- 21 -
11.12.2001 15:50
...başını kaldırdı...uzunca baktı, gözbebeklerine kadının....bu kadar zaman,salınarak geçip gitmemişti mutlaka...hatıraların arasında kalan sanal izleri,sesleri buluverdi karşısında...kısa hatıralar,saklı geçmişlerden uzak ve olabildikleri kadar azdı...
...geldiği zamanı hatırladı genç adam;gidişinden pek farklı olmadığını düşündü, gelişinin...anlıyordu artık;olmasını istedikleri olmamıştı ve olmayacaktı da...bıraktığı iz,su yüzeyindeki tüm izler gibiydi...yoktu ve gereksizdi.
..romantizm'in, sanal dostluğa sunduğu ilk teklif değildi bu muhakkak...bir argüman da değildi,bir oyunun içinde...katkı sağlamaktı, çift yönlü....duygulara,düşüncelere ve hayallere dair küçük bir katkı...zamanın sunduğu analiz birikimlerini paylaşmaktı... okyanusun göğe olan aşkını değil ,ama yalnızlıkların paylaşımını aramaktı çokluklar içinde...aşk bir figürandı,kelimeler
gibi...tazelenmek istemeyen tüm mazi gibi, aşk ta olmayabilirdi bu öyküde...
...genç kadının sessizliğini anladı hep...duymak istediği halde anlamaya çalışmakla yetindi...sessizliği dışında anladığı olmadı,yazık ki...onu kendi tekbaşınalığı içinde;farkında olmadığı bir karmaşa da bulmuştu...belki haddine düşmeden el uzatmıştı ona...
farkında ol, hayatın!demek istemişti sadece..."üret,üret,üret!"
...gün bitiyordu;okyanus ve gök aynı anda kızıl,aynı anda kızıl-pembe,aynı anda karanlık olacaklardı az sonra.
...son kez gözlerine baktı kadının...yürek çırpıntılarını kontrol edemiyordu genç adam...ona sarılmak...onu hissetmek...yalnızlığını paylaşmak...
parmak uçlarıyla dudaklarına dokundu, genç kadının...sonra dudaklarının kıyısından süzülüp giden parlak gözyaşlarına...
zamanı gözle,güçlü prenses!dedi az duyulur sesle"mutluluğu ara lütfen"
....sözleri bittiğinde ;o gitmişti.
.: Geri dönmek için tıklayın :.