Sevgili insan


...Yüzümüz,vücudumuz,ailemiz,vatanımız,adımız,soyadımız,
hatta cinsiyetimiz...
...Ek olarak fiziksel sosyolojik ve psikolojik
özelliklerimize sahip olmamızda bizlere kimse sorup fikrimizi almadı...Tamamen ebeveynimiz ve doğa,coğrafya işbirliğinin birer ürünüyüz..
Olsun dediği anda yaradanın izniyle oluveriyoruz..
...Bütün bu dışa yansıyan kişilik taşları,şöyle dursun inanışımıza göre kullanma kılavuzu ve son kullanma tarihi ile birlikte senaryomuz bile mevcut..
...Eko paket olarak kargolandığımız dünyada çeşitli yer ve konumlarda başlıyoruz yaşama..Öyle tüketici birlikleri veya benzeri oluşumlar yok tabi..Yani bu ayak topal çıktı,sol el parmakları nerde veya kalça montaj sırasında takılmamış gibi şikayetlerde bulunamayız..
...Bize düşen,''Zurnada peşrev olmaz,ne çıkarsa bahtıma''deyip yiyip,içip,yenilerimizden üretip kullanım kullanım süremiz bittiği anda hiç bir şeye zarar vermeden sessiz sedasız kurtlanmak ve çürümek üzere doğruca toprak altına doğru yollanmak..
...İşte buraya kadar üç nefes aşağı,beş soluk yukarı olanlar ayrıntılar dışında hep aynı..Nasıl başta itiraz edemiyorsak gelişimize,bundan sonrasına da bulaşamıyoruz aslında..
...Yapabileceğimiz en iyi iş soluk sayısı müddetince hatırlanır olacakları üretmek,bedensiz olsa da ebediyyen yaşamayı sağlamaya çalışmaktır..
...Ebedi olma fikrini fazla büyütmeyiniz.Bu uğurda ansiklopedilere geçmeyi kasdetmiyorum..Sizden üreyenler adınızla övünecekse birkaç nesil bu yeterlidir..
...Ama maharetli çıkıpta ansiklopodilerde sayfalara yayıldınız,buna da kimsenin itirazı olmaz..


- / - @ sevgiyle nekri
- - / - / - @




.: Geri dönmek için tıklayın :.