Öğretmenim


...İlk önce ben ağlamıştım öğretmenim.
...Bazı çocuklar,okula geldikleri ilk gün ağlarlar.Benimki öyle değildi.İlişkilendirmek gerekirse ''okula alınmamak'' denebilir ağlamanın nedenine.
...Öyleydi o zamanlar.Köyünde okulu olmayan her çocuğu bölge okuluna alamazlardı.Örnekse,o yıl bizim köyde okul çağında yedi çocuk vardık.Yatılıya üçümüzü ya da çatlasa dördümüzü alacaklardı.
...Şansı yaver gitmeyen çocuklardanım.Seçilememiştim,gerisin geriye köye dönecektim.Bindiğim şans gemisinden atılmıştım.
...Neden?Diyordum babama,neden beni bu okula almadılar?Babam da üzgündü.''Bizim köyden ancak dört çocuk alabiliyorlarmış'' diyebildi.Bu beni avutmuyordu.Bir kenara çekildim.Bir umudun tükenişinin verdiği mutsuzlukla ağladım.
...İşte o anımda meğer beni izleyen biri varmış.O sizdiniz öğretmenim.Kemal öğretmenim.
...Sesiniz yumuşacıktı.''Neden?Ağlıyorsun çocuğum'' diye sordunuz bana.'' - Beni okula almadılar.'' Derken,ağlamayı sürdürmüştüm öğretmenim.
...Yüzümü ellerinizle sildiniz.Elimden tuttunuz,müdürün odasına götürdünüz.Orada beni seçmeyenler oturuyorlardı.Onlara birşeyler dediniz ve okula alınmamı sağladınız.
...Her şey hızlandı.Bir anda okullu oldum,hem de sizin sınıfınızda,sizin öğrenciniz olmuştum.
...Sonra siz ağladınız öğretmenim.
...Bize bir masal anlatıyordunuz.Kurt kuzuyu yemek üzereydi.Siz,kuzunun yerine''meee'' ''meee'' diye ağlayarak meledikçe,biz kahkahalarla gülüyorduk.Kısa sürede size ısınmıştık öğretmenim.
...İlk günümde yatakhanedeki koğuşumuzda bir düğmeye basılınca lambanın yanmasına çok şaşırmıştım.Sadece gazsız lambaların düğmeye basılınca yanması değil,suyun musluktan akması,giysilerin makinada yıkanması,hoperlörlerde seslerin yükselmesi ve daha bir çok şeyin şaşkını ve acemisiydik.Köylü çocuklarıydık öğretmenim.
...Bizim başımızı döndüren bu ilçe,belki de ahım şahım bir yer değildi.Üstelik ilçenin iyice dışındaydıkta.Olsun.Yine de kocaman binalarımızla,alanlarımızla,ağaçlarımızla ta uzaklardan fark edilen ışıltılı bir dünyaydı okulumuz.Ki orada bir çok ilçenin köylerinden gelen 513 öğrenci vardı.
...Köylerimizden ilk geldiğimizde çoğumuzun üstü başı lime limeydi.Dizi,dirseği yamasız giysilerimiz yok gibiydi.Lastik pabuçlarımız olsa bile çoraplarımız yoktu.
...Okula başladıktan bir süre sonra ölçülerimiz alındı,Lacivert takım elbiselerle,siyah kumaştan önlüğe,beyaz yakaya,çizgili pijamalara,ikişer takım iç çamaşırına,Sümerbank Beykoz ayakkabılara kavuştuk.
...Ellerimizi muslukların altına tutup,sabunlu sularla yıkıyor,bize verilen fırçalarla dişlerimizi fırçalıyorduk.Anne,baba,kardeş özlemi de olmasaydı keyfimize diyecek yoktu doğrusu.
...Bir masada 12 çocuk aynı karavanadan yiyorduk öğretmenim.Yemeklerimizi büyük ağabeyler dağıtırlardı ve herkese eşit düşsün diye dikkat ederlerdi.Sabahları süttozondan yapılan süt çıkardı.Bir de Marshall yardımı pembe renkli peynirler.Öğleyin çoğu zaman makarna ve yine Marshall yardımı konserve kutuda kavurma etler.
...Ne yalan söyleyeyim?Bunların en iğrenç kokulusu süttozundan yapılan sütlerdi.Önüne konanı çalakaşık bitirme köylü alışkanlığımız bile süttozunun mahveden kokusu karşısında fayda etmiyordu.Hele bizim masadaki Gülten birçok şeye elini bile sürmüyordu.Yine de yapacağımızı yapmış ona bile,süttozundan yapılan sütü içirmiştik.Hatırlar mısınız öğretmenim?Beşinci sınıftaydık,bir küme çalışmasında kendimiz oyun yazmıştık.Gülten de rolü ğereği süttozundan yapılan sütü içmek zorunda kalmıştı.
...İtiraf etmeliyim öğretmenim bizler çizgi oyununu kumar gibi oynardık.Öğle yemeğinde çıkan elmamızı cebimize koyar dışarı çıkardık.Dışarda çizgi oyunu uynardık.Oyunda yenilen elmasınıda kaybederdi.Nedendir bilmem bu oyunu hep büyükler kazanırdı.
...Biz özlemi küçük yaşta tattık öğretmenim.Evlerimizin uzağında geçen günlerimizin sayısı arttıkça özlemlerimiz çekilmez olurdu,ağlardık.Kimbilir kaç tane ağlayan çocuğun göz yaşını silmişsinizdir öğretmenim...
...Ailemizden uzakken arkadaşlarımızla öyle yakınlaşırdık ki,arkadaş olmak yetmezdi.Bileklerimizi,kanattığımız yerinden arkadaşlarımızın bileğine yapıştırıp kan kardeş olurduk.Her çocuğun en az bir tane de kan kardeşi vardı.Benim kan kardeşim Ayten'di.Hatırladınız mı? Babası Almanya'daki Ayten'i öğretmenim.Bakkaldan aldığı bisküvi arası lokumlardan bana da vermeden edemezdi.Acaba bisküvi arası lokumu siz de sever miydiniz öğretmenim?
...Yatılı bölge okulunda 513 öğrenci.
...O cocuklar sabahları erkenden kalkarlardı.Ellerinde kitaplar olurdu.Bunu en iyi siz bilirsiniz ki,öğretmenim bu çocuklar girdikleri bütün yarışmaları,bütün sınavları kazanırlardı.Cehaletin yüzyıllar süren hükmünü yenmek için çok çalışırlardı.
...O günler geride kalalı çok oldu.
Bir çocuk;geçmişi düşününce,yumuşak bir sesle,''neden ağlıyorsun?'' diye seslenen öğretmenin güleç yüzünü hatırlamadan edemiyor.Siz,ona indirildiği şans gemisine yeniden binebilmesi olanağını vermiştiniz hani.Karşılığında bir teşekkür bile beklemeden,ÖĞRETMENİM...



- / - @ sevgiyle nekri
- / - / - @ - / - @





.: Geri dönmek için tıklayın :.