Yalnız adam


...Patika yol,kızıl çamların arasından kıvrılarak denize doğru iniyordu.Günlük nafakasını çıkarmak için arada bir mavi sulara dalan martıların oluşturduğu dalgacıklar da olmasa deniz kıpırtısız sayılırdı.Patikanın sonlandığı yerde,nerden geldiği bilinmeyen iri bir kaya duruyordu.Kayanın duldasına bir adam oturmuştu;elinde kağıt kalem,yanında da simsiyah bir köpek vardı.Köpek sadakat yüklü aptal bakışlarını sahibine dikmiş,sanki az sonra müjdeli bir haber alacakmış gibi onu izliyordu.Sahibi köpeğin varlığından haberliydi ama sanki o yanında değilmiş gibi başka düşüncelere dalıp gitmişti.Adamın deniz bulaşığı mavi gözlerinde,keder yüklü anılar oynaşıyordu.
...Birkaç saat önce,güneş henüz doğmamışken,az ilerdeki iskelede balıkçılara kendisini de yanlarına almaları için yalvarmış ama teknedekiler onu hoyratça reddetmişlerdi.İşi bilmiyordu.Misineleri birbirine karıştırıyor,ağları yırtıyor,sessiz olunması gereken yerde gürültü yapıyordu.Derinden bir ah çekerek hak verdi balıkçılara...''Ne yapsınlar ekmek parası.Sofrada ekmek olmazsa dostluk da arkadaşlık da olmaz.''diye geçirdi aklından.Balıkçılar haklıydı da,ya ötekiler?
...Başını kaldırarak sıkıntıyla denizin sonuna doğru baktı,ama ufku göremedi.Denizin bitip gökyüzünün başladığı o belli belirsiz sınır,sanki afacan bir ilkokul öğrencisinin dişlenmekten didik didik edilmiş kirli silgisiyle sonsuza dek silinmiş gibiydi.İlkokul öğrencisi aklına gelince gülümsedi.''Yani usta,''diye mırıldandı.Sahibinin mırıldandığını işiten köpek kendisine sanarak,siyah kuyruğunu keyifle sallamaya başladı.
...Adam yeniden elindeki kağıda çevirdi bakışlarını.Kurşun kalemi sıkıca kavrayıp bir iki cümle yazdı.Yazdıklarını dikkatle okudu,beğenmedi.''Yani ustaymış,''diye mırıldandı yeniden,''O da bırakıp gitmedi mi bizi?Hem de bir bilet parasına...''
...Köpek ayaklarının üzerinde doğruldu,önce gerindi,sonra sahibine yaklaşarak,ilgiyle sahibinin yüzünü kokladı.Adam bakışlarını köpeğe çevirdi,başını okşamaya başladı.Köpek okşanmaktan mutlu,kendini adamın sevecen ellerine bıraktı.
''Pat pat pat...''
...Adam elini köpeğin başından almadan sesin geldiği yöne döndü.Açıktan geçmekte olan bir taka gördü.''Nereden dönüyor,ne taşıyor acaba?İki saat sonra varır İstanbul'a.''diye düşündü..
...Bir ay önce Çiçek Pasajı'ında bir dost sofrasında içtikleri günü anımsadı.Yüzünü buruşturdu.Masadakilerden çoğu meslektendi,edebiyatçıydı.O sakız gibi rakı,o birbirinden güzel mezeler,ağızlardan dökülen çirkef sözcüklerle ziyan olup gitmişti.Emindi,kalkacak olsa ardından ''Yaşlı bunak,''diyerek onu da çekiştirmeye başlarlardı.''Boş ver,''dedi kafasındaki görüntüleri kovmak istercesine elini sağa doğru savurup,yeniden''Boş veeer,''dedi.İşte o anda gördü çingene kızın rengarenk pazen elbisesini.Her şeyi unuttu.Neşeyle gülümsedi yeniden.''Heyy!''diye bağırdı.
...Sesi duyan kız ot toplamayı bırakıp doğruldu.Sesin geldiği yöne dönünce adamı gördü.
...''Ah be ne bağırıyorsun?Ödümü kopardın.''
...''Ne yapıyorsun bakayım orada?''
...''Kör müsün,ot topluyorum''
...Adam bayıldı kızın diklenmesine.
...''Benim tarlamdan nasıl ot toplarmışsın bakalım sen!''
...Allahın toprağı senin tarlan mı oldu şimdi?''
...Ne sandın ya benim tarlam.Şimdi kolundan tutup götüreyim mi seni karakola?''
...Çingene kız,adam ciddi mi alay mı ediyor emin olamadı.Korkmaya başladı..
...''Kusura bakma amcacığım.Ne bileyim ben senin tarlan olduğunu.''
...Adam kahkaha atmamak için kendini güç tutuyordu.
...''Amca mı?Benim gibi bir delikanlıya bir de amca diyor şuna bak.''
...Çingene kızı adamın sesindeki neşeden işin şaka olduğunu anladı.Torbasını sırtına vurarak.
...''Eğlen beyzadem eğlen,''dedi,sitem dolu bir sesle.''Biz bir tutam ot toplayıp satmanın derdinde,sen gönlünü eğlendirmenin keyfinde.''
...Çingene kızın gitmekte olduğunu fark eden adam.
...''Dur gitme,''dedi.''Kötü bir niyetim yoktu.Laflamak istedim biraz.''
...Çingene kızı cevap vermedi.Tepeyi bir keçi gibi çevik adımlarla tırmanarak gözden kayboldu.Adam üzüntüyle köpeğe döndü.Bir süre suskun öylece baktı hayvanın masum gözlerine.
...''O da bunun yaşlarındaydı,''dedi sonra.''Kumkapı'da bir meyhane de tanıdım onu.''derinden bir iç geçirdi.''Param için yatardı benimle.Bir sevdiği varmış.Doğru mu yalan mı,bilemezdim.Ama zehir yeşili bir acı gelip yerleşirdi yüreğimin baş köşesine.Hiç bir şeyimiz uyuşmazdı,yine de deli gibi severdim onu.Onu sevmeseydim içimdeki boşluğun beni boğacağını düşünürdüm.Belki yani Usta'yı da bu yüzden sevdim.Ötekileri de.Bir tek annem bunların dışında...Ben onun parçasıyım.Yalnızlığım da onun parçası...Annesini düşündü,Ak saçlı,daima gülümseyen,sıcacık,şefkat dolu bir kadın.Belki de bütün suç annesindeydi.Bu kadar sevgi,bu kadar şefkatle onu aldatmıştı.Gerçek dünyanın çirkefliğini,sevgisizliğini anlatmamış,hissettirmemişti ona.Bu yüzden insanlarla ilişki kuramıyordu.Bu yüzden tuhaf,ayrıksı kalıyordu kalabalıkların arasında...
...Köpeğin başını okşadı yeniden.''Belki seni de bu yüzden seviyorum.Beni olduğum gibi kabul ettiğin için.''Yere bıraktığı kağıtlara,kaleme baktı.''Belki yazı yazmam da bu yüzden .Kendimi istediğim gibi,en az yalanla anlatıyorum.Kimseye borcum yok.Ne ezenlere,ne ezilenlere;ne millete ne devlete.Kağıt ve kalemle baş başa kalınca kendi vicdanıma sorumluyum sadece...''
...Denizden bir şapırtı yükseldi.Dönüp baktı,sudan fırlayan gümüş renkli bir balığı yeniden suya düşerken gördü.
...''Bak bak,lüferin biri geçirmiş dişlerini zavallının kuyruğuna...Ne garip dünya bu be!Ya zalim olacaksın,ya mazlum.Bir de benim gibiler...Sahi benim gibi insan çok var mı bu dünyada?Gövdeme yapışmış,bakışlarıma sinmiş bu kokusuz bu renksiz yalnızlığı,hiç bir yere ait olmama duygusunu bütün canlılar da benim gibi taşıyorlar mı üzerlerinde?''
...Köpek adama yanıt vermedi,yeniden az önceki yerine uzandı.Adam da yanına çöktü.Kağıtlarını,kalemini aldı.Denize baktı,bir iki satır karaladı.Daha da yazacaktı ki,güneş kağıdın üstüne düştü.Adam başını kaldırıp güneşe baktı.Gözleri kamaştı.
...''Dinene yandığımın güneşi,''dedi dişlerinin arasından.''Sanki dünyada başka yer yokmuş gibi geldin dikildin tepemize.''Sonra köpeğe dönerek sürdürdü sözlerini.''Bu saatlerde böyle yapar.Adanın tepesine gelir o parlak gözünü diker,en yavaş bir kıpırtıyı,en küçük bir fısıltıyı bile kaçırmamak için pür dikkat kesilir.Yalnızca pür dikkat kesilse iyi,o edepsiz sarı ışığıyla,adı sanı belirsiz otlardan,yabani güllere,çöp martılarından senin gibi sahipli sahipsiz köpeklere,balıkçısından kaymakamına bütün canlılara zamansız bir uyarı duygusu aşılar,damarlarda sessizce akan kanı kışkırtır,köklerin diplerinde,gövdelerin derinliklerinde,kozasında kendince devinen şehvet duygusunu ayaklandırır.Canlı,cansız ne varsa kabında durmamaya koşmaya,gülmeye,dans etmeye ve aşka çağırır.''Hadi..''
...Adam,''Hadi,''deyince köpek sanki bu komutu bekliyormuş gibi uzandığı yerden kalktı,havayı uzun uzun kokladıktan sonra hızlı adımlarla patika yolu tırmanmaya başladı.Adam acı bir gülümsemeyle başını salladı ve sanki köpek yanındaymış gibi istifini hiç bozmadan sözlerini sürdürdü.
...''Hadi,''diye seslenir.''Bıkmadınız mı bu yalanlardan,küçüklü büyüklü hesaplardan,cinayetlerden.Yeter artık,bırakın bu abuk sabuk işleri de,dönüp birbirinize bakın.Birbirinizdeki güzellikleri fark edin.Fark edin ki sevecek,okşayacak,öpecek,anlamsızlığınıza anlam katacak birini bulasınız,dercesine en sıcak sesiyle fısıldar.Fısıldar namussuz güneş,bizim yalnızlığımızı,sevgisizliğimizi düşünmeden.Bıçağı ciğerimize daldırıp içinde çevirircesine fısıldar,''Hadi şimdi sevişme vakti...''
...Yaz günleri boyunca adam iri kayanın duldasına otururdu.Deniz bazen kıpırtılı,bazen kıpırtısız uzanırdı ayaklarının dibinde,martıların sayısı giderek azalırdı,gün boyu bir taka,bir balıkçı motoru ya geçer ya geçmezdi açıktan,her gün bir çingene kızı da görünmezdi ortalıkta,siyah tüylü köpekte her zaman bulunmazdı yanında. Ama adam sanki yanında,annesi,yahut Yani Usta,ya da O veya kara tüylü köpek varmış gibi konuşmayı sürdürürdü.Konuşmaktan sıkılınca kalemine sarılıp önündeki kağıda bir şeyler karalar,elleri ağırlaşınca yeniden konuşmaya başlardı.
...Derler ki,eğer bir yaz sabahı yolunuz Burgaz Ada'daki Kalpazankaya'ya düşer de,denizden,ağaçtan,kayalardan,kuşlardan,otlardan,rüzgardan ya da bilmediğiniz bir şeylerden kopup gelen bir fısıltı duyarsanız bilin ki,işittiğiniz sözcükler o yalnız adamın iç dökmeliridir.Kayalıkta ''BİR BAŞINA''oturan adam,bu dünyada ne yazmışsa,ne söylemişse yalnızlıktan kurtulmak için yapmıştır.Onun denizin kıyısında gezinen fısıltılarını,sanki size söylenmiş dost sözcükleriymişcesine alın,kimbilir belki bir parçacık olsun paylaşmış olursunuz bu tuhaf adamın yalnızlığını...!



- / - @ sevgiyle nekri






.: Geri dönmek için tıklayın :.