- 25 -
11/21/2001 14:05
suskunluklarını bozmak istemediler...sımsıkı kenetlenen bir çift el, ruhlarının dokunuşlarında somut olan tekşeydi...yürüdüler
yönsüz,zamansız...yürüdüler, iklimlerin en güzeline;yüreklerine.geçmişlerini unutmamışlardı.geriden gelen tüm anılar,adım adım yüreklerinde büyüyen kayalıklara dönüşüyordu...erkek,serin sesiyle yakaladı gökte maziyi:
"kırgınlıklarını,gözyaşlarını ve seni yıkan herşeyi,sen varlaştırdın.maziyi sorgulamaktan vazgeçtiğin an da, onlar yokolur prenses...sen geçmişin kişiliklerini anımsamadıkça,onlar
değişecektir.onlar değiştikçe,artık sana ait olmayacaklar.ama...ama bırakmıyorsun;onlar yaşadıkça değişmiyorlar.ve seni üzmeyi, içine
gömmeyi sürdürüyorlar.gömüldükçe zamanın derinliklerine, şu anda ki ve gelecekteki kendini farkedemiyorsun.bırak sanal maziyi;sanal suçları da...dön yanıma..okyanusa..buraya!"
kadın çıplak ayaklarıyla,okşadı kum parçacıklarını...eğildi ve hatıralarını avuçlar gibi avuçladı, kumu...parmaklarını açtı.kum, avucuyla gök arasında duramadı bütün bütün...parmaklarının arasından süzülerek indi, eski yerine...yarısı kadarı hala avucuyla gök arasındaydı.gülümsedi:
işte...gör.herşey aslına dönmeye çalışır...benim aslım geçmişimdir,ona dönmem,onu düşünmem kadar olağan bir şey olamaz.
avucunu kapa!dedi genç adam."avucunda kalanlar, geçmişlerinden koptular artık..onları dilediğin yere ulaştırabilirsin...ve onlar gittikleri her yerde yeni olaylar-değişimler yaşarlar.kendine daha fazla acı!kendini özgür bırak!"
yüreğinde yılların yükü vardı...erkek, bir anda atabilir miydi bu yükü içinden...bir anda açılır mıydı göğün renkleri..bir anda görebilir miydi tüm renkleri..."belki,"dedi içinden..."belki,"dedi kadın; fısıldar gibi...
.: Geri dönmek için tıklayın :.