sabır demişlerdi,eskiler...sabrı bilmenin o kadar zararı vardı ki...mesela rahatlıkla kızamıyorsunuz...mantık silsilesinde sebep oldukları çatışmaların sonrasında ortaya çıkan yoğun "kızgınlık enerjisi",akciğerlerim,nefes borum,ses tellerim ve dudaklarım sayesinde dışarı atılamıyordu...içerde birikip külleniyordu...sonra bu kül'ün kanserojen etkileri olduğunu da biliyordum...düşünsenize; ses üretim ve ihraç tesislerindeki organlar,bağırarak elde edeceğiniz egzersiz imkanını bulamıyorlardı,siz sessiz kalınca...ve üstelik,külleşen enerji ile birlikte bir dış ses likiditesindeki daralma doğal olmayan bir denge oluşturuyordu...
...bazen,sabrın bilemediğimiz kadar yoğun ve karmaşık yararları olduğunu da düşünürüm...aile mahkemelerinde dava yoğunluğu ,işten atılmalar,aile-çocuk kavgaları,ev dahili kıyamet varyasyonları,doktor hasta,asker-komutan ve..evet, ve seçmen ile seçilen arasındaki nefret azalır...benzeri bir çok heyecan kalkar hayattan...ama ben bunun sabır demek olduğunu düşünmüyorum..bence bu tamamen ahmaklık;koyun davranış modeli...mantıklı ölçülere uymayan sabır,sabır değildir...sabır,insan gücünün yetmediği her durum için sabırdır...elde varolan tüm yerüstü ve yeraltı kaynaklarını kullanarak aşamadığınız sorunlara karşı,göstereceğiniz davranış kalıbına "sabır" denir...
...işte bu açıklama ile tutarsızlıklara neden kızdığımı anlamış bulunuyorsunuz...
.: Geri dönmek için tıklayın :.