Öğretmenlik sihirli bir eldir


...Kavurucu bir Temmuz ayı sonlarına doğru Gaziantep şehri;öğle sonunun uzatmaya başladığı ağaç ve bina gölgeleri bir nebze olsun sıcağa perde;Öğretmen Evi'nin bahçesindeki masalar serinlik ve sohbet arayan öğretmenler,bazılarının da yanlarında getirdiği aileleri,kiliseden bozma kahvehane bölümü ve bu kahvehanenin bahçeye açılan kapılarının yakınlarındaki masalar oyun grupları ile yavaş yavaş doluyordu..
...Ailelerinin uyarılarına rağmen,masalar arasında küçük çocuklar koşuşuyor;görünüşlerinden emekli öğretmen oldukları anlaşılan aydınlık yüzlü,yaşlı kişiler yakınlarından geçen,bazan da duruveren bu küçük yaramazlarla şakalaşıyorlardı..
...Tertemiz ve düzenli bir bahçe,kadınıyla erkeğiyle aydınlık yüzler...Bahçenin bu genel görünüşü görene hemen ayrı bir topluluk içinde olduğunu saki fısıldıyor,güven veriyordu..
...Bahçenin orta kısmında bulunan havuza yakın bir masada üç genç öğretmen sanki akademik ama tatlı bir sohbete dalmışlardı.Hemen yakınlarındaki masada ise emekli bir öğretmen olduğu anlaşılıveren yaşlı,gümüş gibi parlak ak saçları bulunan bir bey oturuyordu.Masa komşuları bu yaşlı öğretmenin,gençlerin konuşmalarına kulak misafiri olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu.Ne büyük hikmettir,bir kişinin öğretmen olduğu sanki alnında yazılıdır''Öğretmen misiniz?''diye soracak olan biri bu soruyu rahatlıkla,neredeyse cevabından emin olarak sorar.Giyiniş,saç tıraşı,tavırlar...Bu ne onurlu etikettir bilene..
...Eğitim sorunları,okul sorunları zinciriyle süregiden üç genç öğretmenin sohbeti''Öğretmen kavramı''na gelmiş;herkes olumlu ve olumsuz yönleriyle öğretmen kavramı üzerinde duruyordu.Maaşların durumu,çalışma şartlarının zorluğu,öğrenci çokluğunun olumsuzluğu,araç - gereç noksanlığının zararları,çağdaş eğitimde öğretmenin yeri,teftişlerde rehberliğe verilen ağırlık derken bu daireler içinde öğretmenlik irdeleniyordu..
...Komşu masada bulunan gümüş saçlı,yaşlı öğretmen çay bardağında kalan son yudumu da içti.Bardağını dikkatlice tabağa koydu.Sohbet eden gençlere dönerek:
- Genç öğretmen arkadaşlarım,masanıza gelmeme ve sohbetinize katılmama müsade eder misiniz? Dedi.
...Kibar tavırla yapılan bu teklif karşısında üç genç öğretmen bir an durakladılar,sonra saygılı bir tavırla:
- Rica ederiz,buyrunuz efendim.Diye yaşlı öğretmeni davet ettiler.
...Masalarına gelip oturan yaşlı öğretmen:
- Genç öğretmen arkadaşlarım,kusura bakmayınız.Masalarımızın yakınlığı ve bir an bu yaşlı kulaklarıma gelen tatlı,yararlı sohbetiniz beni kulak misafiri olmak mecburiyetinde bıraktı.Sizden tekrar özür dilerim.
...Yaşlı öğretmen:
- Genç meslektaşlarım,yaşlıların çenesi düşüktür diye kaba bir tanım vardır.38 yıldır taşıdığım meslek bayrağımın gölgesinde,şu an yaşlı görünsemde,ruhen genç kaldım.Doğanın yasası gereği bu yaşlı görünüşümle konuşmamı gereksiz görmezseniz mutlu olurum.Dedi.
...Genç üç öğretmenin yüzlerine mutlu bir baba,sevecen bir öğretmen gibi bir bir bakıp şunları söyledi:
- Öğretmenlik sihirli bir eldir:
...Düşmekte olan bahçe kapısının rezesini çakan,kırık pencere camını takan el,süpürgenin sapını kavrayan,yazı tahtasını boyayıp,okulu badana yapan el,
...Köy çeşmesini badana yapan,köy yollarına taş döken,fidan diken el,
...Mesleğinin yalnızca memurluk olmadığını bilip,kalem dışında bir zanaatkar,bir sanatkar olan el,
...Hazırlık,planlama ve değerlendirme çalışmalarında kalem tutmaktan nasır bağlamış parmaklara sahip el,
...Burnu akan çocuğun mendilini tutan,ateşi olan yavrunun alnında serince dolaşan el,
...Eğitim - öğretimin sevgi,tanıma temelleri üzerinde yükselen bir bina olduğunu bilip,yumruk ve tokat halini almayı bilen el,
...Büyüklerine saygı gösterince kendisinin de saygı göreceğini bildiğinden ceket düğmelerinin yerini bilen el,
...Yurt gerçeklerini iyi anladığından almasını öğrenmemiş,hep vermeye alışan el,İstiklal Marşı'nı idare eden,bayrağını göndere çeken,o aydınlık yolu işaret eden parmağa sahip el,
...Küskünleri barıştırıp,tokalaştıran ve ayrıları kucaklaşmaya iten el,
...Okumayı seven gözlerine yol gösteren,yeni yayınları sayfa sayfa çeviren el,bilimin aydınlığında inançları için on parmağını da vermesini bilen el,
...Yurt savunması söz konusu olduğunda bir yumruk,bir balyoz oluveren el,
...Nankörlükle karşılaştığında,haksızlığa uğradığında yumruklaşmadan,silah tetiği çekmeden ama haksızlığa da taviz vermeden kafasındakileri parmaklarıyla kağıda aktarmasını bilen el,
...Son nefesinde kolları iki yanına gelmeden yurdu,milleti ve tüm insanlık için eden,yapan,arayan,deneyen,veren,terleyen,dilim dilim olan ama çaresiz sarkmayan el,
...Bu eldir ki; bir yüce ülkü,TANRI mesleği öğretmenlik...
...Masayı bir sessizlik kapladı.Bir an sanki o kocaman bahçede yalnız o masa kaldı görüntüde..
...Dalgınlıklarından kurtulan üç genç öğretmen,yaşlı öğretmenin masalarında bulunmadığını gördüler.Bakınıpta onu gördüklerinde ise,dik bahçe merdivenlerini yarılamış,vakur adımlarla yukarıya,caddeye doğru çıkıyordu.Evet,çıkıyordu...yükselmeyi daima amaç edinmiş,inmeyi bilmeyen biriydi o.
.......Bir yüce ''El'' idi.......




- - / - @ sevgiyle nekri
- / - @ - / - / - @





.: Geri dönmek için tıklayın :.