Öldüğümün ilk gecesi
...Pencerenin buğusunda yazı yazdığımı hatırlıyor olmalı...Camın arkasında gizlenmiş gölgem hala orda mıdır acaba?..Annem de bunu mu düşünüyor?..
...Buğulu camlara yazı yazmayı çok severdim.Kardeşimle hep kavga ederdik,bu sevda uğruna...O,camlara sadece yazı yazmaz,resimler de çizerdi.Çok güzeldi çizdikleri..Gazetelerde gördüğü şuh bakışlı kadınları daha alımlı,daha canlı çizerdi..Bazen onu seyretmeye dalar,yazacağım şiiri unuturdum..Bütün camı kullanır,bana yazacak yer bırakmazdı.Annem gürültümüze dayanamaz:
- ''Rahat rahat şu diziyi seyrettirmiyorsunuz''diye öfkelenirdi.Sonra da havluyu kaptığı gibi şahaserlerimizi bir çırpıda silerdi.Kardeşim hiç üzülmez:
- ''Yarın daha güzelini çizerim''derdi..
...Kardeşim de benim için üzülecek mi acaba?..Henüz haberi yok öldüğümden..Teyzemlere ,tatilini geçirmek için sabah erkenden çıkıp gitmişti..Kapıdan çıkarken:
- ''Camları üç günlüğüne sana bırakıyorum.Ama ben geldiğimde üç gün camlara dokunmayacaksın''demişti..Camlara yazacağım şiir mısralarını kurmaya başlamıştım beynimde:''bir ölüm günü partisindeyiz.Hatıralarımız içki,acılar meze.''son kelimeyi bitirmiştim ki,annem evde hiç ekmek kalmadığını söylemişti.Sonra,beni sokağın köşesinde kırmızı dev kamyonun tekerleri altında kanlar içinde bulmuştu.İnsanlar meraklı gözlerle bana bakıyordu.Beni ezen şoför,ürkek ürkek etrafına bakınıyordu.''Aniden döndü köşeyi.Fren yapacak zaman bulamadım.Fırt diye aniden döndü...Aniden..''diyordu.Ancak,kimse onu dinlemiyor du.Yalan söylüyordu oysa.Paniğe kapılmasaydı,şu anda aldığım ekmekleri yemiş olacaktım.
...Annem,hala pencerenin buğusunda yitirilmiş düşlerin çırpınışlarını izliyor.Daha bu sabah çok sevdiğim şiirin o mısralarını cama yazdığım anı mı düşünüyordu?.Telefonun zili çalıyor.Annem,bitkin kalkıyor.Telefonda babamın sesini duyuyorum.Annem ağlıyor,her konuştuğu kelimeye bir avuç gözyaşı damlıyor:
- ''Hala inanamıyorum...Seni aradım,yoktun.Haber veremedim...Orhan'ı arama şimdilik...Ablasının ölümüne çok üzülür yavrucak...Merak etme Ahmet..''
...Artık babam da biliyor öldüğümü.Annem ağlıyor..Öldüğümün ilk gecesi..Dışarda kadınlar ağlıyor.Annem,küçük teyzem,komşu kadınlar...Hepsi,hepsi ağlıyor.Beni seviyorlarmış,seviniyorum.Büyük teyzemin sesini duyuyorum.Onlar da duymuş demek ki...O halde kardeşim de gelmiştir neden gelip bakmıyor bana?..Kim bilir belki de bütün cam buğusu ona kaldı diye seviniyordur.Hiç telaşa kapılmadan resimler çizer.Hem de sabahları camları bana kaptırma telaşıyla daha gün ağarmadan yatağından fırlamadan..Kapı açılıyor.Kardeşim içeri giriyor.Yüzümdeki örtüye hiç dokunmuyor.Belki de,bir ölüye dokunmak,onun için korkunç bir şeydir.Mırıldanır gibi:
- ''Keşke ölmeseydin.Her gün camları sana bırakırdım.''diyor.Babam,gelip onu alıyor.Ağlaşıyorlar...Sabah ezanıyla beni evimizden alıp götürecekler.Mezarda tamamen ölecekmişim.Dedem hep söylerdi:''Adamlar,ölüyü mezarda bırakıp giderler.Ölü de kalkıp gitmek ister,ama başı taşa çarpar.O zaman öldüğünü hatırlar.Tamamen ölür,kabir melekleri bekler...''
...Ne kadar zaman geçti,bilmiyorum.Kardeşim odaya giriyor.Perdeleri çekiyor.Camlara ne tahrik edici bir buğu serpilmiş öyle..Dalmışım bir süre..Kardeşim,pencere kenarında uyuyakalmış.Camda,çizilmiş yüzümü görüyorum,kardeşim ne güzel çizmiş beni...
...Ezanın ilk tınısı,zamanı telaşın dar rengine itiyor.Son defa odama,eşyalarıma,uyuyan kardeşime ve...Ve buğulu camdaki yüzüme bakıyorum...
**** sevgiyle nekri !!??
*********
.: Geri dönmek için tıklayın :.